<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Savunma Diplomasisi &#8211; ADDR Magazine</title>
	<atom:link href="https://addrmagazine.com/cat/savunma-diplomasisi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://addrmagazine.com</link>
	<description>Defence Diplomacy Review</description>
	<lastBuildDate>Sat, 19 Sep 2026 09:26:42 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.1.1</generator>

<image>
	<url>https://addrmagazine.com/wp-content/uploads/2025/11/ADDR-60x60.png</url>
	<title>Savunma Diplomasisi &#8211; ADDR Magazine</title>
	<link>https://addrmagazine.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>ABD ve Danimarka Grönland&#8217;ın Güvenliği İçin Anlaştı</title>
		<link>https://addrmagazine.com/gronland-guvenlik-anlasmasi-abd-danimarka-trump/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Analiz Merkezi]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 19 Sep 2026 09:26:37 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Savunma Diplomasisi]]></category>
		<category><![CDATA[ABD]]></category>
		<category><![CDATA[ABD Danimarka ilişkileri]]></category>
		<category><![CDATA[ABD Grönland]]></category>
		<category><![CDATA[Arktik]]></category>
		<category><![CDATA[Arktik güvenliği]]></category>
		<category><![CDATA[Arktik Okyanusu]]></category>
		<category><![CDATA[Çin]]></category>
		<category><![CDATA[Danimarka]]></category>
		<category><![CDATA[Donald Trump]]></category>
		<category><![CDATA[Grönland]]></category>
		<category><![CDATA[Grönland askerî üs]]></category>
		<category><![CDATA[Grönland güvenlik anlaşması]]></category>
		<category><![CDATA[Grönland savunması]]></category>
		<category><![CDATA[Jens-Frederik Nielsen]]></category>
		<category><![CDATA[Mette Frederiksen]]></category>
		<category><![CDATA[NATO]]></category>
		<category><![CDATA[Pituffik Uzay Üssü]]></category>
		<category><![CDATA[Rusya]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://addrmagazine.com/?p=2717</guid>

					<description><![CDATA[Grönland güvenlik anlaşması konusunda ABD, Danimarka ve Grönland arasında uzlaşmaya varıldı. ABD Başkanı Donald Trump, anlaşmanın Washington&#8217;a Grönland&#8217;ın güvenliği konusunda uzun vadeli haklar sağlayacağını ve adadaki ABD askerî varlığının genişletileceğini açıkladı. Danimarka ve Grönland yönetimleri ise anlaşmanın adanın egemenlik statüsünü değiştirmediğini vurguladı. Trump, 18 Eylül&#8217;de yaptığı açıklamada ABD&#8217;nin Danimarka Krallığı ve Grönland ile yürüttüğü görüşmelerin anlaşmayla sonuçlandığını duyurdu. ABD Başkanı, anlaşmanın Washington&#8217;ın Grönland&#8217;a ilişkin güvenlik kaygılarını giderdiğini ve ABD&#8217;ye adanın güvenliği konusunda uzun vadeli haklar sağladığını belirtti. Trump&#8217;ın açıklamasına göre ABD, Grönland&#8217;ın savunulması amacıyla adadaki askerî faaliyetlerini genişletebilecek ve yeni askerî altyapılar oluşturabilecek. Anlaşma ayrıca ABD&#8217;nin rakip olarak gördüğü ülkelerin]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph">Grönland güvenlik anlaşması konusunda ABD, Danimarka ve Grönland arasında uzlaşmaya varıldı. ABD Başkanı Donald Trump, anlaşmanın Washington&#8217;a Grönland&#8217;ın güvenliği konusunda uzun vadeli haklar sağlayacağını ve adadaki ABD askerî varlığının genişletileceğini açıkladı. Danimarka ve Grönland yönetimleri ise anlaşmanın adanın egemenlik statüsünü değiştirmediğini vurguladı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Trump, 18 Eylül&#8217;de yaptığı açıklamada ABD&#8217;nin Danimarka Krallığı ve Grönland ile yürüttüğü görüşmelerin anlaşmayla sonuçlandığını duyurdu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">ABD Başkanı, anlaşmanın Washington&#8217;ın Grönland&#8217;a ilişkin güvenlik kaygılarını giderdiğini ve ABD&#8217;ye adanın güvenliği konusunda uzun vadeli haklar sağladığını belirtti.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Trump&#8217;ın açıklamasına göre ABD, Grönland&#8217;ın savunulması amacıyla adadaki askerî faaliyetlerini genişletebilecek ve yeni askerî altyapılar oluşturabilecek.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Anlaşma ayrıca ABD&#8217;nin rakip olarak gördüğü ülkelerin Grönland&#8217;daki askerî ve stratejik faaliyetlerine yönelik önemli kısıtlamalar içeriyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>ABD&#8217;nin Askerî Varlığı Artacak</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Anlaşmanın en önemli sonuçlarından biri ABD&#8217;nin Grönland&#8217;daki askerî varlığının genişletilmesi olacak.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Trump, Washington&#8217;ın adada büyük bir askerî varlık oluşturmak için çalışmalara başlayacağını açıkladı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yeni düzenleme ABD&#8217;ye askerî tesisleri kullanma, Grönland üzerinde uçuş gerçekleştirme ve güvenlik ihtiyaçları doğrultusunda askerî faaliyetlerde bulunma konusunda uzun vadeli haklar sağlıyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ancak kurulacak yeni tesislerin sayısı, büyüklüğü, konumu ve adaya konuşlandırılacak ABD askerlerinin sayısı henüz açıklanmadı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">ABD hâlihazırda Grönland&#8217;ın kuzeybatısındaki Pituffik Uzay Üssü&#8217;nü işletiyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Eski adı Thule Hava Üssü olan Pituffik, ABD&#8217;nin füze erken uyarı ve uzay gözetleme altyapısının önemli unsurlarından biri konumunda bulunuyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Grönland&#8217;ın Kuzey Amerika ile Avrupa arasındaki konumu ve Arktik bölgesine erişimi, adayı ABD&#8217;nin erken uyarı, füze savunması, uzay gözetleme ve Kuzey Atlantik güvenliği açısından önemli bir noktaya dönüştürüyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Çin ve Rusya&#8217;ya Karşı Kısıtlama</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Anlaşmanın dikkat çeken maddelerinden biri Grönland&#8217;da üçüncü ülkelerin askerî ve stratejik faaliyetlerine getirilecek kısıtlamalar.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Trump&#8217;ın açıklamasına göre ABD&#8217;nin rakibi olarak değerlendirilen ülkeler Washington&#8217;ın açık ve yazılı onayı olmadan Grönland&#8217;da askerî üs kuramayacak veya askerî varlık bulunduramayacak.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kısıtlamalar yalnızca askerî faaliyetlerle sınırlı değil.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Reuters&#8217;ın aktardığı bilgilere göre NATO üyesi olmayan ülkelerin Grönland&#8217;daki hassas sektörlerde gerçekleştireceği bazı yatırımlar da ABD&#8217;nin onayına tabi olacak.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu düzenleme özellikle Çin ve Rusya&#8217;nın Arktik bölgesindeki ekonomik ve askerî faaliyetlerinin sınırlandırılması açısından önem taşıyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Washington uzun süredir Çin&#8217;in Grönland&#8217;daki madenler, altyapı ve diğer stratejik sektörlerde yatırım yapma ihtimalini ulusal güvenlik perspektifinden değerlendiriyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Rusya&#8217;nın Arktik&#8217;teki askerî kapasitesi ise ABD ve NATO&#8217;nun bölgeye yönelik güvenlik politikalarının temel başlıklarından birini oluşturuyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Grönland ABD&#8217;ye Devredilmiyor</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Trump&#8217;ın anlaşmayı açıklarken kullandığı “kalıcı kontrol” ifadesine rağmen Grönland&#8217;ın egemenlik statüsünde bir değişiklik yapılmıyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Danimarka Başbakanı Mette Frederiksen, anlaşmanın Danimarka Krallığı&#8217;nın egemenliğini ve toprak bütünlüğünü tanıdığını açıkladı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Anlaşma aynı zamanda Grönland halkının kendi kaderini tayin hakkını da koruyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Grönland Başbakanı Jens-Frederik Nielsen de anlaşmayı memnuniyetle karşıladı ve düzenlemenin adanın güvenliğini güçlendireceğini belirtti.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Dolayısıyla anlaşma Grönland&#8217;ın ABD tarafından satın alınması, ilhak edilmesi veya Washington&#8217;ın egemenliğine geçmesi anlamına gelmiyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">ABD&#8217;nin elde ettiği haklar esas olarak güvenlik, askerî erişim ve stratejik faaliyetler üzerinde yoğunlaşıyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu ayrım, Trump&#8217;ın geçmişte Grönland&#8217;ı ABD&#8217;ye katma yönündeki açıklamaları nedeniyle özellikle önem taşıyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Trump&#8217;ın Grönland Israrı</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Trump, ikinci başkanlık döneminin başlamasından itibaren Grönland&#8217;ın ABD&#8217;nin ulusal güvenliği açısından gerekli olduğunu defalarca dile getirdi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">ABD Başkanı, Washington&#8217;ın adayı kontrol etmemesi durumunda Çin veya Rusya&#8217;nın bölgede etkinliğini artırabileceğini savundu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Trump&#8217;ın Grönland&#8217;ı satın alma ve gerektiğinde güç kullanma ihtimalini dışlamayan açıklamaları ise Danimarka ve diğer Avrupa ülkelerinde tepkiye neden olmuştu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kopenhag ve Nuuk yönetimleri Grönland&#8217;ın satılık olmadığını ve adanın geleceğinin Grönland halkı tarafından belirleneceğini açıklamıştı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yeni anlaşma bu açıdan taraflar arasında aylar boyunca devam eden anlaşmazlığın farklı bir formülle sonuçlandırılması anlamına geliyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">ABD adanın egemenliğini devralmadan güvenlik ve askerî erişim konusunda daha geniş haklar elde ederken Danimarka ve Grönland yönetimleri mevcut egemenlik statüsünü koruyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>1951 Anlaşmasının Üzerine İnşa Ediliyor</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">ABD&#8217;nin Grönland&#8217;daki askerî varlığı yeni değil.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Washington ve Kopenhag arasındaki güvenlik iş birliğinin temelinde 1951 tarihli Grönland Savunma Anlaşması bulunuyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Soğuk Savaş&#8217;ın başlangıç döneminde imzalanan anlaşma, ABD&#8217;nin Grönland&#8217;da askerî faaliyet yürütmesine ve savunma tesisleri oluşturmasına imkân sağlamıştı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yeni anlaşma bu mevcut güvenlik mimarisini önemli ölçüde genişletiyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Reuters&#8217;a göre düzenleme ABD&#8217;ye kalıcı erişim, üslenme ve uçuş hakları sağlarken Grönland&#8217;ın gelecekte bağımsızlığını kazanması durumunda da geçerliliğini koruyacak şekilde tasarlandı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu hüküm, anlaşmanın uzun vadeli boyutunun en dikkat çekici unsurlarından birini oluşturuyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Grönland ilerleyen yıllarda Danimarka&#8217;dan bağımsız hâle gelse bile ABD&#8217;nin anlaşmadan kaynaklanan güvenlik haklarının devam etmesi öngörülüyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Arktik&#8217;in Stratejik Önemi Artıyor</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Grönland&#8217;ın önemi yalnızca coğrafi büyüklüğünden kaynaklanmıyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ada, Kuzey Amerika ile Avrupa arasında ve Arktik Okyanusu&#8217;na açılan stratejik bir noktada bulunuyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Arktik&#8217;teki buzulların gerilemesiyle birlikte yeni deniz yollarının daha uzun süre kullanılabilir hâle gelmesi, bölgenin ekonomik ve askerî önemini artırıyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bölge aynı zamanda kritik mineraller ve enerji kaynakları açısından da dikkat çekiyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Rusya Arktik boyunca geniş bir askerî altyapıya sahipken Çin kendisini “Arktik&#8217;e yakın devlet” olarak tanımlıyor ve bölgedeki ekonomik faaliyetlerini artırmaya çalışıyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">ABD ise son yıllarda Grönland başta olmak üzere Arktik&#8217;teki askerî ve diplomatik varlığını güçlendirmeye yöneldi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yeni anlaşma bu nedenle yalnızca ABD-Danimarka ilişkileri açısından değil, NATO&#8217;nun kuzey kanadı ve Arktik&#8217;teki daha geniş güvenlik rekabeti açısından da önem taşıyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Anlaşma Henüz Tüm Süreçleri Tamamlamadı</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Trump anlaşmayı tamamlanmış bir mutabakat olarak duyursa da hukuki süreç henüz tamamen sona ermiş değil.</p>



<p class="wp-block-paragraph">AP&#8217;ye göre anlaşmanın Danimarka ve Grönland parlamentolarındaki onay süreçlerinden geçmesi gerekiyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Anlaşmanın resmî imza sürecinin Birleşmiş Milletler Genel Kurulu kapsamında New York&#8217;ta gerçekleştirilmesi planlanıyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu nedenle anlaşmanın bütün uygulama ayrıntıları henüz kamuoyuyla paylaşılmış değil.</p>



<p class="wp-block-paragraph">ABD&#8217;nin Grönland&#8217;da kuracağı yeni askerî tesislerin nerede bulunacağı, askerî personel sayısının ne kadar artırılacağı ve hassas yabancı yatırımların hangi kriterlere göre değerlendirileceği gibi başlıklar henüz netleşmedi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bununla birlikte Washington, Kopenhag ve Nuuk tarafından yapılan açıklamalar tarafların temel siyasi çerçeve üzerinde uzlaştığını gösteriyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yeni düzenleme hayata geçtiğinde ABD&#8217;nin Grönland&#8217;daki askerî hareket alanı genişlerken adanın egemenliği Danimarka Krallığı bünyesinde kalmaya devam edecek.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu model, Trump yönetiminin daha önce gündeme getirdiği Grönland&#8217;ın ABD tarafından satın alınması veya egemenliğinin devralınması seçeneklerinden farklı olarak Washington&#8217;a adanın mülkiyetini değil, güvenlik alanında geniş ve uzun vadeli haklar sağlıyor.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Von Der Leyen&#8217;den Avrupa Güvenlik Konseyi Önerisi</title>
		<link>https://addrmagazine.com/avrupa-guvenlik-konseyi-von-der-leyen-hibrit-tehditler/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Analiz Merkezi]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 18 Sep 2026 14:24:39 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Savunma Diplomasisi]]></category>
		<category><![CDATA[Acil Güvenlik Protokolü]]></category>
		<category><![CDATA[Andrius Kubilius]]></category>
		<category><![CDATA[Avrupa Birliği]]></category>
		<category><![CDATA[Avrupa Güvenliği]]></category>
		<category><![CDATA[Avrupa Güvenlik Konseyi]]></category>
		<category><![CDATA[Avrupa Komisyonu]]></category>
		<category><![CDATA[Avrupa Savunması]]></category>
		<category><![CDATA[counter-hybrid playbook]]></category>
		<category><![CDATA[güvenlik politikası]]></category>
		<category><![CDATA[hibrit tehditler]]></category>
		<category><![CDATA[İHA ihlalleri]]></category>
		<category><![CDATA[kritik altyapı]]></category>
		<category><![CDATA[NATO]]></category>
		<category><![CDATA[NATO 4. Madde]]></category>
		<category><![CDATA[Rusya]]></category>
		<category><![CDATA[sabotaj]]></category>
		<category><![CDATA[siber saldırı]]></category>
		<category><![CDATA[Ursula von der Leyen]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://addrmagazine.com/?p=2707</guid>

