<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Türkiye &#8211; ADDR Magazine</title>
	<atom:link href="https://addrmagazine.com/cat/savunma-diplomasisi/turkiye/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://addrmagazine.com</link>
	<description>Defence Diplomacy Review</description>
	<lastBuildDate>Mon, 07 Sep 2026 13:51:02 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.1.1</generator>

<image>
	<url>https://addrmagazine.com/wp-content/uploads/2025/11/ADDR-60x60.png</url>
	<title>Türkiye &#8211; ADDR Magazine</title>
	<link>https://addrmagazine.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Türkiye Savunma Harcamalarına Ayrılan Kaynağı Yüzde 229 Artıracak</title>
		<link>https://addrmagazine.com/turkiye-savunma-harcamalari-yuzde-229-artacak/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Analiz Merkezi]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 07 Sep 2026 13:45:53 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[2027-2029 OVP]]></category>
		<category><![CDATA[Cevdet Yılmaz]]></category>
		<category><![CDATA[ekonomik güvenlik]]></category>
		<category><![CDATA[kritik teknolojiler]]></category>
		<category><![CDATA[Orta Vadeli Program]]></category>
		<category><![CDATA[OVP]]></category>
		<category><![CDATA[savunma bütçesi]]></category>
		<category><![CDATA[savunma projeleri]]></category>
		<category><![CDATA[Savunma Sanayii]]></category>
		<category><![CDATA[Savunma Teknolojileri]]></category>
		<category><![CDATA[savunma yatırımları]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Savunma Sanayii]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye savunma harcamaları]]></category>
		<category><![CDATA[yerli savunma sanayii]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://addrmagazine.com/?p=2612</guid>

					<description><![CDATA[Türkiye savunma harcamaları için ayrılan kaynakları 2027-2029 dönemini kapsayan Orta Vadeli Program kapsamında önemli ölçüde artırmaya hazırlanıyor. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, savunma sanayiinde kendi teknolojisini geliştiren, ihtiyaçlarını karşılayabilen ve yüksek katma değer üreten bir Türkiye hedeflediklerini belirterek savunma harcamalarına yönelik kaynakların yüzde 229 artırılacağını açıkladı. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi&#8217;nde 2027-2029 dönemini kapsayan Orta Vadeli Program&#8217;ı açıkladı. Programda makroekonomik hedeflerin yanı sıra Türkiye&#8217;nin ekonomik güvenliği, kritik teknolojilerde yerli kapasitenin geliştirilmesi ve stratejik sektörlere ayrılacak kaynaklar da ele alındı. Savunma sanayii ise yeni dönemde önceliklendirilen alanların başında yer aldı. Savunmaya Ayrılan Kaynak Yüzde 229 Artırılacak Yılmaz, Türkiye&#8217;nin savunma alanında kendi]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph">Türkiye savunma harcamaları için ayrılan kaynakları 2027-2029 dönemini kapsayan Orta Vadeli Program kapsamında önemli ölçüde artırmaya hazırlanıyor. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, savunma sanayiinde kendi teknolojisini geliştiren, ihtiyaçlarını karşılayabilen ve yüksek katma değer üreten bir Türkiye hedeflediklerini belirterek savunma harcamalarına yönelik kaynakların yüzde 229 artırılacağını açıkladı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi&#8217;nde 2027-2029 dönemini kapsayan Orta Vadeli Program&#8217;ı açıkladı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Programda makroekonomik hedeflerin yanı sıra Türkiye&#8217;nin ekonomik güvenliği, kritik teknolojilerde yerli kapasitenin geliştirilmesi ve stratejik sektörlere ayrılacak kaynaklar da ele alındı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Savunma sanayii ise yeni dönemde önceliklendirilen alanların başında yer aldı.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Savunmaya Ayrılan Kaynak Yüzde 229 Artırılacak</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Yılmaz, Türkiye&#8217;nin savunma alanında kendi teknolojisini geliştirmesinin ve ihtiyaçlarını mümkün olduğunca kendi imkânlarıyla karşılayabilmesinin hedeflendiğini söyledi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, &#8220;Savunma sanayisinde kendi teknolojisini geliştiren, kendi ihtiyaçlarını karşılayabilen ve yüksek katma değer üreten bir Türkiye hedefliyoruz. Bu kapsamda savunma harcamalarını yüzde 229 artırıyoruz.&#8221; ifadelerini kullandı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yılmaz, güvenlik ile ekonomik kalkınma arasında doğrudan bağlantı bulunduğunu belirterek güvenliğin güçlü tutulması gereken temel alanlardan biri olduğunu vurguladı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Açıklanan yüzde 229&#8217;luk oran, OVP kapsamında stratejik önceliklere yönlendirilecek kaynaklardaki artış çerçevesinde yer alıyor. Bu nedenle oranı Türkiye&#8217;nin toplam askerî harcamalarının veya yıllık savunma bütçesinin tek seferde yüzde 229 artırılması şeklinde değerlendirmek yerine, program kapsamında savunmaya yönlendirilecek bütçe kaynaklarındaki artış olarak ele almak gerekiyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Kritik Teknolojilerde Yerli Kapasite Artırılacak</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">2027-2029 Orta Vadeli Programı&#8217;nda savunma sanayii yalnızca güvenlik politikalarının değil, ekonomik güvenlik ve teknolojik bağımsızlığın da temel unsurlarından biri olarak konumlandırılıyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Program kapsamında savunma sanayii, sağlık teknolojileri, yarı iletkenler ve yapay zekâ başta olmak üzere stratejik alanlarda Ar-Ge, üretim ve yenilik kapasitesinin artırılması hedefleniyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Enerji ve madencilikte kullanılan kritik ekipmanların yerlileştirilmesi, kritik minerallerde dışa bağımlılığın azaltılması ve nükleer ile hidrojen teknolojilerinde yerli kapasitenin geliştirilmesi de programın öncelikleri arasında bulunuyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yılmaz, Türkiye&#8217;nin özellikle savunma sanayii ve kritik teknolojilerde erken harekete geçmesinin sağladığı avantajlara dikkat çekti.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Savunmadaki Teknoloji Sivil Sektörlere Aktarılacak</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Yeni dönemde savunma sanayiinde geliştirilen teknolojilerin yalnızca askerî sistemlerle sınırlı tutulmaması da hedefleniyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yılmaz, savunma sanayiinde kazanılan teknoloji ve yetkinliklerin sivil endüstrilere aktarılmasını istediklerini belirterek sağlık endüstrilerini bunun gerçekleştirilebileceği başlıca alanlardan biri olarak gösterdi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu yaklaşım kapsamında savunma sanayiinde uygulanan uzun vadeli sipariş ve tedarik modelinin sağlık teknolojileri, raylı sistemler, enerji ekipmanları, elektronik ve kritik sanayi girdileri gibi diğer stratejik sektörlere de yaygınlaştırılması planlanıyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kamu alımlarının da yerli teknolojilerin geliştirilmesi ve ölçeklendirilmesinde daha etkin bir araç olarak kullanılması öngörülüyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Dost Ülkelerle Yeni Savunma Platformları</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Yılmaz&#8217;ın açıklamalarındaki dikkat çekici başlıklardan biri de Türkiye&#8217;nin gelecekteki savunma projelerinde uluslararası ortaklıklara yönelik yaklaşımı oldu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Türkiye&#8217;nin kritik teknolojilerde yalnızca kendi imkânlarına dayanarak hareket etmeyeceğini belirten Yılmaz, dost ve kardeş ülkelerle ortak platformların oluşturulmasını hedeflediklerini açıkladı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yılmaz, ABD&#8217;nin F-35 programında farklı ülkelerin katılımıyla oluşturduğu modeli örnek göstererek Türkiye&#8217;nin de önümüzdeki dönemde ürün bazlı uluslararası ortaklıklar kurabileceğine işaret etti.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu modelde dost ülkelerin yalnızca nihai ürünün müşterisi olması yerine geliştirme, üretim ve pazarlama süreçlerinin farklı aşamalarında projelere dahil edilmesi öngörülüyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yılmaz, Türkiye&#8217;nin önümüzdeki dönemde dost ülkelerle oluşturulacak platformlara &#8220;hem geliştirme hem pazarlama açısından&#8221; önem vereceğini belirtti.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Savunma Sanayii Ekonomik Güvenlik Politikasının Parçası</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Yeni OVP&#8217;nin dikkat çeken değişikliklerinden biri &#8220;ekonomik güvenlik ve dayanıklılık&#8221; konusunun ayrı bir politika alanı olarak ele alınması oldu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu kapsamda enerji ve doğal kaynaklarda arz güvenliği, gıda arz güvenliği ve tarımsal dayanıklılık, kritik teknolojilerde yerli kapasitenin geliştirilmesi ile demografik ve kentsel dayanıklılık gibi alanlara öncelik veriliyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Savunma sanayii de kritik teknolojilerde yerli kapasitenin geliştirilmesi hedefinin merkezindeki sektörlerden biri olarak öne çıkıyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">OVP kapsamında diğer stratejik yatırım alanlarında da kaynak artışı planlanıyor. Sulama yatırımlarının yüzde 42, içme suyu yatırımlarının yüzde 71, organize tarım bölgesi yatırımlarının yüzde 103, MTA yatırımlarının yüzde 139 ve sanayi altyapısı yatırımlarının yüzde 54 artırılması öngörülüyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Savunma alanındaki yüzde 229&#8217;luk artış ise açıklanan stratejik kaynak artışları arasında en yüksek oranlardan biri olarak öne çıkıyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>2027-2029 Döneminde Yeni Savunma Projeleri</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Türkiye&#8217;nin önümüzdeki üç yıllık ekonomik yol haritasını belirleyen OVP, savunma sanayiini güvenlik ihtiyacının yanı sıra yüksek teknolojili üretim, yerlileştirme ve ihracat politikalarının da önemli bileşenlerinden biri olarak konumlandırıyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Program kapsamında savunma harcamalarına ayrılan kaynakların artırılmasının yanı sıra kritik teknolojilerde yerli üretimin güçlendirilmesi, savunmada kazanılan teknolojilerin sivil sektörlere aktarılması ve dost ülkelerle ortak geliştirme ve üretim modellerinin yaygınlaştırılması hedefleniyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yılmaz&#8217;ın açıklamalarına göre Türkiye, önümüzdeki dönemde ürün bazlı uluslararası ortaklık modellerine daha fazla ağırlık vererek savunma projelerinde geliştirme, üretim ve pazarlama süreçlerini dost ülkelerle birlikte yürütmeyi amaçlıyor.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan ŞİÖ, F-35 ve S-400 Mesajları</title>
		<link>https://addrmagazine.com/erdogan-sio-f35-s400-aciklamalari/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Analiz Merkezi]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 02 Sep 2026 14:09:46 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[ABD]]></category>
		<category><![CDATA[Cumhurbaşkanı Erdoğan]]></category>
		<category><![CDATA[F-35]]></category>
		<category><![CDATA[Kaan]]></category>
		<category><![CDATA[Karadeniz]]></category>
		<category><![CDATA[Kırgızistan]]></category>
		<category><![CDATA[Mekke Savunma İttifakı]]></category>
		<category><![CDATA[PYD]]></category>
		<category><![CDATA[Recep Tayyip Erdoğan]]></category>
		<category><![CDATA[Rusya]]></category>
		<category><![CDATA[S-400]]></category>
		<category><![CDATA[Şanghay İşbirliği Örgütü]]></category>
		<category><![CDATA[Savunma Sanayii]]></category>
		<category><![CDATA[ŞİÖ]]></category>
		<category><![CDATA[Suriye]]></category>
		<category><![CDATA[Türk dış politikası]]></category>
		<category><![CDATA[Vladimir Putin]]></category>
		<category><![CDATA[YPG]]></category>
		<category><![CDATA[Yunanistan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://addrmagazine.com/?p=2599</guid>