					<description><![CDATA[Avrupa Güvenlik Konseyi kurulmasını öneren Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, sabotaj, siber saldırı, kundaklama ve İHA ihlalleri gibi hibrit tehditlere karşı ortak yanıt verilmesini sağlayacak yeni bir acil güvenlik mekanizması oluşturulması çağrısında bulundu. Von der Leyen, Avrupa Parlamentosunda 16 Eylül&#8217;de yaptığı Birliğin Durumu konuşmasında Avrupa&#8217;nın güvenlik ortamının değiştiğini ve mevcut kurumlarla karar alma mekanizmalarının yeni tehditlere yeterince hızlı uyum sağlayamadığını söyledi. Önerinin hayata geçirilmesi durumunda Avrupa Güvenlik Konseyi, Avrupa Birliği ülkelerinin yanı sıra Birleşik Krallık, Norveç, Ukrayna ve Kanada gibi AB üyesi olmayan ortakları da Avrupa&#8217;nın güvenliğine ilişkin görüşmelerde bir araya getirebilecek. Von der Leyen ayrıca silahlı saldırı]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph">Avrupa Güvenlik Konseyi kurulmasını öneren Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, sabotaj, siber saldırı, kundaklama ve İHA ihlalleri gibi hibrit tehditlere karşı ortak yanıt verilmesini sağlayacak yeni bir acil güvenlik mekanizması oluşturulması çağrısında bulundu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Von der Leyen, Avrupa Parlamentosunda 16 Eylül&#8217;de yaptığı Birliğin Durumu konuşmasında Avrupa&#8217;nın güvenlik ortamının değiştiğini ve mevcut kurumlarla karar alma mekanizmalarının yeni tehditlere yeterince hızlı uyum sağlayamadığını söyledi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Önerinin hayata geçirilmesi durumunda Avrupa Güvenlik Konseyi, Avrupa Birliği ülkelerinin yanı sıra Birleşik Krallık, Norveç, Ukrayna ve Kanada gibi AB üyesi olmayan ortakları da Avrupa&#8217;nın güvenliğine ilişkin görüşmelerde bir araya getirebilecek.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Von der Leyen ayrıca silahlı saldırı eşiğinin altında kalan ancak ülkelerin ulusal güvenliğini tehdit eden olaylara karşı ortak hareket edilmesini sağlayacak bir “counter-hybrid playbook” hazırlanmasını istedi.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Sabotaj ve İHA İhlallerine Ortak Yanıt</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Avrupa Komisyonu Başkanı&#8217;nın önerdiği yeni güvenlik yaklaşımının temelinde son yıllarda Avrupa&#8217;da artan hibrit tehditler bulunuyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Von der Leyen konuşmasında siber saldırılar, sabotaj eylemleri, kundaklama ve İHA ihlallerine dikkat çekerek Avrupa&#8217;nın bu tür olaylara vereceği yanıt konusunda önceden belirlenmiş ortak bir yaklaşım geliştirmesi gerektiğini söyledi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu kapsamda oluşturulması planlanan Acil Güvenlik Protokolü, herhangi bir AB üyesi ülkenin ciddi bir güvenlik olayıyla karşılaşması durumunda Avrupa düzeyinde koordinasyon mekanizmasını harekete geçirmesine imkân tanıyacak.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Mekanizmanın, silahlı saldırı seviyesine ulaşmayan ancak ulusal güvenliği tehdit eden olaylara yönelik ortak değerlendirme ve müdahale sürecini hızlandırması amaçlanıyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Von der Leyen, mevcut Avrupa güvenlik sistemlerinin farklı bir dönem için oluşturulduğunu ve karar alma süreçlerinin değişen tehdit ortamına uyarlanması gerektiğini savundu.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>NATO&#8217;nun 4. Maddesine Benzer Bir Yapı</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Önerilen Acil Güvenlik Protokolü, işleyiş mantığı açısından NATO Antlaşması&#8217;nın 4. maddesine benzer bir danışma ve koordinasyon mekanizması olarak değerlendiriliyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">NATO&#8217;nun 4. maddesi, üye ülkelerden herhangi birinin toprak bütünlüğünün, siyasi bağımsızlığının veya güvenliğinin tehdit edildiğini düşünmesi durumunda müttefiklerin istişare için bir araya gelmesine imkân tanıyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yeni AB mekanizmasında da bir üye ülkenin güvenlik tehdidi karşısında süreci başlatabilmesi ve 27 üye ülkenin ortak yanıtı koordine etmek üzere bir araya gelmesi öngörülüyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ancak öneri NATO&#8217;nun 5. maddesinde yer alan kolektif savunma yükümlülüğüyle aynı anlama gelmiyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Von der Leyen&#8217;in açıkladığı sistem doğrudan askerî müdahale yükümlülüğü getiren bir kolektif savunma mekanizması değil. Amaç, özellikle silahlı saldırı eşiğinin altında kalan olaylarda Avrupa ülkelerinin hızlı biçimde koordinasyon sağlayabilmesi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Avrupa Birliği&#8217;nin hâlihazırda Lizbon Antlaşması&#8217;nın 42.7 maddesinde karşılıklı yardım hükmü ve Avrupa Birliği&#8217;nin İşleyişi Hakkında Antlaşma&#8217;nın 222. maddesinde dayanışma hükmü bulunuyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yeni önerinin bunların yerine geçmesinden ziyade özellikle hibrit tehditlere karşı daha hızlı siyasi ve güvenlik koordinasyonu sağlaması hedefleniyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Avrupa Güvenlik Konseyi Nasıl Çalışacak?</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Von der Leyen&#8217;in ikinci önemli önerisi ise Avrupa Güvenlik Konseyi oldu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Avrupa Komisyonu Başkanı, kurulması planlanan konseyin ayrıntılı yapısını açıklamadı. Ancak konseyin Avrupa Birliği&#8217;nin dışındaki önemli güvenlik ortaklarını da kapsayabileceğini belirtti.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Birleşik Krallık, Norveç, Ukrayna ve Kanada bu kapsamda adı geçen ülkeler arasında bulunuyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">AB Savunma Komiseri Andrius Kubilius&#8217;un daha önce gündeme getirdiği modele göre konsey bazı toplantılarda yalnızca AB ülkelerini, bazı durumlarda ise Avrupa güvenliği açısından önemli diğer ortakları içerebilir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kubilius&#8217;un ocak ayında yayımladığı öneride Almanya, Fransa, İtalya, İspanya ve Polonya gibi büyük ülkelerin kalıcı üyeler arasında yer alabileceği, diğer ülkelerin ise dönüşümlü olarak temsil edilebileceği bir yapı üzerinde durulmuştu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ancak bu model henüz kabul edilmiş bir yapı değil.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Von der Leyen de konuşmasında konseyin üyelik yapısı, karar alma yöntemi, yetkileri veya bağlayıcı karar alıp alamayacağı konusunda ayrıntı vermedi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Avrupa Komisyonunun ilerleyen dönemde Avrupa Güvenlik Konseyinin nasıl hayata geçirilebileceğine ilişkin önerilerini açıklaması bekleniyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Rusya Kaynaklı Tehditler Gündemde</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Von der Leyen&#8217;in açıklamalarında Rusya, Avrupa&#8217;nın karşı karşıya bulunduğu güvenlik tehditlerinin merkezinde yer aldı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Avrupa ülkeleri son dönemde sabotaj, siber saldırı, kritik altyapıya yönelik girişimler ve İHA ihlalleri gibi çeşitli olayların arkasında Rusya&#8217;nın bulunduğunu öne sürüyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Von der Leyen de konuşmasında geçen ay Leipzig Havalimanı&#8217;na yönelik girişimi örnek gösterdi. Alman makamları olayın arkasında Rusya&#8217;nın bulunduğunu ileri sürdü.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Rusya ise Almanya&#8217;nın Leipzig olayına ilişkin suçlamalarını reddediyor ve NATO ülkelerinin çeşitli olaylardan Moskova&#8217;yı sorumlu tutarak gerilimi artırdığını savunuyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Dolayısıyla Avrupa&#8217;daki hibrit faaliyetlere ilişkin her olayın Rusya tarafından gerçekleştirildiği doğrulanmış değil. AB&#8217;nin yeni güvenlik yaklaşımı ise bu tür olaylarda ortak değerlendirme ve yanıt kapasitesinin geliştirilmesine odaklanıyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>NATO İle Yetki Çakışması Tartışması</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Avrupa Güvenlik Konseyi önerisinin ardından gündeme gelen başlıklardan biri de yeni yapının NATO ile nasıl ilişkilendirileceği oldu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Von der Leyen, Avrupa&#8217;nın güvenlik alanındaki çalışmalarının NATO ile iş birliği içinde yürütüleceğini vurguladı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Estonya Dışişleri Bakanı Margus Tsahkna da NATO&#8217;nun Avrupa güvenliğinin temel taşı olmaya devam ettiğini belirterek AB&#8217;nin güvenlik ve savunma çalışmalarının İttifak&#8217;ı tamamlaması ve güçlendirmesi gerektiğini söyledi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Buna karşılık bazı güvenlik uzmanları, Avrupa Güvenlik Konseyinin görev ve yetkileri açık biçimde tanımlanmazsa NATO&#8217;daki mevcut mekanizmalarla örtüşme ve karar alma süreçlerinde karmaşa oluşturma riski bulunduğunu belirtiyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Norveç ve Finlandiya ise öneriye olumlu yaklaşan ülkeler arasında yer aldı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Finlandiya Başbakanı Petteri Orpo, Avrupa&#8217;nın kendi güvenliği konusunda daha fazla sorumluluk üstlenmesi ve savunmasını güçlendirmesi gerektiğini açıkladı.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Henüz Bir Karar Değil</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Von der Leyen&#8217;in açıkladığı Avrupa Güvenlik Konseyi ve Acil Güvenlik Protokolü şu aşamada yürürlüğe girmiş yeni AB kurumları veya mekanizmaları değil.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Her iki başlık da Avrupa Komisyonunun geliştirmeyi planladığı yeni Avrupa güvenlik stratejisinin parçası olarak gündeme getirildi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Özellikle Avrupa Güvenlik Konseyinin üyelik yapısı, yetkileri ve karar alma yöntemi henüz belirlenmiş değil. Acil Güvenlik Protokolünün de hangi durumlarda devreye gireceği ve ortak yanıtların nasıl kararlaştırılacağı konusunda ayrıntılar açıklanmadı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Avrupa Komisyonunun bundan sonraki süreçte yeni güvenlik stratejisini ve bu mekanizmaların nasıl işleyeceğine ilişkin ayrıntılı önerileri ortaya koyması bekleniyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Von der Leyen&#8217;in çıkışı, Avrupa&#8217;da güvenlik tartışmasının yalnızca konvansiyonel askerî tehditler üzerinden değil; sabotaj, siber saldırı, kritik altyapıya yönelik faaliyetler ve İHA ihlalleri gibi silahlı çatışma eşiğinin altında kalan tehditlar üzerinden de yeniden şekillendiğini gösteriyor.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ukrayna AB&#8217;den 3,3 Milyar Avroluk Savunma Kredisi Aldı</title>
		<link>https://addrmagazine.com/ukrayna-ab-kredisi-3-3-milyar-avro-fuze-iha/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Analiz Merkezi]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 18 Sep 2026 14:16:42 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Küresel Odak]]></category>
		<category><![CDATA[3]]></category>
		<category><![CDATA[3 milyar avro]]></category>
		<category><![CDATA[AB]]></category>
		<category><![CDATA[Avrupa Birliği]]></category>
		<category><![CDATA[Avrupa Komisyonu]]></category>
		<category><![CDATA[füze]]></category>
		<category><![CDATA[İHA]]></category>
		<category><![CDATA[insansız hava aracı]]></category>
		<category><![CDATA[Rusya-Ukrayna Savaşı]]></category>
		<category><![CDATA[savunma finansmanı]]></category>
		<category><![CDATA[Ukraine Support Loan]]></category>
		<category><![CDATA[Ukrayna]]></category>
		<category><![CDATA[Ukrayna AB kredisi]]></category>
		<category><![CDATA[Ukrayna savaşı]]></category>
		<category><![CDATA[Ukrayna savunma sanayii]]></category>
		<category><![CDATA[Ukrayna savunması]]></category>
		<category><![CDATA[Ursula von der Leyen]]></category>
		<category><![CDATA[Volodimir Zelenskiy]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://addrmagazine.com/?p=2703</guid>

					<description><![CDATA[Ukrayna AB kredisi kapsamında 3,3 milyar avroluk yeni finansman dilimini aldı. Ukrayna Başbakanı Sergii Koretskyi, Avrupa Birliği tarafından sağlanan kaynağın öncelikli savunma ihtiyaçlarına ve özellikle füze ile insansız hava aracı tedarikine yönlendirileceğini açıkladı. Koretskyi, 18 Eylül&#8217;de yaptığı açıklamada Avrupa Birliği&#8217;nden 3,3 milyar avroluk kredi diliminin Ukrayna&#8217;ya ulaştığını bildirdi. Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen de bir gün önce Ukrayna&#8217;ya 3,3 milyar avroluk ödeme yapılacağını açıklamıştı. Yeni finansman, devam eden savaş sırasında Ukrayna&#8217;nın savunma harcamalarının karşılanmasına yönelik Avrupa desteğinin bir parçasını oluşturuyor. Kaynak Füze ve İHA Tedarikinde Kullanılacak 3,3 milyar avroluk finansmanın kullanım alanında özellikle iki kalem öne çıkıyor: füzeler]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph">Ukrayna AB kredisi kapsamında 3,3 milyar avroluk yeni finansman dilimini aldı. Ukrayna Başbakanı Sergii Koretskyi, Avrupa Birliği tarafından sağlanan kaynağın öncelikli savunma ihtiyaçlarına ve özellikle füze ile insansız hava aracı tedarikine yönlendirileceğini açıkladı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Koretskyi, 18 Eylül&#8217;de yaptığı açıklamada Avrupa Birliği&#8217;nden 3,3 milyar avroluk kredi diliminin Ukrayna&#8217;ya ulaştığını bildirdi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen de bir gün önce Ukrayna&#8217;ya 3,3 milyar avroluk ödeme yapılacağını açıklamıştı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yeni finansman, devam eden savaş sırasında Ukrayna&#8217;nın savunma harcamalarının karşılanmasına yönelik Avrupa desteğinin bir parçasını oluşturuyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Kaynak Füze ve İHA Tedarikinde Kullanılacak</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">3,3 milyar avroluk finansmanın kullanım alanında özellikle iki kalem öne çıkıyor: füzeler ve insansız hava araçları.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Koretskyi, alınan kaynağın Ukrayna&#8217;nın öncelikli savunma ihtiyaçlarına ayrılacağını ve bunların başında füze ile İHA tedarikinin geldiğini belirtti.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu durum yeni finansman dilimini genel ekonomik destek paketlerinden ayırıyor. Açıklanan kaynak doğrudan Ukrayna&#8217;nın savunma ihtiyaçlarının karşılanmasına yönelik olarak kullanılacak.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Rusya-Ukrayna Savaşı boyunca İHA&#8217;lar her iki taraf için de savaş alanının temel unsurlarından biri hâline geldi. Keşif ve gözetlemeden uzun menzilli taarruzlara kadar farklı görevlerde kullanılan sistemlerin yüksek tüketim oranları, sürekli üretim ve tedarik ihtiyacını beraberinde getiriyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Füzeler ise özellikle hava savunması ve uzun menzilli taarruz kapasitesinin sürdürülebilmesi açısından Ukrayna&#8217;nın öncelikli ihtiyaçları arasında bulunuyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bununla birlikte açıklamalarda 3,3 milyar avronun ne kadarının füzelere, ne kadarının İHA&#8217;lara ayrılacağı veya hangi sistemlerin satın alınacağı belirtilmedi.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>90 Milyar Avroluk Programın Parçası</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">3,3 milyar avroluk ödeme, Avrupa Birliği&#8217;nin Ukrayna için oluşturduğu daha geniş kapsamlı Ukraine Support Loan programının bir parçasını oluşturuyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Programın toplam büyüklüğü 90 milyar avroya ulaşıyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Avrupa Birliği, bu mekanizma üzerinden Ukrayna&#8217;nın savaş koşullarındaki finansman ihtiyacına destek sağlarken program kapsamında savunma ihtiyaçlarına da kaynak aktarılıyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Son 3,3 milyar avroluk dilimin füze ve İHA tedarikine yönlendirilmesi, programın doğrudan savunma kapasitesinin sürdürülmesinde de kullanılacağını gösteriyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kredi mekanizması olması nedeniyle sağlanan finansman, doğrudan hibe niteliğindeki desteklerden farklı bir yapıya sahip.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Avrupa&#8217;nın Ukrayna Finansmanındaki Rolü Artıyor</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Rusya-Ukrayna Savaşı&#8217;nın uzaması, Kiev&#8217;in yalnızca silah ve mühimmat ihtiyacını değil, bunların finansmanına yönelik gereksinimini de artırıyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ukrayna bir yandan kendi savunma üretimini büyütmeye çalışırken diğer yandan Avrupa ülkeleri ve diğer ortaklarından sağlanan sistemler ile finansman mekanizmalarına ihtiyaç duyuyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Özellikle İHA üretimi ve tedariki, son yıllarda Ukrayna&#8217;nın savunma planlamasında giderek daha büyük bir paya sahip oldu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Füze ihtiyacı ise farklı bir sorun oluşturuyor. Modern hava savunma ve uzun menzilli taarruz füzelerinin üretimi, İHA&#8217;lara kıyasla daha karmaşık üretim altyapıları ve daha uzun teslimat süreleri gerektiriyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu nedenle sağlanan finansmanın yanında Avrupa ve diğer müttefik ülkelerin üretim kapasitesi de Ukrayna&#8217;nın uzun vadeli tedarik imkânlarını belirleyen unsurlar arasında bulunuyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Von Der Leyen Ödemeyi Bir Gün Önce Duyurdu</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, 17 Eylül&#8217;de Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy ile gerçekleştirdiği telefon görüşmesinin ardından 3,3 milyar avroluk ödemenin ertesi gün yapılacağını duyurmuştu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Von der Leyen, finansmanın Ukrayna&#8217;nın füze ve İHA tedarikini destekleyeceğini açıkladı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Koretskyi&#8217;nin 18 Eylül&#8217;deki açıklamasıyla söz konusu kaynağın Ukrayna tarafından alındığı doğrulanmış oldu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Zelenskiy ise von der Leyen ile yaptığı görüşmeye ilişkin açıklamasında savunma dayanıklılığının güçlendirilmesi için atılacak adımların ve finansal desteğin ele alındığını belirtmişti.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Savaş Ekonomisinde Finansman İhtiyacı Sürüyor</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Avrupa Birliği&#8217;nin son ödemesi, savaşın beşinci yılına yaklaşılırken Ukrayna&#8217;nın artan mali ihtiyaçlarının karşılanmasına yönelik daha geniş finansman çabasının bir parçasını oluşturuyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Savaşın uzaması mühimmat, füze ve insansız sistemlerde sürekli yenilenen bir tedarik ihtiyacı yaratırken Kiev aynı zamanda kamu harcamalarını ve savunma bütçesini sürdürebilmek için dış finansmana ihtiyaç duyuyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Son 3,3 milyar avroluk dilimde ise kullanım alanının doğrudan savunmaya yönlendirilmesi dikkat çekiyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ukrayna yönetiminin açıklamasına göre finansmanın öncelikli kullanım alanları füze ve İHA tedariki olacak.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ancak hangi füze ve İHA sistemlerinin satın alınacağı, siparişlerin Avrupa şirketlerinden mı yoksa Ukrayna savunma sanayisinden mi karşılanacağı ve 3,3 milyar avronun farklı tedarik kalemleri arasında nasıl dağıtılacağı henüz açıklanmadı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu nedenle finansmanın Ukrayna&#8217;nın envanterine hangi sistemleri ve hangi miktarlarda kazandıracağı şu aşamada bilinmiyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yeni ödeme, Avrupa Birliği&#8217;nin Ukrayna&#8217;ya sağladığı finansal desteğin savunma tedariki boyutunun devam ettiğini gösterirken bundan sonraki süreçte 90 milyar avroluk program kapsamında yapılacak diğer ödemeler ve bunların savunma ile diğer bütçe ihtiyaçları arasındaki dağılımı takip edilecek.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>ABD Suudi Arabistan&#8217;a 48 F-35A Satışına Onay Verdi</title>
		<link>https://addrmagazine.com/suudi-arabistan-f-35-48-ucak-abd-onayi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Analiz Merkezi]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 18 Sep 2026 13:05:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Küresel Odak]]></category>
		<category><![CDATA[ABD]]></category>
		<category><![CDATA[ABD Dışişleri Bakanlığı]]></category>
		<category><![CDATA[ABD Kongresi]]></category>
		<category><![CDATA[askerî havacılık]]></category>
		<category><![CDATA[Beşinci Nesil Savaş Uçağı]]></category>
		<category><![CDATA[F-35 Lightning II]]></category>
		<category><![CDATA[F-35A]]></category>
		<category><![CDATA[F-35I Adir]]></category>
		<category><![CDATA[F135]]></category>
		<category><![CDATA[FMS]]></category>
		<category><![CDATA[Hava Kuvvetleri]]></category>
		<category><![CDATA[İsrail]]></category>
		<category><![CDATA[Lockheed Martin]]></category>
		<category><![CDATA[Pratt & Whitney]]></category>
		<category><![CDATA[savaş uçağı]]></category>
		<category><![CDATA[Savunma Sanayii]]></category>
		<category><![CDATA[Suudi Arabistan]]></category>
		<category><![CDATA[Suudi Arabistan F-35]]></category>
		<category><![CDATA[Suudi Kraliyet Hava Kuvvetleri]]></category>
		<category><![CDATA[Yabancı Askerî Satış]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://addrmagazine.com/?p=2700</guid>

					<description><![CDATA[Suudi Arabistan F-35 tedarikinde kritik bir aşamayı geçti. ABD Dışişleri Bakanlığı, Riyad&#8217;a 48 adet F-35A Lightning II savaş uçağı ve ilgili ekipmanların satışını kapsayan 24,3 milyar dolar değerindeki olası Yabancı Askerî Satışa onay verdi. Kongrenin incelemesine sunulan paket, tamamlanması hâlinde Suudi Arabistan&#8217;ı F-35 kullanan ilk Arap ülkesi hâline getirecek. ABD yönetiminin 17 Eylül&#8217;de açıkladığı karar, uzun süredir gündemde bulunan Suudi Arabistan&#8217;ın beşinci nesil savaş uçağı tedarikinde önemli bir aşamaya geçildiğini gösteriyor. Satış paketinde 48 F-35&#8217;in yanı sıra toplam 49 Pratt &#38; Whitney F135 motoru bulunuyor. Bunların 48&#8217;i uçaklara takılı olacak, bir motor ise yedek olarak sağlanacak. Pakette ayrıca uçakların işletilmesi]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph">Suudi Arabistan F-35 tedarikinde kritik bir aşamayı geçti. ABD Dışişleri Bakanlığı, Riyad&#8217;a 48 adet F-35A Lightning II savaş uçağı ve ilgili ekipmanların satışını kapsayan 24,3 milyar dolar değerindeki olası Yabancı Askerî Satışa onay verdi. Kongrenin incelemesine sunulan paket, tamamlanması hâlinde Suudi Arabistan&#8217;ı F-35 kullanan ilk Arap ülkesi hâline getirecek.</p>



<p class="wp-block-paragraph">ABD yönetiminin 17 Eylül&#8217;de açıkladığı karar, uzun süredir gündemde bulunan Suudi Arabistan&#8217;ın beşinci nesil savaş uçağı tedarikinde önemli bir aşamaya geçildiğini gösteriyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Satış paketinde 48 F-35&#8217;in yanı sıra toplam 49 Pratt &amp; Whitney F135 motoru bulunuyor. Bunların 48&#8217;i uçaklara takılı olacak, bir motor ise yedek olarak sağlanacak.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Pakette ayrıca uçakların işletilmesi için gerekli destek ekipmanları, eğitim, yedek parçalar ve lojistik destek unsurları yer alıyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Toplam tahmini bedel ise 24,3 milyar dolar olarak açıklandı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ancak ABD Dışişleri Bakanlığının onayı, uçakların satışının ve teslimatının kesinleştiği anlamına gelmiyor. Satışın Kongredeki inceleme sürecini tamamlaması gerekiyor. Nihai fiyat ve miktarlar da daha sonraki müzakerelerde değişebiliyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>48 F-35A İçin Onay</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Suudi Arabistan&#8217;a yönelik paketin merkezinde F-35 ailesinin konvansiyonel kalkış ve iniş yapabilen F-35A versiyonu bulunuyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Lockheed Martin tarafından üretilen F-35A, düşük görünürlük özelliklerini gelişmiş sensörler, veri füzyonu ve ağ merkezli harekât kabiliyetleriyle birleştiren beşinci nesil bir savaş uçağı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">ABD Dışişleri Bakanlığına göre olası satış, Suudi Arabistan&#8217;ın mevcut ve gelecekteki tehditlere karşı caydırıcılık kapasitesini güçlendirecek, ülke savunmasına katkı sağlayacak ve ABD ile diğer müttefik kuvvetlerle birlikte çalışabilirliğini geliştirecek.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Washington ayrıca F-35&#8217;lerin Suudi Arabistan&#8217;ın hava-hava ve hava-yer kabiliyetlerini geliştireceğini belirtti.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Satışın ana yüklenicisi F-35&#8217;in üreticisi Lockheed Martin olurken uçakta kullanılan F135 motorları RTX bünyesindeki Pratt &amp; Whitney tarafından üretiliyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Silahlar Pakette Yer Almıyor</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Açıklanan satış paketinde dikkat çeken ayrıntılardan biri F-35&#8217;lerde kullanılacak mühimmatların yer almaması.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Janes&#8217;in ABD yönetiminin açıklamasına dayandırdığı bilgilere göre mevcut onay uçakları, ilgili ekipmanları, yedek parçaları, hizmetleri ve destek unsurlarını kapsıyor ancak silahlar satış paketine dahil değil.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu durum, Suudi F-35 filosunun gelecekte kullanacağı hava-hava ve hava-yer mühimmatlarının ayrı satış ve onay süreçlerine konu olabileceği anlamına geliyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bununla birlikte uçakların Suudi Arabistan&#8217;a hangi konfigürasyonda teslim edileceği ve teslimat takvimi konusunda ayrıntılı bilgiler henüz kamuoyuyla paylaşılmadı.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Kongre Süreci Tamamlanmadı</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">ABD silah satış sisteminde Dışişleri Bakanlığının FMS onayı önemli bir aşama olsa da sürecin son adımı değil.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Olası satış Kongreye bildirildi ve burada inceleme sürecine tabi tutulacak. Kongrenin satışa karşı yasal girişimde bulunma yetkisi bulunuyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu nedenle mevcut gelişmeyi “Suudi Arabistan 48 F-35 satın aldı” veya “48 F-35 Suudi Arabistan&#8217;a teslim edilecek” şeklinde kesinleşmiş bir anlaşma olarak değerlendirmek için henüz erken.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ayrıca açıklanan 24,3 milyar dolarlık rakam da 48 uçağın yalnızca çıplak platform fiyatını ifade etmiyor. FMS paketlerinde uçaklarla birlikte motorlar, eğitim, lojistik destek, yedek parçalar ve programın diğer destek kalemleri de toplam tahmini maliyete dahil ediliyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Nihai sözleşmeler imzalandığında gerçek bedel ilk açıklanan azami tahmini tutardan farklılaşabiliyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Suudi Arabistan Yıllardır F-35 İstiyor</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Riyad&#8217;ın F-35 tedarik etme isteği yeni değil.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Suudi Arabistan, hava kuvvetlerini modernize etmek amacıyla uzun süredir yeni nesil savaş uçaklarını değerlendiriyor. Reuters&#8217;a göre Riyad, F-35 talebini 2025&#8217;in başlarında ABD Başkanı Donald Trump&#8217;a doğrudan iletti.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Trump ise Kasım 2025&#8217;te Suudi Arabistan&#8217;a F-35 satılacağını kamuoyuna açıklamıştı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">ABD Dışişleri Bakanlığının son onayıyla siyasi düzeyde açıklanan bu niyet, resmî FMS sürecinde yeni bir aşamaya taşındı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Suudi Kraliyet Hava Kuvvetleri hâlihazırda ağırlıklı olarak F-15 ailesi, Eurofighter Typhoon ve Tornado savaş uçaklarından oluşan bir filoya sahip.</p>