					<description><![CDATA[Cumhurbaşkanı Erdoğan ŞİÖ F-35 ve S-400 başlıkları başta olmak üzere Türkiye’nin dış politika ve güvenlik gündemine ilişkin açıklamalarda bulundu. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kırgızistan’da düzenlenen Şanghay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ) Devlet Başkanları Zirvesi dönüşünde Türkiye’nin ŞİÖ ile ilişkilerini daha ileri bir seviyeye taşımasının mümkün olduğunu belirtirken F-35 programına dönüş görüşmelerinin sürdüğünü ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile ikili gündemdeki konuların ele alındığını söyledi. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıklamalarında Rusya-Ukrayna savaşından Mekke Savunma İttifakı’na, Suriye’de YPG/PYD’nin fesih kararından Karadeniz’de deniz güvenliğine ve Ege’deki gayriaskerî statüdeki adalara kadar geniş bir dış politika ve güvenlik gündemi öne çıktı. ŞİÖ Üyeliğine Kapı Açık Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph">Cumhurbaşkanı Erdoğan ŞİÖ F-35 ve S-400 başlıkları başta olmak üzere Türkiye’nin dış politika ve güvenlik gündemine ilişkin açıklamalarda bulundu. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kırgızistan’da düzenlenen Şanghay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ) Devlet Başkanları Zirvesi dönüşünde Türkiye’nin ŞİÖ ile ilişkilerini daha ileri bir seviyeye taşımasının mümkün olduğunu belirtirken F-35 programına dönüş görüşmelerinin sürdüğünü ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile ikili gündemdeki konuların ele alındığını söyledi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıklamalarında Rusya-Ukrayna savaşından Mekke Savunma İttifakı’na, Suriye’de YPG/PYD’nin fesih kararından Karadeniz’de deniz güvenliğine ve Ege’deki gayriaskerî statüdeki adalara kadar geniş bir dış politika ve güvenlik gündemi öne çıktı.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>ŞİÖ Üyeliğine Kapı Açık</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin Şanghay İşbirliği Örgütü ile ilişkilerini daha ileri seviyelere taşımasının mümkün olduğunu belirtti.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Türkiye’nin Çin’den Orta Asya’ya, Rusya’dan Güney Asya’ya uzanan geniş bir coğrafyada önemli ekonomik ve ticari ilişkilere sahip olduğuna dikkat çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, ŞİÖ ile geliştirilen ilişkileri Türkiye’nin çok yönlü dış politika anlayışının bir parçası olarak değerlendirdi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Türkiye’nin teşkilata tam üyelik perspektifinin mevcut ittifak ilişkilerine alternatif oluşturmadığını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Türkiye&#8217;nin teşkilata üyelik perspektifi, bir bloktan bir kopuş, Batı&#8217;ya sırt çevirme anlamına asla gelmez. Hedefimiz, 360 derecelik bir vizyonla kendi ağırlığımızı artırmaktır” dedi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Türkiye, 2012’den bu yana ŞİÖ içerisinde “diyalog ortağı” statüsünde bulunuyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıklaması, Ankara’nın mevcut statünün ilerisine geçerek gelecekte tam üyeliği değerlendirebileceğini ortaya koyması açısından önem taşıyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Reuters da Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıklamalarını Türkiye’nin Çin ve Rusya’nın öncülük ettiği ŞİÖ ile ilişkilerini tam üyeliğe kadar taşıma ihtimaline açık olduğu şeklinde değerlendirdi.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Putin İle Rusya-Ukrayna Savaşı Görüşüldü</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Cumhurbaşkanı Erdoğan, Bişkek’te Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile gerçekleştirdiği görüşmenin “çok samimi” ve “verimli” geçtiğini söyledi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Görüşmede özellikle Rusya-Ukrayna savaşının ele alındığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, Putin’in de savaşın sona ermesini istediğini ifade etti.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Türkiye’nin savaşın barışçıl yollarla sona erdirilmesi için rol üstlenmeye hazır olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Ankara’nın barış sürecine yönelik girişimlerini sürdüreceğini söyledi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Türkiye, savaşın başlamasından bu yana hem Moskova hem de Kiev ile doğrudan temaslarını sürdüren NATO ülkelerinden biri olurken daha önce İstanbul’da Rusya ve Ukrayna heyetleri arasında gerçekleştirilen müzakerelere de ev sahipliği yaptı.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>S-400 Konusu Putin İle Masaya Geldi Mi?</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Cumhurbaşkanı Erdoğan’a, Türkiye’nin F-35 programına yeniden dahil edilmesi karşılığında Rusya’dan alınan S-400 hava savunma sistemlerinin üçüncü bir ülkeye devredilebileceğine ilişkin iddialar da soruldu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">S-400’lerin üçüncü ülkeye devrinin Putin ile görüşmede doğrudan ele alınıp alınmadığı sorusuna Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Sayın Putin&#8217;le ikili gündemimizdeki her konuyu ele aldık” yanıtını verdi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Cumhurbaşkanı Erdoğan böylece S-400&#8217;lerin devri konusunda herhangi bir karar veya mutabakat açıklandığını söylemedi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Türkiye, Rusya’dan S-400 sistemlerini satın almasının ardından 2019’da F-35 programından çıkarılmış, daha sonra CAATSA kapsamında yaptırımlarla karşı karşıya kalmıştı. Ankara ise programın ortaklarından biri olduğunu ve F-35 projesine önemli finansal ve endüstriyel katkılar sağladığını uzun süredir vurguluyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>F-35 İçin Görüşmeler Sürüyor</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin F-35 programına yeniden dahil edilmesine yönelik görüşmelerin devam ettiğini açıkladı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Türkiye’nin başlangıçta F-35 programının ortaklarından biri olduğunu hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Türkiye&#8217;nin programa tekrar dahil olması konusunda da görüşmelerimiz sürüyor. Amerika&#8217;daki süreçlerin bir an önce tamamlanmasıyla bu meselenin geride bırakılacağını düşünüyoruz” dedi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ancak Cumhurbaşkanı Erdoğan, F-35 görüşmelerinin Türkiye’nin millî savaş uçağı KAAN veya yerli hava savunma projelerinde değişikliğe yol açmayacağını özellikle vurguladı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Tüm bu diplomatik çabalarımızı yürütürken de KAAN&#8217;dan vazgeçmiyoruz. Kendi hava savunma sistemlerimizi geliştirmekten vazgeçmiyoruz. Aksine Türkiye&#8217;nin seçeneklerini artırıyoruz” ifadelerini kullandı.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Mekke Savunma İttifakı İçin Sekretarya Kurulacak</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıklamalarında Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan arasında kurulan Mekke Savunma İttifakı da yer aldı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">İstanbul’da gerçekleştirilen ilk Stratejik Siyasi ve Savunma Komitesi toplantısının ittifakın somutlaşması açısından önemli olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, üç ülkenin dışişleri ve savunma bakanları ile genelkurmay başkanlarının toplantıya katıldığını hatırlattı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıklamasına göre ittifakın bundan sonraki aşamasında öncelikli konulardan biri sekretaryanın kurulması ve işlerlik kazanması olacak.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Toplantıda savunma sanayii iş birliğinin yanı sıra askerî eğitim, askerî standardizasyon, tehdit değerlendirmeleri ile imkân ve kabiliyetlerin paylaşılması gibi operasyonel başlıklar da ele alındı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Cumhurbaşkanı Erdoğan ayrıca ittifaka açık biçimde tepki gösteren ülke sayısının az olduğunu ancak bazı ülkelerin kapalı biçimde rahatsızlık duyduğunu söyledi.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>YPG/PYD’nin Fesih Kararına Olumlu Yaklaşım</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Suriye’deki gelişmeler de Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıklamalarının önemli başlıklarından biri oldu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Cumhurbaşkanı Erdoğan, YPG/PYD’nin fesih kararından Suriye halkı adına memnuniyet duyduğunu belirterek alınan karar ve entegrasyon sürecini olumlu değerlendirdiklerini söyledi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ancak Ankara’nın kararın sahadaki uygulanmasını takip edeceğini de vurguladı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Cumhurbaşkanı Erdoğan, Suriye’nin bütün unsurlarıyla tek bir yapı altında birleşmesinin önemine işaret ederek Cumhurbaşkanı Ahmed Şara yönetimindeki entegrasyon sürecinden ümitli olduklarını ifade etti.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Türkiye’nin yaklaşımında fesih kararının ilan edilmesinin yanı sıra bunun sahada uygulanması ve silahlı yapıların merkezi devlet mekanizmasına entegrasyonu belirleyici başlıklar arasında bulunuyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Karadeniz İçin Yeni Güvenlik Mekanizması Çağrısı</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Rusya-Ukrayna savaşının Karadeniz’deki ticari deniz taşımacılığı üzerindeki etkileri de Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın gündemindeydi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Karadeniz’de yalnızca Türk bayraklı veya Türk işletmecilere ait gemilerin değil bütün sivil deniz taşımacılığının güvenliğinin Türkiye açısından önemli olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, ticari gemilerin çatışmaların hedefi hâline gelmemesi gerektiğini söyledi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Karadeniz&#8217;de ticari deniz taşımacılığının güvenliğini kalıcı şekilde sağlayacak bir mekanizmaya ihtiyaç var” dedi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Karadeniz’deki güvenlik sorunlarının tahıl sevkiyatını da etkilediğine dikkat çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, özellikle Afrika’da tahıl krizinin yeniden ortaya çıkmaya başladığını belirterek sorun büyümeden girişimde bulunulması gerektiğini ifade etti.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Yunanistan’a Adaların Silahlandırılması Mesajı</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıklamalarındaki bir diğer güvenlik başlığı Ege oldu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yunanistan’ın gayriaskerî statüdeki adalardaki askerî kapasitesini artırmasına ilişkin bir soruya yanıt veren Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin iyi komşuluk ilişkilerinden yana olduğunu ancak haklarının ihlal edilmesine izin vermeyeceğini söyledi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Uluslararası anlaşmaların ihlal edilmesinin kimseye fayda sağlamayacağını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin serinkanlı tutumunun zayıflık olarak değerlendirilmemesi gerektiğini vurguladı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Cumhurbaşkanı Erdoğan, Yunanistan’a gayriaskerî statüdeki adaları silahlandırmaktan vazgeçmesi çağrısında bulunarak Ankara’nın bölgede barış, güvenlik ve istikrar için çalışmayı sürdüreceğini ifade etti.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Dış Politikada “360 Derecelik Vizyon” Vurgusu</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Kırgızistan dönüşündeki açıklamaları, Ankara’nın güvenlik ve dış politika gündeminde birbirinden farklı kanalları eş zamanlı yürütme yaklaşımını ortaya koydu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bir tarafta ŞİÖ ile ilişkilerin tam üyelik ihtimalini de kapsayacak şekilde geliştirilmesi gündemde tutulurken diğer tarafta NATO müttefiki ABD ile F-35 programına dönüş görüşmeleri devam ediyor. Rusya ile S-400, enerji ve Ukrayna savaşı gibi başlıklardaki temaslar sürerken Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan ile Mekke Savunma İttifakı’nın kurumsal yapısını oluşturmaya hazırlanıyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Cumhurbaşkanı Erdoğan ise bu yaklaşımı Türkiye’nin mevcut ittifaklarından uzaklaşması olarak değil, ülkenin seçeneklerini artırmayı hedefleyen “360 derecelik” bir dış politika vizyonu olarak tanımladı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Cumhurbaşkanı Erdoğan, Putin ve Lukaşenko Bişkek’te Bir Araya Geldi</title>
		<link>https://addrmagazine.com/erdogan-putin-lukasenko-gorusmesi-biskek/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Analiz Merkezi]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 01 Sep 2026 14:13:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Aleksandr Lukaşenko]]></category>
		<category><![CDATA[Belarus]]></category>
		<category><![CDATA[Bişkek]]></category>
		<category><![CDATA[bölgesel güvenlik]]></category>
		<category><![CDATA[Diplomasi]]></category>
		<category><![CDATA[Erdoğan Putin Lukaşenko görüşmesi]]></category>
		<category><![CDATA[Kırgızistan]]></category>
		<category><![CDATA[Kuşak ve Yol Girişimi]]></category>
		<category><![CDATA[Mekke Savunma İttifakı]]></category>
		<category><![CDATA[Orta Koridor]]></category>
		<category><![CDATA[Recep Tayyip Erdoğan]]></category>
		<category><![CDATA[Rusya]]></category>
		<category><![CDATA[Sadır Cabarov]]></category>
		<category><![CDATA[Şanghay İşbirliği Örgütü]]></category>
		<category><![CDATA[Şi Cinping]]></category>
		<category><![CDATA[ŞİÖ]]></category>
		<category><![CDATA[ŞİÖ Zirvesi]]></category>
		<category><![CDATA[Vladimir Putin]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://addrmagazine.com/?p=2585</guid>

					<description><![CDATA[Erdoğan Putin Lukaşenko görüşmesi, Şanghay İşbirliği Örgütü Zirvesi kapsamında Bişkek’te gerçekleştirildi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve Belarus Cumhurbaşkanı Aleksandr Lukaşenko’nun gayri resmî görüşmesinde bölgesel gelişmeler, ateşkes çabaları ve Türkiye’nin ŞİÖ ile ilişkileri ele alındı. Şanghay İşbirliği Örgütü’nün 25. kuruluş yıl dönümüne denk gelen Devlet Başkanları Konseyi toplantısı, Kırgızistan’ın başkenti Bişkek’teki Yntymak Ordo kompleksinde gerçekleştiriliyor. Kırgızistan Cumhurbaşkanı Sadır Cabarov’un ev sahipliğindeki zirveye Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yanı sıra Çin Devlet Başkanı Şi Cinping, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Hindistan Başbakanı Narendra Modi, Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif, İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ve Belarus Cumhurbaşkanı Aleksandr Lukaşenko’nun da aralarında bulunduğu]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph">Erdoğan Putin Lukaşenko görüşmesi, Şanghay İşbirliği Örgütü Zirvesi kapsamında Bişkek’te gerçekleştirildi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve Belarus Cumhurbaşkanı Aleksandr Lukaşenko’nun gayri resmî görüşmesinde bölgesel gelişmeler, ateşkes çabaları ve Türkiye’nin ŞİÖ ile ilişkileri ele alındı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Şanghay İşbirliği Örgütü’nün 25. kuruluş yıl dönümüne denk gelen Devlet Başkanları Konseyi toplantısı, Kırgızistan’ın başkenti Bişkek’teki Yntymak Ordo kompleksinde gerçekleştiriliyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kırgızistan Cumhurbaşkanı Sadır Cabarov’un ev sahipliğindeki zirveye Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yanı sıra Çin Devlet Başkanı Şi Cinping, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Hindistan Başbakanı Narendra Modi, Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif, İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ve Belarus Cumhurbaşkanı Aleksandr Lukaşenko’nun da aralarında bulunduğu çok sayıda lider katıldı.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Cumhurbaşkanı Erdoğan, Putin ve Lukaşenko Ayaküstü Görüştü</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Zirve oturumları sırasında Cumhurbaşkanı Erdoğan, Putin ve Lukaşenko gayri resmî bir görüşmede bir araya geldi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kremlin Sözcüsü Dmitri Peskov’un aktardığı bilgilere göre üç lider ayaküstü sohbet gerçekleştirdi. Görüşmeye ilişkin kamuoyuyla paylaşılan fotoğraflarda Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Putin’in yan yana olduğu, Lukaşenko’nun da görüşmeye katıldığı görüldü.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Üç lider arasındaki temasta bölgedeki son gelişmeler değerlendirildi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Görüşmede ayrıca devam eden ateşkes girişimleri ile Türkiye’nin Şanghay İşbirliği Örgütü ile ilişkilerinin de gündeme geldiği aktarıldı. Liderlerin bölgesel istikrarın korunması ve barış çabalarına ilişkin başlıkları değerlendirdiği belirtildi.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Türkiye 2012’den Bu Yana Diyalog Ortağı</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Türkiye, Şanghay İşbirliği Örgütü’ne üye olmamakla birlikte 2012’den bu yana örgütün “diyalog ortağı” statüsünde bulunuyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">ŞİÖ’nün mevcut üyeleri arasında Çin, Rusya, Hindistan, Pakistan, İran, Belarus, Kazakistan, Kırgızistan, Tacikistan ve Özbekistan bulunuyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Türkiye’nin örgütle ilişkileri özellikle son yıllarda Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ŞİÖ zirvelerine katılımıyla daha görünür hâle geldi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">ŞİÖ; güvenlik ve terörle mücadele alanlarındaki başlangıçtaki iş birliği çerçevesini zaman içerisinde ekonomi, enerji, ulaştırma, ticaret ve bölgesel bağlantısallık gibi alanlara genişletti.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan ŞİÖ İle İş Birliği Mesajı</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Devlet Başkanları Konseyi toplantısının ardından gerçekleştirilen ŞİÖ Plus toplantısında konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin örgütle ilişkilerini geliştirme iradesini vurguladı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Cumhurbaşkanı Erdoğan, Şanghay İşbirliği Örgütü’nü “yükselen bir yıldız” olarak gördüklerini belirterek örgütle her alanda iş birliğinin ilerletilmesi için çalışacaklarını söyledi.</p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img fetchpriority="high" decoding="async" width="1024" height="748" src="https://addrmagazine.com/wp-content/uploads/2026/09/HRIE5crWMAAlIOY-1024x748.jpeg" alt="HRIE5crWMAAlIOY" class="wp-image-2587" srcset="https://addrmagazine.com/wp-content/uploads/2026/09/HRIE5crWMAAlIOY-1024x748.jpeg 1024w, https://addrmagazine.com/wp-content/uploads/2026/09/HRIE5crWMAAlIOY-300x219.jpeg 300w, https://addrmagazine.com/wp-content/uploads/2026/09/HRIE5crWMAAlIOY-768x561.jpeg 768w, https://addrmagazine.com/wp-content/uploads/2026/09/HRIE5crWMAAlIOY-1536x1122.jpeg 1536w, https://addrmagazine.com/wp-content/uploads/2026/09/HRIE5crWMAAlIOY-60x44.jpeg 60w, https://addrmagazine.com/wp-content/uploads/2026/09/HRIE5crWMAAlIOY.jpeg 2048w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /><figcaption class="wp-element-caption">Fotoğraf: T.C. Cumhurbaşkanlığı</figcaption></figure>