<p class="wp-block-paragraph">F-35A&#8217;nın filoya eklenmesi durumunda Suudi Arabistan ilk kez düşük görünürlük özelliklerine sahip beşinci nesil bir savaş uçağını envanterine katacak.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>İsrail&#8217;in Niteliksel Askerî Üstünlüğü Gündemde</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Olası satışın en önemli siyasi ve askerî boyutlarından birini İsrail&#8217;in bölgedeki niteliksel askerî üstünlüğünün korunmasına yönelik ABD politikası oluşturuyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">İsrail, hâlihazırda Orta Doğu&#8217;da F-35 kullanan tek ülke konumunda bulunuyor ve F-35I “Adir” adı verilen ülkeye özgü konfigürasyonu işletiyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">ABD Dışişleri Bakanlığı ise Suudi Arabistan&#8217;a yönelik teklifin bölgedeki askerî dengeyi değiştirmeyeceğini savunuyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bununla birlikte Reuters, satışın Washington&#8217;ın İsrail&#8217;in bölgesel niteliksel askerî üstünlüğünü korumaya yönelik uzun süredir devam eden politikası açısından tartışmalara yol açabileceğine dikkat çekiyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kongrede yapılacak değerlendirmelerde bu başlığın yanı sıra ileri F-35 teknolojilerinin korunmasına ilişkin güvenlik kaygılarının da gündeme gelmesi bekleniyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Çin Bağlantısı Üzerinden Teknoloji Güvenliği Tartışması</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Satış sürecinin tartışmalı başlıklarından bir diğerini Suudi Arabistan ile Çin arasındaki gelişen ilişkiler oluşturuyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">ABD basınında yer alan haberlerde, Amerikan istihbarat birimlerinin F-35&#8217;in hassas teknolojilerinin Çin&#8217;in erişimine açılma ihtimali konusunda risk değerlendirmelerinde bulunduğu bildirildi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu kaygılar özellikle F-35&#8217;in düşük görünürlük teknolojileri, gelişmiş sensörleri, görev sistemleri ve yazılım altyapısının korunması üzerinde yoğunlaşıyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ancak kamuya açık bilgilerde Çin&#8217;in F-35 teknolojisine Suudi Arabistan üzerinden erişeceğine ilişkin gerçekleşmiş bir durum bulunmuyor. Tartışma, satışın gerçekleştirilmesi hâlinde ortaya çıkabilecek teknoloji güvenliği risklerine ilişkin değerlendirmelere dayanıyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Benzer teknoloji güvenliği tartışmaları daha önce Birleşik Arap Emirlikleri&#8217;ne yönelik F-35 satış sürecinde de yaşanmıştı.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>İlk Arap F-35 Kullanıcısı Olabilir</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Satışın Kongre sürecini geçmesi, nihai anlaşmaların imzalanması ve uçakların teslim edilmesi durumunda Suudi Arabistan, F-35 kullanan ilk Arap ülkesi olacak.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Birleşik Arap Emirlikleri için daha önce F-35 satışı gündeme gelmiş ancak süreç uçakların teslimatıyla sonuçlanmamıştı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Suudi Arabistan&#8217;a yönelik son onay bu nedenle yalnızca Riyad&#8217;ın hava gücünün modernizasyonu açısından değil, F-35&#8217;in Orta Doğu&#8217;daki kullanıcı yapısı açısından da dikkat çekiyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bununla birlikte Suudi Arabistan&#8217;ın F-35A&#8217;ları hangi tarihten itibaren teslim almaya başlayacağı henüz açıklanmadı. Üretim takvimi, Kongre süreci, nihai sözleşmeler ve programın mevcut sipariş yoğunluğu nedeniyle uçakların teslimatının uzun yıllara yayılan bir süreç olması bekleniyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Süreç Henüz Tamamlanmadı</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">ABD Dışişleri Bakanlığının 48 F-35A için verdiği onay, Suudi Arabistan&#8217;ın beşinci nesil savaş uçağı tedarikinde bugüne kadarki en somut aşamalardan birini oluşturuyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ancak 24,3 milyar dolarlık paket henüz tamamlanmış bir satın alma sözleşmesi değil.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kongre incelemesinin ardından tarafların nihai şartlar üzerinde anlaşması ve FMS sürecinin ilerlemesi gerekecek. Uçakların konfigürasyonu, teslimat takvimi ve Suudi filosunda kullanılacak mühimmatların kapsamı gibi kritik ayrıntılar da henüz açıklanmış değil.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu nedenle önümüzdeki süreçte izlenecek temel başlıklar Kongrenin satışa yaklaşımı, nihai sözleşmenin kapsamı ve ilk F-35A&#8217;ların Suudi Arabistan&#8217;a hangi takvimde teslim edileceği olacak.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>ABD&#8217;nin GKRY Kararı ve Doğu Akdeniz&#8217;deki Denge Oyunu</title>
		<link>https://addrmagazine.com/abd-gkry-silah-ambargosu-2027-dogu-akdeniz/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Analiz Merkezi]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 15 Sep 2026 10:07:43 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Küresel Odak]]></category>
		<category><![CDATA[ABD]]></category>
		<category><![CDATA[ABD GKRY ilişkileri]]></category>
		<category><![CDATA[ABD GKRY silah ambargosu]]></category>
		<category><![CDATA[Amerikan silahları]]></category>
		<category><![CDATA[Doğu Akdeniz]]></category>
		<category><![CDATA[Doğu Akdeniz güvenliği]]></category>
		<category><![CDATA[EDA]]></category>
		<category><![CDATA[FMS]]></category>
		<category><![CDATA[GKRY]]></category>
		<category><![CDATA[Güney Kıbrıs Rum Yönetimi]]></category>
		<category><![CDATA[İsrail]]></category>
		<category><![CDATA[ITAR]]></category>
		<category><![CDATA[Kıbrıs]]></category>
		<category><![CDATA[KKTC]]></category>
		<category><![CDATA[Rum Milli Muhafız Ordusu]]></category>
		<category><![CDATA[savunma iş birliği]]></category>
		<category><![CDATA[Savunma Sanayii]]></category>
		<category><![CDATA[silah ambargosu]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Yunanistan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://addrmagazine.com/?p=2668</guid>

					<description><![CDATA[ABD GKRY silah ambargosu muafiyetini bir yıl daha uzatarak uygulamanın 30 Eylül 2027&#8217;ye kadar devam etmesine karar verdi. Washington&#8217;ın 2022&#8217;den bu yana her yıl yenilediği uygulama, GKRY&#8217;nin Amerikan savunma sistemlerine erişimini sürdürürken ABD-GKRY savunma ilişkilerinin giderek kurumsallaşan yapısını da yeniden gündeme taşıdı. Türkiye, kararın Ada&#8217;daki güven ortamını olumsuz etkileyebileceğini ve GKRY&#8217;nin silahlanma faaliyetlerini teşvik edebileceğini belirterek karara tepki gösterdi. Karar yalnızca GKRY&#8217;nin Amerikan silahlarına erişimini sürdürmesi açısından değil, Doğu Akdeniz&#8217;deki güç dengeleri bakımından da önem taşıyor. Türkiye, Yunanistan, İsrail ve GKRY&#8217;nin farklı ittifaklar, enerji politikaları, deniz yetki alanları ve güvenlik öncelikleri üzerinden güç ve nüfuz mücadelesi yürüttüğü bölgede Washington&#8217;ın GKRY]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph">ABD GKRY silah ambargosu muafiyetini bir yıl daha uzatarak uygulamanın 30 Eylül 2027&#8217;ye kadar devam etmesine karar verdi. Washington&#8217;ın 2022&#8217;den bu yana her yıl yenilediği uygulama, GKRY&#8217;nin Amerikan savunma sistemlerine erişimini sürdürürken ABD-GKRY savunma ilişkilerinin giderek kurumsallaşan yapısını da yeniden gündeme taşıdı. Türkiye, kararın Ada&#8217;daki güven ortamını olumsuz etkileyebileceğini ve GKRY&#8217;nin silahlanma faaliyetlerini teşvik edebileceğini belirterek karara tepki gösterdi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Karar yalnızca GKRY&#8217;nin Amerikan silahlarına erişimini sürdürmesi açısından değil, Doğu Akdeniz&#8217;deki güç dengeleri bakımından da önem taşıyor. Türkiye, Yunanistan, İsrail ve GKRY&#8217;nin farklı ittifaklar, enerji politikaları, deniz yetki alanları ve güvenlik öncelikleri üzerinden güç ve nüfuz mücadelesi yürüttüğü bölgede Washington&#8217;ın GKRY ile savunma ilişkilerini derinleştirmesi, ABD&#8217;nin bölgesel güvenlik mimarisindeki tercihlerini daha görünür hâle getiriyor.</p>



<h3 class="wp-block-heading has-medium-font-size">Ambargo Tamamen Kaldırılmış Değil</h3>



<p class="wp-block-paragraph">ABD&#8217;nin kararı teknik olarak GKRY&#8217;ye yönelik silah ambargosunun süresiz biçimde ortadan kaldırılması anlamına gelmiyor. Washington, Uluslararası Silah Ticareti Düzenlemeleri (ITAR) kapsamında GKRY&#8217;ye uygulanan savunma ticareti kısıtlamalarını belirli koşullara bağlı olarak askıya alıyor ve uygunluk durumunu düzenli olarak değerlendiriyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Mevcut politikanın temeli 2019 tarihli Eastern Mediterranean Security and Energy Partnership Act ile 2020 mali yılı Ulusal Savunma Yetkilendirme Yasası&#8217;na dayanıyor. ABD&#8217;nin GKRY&#8217;ye yönelik savunma ticareti kısıtlamalarını kaldırabilmesi için Rum yönetiminin kara para aklamayla mücadele ve mali denetim alanlarında Washington ile iş birliğini sürdürmesi, ayrıca Rus askerî gemilerinin limanları yakıt ikmali ve bakım amacıyla kullanmasını engellemek için gerekli adımları atması gerekiyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Washington, bu şartların karşılandığını değerlendirerek 2022&#8217;de savunma ticareti kısıtlamalarını kaldırmış ve uygulama sonraki dönemlerde yenilenmişti. Son kararla bu politika 30 Eylül 2027&#8217;ye kadar devam edecek.</p>



<h3 class="wp-block-heading has-medium-font-size">ABD-GKRY Savunma İlişkileri Genişliyor</h3>



<p class="wp-block-paragraph">Silah ambargosunun kaldırılması, son yıllarda ABD ile GKRY arasında gelişen savunma ilişkilerinin yalnızca bir bölümünü oluşturuyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Washington ile Rum yönetimi arasındaki askerî ilişkiler eğitim, ortak faaliyetler, liman ziyaretleri ve güvenlik iş birliği gibi alanlarda genişledi. ABD daha önce GKRY&#8217;yi International Military Education and Training (IMET) programına dahil ederken Amerikan ve Rum unsurları arasında ortak eğitim faaliyetleri gerçekleştirildi. ABD savaş gemilerinin liman ziyaretleri ve deniz güvenliği ile siber güvenlik alanındaki ortak eğitimler de bu sürecin parçaları arasında yer aldı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Daha önemli değişikliklerden biri ise Ocak 2025&#8217;te gerçekleşti. GKRY, ABD&#8217;nin Foreign Military Sales (FMS) ve Excess Defense Articles (EDA) programlarından yararlanabilir hâle geldi. Böylece Rum yönetiminin yalnızca Amerikan savunma şirketlerinden doğrudan ticari alım yapmasının değil, ABD hükümeti üzerinden silah ve askerî teçhizat tedarik etmesinin de önü açıldı. EDA ise Amerikan ordusunun ihtiyaç fazlası savunma malzemelerinin uygun ülkelere transferine imkân sağlıyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu nedenle 2027&#8217;ye kadar uzatılan karar, tek başına değerlendirilmesi gereken bir silah satışı düzenlemesinden çok daha geniş bir dönüşümün parçası.</p>



<h3 class="wp-block-heading has-medium-font-size">Rus Sistemlerinden Batı Sistemlerine Geçiş</h3>



<p class="wp-block-paragraph">Kararın uzun vadeli sonuçlarından biri GKRY&#8217;nin askerî envanterinin dönüşümü olabilir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Rum Milli Muhafız Ordusu uzun yıllardır Rus ve eski Sovyet tasarımı sistemlerin de bulunduğu karma bir envanter kullanıyor. ABD savunma pazarının açılması, FMS ve EDA erişiminin sağlanması ve Avrupa&#8217;nın yeni savunma finansman mekanizmaları, GKRY&#8217;nin önümüzdeki yıllarda envanterini Batılı sistemlerle modernize etmesini kolaylaştırabilecek bir ortam oluşturuyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">ABD Ticaret Bakanlığının Nisan 2026 tarihli değerlendirmesine göre GKRY&#8217;nin savunma ve güvenlik pazarı Amerikan şirketlerine uzun yıllar süren kısıtlamaların ardından yeniden açılmış durumda. Rum yönetiminin önümüzdeki beş yılda eskiyen silah sistemlerini modernize etmeyi planlaması da Amerikan savunma şirketleri açısından yeni fırsatlar oluşturuyor. </p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu dönüşüm yalnızca hangi ülkenin silahlarının satın alınacağıyla ilgili değil. Amerikan ve diğer NATO standardındaki sistemlerin envanterdeki ağırlığının artması; eğitim, lojistik, bakım, mühimmat ve birlikte çalışabilirlik alanlarında da GKRY&#8217;nin Batılı savunma yapılarıyla bağlarının güçlenmesi anlamına gelebilir.</p>



<h3 class="wp-block-heading has-medium-font-size">Doğu Akdeniz&#8217;deki Denge Oyunu</h3>



<p class="wp-block-paragraph">Bu noktada karar Türkiye açısından daha geniş bir anlam kazanıyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Doğu Akdeniz uzun süredir enerji kaynakları, deniz yetki alanları, Kıbrıs meselesi, askerî varlık ve bölgesel ortaklıkların iç içe geçtiği bir güç mücadelesine sahne oluyor. Türkiye, Yunanistan, İsrail ve GKRY&#8217;nin güvenlik çıkarları ve bölgesel ortaklıkları her noktada örtüşmüyor. ABD&#8217;nin GKRY ile askerî ilişkilerini geliştirmesi de bu mevcut denkleme yeni bir unsur ekliyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Buradaki önemli nokta, Washington&#8217;ın tek bir silah satışına izin vermesinden ziyade GKRY&#8217;nin Amerikan savunma sistemine erişiminin giderek kurumsallaşması.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Silah ambargosunun kaldırılması, askerî eğitim programları, ortak faaliyetler ve FMS ile EDA erişimi birlikte değerlendirildiğinde ABD-GKRY ilişkilerinin savunma alanında birbirini tamamlayan adımlarla ilerlediği görülüyor. Bu durum GKRY&#8217;nin yalnızca silah tedarik kaynaklarını çeşitlendirmesine değil, ABD ile uzun vadeli askerî ilişkiler geliştirmesine de imkân sağlıyor.</p>



<h3 class="wp-block-heading has-medium-font-size">Türkiye Karara Tepki Gösterdi</h3>



<p class="wp-block-paragraph">Türkiye Dışişleri Bakanlığı, ABD&#8217;nin kararının 30 Eylül 2027&#8217;ye kadar uzatılmasının ardından yaptığı açıklamada KKTC Dışişleri Bakanlığının konuya ilişkin görüşlerini paylaştığını bildirdi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ankara, Rum tarafının yoğun silahlanma faaliyetlerinin bölgesel istikrara zarar verdiğini belirterek Ada&#8217;daki iki taraf arasındaki güveni daha fazla aşındırabilecek adımlardan kaçınılması gerektiğini vurguladı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Dışişleri Bakanlığı ayrıca Türkiye&#8217;nin garantör ülke olarak Kıbrıs Türk halkının meşru hak ve çıkarlarını savunmaya ve güvenliğini sağlamaya devam edeceğini açıkladı. </p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu tepki, Ankara&#8217;nın meseleyi yalnızca ABD-GKRY arasındaki ikili bir savunma ticareti kararı olarak değerlendirmediğini gösteriyor. Türkiye açısından GKRY&#8217;nin askerî kapasitesindeki değişim doğrudan Kıbrıs&#8217;taki güvenlik dengesi ve Doğu Akdeniz&#8217;deki daha geniş stratejik rekabetle bağlantılı.</p>