<p class="wp-block-paragraph">ŞİÖ’nün yaklaşık 3,5 milyar insanı ve 35 trilyon dolarlık gayrisafi yurt içi hasılayı temsil ettiğine dikkat çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, örgütün çok kutuplu uluslararası sistem içerisinde önemli bir konuma ulaştığını ifade etti.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Cumhurbaşkanı Erdoğan, ŞİÖ’nün yalnızca barış ve istikrar alanında değil, güvenli ulaştırma koridorlarının oluşturulması ve enerji arz güvenliğinin sağlanmasında da rol oynayabileceğini belirtti.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Orta Koridor İle Kuşak ve Yol Vurgusu</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın konuşmasında öne çıkan başlıklardan biri de ulaştırma koridorları oldu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Türkiye’nin Hazar Geçişli Orta Koridor girişiminin Çin’in Kuşak ve Yol Girişimi ile uyumlaştırılmasını istediğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu kapsamda ŞİÖ bünyesindeki iş birliğine önem verdiklerini söyledi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Orta Koridor, Türkiye’den başlayarak Kafkasya ve Hazar Denizi üzerinden Orta Asya’ya, buradan da Çin’e uzanan ulaştırma güzergâhını oluşturuyor. Güzergâh, Avrupa ile Asya arasındaki ticarette Rusya’nın kuzeyinden ve İran’ın güneyinden geçen rotalara alternatif bir bağlantı sağlıyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Mekke Savunma İttifakı da Zirvenin Gündemindeydi</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasında Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan arasında oluşturulan Mekke Savunma İttifakı’na da değindi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Cumhurbaşkanı Erdoğan, bölgesel sahiplenme ve kolektif caydırıcılık temelinde oluşturulan ittifakın bölgesel ve küresel barış ile istikrara katkı sağlayacağını ifade etti.</p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img decoding="async" width="1024" height="685" src="https://addrmagazine.com/wp-content/uploads/2026/09/HRIE5cqWoAABnbT-1024x685.jpeg" alt="HRIE5cqWoAABnbT" class="wp-image-2588" srcset="https://addrmagazine.com/wp-content/uploads/2026/09/HRIE5cqWoAABnbT-1024x685.jpeg 1024w, https://addrmagazine.com/wp-content/uploads/2026/09/HRIE5cqWoAABnbT-300x201.jpeg 300w, https://addrmagazine.com/wp-content/uploads/2026/09/HRIE5cqWoAABnbT-768x514.jpeg 768w, https://addrmagazine.com/wp-content/uploads/2026/09/HRIE5cqWoAABnbT-1536x1028.jpeg 1536w, https://addrmagazine.com/wp-content/uploads/2026/09/HRIE5cqWoAABnbT-60x40.jpeg 60w, https://addrmagazine.com/wp-content/uploads/2026/09/HRIE5cqWoAABnbT.jpeg 2048w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /><figcaption class="wp-element-caption">Fotoğraf: T.C. Cumhurbaşkanlığı</figcaption></figure>



<p class="wp-block-paragraph">Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan arasında 7 Ağustos’ta imzalanan Mekke Ortak Savunma Anlaşması kapsamında oluşturulan Stratejik Siyasi ve Savunma Komitesi de ilk toplantısını 31 Ağustos’ta İstanbul’da gerçekleştirmişti.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Toplantının ardından Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, üçlü yapının resmî adının “Mekke Savunma İttifakı” olarak belirlendiğini ve yapının yeni ülkelerin katılımına açık olduğunu açıklamıştı.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>ŞİÖ Çok Kutupluluk Vurgusuyla Toplandı</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Şanghay İşbirliği Örgütü Zirvesi, Rusya-Ukrayna savaşı, Orta Doğu’daki çatışmalar ve ABD ile İran arasındaki gerilimin sürdüğü bir dönemde gerçekleştiriliyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Zirvede konuşan Çin Devlet Başkanı Şi Cinping de diyalog ve istişare yoluyla ortak güvenliğin güçlendirilmesi çağrısında bulundu. Çin, ŞİÖ’yü Kuşak ve Yol Girişimi ile Pekin’in küresel güvenlik ve kalkınma girişimlerinin uygulanmasında önemli platformlardan biri olarak görüyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">ŞİÖ’nün Çin, Rusya, Hindistan, İran ve Pakistan gibi önemli bölgesel güçleri aynı yapı içerisinde bulundurması, örgütün Avrasya’daki siyasi ve ekonomik ağırlığını artırıyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Türkiye ise üye olmamasına rağmen diyalog ortağı olarak örgütle ilişkilerini sürdürürken Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Bişkek’te verdiği mesajlar, Ankara’nın ŞİÖ ile ekonomi, ulaştırma, enerji ve güvenlik alanlarındaki iş birliğini geliştirme yaklaşımının devam ettiğini ortaya koydu.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Mekke Savunma İttifakı İçin İlk Toplantı İstanbul’da Yapıldı</title>
		<link>https://addrmagazine.com/mekke-savunma-ittifaki-ilk-toplantisi-istanbul/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Analiz Merkezi]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 31 Aug 2026 15:56:45 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Asım Münir]]></category>
		<category><![CDATA[bölgesel güvenlik]]></category>
		<category><![CDATA[Faysal bin Ferhan]]></category>
		<category><![CDATA[Hakan Fidan]]></category>
		<category><![CDATA[Halid bin Selman]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul]]></category>
		<category><![CDATA[kolektif caydırıcılık]]></category>
		<category><![CDATA[Mekke Ortak Savunma Anlaşması]]></category>
		<category><![CDATA[Mekke Savunma İttifakı]]></category>
		<category><![CDATA[Muhammed İshak Dar]]></category>
		<category><![CDATA[ortak savunma]]></category>
		<category><![CDATA[Pakistan]]></category>
		<category><![CDATA[savunma iş birliği]]></category>
		<category><![CDATA[Savunma Sanayii]]></category>
		<category><![CDATA[Selçuk Bayraktaroğlu]]></category>
		<category><![CDATA[Stratejik Siyasi ve Savunma Komitesi]]></category>
		<category><![CDATA[Suudi Arabistan]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşar Güler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://addrmagazine.com/?p=2573</guid>