<h3 class="wp-block-heading has-medium-font-size">Bir Sonraki Adım Beş Yıllık Muafiyet Olabilir</h3>



<p class="wp-block-paragraph">Sürecin bundan sonraki aşamasında dikkat edilmesi gereken gelişmelerden biri ise ABD&#8217;deki mevcut yıllık yenileme sisteminin değiştirilmesi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">ABD Ticaret Bakanlığının Nisan 2026&#8217;da yayımladığı ülke değerlendirmesine göre Kongrede silah ambargosu muafiyetinin yenilenme süresinin bir yıldan beş yıla kadar çıkarılması değerlendiriliyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Böyle bir değişiklik gerçekleşirse sonuç yalnızca idari olmayacak.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yıllık sistem Washington&#8217;a GKRY&#8217;nin gerekli şartları yerine getirip getirmediğini düzenli olarak değerlendirme imkânı verirken, beş yıllık bir dönem savunma tedarikinde çok daha uzun bir öngörülebilirlik sağlayabilir. Özellikle teslimatı birkaç yıla yayılan hava savunma sistemleri, radarlar, mühimmatlar ve diğer büyük savunma projeleri açısından bu süre önemli.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Dolayısıyla beş yıllık bir düzenlemeye geçilmesi, 2022&#8217;de başlayan geçici muafiyet politikasının giderek daha kalıcı bir savunma ilişkisine dönüşmesinde yeni bir eşik oluşturabilir.</p>



<h3 class="wp-block-heading has-medium-font-size">Silah Ambargosundan Stratejik Yakınlaşmaya</h3>



<p class="wp-block-paragraph">ABD&#8217;nin son kararı tek başına Doğu Akdeniz&#8217;deki askerî dengeyi değiştiren bir gelişme değil. Karar belirli bir silah sisteminin satışı veya yeni bir Amerikan askerî konuşlanması anlamına da gelmiyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ancak son yıllardaki gelişmeler birlikte değerlendirildiğinde daha geniş bir eğilim ortaya çıkıyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">GKRY&#8217;nin Amerikan savunma ticaretine erişiminin açılması, FMS ve EDA programlarına dahil edilmesi, askerî eğitim ve güvenlik iş birliğinin genişlemesi ve şimdi muafiyetin Eylül 2027&#8217;ye kadar devam ettirilmesi, Washington-Lefkoşa hattındaki savunma ilişkilerinin giderek daha kurumsal bir zemine oturduğunu gösteriyor. </p>



<p class="wp-block-paragraph">Türkiye açısından izlenmesi gereken temel konu da yalnızca GKRY&#8217;nin hangi Amerikan silahlarını satın alacağı değil. Asıl mesele, GKRY&#8217;nin önümüzdeki yıllarda ABD&#8217;nin bölgesel savunma ve güvenlik mimarisi içinde nasıl bir konuma yerleşeceği ve bunun Kıbrıs ile Doğu Akdeniz&#8217;deki mevcut güç mücadelesine nasıl yansıyacağı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu nedenle 30 Eylül 2027&#8217;ye kadar verilen yeni süre, takvimdeki bir yıllık uzatmanın ötesinde anlam taşıyor. Doğu Akdeniz&#8217;deki denge oyununda bundan sonraki belirleyici gelişme, ABD-GKRY savunma yakınlaşmasının ne kadar ileri gideceği olacak.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Türkiye Savunma Harcamalarına Ayrılan Kaynağı Yüzde 229 Artıracak</title>
		<link>https://addrmagazine.com/turkiye-savunma-harcamalari-yuzde-229-artacak/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Analiz Merkezi]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 07 Sep 2026 13:45:53 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[2027-2029 OVP]]></category>
		<category><![CDATA[Cevdet Yılmaz]]></category>
		<category><![CDATA[ekonomik güvenlik]]></category>
		<category><![CDATA[kritik teknolojiler]]></category>
		<category><![CDATA[Orta Vadeli Program]]></category>
		<category><![CDATA[OVP]]></category>
		<category><![CDATA[savunma bütçesi]]></category>
		<category><![CDATA[savunma projeleri]]></category>
		<category><![CDATA[Savunma Sanayii]]></category>
		<category><![CDATA[Savunma Teknolojileri]]></category>
		<category><![CDATA[savunma yatırımları]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Savunma Sanayii]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye savunma harcamaları]]></category>
		<category><![CDATA[yerli savunma sanayii]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://addrmagazine.com/?p=2612</guid>

					<description><![CDATA[Türkiye savunma harcamaları için ayrılan kaynakları 2027-2029 dönemini kapsayan Orta Vadeli Program kapsamında önemli ölçüde artırmaya hazırlanıyor. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, savunma sanayiinde kendi teknolojisini geliştiren, ihtiyaçlarını karşılayabilen ve yüksek katma değer üreten bir Türkiye hedeflediklerini belirterek savunma harcamalarına yönelik kaynakların yüzde 229 artırılacağını açıkladı. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi&#8217;nde 2027-2029 dönemini kapsayan Orta Vadeli Program&#8217;ı açıkladı. Programda makroekonomik hedeflerin yanı sıra Türkiye&#8217;nin ekonomik güvenliği, kritik teknolojilerde yerli kapasitenin geliştirilmesi ve stratejik sektörlere ayrılacak kaynaklar da ele alındı. Savunma sanayii ise yeni dönemde önceliklendirilen alanların başında yer aldı. Savunmaya Ayrılan Kaynak Yüzde 229 Artırılacak Yılmaz, Türkiye&#8217;nin savunma alanında kendi]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph">Türkiye savunma harcamaları için ayrılan kaynakları 2027-2029 dönemini kapsayan Orta Vadeli Program kapsamında önemli ölçüde artırmaya hazırlanıyor. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, savunma sanayiinde kendi teknolojisini geliştiren, ihtiyaçlarını karşılayabilen ve yüksek katma değer üreten bir Türkiye hedeflediklerini belirterek savunma harcamalarına yönelik kaynakların yüzde 229 artırılacağını açıkladı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi&#8217;nde 2027-2029 dönemini kapsayan Orta Vadeli Program&#8217;ı açıkladı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Programda makroekonomik hedeflerin yanı sıra Türkiye&#8217;nin ekonomik güvenliği, kritik teknolojilerde yerli kapasitenin geliştirilmesi ve stratejik sektörlere ayrılacak kaynaklar da ele alındı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Savunma sanayii ise yeni dönemde önceliklendirilen alanların başında yer aldı.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Savunmaya Ayrılan Kaynak Yüzde 229 Artırılacak</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Yılmaz, Türkiye&#8217;nin savunma alanında kendi teknolojisini geliştirmesinin ve ihtiyaçlarını mümkün olduğunca kendi imkânlarıyla karşılayabilmesinin hedeflendiğini söyledi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, &#8220;Savunma sanayisinde kendi teknolojisini geliştiren, kendi ihtiyaçlarını karşılayabilen ve yüksek katma değer üreten bir Türkiye hedefliyoruz. Bu kapsamda savunma harcamalarını yüzde 229 artırıyoruz.&#8221; ifadelerini kullandı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yılmaz, güvenlik ile ekonomik kalkınma arasında doğrudan bağlantı bulunduğunu belirterek güvenliğin güçlü tutulması gereken temel alanlardan biri olduğunu vurguladı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Açıklanan yüzde 229&#8217;luk oran, OVP kapsamında stratejik önceliklere yönlendirilecek kaynaklardaki artış çerçevesinde yer alıyor. Bu nedenle oranı Türkiye&#8217;nin toplam askerî harcamalarının veya yıllık savunma bütçesinin tek seferde yüzde 229 artırılması şeklinde değerlendirmek yerine, program kapsamında savunmaya yönlendirilecek bütçe kaynaklarındaki artış olarak ele almak gerekiyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Kritik Teknolojilerde Yerli Kapasite Artırılacak</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">2027-2029 Orta Vadeli Programı&#8217;nda savunma sanayii yalnızca güvenlik politikalarının değil, ekonomik güvenlik ve teknolojik bağımsızlığın da temel unsurlarından biri olarak konumlandırılıyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Program kapsamında savunma sanayii, sağlık teknolojileri, yarı iletkenler ve yapay zekâ başta olmak üzere stratejik alanlarda Ar-Ge, üretim ve yenilik kapasitesinin artırılması hedefleniyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Enerji ve madencilikte kullanılan kritik ekipmanların yerlileştirilmesi, kritik minerallerde dışa bağımlılığın azaltılması ve nükleer ile hidrojen teknolojilerinde yerli kapasitenin geliştirilmesi de programın öncelikleri arasında bulunuyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yılmaz, Türkiye&#8217;nin özellikle savunma sanayii ve kritik teknolojilerde erken harekete geçmesinin sağladığı avantajlara dikkat çekti.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Savunmadaki Teknoloji Sivil Sektörlere Aktarılacak</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Yeni dönemde savunma sanayiinde geliştirilen teknolojilerin yalnızca askerî sistemlerle sınırlı tutulmaması da hedefleniyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yılmaz, savunma sanayiinde kazanılan teknoloji ve yetkinliklerin sivil endüstrilere aktarılmasını istediklerini belirterek sağlık endüstrilerini bunun gerçekleştirilebileceği başlıca alanlardan biri olarak gösterdi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu yaklaşım kapsamında savunma sanayiinde uygulanan uzun vadeli sipariş ve tedarik modelinin sağlık teknolojileri, raylı sistemler, enerji ekipmanları, elektronik ve kritik sanayi girdileri gibi diğer stratejik sektörlere de yaygınlaştırılması planlanıyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kamu alımlarının da yerli teknolojilerin geliştirilmesi ve ölçeklendirilmesinde daha etkin bir araç olarak kullanılması öngörülüyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Dost Ülkelerle Yeni Savunma Platformları</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Yılmaz&#8217;ın açıklamalarındaki dikkat çekici başlıklardan biri de Türkiye&#8217;nin gelecekteki savunma projelerinde uluslararası ortaklıklara yönelik yaklaşımı oldu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Türkiye&#8217;nin kritik teknolojilerde yalnızca kendi imkânlarına dayanarak hareket etmeyeceğini belirten Yılmaz, dost ve kardeş ülkelerle ortak platformların oluşturulmasını hedeflediklerini açıkladı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yılmaz, ABD&#8217;nin F-35 programında farklı ülkelerin katılımıyla oluşturduğu modeli örnek göstererek Türkiye&#8217;nin de önümüzdeki dönemde ürün bazlı uluslararası ortaklıklar kurabileceğine işaret etti.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu modelde dost ülkelerin yalnızca nihai ürünün müşterisi olması yerine geliştirme, üretim ve pazarlama süreçlerinin farklı aşamalarında projelere dahil edilmesi öngörülüyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yılmaz, Türkiye&#8217;nin önümüzdeki dönemde dost ülkelerle oluşturulacak platformlara &#8220;hem geliştirme hem pazarlama açısından&#8221; önem vereceğini belirtti.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Savunma Sanayii Ekonomik Güvenlik Politikasının Parçası</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Yeni OVP&#8217;nin dikkat çeken değişikliklerinden biri &#8220;ekonomik güvenlik ve dayanıklılık&#8221; konusunun ayrı bir politika alanı olarak ele alınması oldu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu kapsamda enerji ve doğal kaynaklarda arz güvenliği, gıda arz güvenliği ve tarımsal dayanıklılık, kritik teknolojilerde yerli kapasitenin geliştirilmesi ile demografik ve kentsel dayanıklılık gibi alanlara öncelik veriliyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Savunma sanayii de kritik teknolojilerde yerli kapasitenin geliştirilmesi hedefinin merkezindeki sektörlerden biri olarak öne çıkıyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">OVP kapsamında diğer stratejik yatırım alanlarında da kaynak artışı planlanıyor. Sulama yatırımlarının yüzde 42, içme suyu yatırımlarının yüzde 71, organize tarım bölgesi yatırımlarının yüzde 103, MTA yatırımlarının yüzde 139 ve sanayi altyapısı yatırımlarının yüzde 54 artırılması öngörülüyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Savunma alanındaki yüzde 229&#8217;luk artış ise açıklanan stratejik kaynak artışları arasında en yüksek oranlardan biri olarak öne çıkıyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>2027-2029 Döneminde Yeni Savunma Projeleri</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Türkiye&#8217;nin önümüzdeki üç yıllık ekonomik yol haritasını belirleyen OVP, savunma sanayiini güvenlik ihtiyacının yanı sıra yüksek teknolojili üretim, yerlileştirme ve ihracat politikalarının da önemli bileşenlerinden biri olarak konumlandırıyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Program kapsamında savunma harcamalarına ayrılan kaynakların artırılmasının yanı sıra kritik teknolojilerde yerli üretimin güçlendirilmesi, savunmada kazanılan teknolojilerin sivil sektörlere aktarılması ve dost ülkelerle ortak geliştirme ve üretim modellerinin yaygınlaştırılması hedefleniyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yılmaz&#8217;ın açıklamalarına göre Türkiye, önümüzdeki dönemde ürün bazlı uluslararası ortaklık modellerine daha fazla ağırlık vererek savunma projelerinde geliştirme, üretim ve pazarlama süreçlerini dost ülkelerle birlikte yürütmeyi amaçlıyor.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan ŞİÖ, F-35 ve S-400 Mesajları</title>
		<link>https://addrmagazine.com/erdogan-sio-f35-s400-aciklamalari/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Analiz Merkezi]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 02 Sep 2026 14:09:46 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[ABD]]></category>
		<category><![CDATA[Cumhurbaşkanı Erdoğan]]></category>
		<category><![CDATA[F-35]]></category>
		<category><![CDATA[Kaan]]></category>
		<category><![CDATA[Karadeniz]]></category>
		<category><![CDATA[Kırgızistan]]></category>
		<category><![CDATA[Mekke Savunma İttifakı]]></category>
		<category><![CDATA[PYD]]></category>
		<category><![CDATA[Recep Tayyip Erdoğan]]></category>
		<category><![CDATA[Rusya]]></category>
		<category><![CDATA[S-400]]></category>
		<category><![CDATA[Şanghay İşbirliği Örgütü]]></category>
		<category><![CDATA[Savunma Sanayii]]></category>
		<category><![CDATA[ŞİÖ]]></category>
		<category><![CDATA[Suriye]]></category>
		<category><![CDATA[Türk dış politikası]]></category>
		<category><![CDATA[Vladimir Putin]]></category>
		<category><![CDATA[YPG]]></category>
		<category><![CDATA[Yunanistan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://addrmagazine.com/?p=2599</guid>

					<description><![CDATA[Cumhurbaşkanı Erdoğan ŞİÖ F-35 ve S-400 başlıkları başta olmak üzere Türkiye’nin dış politika ve güvenlik gündemine ilişkin açıklamalarda bulundu. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kırgızistan’da düzenlenen Şanghay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ) Devlet Başkanları Zirvesi dönüşünde Türkiye’nin ŞİÖ ile ilişkilerini daha ileri bir seviyeye taşımasının mümkün olduğunu belirtirken F-35 programına dönüş görüşmelerinin sürdüğünü ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile ikili gündemdeki konuların ele alındığını söyledi. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıklamalarında Rusya-Ukrayna savaşından Mekke Savunma İttifakı’na, Suriye’de YPG/PYD’nin fesih kararından Karadeniz’de deniz güvenliğine ve Ege’deki gayriaskerî statüdeki adalara kadar geniş bir dış politika ve güvenlik gündemi öne çıktı. ŞİÖ Üyeliğine Kapı Açık Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph">Cumhurbaşkanı Erdoğan ŞİÖ F-35 ve S-400 başlıkları başta olmak üzere Türkiye’nin dış politika ve güvenlik gündemine ilişkin açıklamalarda bulundu. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kırgızistan’da düzenlenen Şanghay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ) Devlet Başkanları Zirvesi dönüşünde Türkiye’nin ŞİÖ ile ilişkilerini daha ileri bir seviyeye taşımasının mümkün olduğunu belirtirken F-35 programına dönüş görüşmelerinin sürdüğünü ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile ikili gündemdeki konuların ele alındığını söyledi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıklamalarında Rusya-Ukrayna savaşından Mekke Savunma İttifakı’na, Suriye’de YPG/PYD’nin fesih kararından Karadeniz’de deniz güvenliğine ve Ege’deki gayriaskerî statüdeki adalara kadar geniş bir dış politika ve güvenlik gündemi öne çıktı.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>ŞİÖ Üyeliğine Kapı Açık</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin Şanghay İşbirliği Örgütü ile ilişkilerini daha ileri seviyelere taşımasının mümkün olduğunu belirtti.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Türkiye’nin Çin’den Orta Asya’ya, Rusya’dan Güney Asya’ya uzanan geniş bir coğrafyada önemli ekonomik ve ticari ilişkilere sahip olduğuna dikkat çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, ŞİÖ ile geliştirilen ilişkileri Türkiye’nin çok yönlü dış politika anlayışının bir parçası olarak değerlendirdi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Türkiye’nin teşkilata tam üyelik perspektifinin mevcut ittifak ilişkilerine alternatif oluşturmadığını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Türkiye&#8217;nin teşkilata üyelik perspektifi, bir bloktan bir kopuş, Batı&#8217;ya sırt çevirme anlamına asla gelmez. Hedefimiz, 360 derecelik bir vizyonla kendi ağırlığımızı artırmaktır” dedi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Türkiye, 2012’den bu yana ŞİÖ içerisinde “diyalog ortağı” statüsünde bulunuyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıklaması, Ankara’nın mevcut statünün ilerisine geçerek gelecekte tam üyeliği değerlendirebileceğini ortaya koyması açısından önem taşıyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Reuters da Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıklamalarını Türkiye’nin Çin ve Rusya’nın öncülük ettiği ŞİÖ ile ilişkilerini tam üyeliğe kadar taşıma ihtimaline açık olduğu şeklinde değerlendirdi.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Putin İle Rusya-Ukrayna Savaşı Görüşüldü</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Cumhurbaşkanı Erdoğan, Bişkek’te Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile gerçekleştirdiği görüşmenin “çok samimi” ve “verimli” geçtiğini söyledi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Görüşmede özellikle Rusya-Ukrayna savaşının ele alındığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, Putin’in de savaşın sona ermesini istediğini ifade etti.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Türkiye’nin savaşın barışçıl yollarla sona erdirilmesi için rol üstlenmeye hazır olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Ankara’nın barış sürecine yönelik girişimlerini sürdüreceğini söyledi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Türkiye, savaşın başlamasından bu yana hem Moskova hem de Kiev ile doğrudan temaslarını sürdüren NATO ülkelerinden biri olurken daha önce İstanbul’da Rusya ve Ukrayna heyetleri arasında gerçekleştirilen müzakerelere de ev sahipliği yaptı.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>S-400 Konusu Putin İle Masaya Geldi Mi?</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Cumhurbaşkanı Erdoğan’a, Türkiye’nin F-35 programına yeniden dahil edilmesi karşılığında Rusya’dan alınan S-400 hava savunma sistemlerinin üçüncü bir ülkeye devredilebileceğine ilişkin iddialar da soruldu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">S-400’lerin üçüncü ülkeye devrinin Putin ile görüşmede doğrudan ele alınıp alınmadığı sorusuna Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Sayın Putin&#8217;le ikili gündemimizdeki her konuyu ele aldık” yanıtını verdi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Cumhurbaşkanı Erdoğan böylece S-400&#8217;lerin devri konusunda herhangi bir karar veya mutabakat açıklandığını söylemedi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Türkiye, Rusya’dan S-400 sistemlerini satın almasının ardından 2019’da F-35 programından çıkarılmış, daha sonra CAATSA kapsamında yaptırımlarla karşı karşıya kalmıştı. Ankara ise programın ortaklarından biri olduğunu ve F-35 projesine önemli finansal ve endüstriyel katkılar sağladığını uzun süredir vurguluyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>F-35 İçin Görüşmeler Sürüyor</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin F-35 programına yeniden dahil edilmesine yönelik görüşmelerin devam ettiğini açıkladı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Türkiye’nin başlangıçta F-35 programının ortaklarından biri olduğunu hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Türkiye&#8217;nin programa tekrar dahil olması konusunda da görüşmelerimiz sürüyor. Amerika&#8217;daki süreçlerin bir an önce tamamlanmasıyla bu meselenin geride bırakılacağını düşünüyoruz” dedi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ancak Cumhurbaşkanı Erdoğan, F-35 görüşmelerinin Türkiye’nin millî savaş uçağı KAAN veya yerli hava savunma projelerinde değişikliğe yol açmayacağını özellikle vurguladı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Tüm bu diplomatik çabalarımızı yürütürken de KAAN&#8217;dan vazgeçmiyoruz. Kendi hava savunma sistemlerimizi geliştirmekten vazgeçmiyoruz. Aksine Türkiye&#8217;nin seçeneklerini artırıyoruz” ifadelerini kullandı.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Mekke Savunma İttifakı İçin Sekretarya Kurulacak</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıklamalarında Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan arasında kurulan Mekke Savunma İttifakı da yer aldı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">İstanbul’da gerçekleştirilen ilk Stratejik Siyasi ve Savunma Komitesi toplantısının ittifakın somutlaşması açısından önemli olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, üç ülkenin dışişleri ve savunma bakanları ile genelkurmay başkanlarının toplantıya katıldığını hatırlattı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıklamasına göre ittifakın bundan sonraki aşamasında öncelikli konulardan biri sekretaryanın kurulması ve işlerlik kazanması olacak.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Toplantıda savunma sanayii iş birliğinin yanı sıra askerî eğitim, askerî standardizasyon, tehdit değerlendirmeleri ile imkân ve kabiliyetlerin paylaşılması gibi operasyonel başlıklar da ele alındı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Cumhurbaşkanı Erdoğan ayrıca ittifaka açık biçimde tepki gösteren ülke sayısının az olduğunu ancak bazı ülkelerin kapalı biçimde rahatsızlık duyduğunu söyledi.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>YPG/PYD’nin Fesih Kararına Olumlu Yaklaşım</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Suriye’deki gelişmeler de Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıklamalarının önemli başlıklarından biri oldu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Cumhurbaşkanı Erdoğan, YPG/PYD’nin fesih kararından Suriye halkı adına memnuniyet duyduğunu belirterek alınan karar ve entegrasyon sürecini olumlu değerlendirdiklerini söyledi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ancak Ankara’nın kararın sahadaki uygulanmasını takip edeceğini de vurguladı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Cumhurbaşkanı Erdoğan, Suriye’nin bütün unsurlarıyla tek bir yapı altında birleşmesinin önemine işaret ederek Cumhurbaşkanı Ahmed Şara yönetimindeki entegrasyon sürecinden ümitli olduklarını ifade etti.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Türkiye’nin yaklaşımında fesih kararının ilan edilmesinin yanı sıra bunun sahada uygulanması ve silahlı yapıların merkezi devlet mekanizmasına entegrasyonu belirleyici başlıklar arasında bulunuyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Karadeniz İçin Yeni Güvenlik Mekanizması Çağrısı</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Rusya-Ukrayna savaşının Karadeniz’deki ticari deniz taşımacılığı üzerindeki etkileri de Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın gündemindeydi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Karadeniz’de yalnızca Türk bayraklı veya Türk işletmecilere ait gemilerin değil bütün sivil deniz taşımacılığının güvenliğinin Türkiye açısından önemli olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, ticari gemilerin çatışmaların hedefi hâline gelmemesi gerektiğini söyledi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Karadeniz&#8217;de ticari deniz taşımacılığının güvenliğini kalıcı şekilde sağlayacak bir mekanizmaya ihtiyaç var” dedi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Karadeniz’deki güvenlik sorunlarının tahıl sevkiyatını da etkilediğine dikkat çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, özellikle Afrika’da tahıl krizinin yeniden ortaya çıkmaya başladığını belirterek sorun büyümeden girişimde bulunulması gerektiğini ifade etti.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Yunanistan’a Adaların Silahlandırılması Mesajı</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıklamalarındaki bir diğer güvenlik başlığı Ege oldu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yunanistan’ın gayriaskerî statüdeki adalardaki askerî kapasitesini artırmasına ilişkin bir soruya yanıt veren Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin iyi komşuluk ilişkilerinden yana olduğunu ancak haklarının ihlal edilmesine izin vermeyeceğini söyledi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Uluslararası anlaşmaların ihlal edilmesinin kimseye fayda sağlamayacağını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin serinkanlı tutumunun zayıflık olarak değerlendirilmemesi gerektiğini vurguladı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Cumhurbaşkanı Erdoğan, Yunanistan’a gayriaskerî statüdeki adaları silahlandırmaktan vazgeçmesi çağrısında bulunarak Ankara’nın bölgede barış, güvenlik ve istikrar için çalışmayı sürdüreceğini ifade etti.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Dış Politikada “360 Derecelik Vizyon” Vurgusu</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Kırgızistan dönüşündeki açıklamaları, Ankara’nın güvenlik ve dış politika gündeminde birbirinden farklı kanalları eş zamanlı yürütme yaklaşımını ortaya koydu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bir tarafta ŞİÖ ile ilişkilerin tam üyelik ihtimalini de kapsayacak şekilde geliştirilmesi gündemde tutulurken diğer tarafta NATO müttefiki ABD ile F-35 programına dönüş görüşmeleri devam ediyor. Rusya ile S-400, enerji ve Ukrayna savaşı gibi başlıklardaki temaslar sürerken Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan ile Mekke Savunma İttifakı’nın kurumsal yapısını oluşturmaya hazırlanıyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Cumhurbaşkanı Erdoğan ise bu yaklaşımı Türkiye’nin mevcut ittifaklarından uzaklaşması olarak değil, ülkenin seçeneklerini artırmayı hedefleyen “360 derecelik” bir dış politika vizyonu olarak tanımladı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İsrail ile Sudan’daki RSF Arasında Gizli Görüşme İddiası</title>
		<link>https://addrmagazine.com/israil-rsf-gorusmesi-gizli-ziyaret-iddiasi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Analiz Merkezi]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 02 Sep 2026 07:02:30 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Savunma Diplomasisi]]></category>
		<category><![CDATA[Abdurrahim Hamdan Dagalo]]></category>
		<category><![CDATA[Africa Intelligence]]></category>
		<category><![CDATA[Afrika]]></category>
		<category><![CDATA[BAE]]></category>
		<category><![CDATA[Birleşik Arap Emirlikleri]]></category>
		<category><![CDATA[Darfur]]></category>
		<category><![CDATA[Hemedti]]></category>
		<category><![CDATA[Hızlı Destek Kuvvetleri]]></category>
		<category><![CDATA[İsrail]]></category>
		<category><![CDATA[İsrail RSF görüşmesi]]></category>
		<category><![CDATA[İsrail Sudan ilişkileri]]></category>
		<category><![CDATA[Muhammed Hamdan Dagalo]]></category>
		<category><![CDATA[Orta Doğu]]></category>
		<category><![CDATA[RSF]]></category>
		<category><![CDATA[savaş suçları]]></category>
		<category><![CDATA[Sudan]]></category>
		<category><![CDATA[Sudan iç savaşı]]></category>
		<category><![CDATA[Sudan savaşı]]></category>
		<category><![CDATA[Tel Aviv]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://addrmagazine.com/?p=2593</guid>

					<description><![CDATA[İsrail RSF görüşmesi iddiası, Sudan savaşındaki dış aktörlerin rolünü yeniden gündeme taşıdı. Sudan’da orduyla savaşan paramiliter Hızlı Destek Kuvvetlerinin (RSF) üst düzey isimlerinin savaş devam ederken İsrail’e iki gizli ziyaret gerçekleştirdiği ve İsrailli yetkililerle görüştüğü öne sürüldü. Africa Intelligence’ın araştırmasına göre RSF heyetleri Mayıs 2025 ve Şubat 2026’da Tel Aviv’e gitti. İddia, Sudan’da Nisan 2023’ten bu yana devam eden savaşta sivillere yönelik ağır suçlamaların merkezinde bulunan RSF’nin dış bağlantılarını yeniden gündeme getirdi. Africa Intelligence’ın araştırmasını İsrail merkezli Jerusalem Post ve i24NEWS ile bölgesel yayınlar da aktardı. Bununla birlikte İsrail hükümetinden söz konusu ziyaretleri ve görüşmeleri doğrulayan resmî bir açıklama yapılmadı.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph">İsrail RSF görüşmesi iddiası, Sudan savaşındaki dış aktörlerin rolünü yeniden gündeme taşıdı. Sudan’da orduyla savaşan paramiliter Hızlı Destek Kuvvetlerinin (RSF) üst düzey isimlerinin savaş devam ederken İsrail’e iki gizli ziyaret gerçekleştirdiği ve İsrailli yetkililerle görüştüğü öne sürüldü. Africa Intelligence’ın araştırmasına göre RSF heyetleri Mayıs 2025 ve Şubat 2026’da Tel Aviv’e gitti.</p>