					<description><![CDATA[Mekke Savunma İttifakı kapsamında oluşturulan Stratejik Siyasi ve Savunma Komitesi, ilk toplantısını İstanbul’da gerçekleştirdi. Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan’ın katılımıyla yapılan toplantının ardından Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, üçlü yapının resmî adının “Mekke Savunma İttifakı” olarak belirlendiğini açıkladı. Fidan, ittifakın genişlemeye açık olduğunu belirterek bölgede yeni bir güvenlik ve iş birliği mimarisinin kurulması sürecinin başladığını söyledi. Stratejik Siyasi ve Savunma Komitesi’nin ilk toplantısı Türkiye’nin ev sahipliğinde İstanbul’daki Çırağan Sarayı’nda yapıldı. Türkiye’yi toplantıda Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler ve Genelkurmay Başkanı Orgeneral Selçuk Bayraktaroğlu temsil etti. Pakistan heyetinde Dışişleri Bakanı Muhammed İshak Dar, Federal Savunma Bakanı Khawaja Muhammad]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph">Mekke Savunma İttifakı kapsamında oluşturulan Stratejik Siyasi ve Savunma Komitesi, ilk toplantısını İstanbul’da gerçekleştirdi. Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan’ın katılımıyla yapılan toplantının ardından Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, üçlü yapının resmî adının “Mekke Savunma İttifakı” olarak belirlendiğini açıkladı. Fidan, ittifakın genişlemeye açık olduğunu belirterek bölgede yeni bir güvenlik ve iş birliği mimarisinin kurulması sürecinin başladığını söyledi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Stratejik Siyasi ve Savunma Komitesi’nin ilk toplantısı Türkiye’nin ev sahipliğinde İstanbul’daki Çırağan Sarayı’nda yapıldı.</p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img decoding="async" width="1024" height="585" src="https://addrmagazine.com/wp-content/uploads/2026/08/HRDHGJhXIAAXDYX-1024x585.jpeg" alt="HRDHGJhXIAAXDYX" class="wp-image-2575" srcset="https://addrmagazine.com/wp-content/uploads/2026/08/HRDHGJhXIAAXDYX-1024x585.jpeg 1024w, https://addrmagazine.com/wp-content/uploads/2026/08/HRDHGJhXIAAXDYX-300x171.jpeg 300w, https://addrmagazine.com/wp-content/uploads/2026/08/HRDHGJhXIAAXDYX-768x439.jpeg 768w, https://addrmagazine.com/wp-content/uploads/2026/08/HRDHGJhXIAAXDYX-1536x877.jpeg 1536w, https://addrmagazine.com/wp-content/uploads/2026/08/HRDHGJhXIAAXDYX-60x34.jpeg 60w, https://addrmagazine.com/wp-content/uploads/2026/08/HRDHGJhXIAAXDYX.jpeg 1600w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /><figcaption class="wp-element-caption">Fotoğraf: T.C. Dışişleri Bakanlığı</figcaption></figure>



<p class="wp-block-paragraph">Türkiye’yi toplantıda Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler ve Genelkurmay Başkanı Orgeneral Selçuk Bayraktaroğlu temsil etti.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Pakistan heyetinde Dışişleri Bakanı Muhammed İshak Dar, Federal Savunma Bakanı Khawaja Muhammad Asif ve Genelkurmay Başkanı Mareşal Asım Münir yer aldı. Suudi Arabistan ise Dışişleri Bakanı Faysal bin Ferhan, Savunma Bakanı Halid bin Selman ve Genelkurmay Başkanı Orgeneral Fayyadh bin Hamed Al-Ruwaili tarafından temsil edildi.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Resmî Adı “Mekke Savunma İttifakı” Oldu</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Toplantının ardından açıklamalarda bulunan Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, komitenin ilk toplantısında anlaşmanın uygulanmasına yönelik kapsamlı görüş alışverişinde bulunulduğunu söyledi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Toplantının dikkat çeken sonuçlarından biri üçlü yapının resmî adının belirlenmesi oldu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Fidan, Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan’ın ittifakın resmî adının “Mekke Savunma İttifakı” olması konusunda mutabakata vardığını açıkladı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Böylece 7 Ağustos’ta imzalanan Mekke Ortak Savunma Anlaşması ile temelleri atılan üçlü güvenlik yapısı, ilk komite toplantısıyla birlikte resmî bir isim de kazanmış oldu.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>“Yeni Bir Güvenlik ve İş Birliği Mimarisi”</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Fidan, Mekke Savunma İttifakı’nı bölgesel güvenliğe yönelik daha geniş bir yapının başlangıcı olarak değerlendirdi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bölge ülkelerinin kalıcı barış ve refah için birlikte hareket etmesinin acil bir ihtiyaç hâline geldiğini belirten Fidan, anlaşmayla bölgede yeni bir güvenlik ve iş birliği mimarisinin tesis edilmesi sürecinin başladığını söyledi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Türkiye’nin yaklaşımında bölgesel sorunların çözümünde bölge ülkelerinin daha fazla sorumluluk üstlenmesi gerektiği vurgusu öne çıkıyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Fidan, bölgesel aktörler arasında gerçek anlamda ittifak ve güven oluşturulamadığında bölge dışındaki küresel aktörlerin de krizlere müdahil olduğunu belirterek çözümün bölge ülkelerinin kendi güvenliklerine sahip çıkmasından geçtiğini ifade etti.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>İttifak Genişlemeye Açık</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">İstanbul toplantısından çıkan en dikkat çekici mesajlardan biri de Mekke Savunma İttifakı’nın yalnızca Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan ile sınırlı kalmayabileceğinin açık biçimde ortaya konulması oldu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Fidan, ittifaka başka ülkelerin katılmasının anlaşma gereği mümkün olduğunu söyledi.</p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="700" src="https://addrmagazine.com/wp-content/uploads/2026/08/HRDHGJZWwAAgNie-1024x700.jpeg" alt="HRDHGJZWwAAgNie" class="wp-image-2576" srcset="https://addrmagazine.com/wp-content/uploads/2026/08/HRDHGJZWwAAgNie-1024x700.jpeg 1024w, https://addrmagazine.com/wp-content/uploads/2026/08/HRDHGJZWwAAgNie-300x205.jpeg 300w, https://addrmagazine.com/wp-content/uploads/2026/08/HRDHGJZWwAAgNie-768x525.jpeg 768w, https://addrmagazine.com/wp-content/uploads/2026/08/HRDHGJZWwAAgNie-1536x1050.jpeg 1536w, https://addrmagazine.com/wp-content/uploads/2026/08/HRDHGJZWwAAgNie-60x41.jpeg 60w, https://addrmagazine.com/wp-content/uploads/2026/08/HRDHGJZWwAAgNie.jpeg 1600w" sizes="auto, (max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /><figcaption class="wp-element-caption">Fotoğraf: T.C. Dışişleri Bakanlığı</figcaption></figure>



<p class="wp-block-paragraph">Yeni üyelerin katılım koşullarının ayrıca görüşülmesi gerektiğini belirten Fidan, üç ülkenin ittifakın genişlemesi konusunda hemfikir olduğunu açıkladı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Fidan, “İttifak genişlemek için kurulmuş bir ittifaktır” ifadesini kullanırken yeni üyelerin iyi işleyen ve kurumsallaşmış bir yapıya dâhil olması gerektiğine dikkat çekti.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bununla birlikte Fidan, mekanizmanın henüz kuruluş aşamasında bulunduğunu ve öncelikle ittifakın kurumsal yapısının oluşturulması gerektiğini belirtti.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Herhangi Bir Devlete Karşı Kurulmadığı Vurgulandı</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan, yeni ittifakın belirli bir ülkeye karşı oluşturulmadığı yönündeki tutumlarını İstanbul toplantısında da sürdürdü.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Fidan, Mekke Savunma İttifakı’nın herhangi bir devlete karşı olmadığını bir kez daha vurguladı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">İttifakın temel yaklaşımının bölgesel barış, güvenlik ve iş birliği olduğunu belirten Fidan, ortaya konulan barışçıl vizyonun başka dost ülkelerin katılımıyla geliştirilmesinin amaçlandığını ifade etti.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu yaklaşım, 7 Ağustos’ta imzalanan anlaşmanın çerçevesiyle de örtüşüyor. Mekke Ortak Savunma Anlaşması; güvenlik, barış ve istikrarın desteklenmesini, taraflar arasındaki ortak caydırıcılığın artırılmasını ve bölgesel iş birliğinin geliştirilmesini hedefliyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Bir Ülkeye Saldırı Üçüne Yapılmış Sayılacak</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Mekke Savunma İttifakı’nın güvenlik mimarisinin temelinde ortak savunma ilkesi bulunuyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">7 Ağustos’ta Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Suudi Arabistan Veliaht Prensi ve Başbakanı Muhammed bin Selman ile Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif tarafından imzalanan anlaşmaya göre taraf devletlerden herhangi birine gerçekleştirilecek saldırı, bütün taraflara yapılmış kabul edilecek.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu hüküm, üç ülke arasındaki savunma iş birliğini klasik askerî ve savunma sanayii ortaklığının ötesine taşıyarak kolektif caydırıcılık mekanizmasına dönüştürüyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Anlaşma aynı zamanda uluslararası hukuka saygı gösteren ve barışçıl iş birliği vizyonunu paylaşan diğer aktörlerin de yapıya katılabilmesine imkân tanıyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>İlk Kurumsal Adım İstanbul’da Atıldı</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">İstanbul toplantısı, Mekke Ortak Savunma Anlaşması’nın imzalanmasının ardından ittifakın kurumsallaşmasına yönelik ilk somut adım oldu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Dışişleri ve savunma bakanlarıyla genelkurmay başkanlarını aynı mekanizma içerisinde buluşturan Stratejik Siyasi ve Savunma Komitesi, bundan sonraki faaliyetlere stratejik yön verecek temel yapılardan biri olacak.</p>