<p class="wp-block-paragraph">İddia, Sudan’da Nisan 2023’ten bu yana devam eden savaşta sivillere yönelik ağır suçlamaların merkezinde bulunan RSF’nin dış bağlantılarını yeniden gündeme getirdi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Africa Intelligence’ın araştırmasını İsrail merkezli Jerusalem Post ve i24NEWS ile bölgesel yayınlar da aktardı. Bununla birlikte İsrail hükümetinden söz konusu ziyaretleri ve görüşmeleri doğrulayan resmî bir açıklama yapılmadı.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>İki Gizli Ziyaret Gerçekleştirildiği İddia Ediliyor</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Africa Intelligence’ın aktardığı bilgilere göre RSF bağlantılı ilk heyet Mayıs 2025’te İsrail’i ziyaret etti.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Heyette RSF lideri Muhammed Hamdan Dagalo’nun, bilinen adıyla Hemedti’nin kardeşleri Abdurrahim Hamdan Dagalo ve Algoney Hamdan Dagalo’nun yer aldığı bildirildi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Abdurrahim Dagalo, RSF’nin komuta yapısındaki en önemli isimlerden biri ve örgütün iki numaralı ismi olarak biliniyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Araştırmaya göre RSF bağlantılı ikinci ziyaret ise Şubat 2026’da gerçekleştirildi. Bu heyette Abdurrahim ve Algoney Dagalo’nun yanı sıra RSF’nin hukuk danışmanı Ezzadeen Elsafi de yer aldı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Heyetlerin İsrail Dışişleri Bakanlığının Afrika dosyasından sorumlu yetkilileri ve İsrail istihbarat çevrelerinden isimlerle görüştüğü öne sürüldü.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Görüşmelerin ayrıntıları ve taraflar arasında hangi konuların ele alındığı konusunda ise kamuoyuna açıklanmış kapsamlı bir resmî bilgi bulunmuyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Temasların Sudan Savaşından Önce Başladığı Öne Sürülüyor</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">İsrail ile RSF arasındaki temasların Sudan’daki mevcut savaştan daha eski olduğu da iddialar arasında.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Africa Intelligence’a dayandırılan haberlerde iki taraf arasındaki ilişkilerin Nisan 2023’te Sudan ordusu ile RSF arasında savaş başlamadan önce kurulduğu ve temasların güvenlik ile istihbarat alanlarını da kapsadığı ileri sürüldü.</p>



<p class="wp-block-paragraph">İsrail ile Sudan arasındaki ilişkiler, 2020’de başlayan normalleşme süreciyle yeni bir aşamaya girmişti. Sudan, ABD arabuluculuğunda yürütülen süreçte İsrail ile ilişkilerini normalleştirme yönünde adımlar atmış ancak ülkedeki siyasi kriz ve ardından başlayan iç savaş sürecin tamamlanmasını engellemişti.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu dönemde İsrail’in Sudan’daki farklı siyasi ve askerî aktörlerle temasları da uluslararası basına yansıdı.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>RSF Sudan Savaşının Ana Taraflarından Biri</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Hızlı Destek Kuvvetleri, Sudan ordusuyla Nisan 2023’te başlayan savaşın iki temel askerî aktöründen biri.</p>



<p class="wp-block-paragraph">RSF’nin kökenleri, Darfur çatışmalarında faaliyet gösteren Cancavid milislerine dayanıyor. Yapı daha sonra Sudan devletinin güvenlik mekanizmasının bir parçası hâline getirilerek Hızlı Destek Kuvvetleri adı altında yeniden organize edildi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ömer el-Beşir yönetiminin 2019’da devrilmesinin ardından Sudan’daki siyasi ve askerî güç mücadelesinde RSF’nin etkisi daha da arttı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Sudan ordusunun başındaki Abdulfettah el-Burhan ile RSF lideri Hemedti arasındaki güç mücadelesi ise Nisan 2023’te kapsamlı bir savaşa dönüştü.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Çatışmalar ülkenin büyük bölümüne yayılırken özellikle Darfur’da sivillere yönelik katliamlar, etnik temelli saldırılar, cinsel şiddet ve zorla yerinden etmeler konusunda RSF ve bağlantılı milislere yönelik ağır suçlamalar gündeme geldi.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>ABD RSF İçin Soykırım Tespitinde Bulundu</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">ABD yönetimi Ocak 2025’te RSF ve ona bağlı milislerin Sudan’da soykırım gerçekleştirdiği sonucuna vardığını açıkladı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Washington, RSF unsurlarının etnik temelde sivilleri hedef aldığını, erkekleri ve çocukları öldürdüğünü, kadınlara ve kız çocuklarına yönelik sistematik cinsel şiddet uyguladığını ve sivillerin insani yardıma erişimini engellediğini bildirdi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu kararın ardından RSF lideri Hemedti’ye ve örgütle bağlantılı şirketlere yaptırımlar uygulandı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">RSF bu nedenle uluslararası alanda savaş suçları, insanlığa karşı suçlar ve soykırım suçlamalarının merkezinde bulunuyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bununla birlikte RSF’nin doğrudan “terör örgütü” olarak tanımlanması ile söz konusu uluslararası suçlara ilişkin tespit ve yaptırımlar hukuki açıdan aynı kategoriyi ifade etmiyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>BAE Desteğine İlişkin İddialar Gündemde</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">RSF’nin dış bağlantıları konusunda en fazla tartışılan ülkelerden biri ise Birleşik Arap Emirlikleri.</p>



<p class="wp-block-paragraph">BAE’nin RSF’ye finansman, silah, lojistik destek ve askerî kapasite sağladığı yönündeki iddialar uzun süredir uluslararası kamuoyunun gündeminde bulunuyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Reuters tarafından Şubat 2026’da yayımlanan bir araştırmada Etiyopya’nın Benishangul-Gumuz bölgesinde RSF savaşçılarını eğitmek amacıyla gizli bir askerî kamp oluşturulduğu bildirildi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Reuters’ın sekiz kaynağa, diplomatik yazışmalara ve Etiyopya güvenlik servislerine ait bir belgeye dayandırdığı araştırmada kampın finansmanı ile askerî eğitmen ve lojistik desteğinin BAE tarafından sağlandığı öne sürüldü. Kampta yılın başında yaklaşık 4 bin 300 savaşçının eğitim gördüğü belirtildi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">BAE ise söz konusu iddiaları reddetti ve RSF’ye askerî destek sağlamadığını açıkladı.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Kolombiyalı Savaşçılar da Gündeme Geldi</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">RSF’nin dış destek ağına ilişkin bir diğer tartışma ise Sudan’da savaşan yabancı savaşçılar üzerinden yürütülüyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Reuters ve Birleşmiş Milletler uzmanlarının çalışmalarında, Kolombiyalı eski askerlerin RSF saflarında Sudan’daki çatışmalara katıldığına ilişkin bulgular ortaya konuldu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Human Rights Watch da Mayıs 2026’da yayımladığı kapsamlı raporda Kolombiyalı savaşçıların Sudan’a gönderilmesinde BAE bağlantılı kişi ve şirketlerin rolüne ilişkin iddiaları inceledi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Reuters’ın temmuz ayında aktardığı BM uzmanları bulgularında ise RSF’ye silah ve savaşçı taşınmasında kullanılan uçaklar ile BAE merkezli şirketler arasındaki bağlantılar mercek altına alındı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">BAE yönetimi RSF’ye silah, mühimmat, insansız hava aracı, finansman veya askerî personel sağladığı yönündeki suçlamaları reddetmeye devam ediyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>İsrail-RSF İlişkilerinin Boyutu Belirsiz</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">RSF heyetlerinin Tel Aviv’e gerçekleştirdiği öne sürülen ziyaretler, Sudan savaşındaki dış aktörlerin rolüne ilişkin tartışmalara yeni bir boyut ekledi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">İddiaların dikkat çekici yönlerinden biri, ziyaretlerin savaşın farklı dönemlerinde tekrarlanmış olması. Mayıs 2025 ve Şubat 2026 tarihlerinde iki ayrı heyetin İsrail’e gittiği yönündeki bilgiler doğruysa bu durum tek seferlik bir temastan ziyade devam eden bir iletişim kanalına işaret ediyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ancak görüşmelerde hangi somut kararların alındığı, İsrail’in RSF’ye herhangi bir askerî veya istihbarat desteği sağlayıp sağlamadığı ya da temasların Sudan’daki savaş üzerinde doğrudan bir etkisinin bulunup bulunmadığı mevcut açık kaynaklarla doğrulanmış değil.</p>



<p class="wp-block-paragraph">İsrail makamlarının görüşmeleri resmen doğrulamaması da ilişkinin kapsamına yönelik belirsizliğin sürmesine neden oluyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Sudan’daki Savaşta Dış Aktörler Tartışması Büyüyor</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Sudan’daki savaş, başlangıçta ülke içindeki iki askerî güç arasındaki iktidar mücadelesi olarak ortaya çıkmasına rağmen zaman içerisinde bölgesel ve uluslararası aktörlerin dâhil olduğu daha karmaşık bir güvenlik krizine dönüştü.</p>



<p class="wp-block-paragraph">RSF’nin BAE ile ilişkilerine yönelik iddiaların yanı sıra İsrail ile gizli temaslarının bulunduğunun öne sürülmesi, paramiliter yapının uluslararası bağlantılarını yeniden gündeme taşıdı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Africa Intelligence’ın ortaya koyduğu iki Tel Aviv ziyareti şu aşamada İsrail makamları tarafından doğrulanmış değil. Ancak iddiaların İsrail basınına da yansıması ve heyetlerde RSF lideri Hemedti’nin yakın çevresindeki üst düzey isimlerin bulunduğunun bildirilmesi, söz konusu temasların Sudan savaşındaki dış aktörlerin rolü açısından yakından izlenmesine neden oluyor.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Putin’den İran’a Destek Mesajı</title>
		<link>https://addrmagazine.com/putin-iran-destegi-biskek-gorusmesi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Analiz Merkezi]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 02 Sep 2026 06:36:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Savunma Diplomasisi]]></category>
		<category><![CDATA[ABD İran gerilimi]]></category>
		<category><![CDATA[askerî destek]]></category>
		<category><![CDATA[Bişkek]]></category>
		<category><![CDATA[Donald Trump]]></category>
		<category><![CDATA[İran]]></category>
		<category><![CDATA[İran savunma sanayii]]></category>
		<category><![CDATA[Kapsamlı Stratejik Ortaklık Anlaşması]]></category>
		<category><![CDATA[Kırgızistan]]></category>
		<category><![CDATA[Mesud Pezeşkiyan]]></category>
		<category><![CDATA[Putin İran desteği]]></category>
		<category><![CDATA[Rusya]]></category>
		<category><![CDATA[Rusya İran askerî iş birliği]]></category>
		<category><![CDATA[Rusya İran ilişkileri]]></category>
		<category><![CDATA[Şanghay İşbirliği Örgütü]]></category>
		<category><![CDATA[savunma iş birliği]]></category>
		<category><![CDATA[ŞİÖ]]></category>
		<category><![CDATA[Vladimir Putin]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://addrmagazine.com/?p=2590</guid>

					<description><![CDATA[Putin İran desteğinin süreceğini açıkladı. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ile Bişkek’te gerçekleştirdiği görüşmede Moskova’nın Tahran’a gerekli yardımı sağlamaya ve ihtiyaç duyduğu ürünleri tedarik etmeye çalıştığını söyledi. Putin’in açıklaması sosyal medyada “Rusya İran’a askerî destek sağlayacak” şeklinde aktarılırken Kremlin tarafından yayımlanan açıklamada yardımın askerî nitelikte olduğuna ilişkin açık bir ifade yer almadı. Putin ve Pezeşkiyan, Şanghay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ) Devlet Başkanları Zirvesi kapsamında 1 Eylül’de Bişkek’te bir araya geldi. “İran’a Gerekli Yardımı Sağlamaya Çalışıyoruz” Görüşmede İran ile ABD arasındaki çatışma ve iki ülke arasındaki ateşkes girişimlerine değinen Putin, haziran ayında İran ile ABD arasında imzalanan ateşkes]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph">Putin İran desteğinin süreceğini açıkladı. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ile Bişkek’te gerçekleştirdiği görüşmede Moskova’nın Tahran’a gerekli yardımı sağlamaya ve ihtiyaç duyduğu ürünleri tedarik etmeye çalıştığını söyledi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Putin’in açıklaması sosyal medyada “Rusya İran’a askerî destek sağlayacak” şeklinde aktarılırken Kremlin tarafından yayımlanan açıklamada yardımın askerî nitelikte olduğuna ilişkin açık bir ifade yer almadı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Putin ve Pezeşkiyan, Şanghay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ) Devlet Başkanları Zirvesi kapsamında 1 Eylül’de Bişkek’te bir araya geldi.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>“İran’a Gerekli Yardımı Sağlamaya Çalışıyoruz”</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Görüşmede İran ile ABD arasındaki çatışma ve iki ülke arasındaki ateşkes girişimlerine değinen Putin, haziran ayında İran ile ABD arasında imzalanan ateşkes mutabakatını memnuniyetle karşıladıklarını ancak ateşkesin kalıcı olmadığını söyledi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Putin, “Ateşkes istikrarsız ve çok kırılgan oldu. Bu zor dönemde İran’a gerekli yardımı sağlamaya çalışıyor, ihtiyaç duyduğu ürünleri tedarik ediyoruz.” ifadelerini kullandı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Rus lider, Moskova ile Tahran arasındaki ilişkilerin Kapsamlı Stratejik Ortaklık Anlaşması çerçevesinde farklı alanlarda gelişmeye devam ettiğini de vurguladı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Putin ayrıca iki ülke arasındaki ticari ve ekonomik ilişkilerin mevcut gerilime rağmen ivmesini koruduğunu belirtti.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Pezeşkiyan’dan Rusya’ya Teşekkür</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ise görüşmede Rusya’nın İran’a verdiği destekten dolayı Putin’e teşekkür etti.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Pezeşkiyan, Moskova ile Tahran arasındaki ilişkileri “stratejik” olarak tanımlarken iki ülke arasındaki iş birliğinin İran’ın ABD ile yaşadığı çatışmada önemli rol oynadığını ifade etti.</p>