<p class="wp-block-paragraph">İlk toplantıda anlaşmanın uygulanmasına ilişkin görüş alışverişinde bulunulması ve ittifakın resmî adının belirlenmesiyle birlikte siyasi düzeyde imzalanan anlaşmanın kurumsal mekanizmalara dönüştürülmesi süreci de başlamış oldu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bundan sonraki aşamada ittifakın çalışma mekanizmalarının oluşturulması, üç ülke arasındaki askerî ve savunma iş birliğinin somutlaştırılması ve olası yeni üyelerin hangi şartlarda yapıya katılabileceğinin belirlenmesi öne çıkacak.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Mekke Savunma İttifakı’nın İstanbul’daki ilk toplantısı, Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan’ın üçlü güvenlik mekanizmasını kalıcı bir bölgesel yapıya dönüştürme yönündeki iradesini ortaya koyarken, ittifakın hangi ülkelerle genişleyeceği ve ortak savunma mekanizmasının uygulamada nasıl şekilleneceği bundan sonraki sürecin temel başlıklarını oluşturacak.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Mekke Anlaşması İçin İlk Kritik Toplantı İstanbul’da</title>
		<link>https://addrmagazine.com/mekke-ortak-savunma-anlasmasi-ilk-toplanti/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Analiz Merkezi]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 31 Aug 2026 07:35:27 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Asım Münir]]></category>
		<category><![CDATA[bölgesel güvenlik]]></category>
		<category><![CDATA[Faysal bin Ferhan]]></category>
		<category><![CDATA[Hakan Fidan]]></category>
		<category><![CDATA[Halid bin Selman]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul]]></category>
		<category><![CDATA[kolektif caydırıcılık]]></category>
		<category><![CDATA[Mekke Anlaşması]]></category>
		<category><![CDATA[Mekke Ortak Savunma Anlaşması]]></category>
		<category><![CDATA[Muhammed İshak Dar]]></category>
		<category><![CDATA[NATO]]></category>
		<category><![CDATA[ortak savunma]]></category>
		<category><![CDATA[Pakistan]]></category>
		<category><![CDATA[savunma iş birliği]]></category>
		<category><![CDATA[Savunma Sanayii]]></category>
		<category><![CDATA[Selçuk Bayraktaroğlu]]></category>
		<category><![CDATA[Stratejik Siyasi ve Savunma Komitesi]]></category>
		<category><![CDATA[Suudi Arabistan]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşar Güler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://addrmagazine.com/?p=2566</guid>

					<description><![CDATA[Mekke Ortak Savunma Anlaşması kapsamında oluşturulan Stratejik Siyasi ve Savunma Komitesi’nin ilk üst düzey toplantısı bugün İstanbul’da gerçekleştirilecek. Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan’ın katılımıyla yapılacak toplantıda üç ülkenin dışişleri, savunma ve askerî kanadından üst düzey isimler bir araya gelecek. Dışişleri Bakanlığı, 30 Ağustos&#8217;ta yayımladığı açıklamada Stratejik Siyasi ve Savunma Komitesi&#8217;nin ilk toplantısının bugün İstanbul&#8217;da yapılacağını duyurdu. Toplantıya Türkiye&#8217;den Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler ve Genelkurmay Başkanı Orgeneral Selçuk Bayraktaroğlu&#8217;nun katılması bekleniyor. Pakistan ve Suudi Arabistan da toplantıda dışişleri ve savunma bakanları ile üst düzey askerî yetkililer tarafından temsil edilecek. Üç Ülkenin Güvenlik Yönetimi Aynı Masada Reuters&#8217;ın]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph">Mekke Ortak Savunma Anlaşması kapsamında oluşturulan Stratejik Siyasi ve Savunma Komitesi’nin ilk üst düzey toplantısı bugün İstanbul’da gerçekleştirilecek. Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan’ın katılımıyla yapılacak toplantıda üç ülkenin dışişleri, savunma ve askerî kanadından üst düzey isimler bir araya gelecek.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Dışişleri Bakanlığı, 30 Ağustos&#8217;ta yayımladığı açıklamada Stratejik Siyasi ve Savunma Komitesi&#8217;nin ilk toplantısının bugün İstanbul&#8217;da yapılacağını duyurdu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Toplantıya Türkiye&#8217;den Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler ve Genelkurmay Başkanı Orgeneral Selçuk Bayraktaroğlu&#8217;nun katılması bekleniyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Pakistan ve Suudi Arabistan da toplantıda dışişleri ve savunma bakanları ile üst düzey askerî yetkililer tarafından temsil edilecek.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Üç Ülkenin Güvenlik Yönetimi Aynı Masada</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Reuters&#8217;ın aktardığı bilgilere göre toplantı, anlaşmanın imzalanmasının ardından oluşturulan mekanizmanın ilk üst düzey buluşması niteliğinde.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Pakistan tarafından Dışişleri Bakanı Muhammed İshak Dar, Savunma Bakanı Khawaja Muhammad Asif ve Genelkurmay Başkanı Mareşal Asım Münir&#8217;in toplantıya katılması bekleniyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Suudi Arabistan heyetinde ise Dışişleri Bakanı Faysal bin Ferhan, Savunma Bakanı Halid bin Selman ve Genelkurmay Başkanı Orgeneral Fayyadh bin Hamed Al-Ruwaili&#8217;nin yer alması öngörülüyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu katılım düzeyi, komitenin yalnızca diplomatik bir istişare mekanizması olmadığını gösteriyor. Dışişleri ve savunma bakanlarının yanında üç ülkenin askerî yönetimlerinin aynı masada bulunması, anlaşmanın siyasi ve askerî boyutlarının birlikte ele alınacağı bir yapı oluşturuyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Savunma İş Birliği ve Ortak Üretim Masada</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Reuters&#8217;a göre İstanbul&#8217;daki toplantıda askerî birlikte çalışabilirliğin geliştirilmesi, üç ülkenin savunma kapasitelerinin güçlendirilmesi ve savunma teknolojileri ile üretim alanındaki iş birliğinin genişletilmesi ele alınacak.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Savunma sanayisinde ortak üretim, anlaşmanın Türkiye açısından öne çıkan başlıklarından biri.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Cumhurbaşkanı Erdoğan da anlaşmanın imzalanmasının ardından yaptığı açıklamada, Mekke Ortak Savunma Anlaşması&#8217;nın güvenlik ve savunma iş birliğinin ilerletilmesine, savunma sanayisinde ortak projeler geliştirilmesine ve terörizmle mücadeleye katkı sağlayacağını belirtmişti.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Dolayısıyla İstanbul toplantısı, 7 Ağustos&#8217;ta liderler düzeyinde imzalanan siyasi iradenin somut askerî ve savunma sanayii mekanizmalarına dönüştürülmesine yönelik ilk önemli adımlardan biri olacak.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Anlaşma 7 Ağustos&#8217;ta Mekke&#8217;de İmzalandı</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Mekke Ortak Savunma Anlaşması, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Suudi Arabistan Veliaht Prensi ve Başbakanı Muhammed bin Selman ile Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif tarafından 7 Ağustos 2026&#8217;da Mekke&#8217;de imzalandı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Anlaşmanın temelinde kolektif caydırıcılık bulunuyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Üç ülke tarafından açıklanan çerçeveye göre taraflardan herhangi birine yönelik silahlı saldırı, üç ülkenin tamamına yönelik saldırı olarak değerlendirilecek.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu hüküm, anlaşmanın imzalanmasının ardından NATO&#8217;nun 5. maddesine benzetilmesine neden oldu. Ancak Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı, anlaşmanın Türkiye&#8217;nin NATO kapsamındaki yükümlülükleriyle çeliştiği veya NATO&#8217;ya paralel bir askerî ittifak oluşturduğu yönündeki değerlendirmeleri reddetti.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Türkiye&#8217;nin resmî açıklamasına göre Mekke Anlaşması NATO&#8217;nun alternatifi değil, bölgesel güvenliği destekleyen tamamlayıcı bir iş birliği mekanizması niteliğinde.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Anlaşma ayrıca BM Şartı&#8217;nın 51&#8217;inci maddesinde tanımlanan meşru müdafaa hakkını teyit ediyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Savunma Sanayii Yeni Mekanizmanın Önemli Ayağı</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">İstanbul&#8217;daki toplantının Türkiye açısından önemli başlıklarından birini savunma sanayii oluşturuyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Anlaşmanın resmî çerçevesinde askerî eğitim, teknoloji paylaşımı, savunma sanayii iş birliği ve ortak projelerin geliştirilmesi açık biçimde yer alıyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Türkiye son yıllarda Pakistan ile özellikle deniz platformları ve savunma teknolojilerinde kapsamlı iş birlikleri yürütürken Suudi Arabistan ile de savunma sanayii ilişkilerini genişletiyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Üç ülkenin aynı mekanizma içerisinde savunma teknolojileri ve ortak üretim modellerini ele alması, bugüne kadar büyük ölçüde ikili düzeyde yürütülen ilişkilerin üçlü bir yapıya taşınması açısından önem taşıyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Anlaşmanın Üçüncü Ülkelere Açık Olması Dikkat Çekiyor</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Mekke Anlaşması&#8217;nın dikkat çeken özelliklerinden biri de mevcut üç ülkeyle sınırlı olmak zorunda olmaması.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Cumhurbaşkanı Erdoğan, anlaşmanın hiçbir ülkeyi hedef almadığını ve bölgenin huzurunu, refahını ve istikrarını amaçlayan kardeş ülkelerin katılımına açık olduğunu açıklamıştı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Pakistan Dışişleri Bakanı Muhammed İshak Dar da anlaşmanın tamamen savunma amaçlı olduğunu ve ilkelerini benimsemeye hazır diğer ülkelerin katılımına açık bulunduğunu ifade etmişti.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu durum, Türkiye-Pakistan-Suudi Arabistan üçlüsüyle başlayan mekanizmanın ilerleyen dönemde daha geniş bir bölgesel güvenlik yapısına dönüşebilme ihtimalini gündemde tutuyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>İlk Sınav İstanbul&#8217;da</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Bugün İstanbul&#8217;da gerçekleştirilecek toplantı, Mekke Anlaşması&#8217;nın imzalanmasından yalnızca birkaç hafta sonra yapılıyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu nedenle toplantının önemi yalnızca üç ülkenin üst düzey yetkililerinin bir araya gelmesinden kaynaklanmıyor. İstanbul buluşması aynı zamanda anlaşmada ortaya konulan kolektif caydırıcılık, askerî birlikte çalışabilirlik, savunma sanayii iş birliği ve ortak güvenlik hedeflerinin hangi mekanizmalar üzerinden hayata geçirileceğinin belirlenmeye başlanacağı ilk kurumsal aşamayı oluşturuyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Dışişleri ve savunma bakanlarıyla genelkurmay başkanlarını aynı yapı altında buluşturan Stratejik Siyasi ve Savunma Komitesi&#8217;nin bundan sonraki çalışma biçimi, Mekke Ortak Savunma Anlaşması&#8217;nın sahadaki ve diplomatik alandaki karşılığının şekillenmesi bakımından belirleyici olacak.</p>