<p class="wp-block-paragraph">İran lideri ayrıca Rusya’nın tek kutuplu dünya düzenine yönelik yaklaşımını desteklediklerini belirterek Moskova ile iş birliğinin daha da geliştirilmesi gerektiğini söyledi.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>“Askerî Destek” Açıklaması Yapılmadı</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Putin’in açıklamalarının ardından sosyal medyada Rusya’nın İran’a askerî destek sağlayacağı yönünde paylaşımlar yapıldı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ancak Kremlin tarafından görüşmeye ilişkin yayımlanan açıklamada Putin’in doğrudan “askerî destek” ifadesini kullandığına veya İran’a yeni bir silah sevkiyatı yapılacağını açıkladığına ilişkin bilgi bulunmuyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Putin’in kamuoyuna açıklanan ifadesi, Rusya’nın İran’a “gerekli yardımı” sağlamaya çalıştığı ve “ihtiyaç duyduğu ürünleri” tedarik ettiği yönünde.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu nedenle açıklamanın Rusya tarafından İran’a yeni bir askerî yardım paketi veya silah sevkiyatı ilanı olarak değerlendirilmesi için mevcut resmî açıklamalar yeterli değil.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Rusya ve İran Arasında Askerî İş Birliği Sürüyor</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Bununla birlikte Moskova ile Tahran arasındaki askerî ilişkiler uzun süredir iki ülkenin stratejik ortaklığının önemli başlıklarından birini oluşturuyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">İran’ın Rusya’ya sağladığı insansız hava aracı teknolojisi, Ukrayna savaşının ardından iki ülke arasındaki savunma iş birliğinin en görünür unsurlarından biri hâline geldi. Rusya, İran kökenli Shahed ailesi temelinde kendi insansız hava araçlarının üretimini de geliştirdi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Rusya’nın İran’a sağladığı destek konusunda ise son aylarda farklı iddialar ve araştırmalar gündeme geldi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Financial Times tarafından yayımlanan bir araştırmaya göre Rusya, İran’ın gelişmiş süpersonik seyir füzeleri geliştirmesine yönelik gizli bir program kapsamında teknik destek sağladı. Haberde, Rus füze uzmanlarının ramjet motor teknolojisi konusunda İran tarafıyla çalışmalar yürüttüğü belirtildi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Washington Post da Rusya’nın İran’a mevcut çatışma döneminde destek sağladığını ve Moskova-Tahran askerî ve siyasi ilişkilerinin giderek yakınlaştığını bildirdi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Buna karşılık Moskova ile Tahran arasında yürürlükte bulunan Kapsamlı Stratejik Ortaklık Anlaşması, taraflardan birinin saldırıya uğraması hâlinde diğer tarafın otomatik olarak askerî müdahalede bulunmasını öngören karşılıklı savunma hükmü içermiyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Trump Daha Önce Rusya’nın Silah Vermeyeceğini Söylemişti</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Putin’in son açıklaması, ABD Başkanı Donald Trump’ın temmuz ayında Rusya ve Çin’in İran’a askerî destek vermediğine ilişkin açıklamalarının ardından geldi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Trump, Putin’in kendisine Rusya’nın İran’a silah satmayacağı yönünde güvence verdiğini söylemişti. ABD Başkanı, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping’den de benzer bir güvence aldığını belirtmişti.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Trump bununla birlikte Moskova ve Pekin’in Tahran ile uzun süredir devam eden ilişkileri nedeniyle İran’a belirli ölçülerde başka destekler sağlayabileceğini kabul etmişti.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Bişkek Görüşmesi İlişkilerin Devam Edeceği Mesajını Verdi</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Putin ile Pezeşkiyan’ın Bişkek’te gerçekleştirdiği görüşme, İran ile ABD arasındaki gerilimin yeniden yükseldiği bir dönemde yapıldı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Putin’in İran’a “gerekli yardımın” sağlanmaya devam edeceğini açık biçimde ifade etmesi, Moskova’nın Tahran&#8217;a yönelik siyasi ve ekonomik desteğinin süreceğine işaret ediyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bununla birlikte Kremlin’in kamuoyuna açıkladığı görüşme tutanaklarında yeni bir askerî yardım paketi, silah sistemi veya askerî sevkiyat duyurulmadı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu nedenle Bişkek’teki açıklamanın mevcut bilgiler ışığında “Rusya İran’a askerî destek vereceğini açıkladı” şeklinde değil, “Putin İran’a gerekli yardım ve tedarikin sürdürüleceğini açıkladı” şeklinde değerlendirilmesi daha doğru bir çerçeve oluşturuyor.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Cumhurbaşkanı Erdoğan, Putin ve Lukaşenko Bişkek’te Bir Araya Geldi</title>
		<link>https://addrmagazine.com/erdogan-putin-lukasenko-gorusmesi-biskek/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Analiz Merkezi]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 01 Sep 2026 14:13:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Aleksandr Lukaşenko]]></category>
		<category><![CDATA[Belarus]]></category>
		<category><![CDATA[Bişkek]]></category>
		<category><![CDATA[bölgesel güvenlik]]></category>
		<category><![CDATA[Diplomasi]]></category>
		<category><![CDATA[Erdoğan Putin Lukaşenko görüşmesi]]></category>
		<category><![CDATA[Kırgızistan]]></category>
		<category><![CDATA[Kuşak ve Yol Girişimi]]></category>
		<category><![CDATA[Mekke Savunma İttifakı]]></category>
		<category><![CDATA[Orta Koridor]]></category>
		<category><![CDATA[Recep Tayyip Erdoğan]]></category>
		<category><![CDATA[Rusya]]></category>
		<category><![CDATA[Sadır Cabarov]]></category>
		<category><![CDATA[Şanghay İşbirliği Örgütü]]></category>
		<category><![CDATA[Şi Cinping]]></category>
		<category><![CDATA[ŞİÖ]]></category>
		<category><![CDATA[ŞİÖ Zirvesi]]></category>
		<category><![CDATA[Vladimir Putin]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://addrmagazine.com/?p=2585</guid>

					<description><![CDATA[Erdoğan Putin Lukaşenko görüşmesi, Şanghay İşbirliği Örgütü Zirvesi kapsamında Bişkek’te gerçekleştirildi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve Belarus Cumhurbaşkanı Aleksandr Lukaşenko’nun gayri resmî görüşmesinde bölgesel gelişmeler, ateşkes çabaları ve Türkiye’nin ŞİÖ ile ilişkileri ele alındı. Şanghay İşbirliği Örgütü’nün 25. kuruluş yıl dönümüne denk gelen Devlet Başkanları Konseyi toplantısı, Kırgızistan’ın başkenti Bişkek’teki Yntymak Ordo kompleksinde gerçekleştiriliyor. Kırgızistan Cumhurbaşkanı Sadır Cabarov’un ev sahipliğindeki zirveye Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yanı sıra Çin Devlet Başkanı Şi Cinping, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Hindistan Başbakanı Narendra Modi, Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif, İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ve Belarus Cumhurbaşkanı Aleksandr Lukaşenko’nun da aralarında bulunduğu]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph">Erdoğan Putin Lukaşenko görüşmesi, Şanghay İşbirliği Örgütü Zirvesi kapsamında Bişkek’te gerçekleştirildi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve Belarus Cumhurbaşkanı Aleksandr Lukaşenko’nun gayri resmî görüşmesinde bölgesel gelişmeler, ateşkes çabaları ve Türkiye’nin ŞİÖ ile ilişkileri ele alındı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Şanghay İşbirliği Örgütü’nün 25. kuruluş yıl dönümüne denk gelen Devlet Başkanları Konseyi toplantısı, Kırgızistan’ın başkenti Bişkek’teki Yntymak Ordo kompleksinde gerçekleştiriliyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kırgızistan Cumhurbaşkanı Sadır Cabarov’un ev sahipliğindeki zirveye Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yanı sıra Çin Devlet Başkanı Şi Cinping, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Hindistan Başbakanı Narendra Modi, Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif, İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ve Belarus Cumhurbaşkanı Aleksandr Lukaşenko’nun da aralarında bulunduğu çok sayıda lider katıldı.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Cumhurbaşkanı Erdoğan, Putin ve Lukaşenko Ayaküstü Görüştü</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Zirve oturumları sırasında Cumhurbaşkanı Erdoğan, Putin ve Lukaşenko gayri resmî bir görüşmede bir araya geldi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kremlin Sözcüsü Dmitri Peskov’un aktardığı bilgilere göre üç lider ayaküstü sohbet gerçekleştirdi. Görüşmeye ilişkin kamuoyuyla paylaşılan fotoğraflarda Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Putin’in yan yana olduğu, Lukaşenko’nun da görüşmeye katıldığı görüldü.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Üç lider arasındaki temasta bölgedeki son gelişmeler değerlendirildi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Görüşmede ayrıca devam eden ateşkes girişimleri ile Türkiye’nin Şanghay İşbirliği Örgütü ile ilişkilerinin de gündeme geldiği aktarıldı. Liderlerin bölgesel istikrarın korunması ve barış çabalarına ilişkin başlıkları değerlendirdiği belirtildi.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Türkiye 2012’den Bu Yana Diyalog Ortağı</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Türkiye, Şanghay İşbirliği Örgütü’ne üye olmamakla birlikte 2012’den bu yana örgütün “diyalog ortağı” statüsünde bulunuyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">ŞİÖ’nün mevcut üyeleri arasında Çin, Rusya, Hindistan, Pakistan, İran, Belarus, Kazakistan, Kırgızistan, Tacikistan ve Özbekistan bulunuyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Türkiye’nin örgütle ilişkileri özellikle son yıllarda Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ŞİÖ zirvelerine katılımıyla daha görünür hâle geldi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">ŞİÖ; güvenlik ve terörle mücadele alanlarındaki başlangıçtaki iş birliği çerçevesini zaman içerisinde ekonomi, enerji, ulaştırma, ticaret ve bölgesel bağlantısallık gibi alanlara genişletti.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan ŞİÖ İle İş Birliği Mesajı</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Devlet Başkanları Konseyi toplantısının ardından gerçekleştirilen ŞİÖ Plus toplantısında konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin örgütle ilişkilerini geliştirme iradesini vurguladı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Cumhurbaşkanı Erdoğan, Şanghay İşbirliği Örgütü’nü “yükselen bir yıldız” olarak gördüklerini belirterek örgütle her alanda iş birliğinin ilerletilmesi için çalışacaklarını söyledi.</p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img fetchpriority="high" decoding="async" width="1024" height="748" src="https://addrmagazine.com/wp-content/uploads/2026/09/HRIE5crWMAAlIOY-1024x748.jpeg" alt="HRIE5crWMAAlIOY" class="wp-image-2587" srcset="https://addrmagazine.com/wp-content/uploads/2026/09/HRIE5crWMAAlIOY-1024x748.jpeg 1024w, https://addrmagazine.com/wp-content/uploads/2026/09/HRIE5crWMAAlIOY-300x219.jpeg 300w, https://addrmagazine.com/wp-content/uploads/2026/09/HRIE5crWMAAlIOY-768x561.jpeg 768w, https://addrmagazine.com/wp-content/uploads/2026/09/HRIE5crWMAAlIOY-1536x1122.jpeg 1536w, https://addrmagazine.com/wp-content/uploads/2026/09/HRIE5crWMAAlIOY-60x44.jpeg 60w, https://addrmagazine.com/wp-content/uploads/2026/09/HRIE5crWMAAlIOY.jpeg 2048w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /><figcaption class="wp-element-caption">Fotoğraf: T.C. Cumhurbaşkanlığı</figcaption></figure>



<p class="wp-block-paragraph">ŞİÖ’nün yaklaşık 3,5 milyar insanı ve 35 trilyon dolarlık gayrisafi yurt içi hasılayı temsil ettiğine dikkat çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, örgütün çok kutuplu uluslararası sistem içerisinde önemli bir konuma ulaştığını ifade etti.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Cumhurbaşkanı Erdoğan, ŞİÖ’nün yalnızca barış ve istikrar alanında değil, güvenli ulaştırma koridorlarının oluşturulması ve enerji arz güvenliğinin sağlanmasında da rol oynayabileceğini belirtti.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Orta Koridor İle Kuşak ve Yol Vurgusu</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın konuşmasında öne çıkan başlıklardan biri de ulaştırma koridorları oldu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Türkiye’nin Hazar Geçişli Orta Koridor girişiminin Çin’in Kuşak ve Yol Girişimi ile uyumlaştırılmasını istediğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu kapsamda ŞİÖ bünyesindeki iş birliğine önem verdiklerini söyledi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Orta Koridor, Türkiye’den başlayarak Kafkasya ve Hazar Denizi üzerinden Orta Asya’ya, buradan da Çin’e uzanan ulaştırma güzergâhını oluşturuyor. Güzergâh, Avrupa ile Asya arasındaki ticarette Rusya’nın kuzeyinden ve İran’ın güneyinden geçen rotalara alternatif bir bağlantı sağlıyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Mekke Savunma İttifakı da Zirvenin Gündemindeydi</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasında Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan arasında oluşturulan Mekke Savunma İttifakı’na da değindi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Cumhurbaşkanı Erdoğan, bölgesel sahiplenme ve kolektif caydırıcılık temelinde oluşturulan ittifakın bölgesel ve küresel barış ile istikrara katkı sağlayacağını ifade etti.</p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img decoding="async" width="1024" height="685" src="https://addrmagazine.com/wp-content/uploads/2026/09/HRIE5cqWoAABnbT-1024x685.jpeg" alt="HRIE5cqWoAABnbT" class="wp-image-2588" srcset="https://addrmagazine.com/wp-content/uploads/2026/09/HRIE5cqWoAABnbT-1024x685.jpeg 1024w, https://addrmagazine.com/wp-content/uploads/2026/09/HRIE5cqWoAABnbT-300x201.jpeg 300w, https://addrmagazine.com/wp-content/uploads/2026/09/HRIE5cqWoAABnbT-768x514.jpeg 768w, https://addrmagazine.com/wp-content/uploads/2026/09/HRIE5cqWoAABnbT-1536x1028.jpeg 1536w, https://addrmagazine.com/wp-content/uploads/2026/09/HRIE5cqWoAABnbT-60x40.jpeg 60w, https://addrmagazine.com/wp-content/uploads/2026/09/HRIE5cqWoAABnbT.jpeg 2048w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /><figcaption class="wp-element-caption">Fotoğraf: T.C. Cumhurbaşkanlığı</figcaption></figure>



<p class="wp-block-paragraph">Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan arasında 7 Ağustos’ta imzalanan Mekke Ortak Savunma Anlaşması kapsamında oluşturulan Stratejik Siyasi ve Savunma Komitesi de ilk toplantısını 31 Ağustos’ta İstanbul’da gerçekleştirmişti.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Toplantının ardından Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, üçlü yapının resmî adının “Mekke Savunma İttifakı” olarak belirlendiğini ve yapının yeni ülkelerin katılımına açık olduğunu açıklamıştı.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>ŞİÖ Çok Kutupluluk Vurgusuyla Toplandı</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Şanghay İşbirliği Örgütü Zirvesi, Rusya-Ukrayna savaşı, Orta Doğu’daki çatışmalar ve ABD ile İran arasındaki gerilimin sürdüğü bir dönemde gerçekleştiriliyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Zirvede konuşan Çin Devlet Başkanı Şi Cinping de diyalog ve istişare yoluyla ortak güvenliğin güçlendirilmesi çağrısında bulundu. Çin, ŞİÖ’yü Kuşak ve Yol Girişimi ile Pekin’in küresel güvenlik ve kalkınma girişimlerinin uygulanmasında önemli platformlardan biri olarak görüyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">ŞİÖ’nün Çin, Rusya, Hindistan, İran ve Pakistan gibi önemli bölgesel güçleri aynı yapı içerisinde bulundurması, örgütün Avrasya’daki siyasi ve ekonomik ağırlığını artırıyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Türkiye ise üye olmamasına rağmen diyalog ortağı olarak örgütle ilişkilerini sürdürürken Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Bişkek’te verdiği mesajlar, Ankara’nın ŞİÖ ile ekonomi, ulaştırma, enerji ve güvenlik alanlarındaki iş birliğini geliştirme yaklaşımının devam ettiğini ortaya koydu.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