<p class="wp-block-paragraph"></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>YPG/SDG Kendini Feshetti, Türkiye İçin Yeni Dönem Başlıyor</title>
		<link>https://addrmagazine.com/ypg-sdg-feshi-turkiye-icin-ne-anlama-geliyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Analiz Merkezi]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 27 Aug 2026 10:13:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[ABD]]></category>
		<category><![CDATA[Ahmed Şara]]></category>
		<category><![CDATA[Hakan Fidan]]></category>
		<category><![CDATA[Mazlum Abdi]]></category>
		<category><![CDATA[PKK]]></category>
		<category><![CDATA[SDG]]></category>
		<category><![CDATA[SDG feshedildi]]></category>
		<category><![CDATA[sınır güvenliği]]></category>
		<category><![CDATA[Suriye]]></category>
		<category><![CDATA[Suriye Demokratik Güçleri]]></category>
		<category><![CDATA[Suriye kuzeydoğusu]]></category>
		<category><![CDATA[Suriye ordusu]]></category>
		<category><![CDATA[Suriye toprak bütünlüğü]]></category>
		<category><![CDATA[terörle mücadele]]></category>
		<category><![CDATA[Terörsüz Bölge]]></category>
		<category><![CDATA[Terörsüz Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Tom Barrack]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye ABD ilişkileri]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye Suriye ilişkileri]]></category>
		<category><![CDATA[YPG]]></category>
		<category><![CDATA[YPG feshedildi]]></category>
		<category><![CDATA[YPG SDG]]></category>
		<category><![CDATA[YPG SDG feshi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://addrmagazine.com/?p=2552</guid>

					<description><![CDATA[YPG SDG feshi, Suriye’nin kuzeydoğusundaki askerî ve siyasi dengelerde yeni bir dönemin kapısını araladı. YPG/SDG, bağımsız askerî yapı olarak varlığını sona erdirdiğini ve Suriye devlet kurumlarına entegrasyon sürecinin tamamlandığını açıkladı. Gelişme, Türkiye’nin sınır güvenliği, terörle mücadele politikası ve “Terörsüz Türkiye-Terörsüz Bölge” hedefi bakımından da kritik önem taşıyor. YPG/SDG yöneticisi Mazlum Abdi, 25 Ağustos’ta Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara ile gerçekleştirdiği görüşmenin ardından örgütün bağımsız askerî güç olarak misyonunun sona erdiğini duyurdu. Abdi, YPG/SDG güçlerinin Suriye ordusunun tugayları bünyesine entegrasyon sürecinin tamamlandığını belirtti. Gelişme, Şam yönetimi ile YPG/SDG arasında uzun süredir devam eden müzakerelerin ardından geldi. Ancak bu noktaya yalnızca müzakere yoluyla]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph">YPG SDG feshi, Suriye’nin kuzeydoğusundaki askerî ve siyasi dengelerde yeni bir dönemin kapısını araladı. YPG/SDG, bağımsız askerî yapı olarak varlığını sona erdirdiğini ve Suriye devlet kurumlarına entegrasyon sürecinin tamamlandığını açıkladı. Gelişme, Türkiye’nin sınır güvenliği, terörle mücadele politikası ve “Terörsüz Türkiye-Terörsüz Bölge” hedefi bakımından da kritik önem taşıyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">YPG/SDG yöneticisi Mazlum Abdi, 25 Ağustos’ta Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara ile gerçekleştirdiği görüşmenin ardından örgütün bağımsız askerî güç olarak misyonunun sona erdiğini duyurdu. Abdi, YPG/SDG güçlerinin Suriye ordusunun tugayları bünyesine entegrasyon sürecinin tamamlandığını belirtti.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Gelişme, Şam yönetimi ile YPG/SDG arasında uzun süredir devam eden müzakerelerin ardından geldi. Ancak bu noktaya yalnızca müzakere yoluyla gelinmedi. Suriye ordusunun yılın başındaki askerî harekâtı sonucunda YPG/SDG’nin kontrol ettiği geniş alanların önemli bölümünü kaybetmesi, Şam karşısındaki pazarlık gücünü ciddi biçimde azalttı. Daha önce ayrı askerî yapı ve geniş idari özerklik talepleriyle yürütülen süreç böylece merkezi devlet yapısına entegrasyon eksenine kaydı.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Türkiye Açısından Asıl Mesele Sahadaki Uygulama</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Ankara’nın gelişmeye yaklaşımı temkinli bir memnuniyet üzerine kurulu. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, YPG/SDG’nin fesih açıklamasının Türkiye’nin bölgede atmak istediği adımları tamamlayıcı nitelikte olduğunu belirtti. Ancak Fidan’ın açıklamasındaki en önemli vurgu, kararın yalnızca metin üzerinde kalmaması gerektiği yönündeydi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Türkiye açısından mesele yalnızca “SDG” isminin ortadan kaldırılması değil. Ankara uzun süredir YPG’nin farklı isimler veya kurumsal yapılar altında askerî varlığını sürdürmesine karşı çıkıyor. Dolayısıyla gerçek başarı, örgütsel tabelanın değiştirilmesinden ziyade bağımsız komuta zincirinin, silahlı yapının ve paralel yönetim mekanizmasının ortadan kalkmasıyla ölçülecek.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu durum Suriye’nin gelecekteki devlet yapısıyla da doğrudan bağlantılı. Türkiye’nin yaklaşımı, Suriye’de tek devlet ve tek ordu temelinde merkezi egemenliğin ülkenin tamamında yeniden kurulmasına dayanıyor. YPG/SDG’nin bağımsız askerî güç olarak ortadan kalkması ve unsurlarının Suriye ordusuna entegre edilmesi bu nedenle Ankara’nın uzun süredir savunduğu modelle önemli ölçüde örtüşüyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bununla birlikte Türkiye, Suriye’deki Kürt nüfusun siyasi ve toplumsal varlığı ile YPG’nin silahlı yapılanmasını birbirinden ayırıyor. Fidan’ın Kürt kimliğinin korunması gerektiğini belirtirken aynı zamanda Suriye’nin egemenliği ve toprak bütünlüğüne vurgu yapması da Ankara’nın görmek istediği modeli ortaya koyuyor. Kürtlerin haklarının Suriye devlet sistemi içerisinde korunduğu ancak ülkenin kuzeydoğusunda merkezi yönetimden bağımsız bir askerî yapının bulunmadığı bir Suriye.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Türkiye-ABD İlişkilerindeki Önemli Bir Sorun Dönüşüyor</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Fesih kararının Türkiye açısından önemli sonuçlarından biri de Washington ile Ankara arasında yıllardır devam eden YPG/SDG anlaşmazlığının zemininin değişmesi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">ABD, DEAŞ’la mücadele kapsamında YPG’nin omurgasını oluşturduğu SDG’yi uzun yıllar sahadaki temel ortaklarından biri olarak kullandı. Türkiye ise YPG’yi PKK’nın Suriye uzantısı olarak değerlendirerek Washington’ın örgüte verdiği silah, eğitim ve siyasi desteği iki NATO müttefiki arasındaki en ciddi güvenlik sorunlarından biri olarak gördü.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ancak Beşar Esad yönetiminin sona ermesi ve Ahmed Şara liderliğindeki yeni yönetimin ülke genelinde otoritesini güçlendirmesi Washington’ın sahadaki önceliklerini de değiştirdi. ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi ve Ankara Büyükelçisi Tom Barrack’ın YPG/SDG’nin feshedilmesini “tarihi” bir gelişme olarak değerlendirmesi, Washington’ın artık bağımsız bir SDG yapısının korunmasından ziyade Suriye devletine entegrasyonu desteklediğine işaret ediyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu durum, Türkiye-ABD ilişkilerinde yıllardır kronikleşen en önemli güvenlik ihtilaflarından birinin ortadan kalkmasa bile önemli ölçüde biçim değiştirebileceğini gösteriyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Terörsüz Türkiye Sürecinin Bölgesel Ayağı</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">YPG/SDG’nin fesih kararının zamanlaması Türkiye’de yürütülen “Terörsüz Türkiye” süreci açısından da dikkat çekiyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">PKK’nın 2025 yılında örgütsel yapısını feshetme ve silahlı mücadeleyi sona erdirme kararının ardından Ankara, sürecin yalnızca Türkiye sınırları içerisindeki PKK varlığıyla sınırlı tutulamayacağını savundu. Irak ve Suriye’deki örgütsel yapılanmaların geleceği de bu nedenle sürecin önemli parçalarından biri hâline geldi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Millî Güvenlik Kurulunun “Terörsüz Türkiye” hedefinin yanında “Terörsüz Bölge” kavramını kullanması da Ankara’nın meseleyi bölgesel bir güvenlik perspektifi içerisinde değerlendirdiğini gösteriyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu açıdan Suriye’deki gelişme, Türkiye’deki sürecin bölgesel ayağının en önemli parçalarından biri olabilir.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Yeni Soru Yapının Gerçekten Ortadan Kalkıp Kalkmadığı</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">YPG/SDG’nin feshi, Türkiye’nin yaklaşık on yılı aşkın süredir Suriye politikasında ulaşmaya çalıştığı temel hedeflerden biri açısından önemli bir dönüm noktası oluşturuyor. Ancak Ankara’nın açıklamaları, sürecin henüz tamamlanmış kabul edilmediğini açık biçimde gösteriyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Suriye ordusuna katılan eski YPG/SDG unsurlarının ayrı birlikler hâlinde tutulup tutulmayacağı, komuta zincirlerinin nasıl oluşturulacağı, ağır silahların kimin kontrolüne geçeceği ve kuzeydoğudaki idari yapıların merkezi hükümete ne ölçüde bağlanacağı bundan sonraki sürecin gerçek niteliğini belirleyecek.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Eğer süreç yalnızca YPG/SDG tabelasının kaldırıldığı, eski komuta yapısının ve askerî kapasitenin farklı isimler altında korunduğu bir modele dönüşürse Türkiye’nin güvenlik kaygıları devam edecektir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Buna karşılık bağımsız silahlı yapının gerçekten sona ermesi ve Suriye ordusunun ülkedeki tek askerî otorite hâline gelmesi durumunda Türkiye’nin güney sınırındaki güvenlik dengesi son on yılın en kapsamlı dönüşümlerinden birini yaşayabilir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu nedenle YPG/SDG’nin fesih açıklaması bir sürecin sonundan çok, uygulamanın sınanacağı yeni bir aşamanın başlangıcı olarak görülmeli. Türkiye açısından bundan sonraki temel ölçüt ise açıklanan kararların sahada gerçekten uygulanıp uygulanmadığı olacak.</p>



<p class="wp-block-paragraph"></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Türkiye, ABD’nin Suriye Kararını Memnuniyetle Karşıladı</title>
		<link>https://addrmagazine.com/turkiye-abdnin-suriye-kararina-memnuniyet/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Analiz Merkezi]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 25 Aug 2026 08:18:43 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[ABD]]></category>
		<category><![CDATA[ABD Suriye ilişkileri]]></category>
		<category><![CDATA[Ahmed Şara]]></category>
		<category><![CDATA[Dışişleri Bakanlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Donald Trump]]></category>
		<category><![CDATA[Nuh Yılmaz]]></category>
		<category><![CDATA[OFAC]]></category>
		<category><![CDATA[Orta Doğu]]></category>
		<category><![CDATA[Şam]]></category>
		<category><![CDATA[Suriye]]></category>
		<category><![CDATA[Suriye ekonomisi]]></category>
		<category><![CDATA[Suriye terörizme sponsor ülke statüsü]]></category>
		<category><![CDATA[Suriye yaptırımları]]></category>
		<category><![CDATA[Suriye yaptırımlarının kaldırılması]]></category>
		<category><![CDATA[Suriye yeniden inşa]]></category>
		<category><![CDATA[terörizme sponsor ülkeler]]></category>
		<category><![CDATA[Tom Barrack]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye ABD ilişkileri]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye Suriye ilişkileri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://addrmagazine.com/?p=2537</guid>

					<description><![CDATA[ABD’nin Suriye kararı Türkiye tarafından memnuniyetle karşılandı. Washington, Suriye’yi yaklaşık 47 yıldır yer aldığı Terörizme Sponsor Olan Ülkeler listesinden çıkarırken Ankara, kararın Suriye’nin ekonomik toparlanması, yeniden inşası ve uluslararası toplumla bağlarının güçlendirilmesi açısından önemli bir adım olduğunu bildirdi. ABD&#8217;nin kararı 24 Ağustos&#8217;ta resmiyet kazandı. Reuters&#8217;ın aktardığına göre süreç, ABD Başkanı Donald Trump&#8217;ın temmuz ayında Kongre&#8217;ye Suriye&#8217;nin statüsünün kaldırılması yönündeki kararını bildirmesinin ardından başlayan 45 günlük inceleme döneminin tamamlanmasıyla sonuçlandı. ABD Hazine Bakanlığına bağlı Yabancı Varlıklar Kontrol Ofisi OFAC da ilgili düzenlemeleri güncelleyerek Suriye&#8217;nin bu statü kapsamında uygulanan kısıtlamalardan çıkarıldığını bildirdi. Karar, Washington&#8217;ın Beşar Esad yönetiminin Aralık 2024&#8217;te devrilmesinin ardından Suriye]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph">ABD’nin Suriye kararı Türkiye tarafından memnuniyetle karşılandı. Washington, Suriye’yi yaklaşık 47 yıldır yer aldığı Terörizme Sponsor Olan Ülkeler listesinden çıkarırken Ankara, kararın Suriye’nin ekonomik toparlanması, yeniden inşası ve uluslararası toplumla bağlarının güçlendirilmesi açısından önemli bir adım olduğunu bildirdi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">ABD&#8217;nin kararı 24 Ağustos&#8217;ta resmiyet kazandı. Reuters&#8217;ın aktardığına göre süreç, ABD Başkanı Donald Trump&#8217;ın temmuz ayında Kongre&#8217;ye Suriye&#8217;nin statüsünün kaldırılması yönündeki kararını bildirmesinin ardından başlayan 45 günlük inceleme döneminin tamamlanmasıyla sonuçlandı. ABD Hazine Bakanlığına bağlı Yabancı Varlıklar Kontrol Ofisi OFAC da ilgili düzenlemeleri güncelleyerek Suriye&#8217;nin bu statü kapsamında uygulanan kısıtlamalardan çıkarıldığını bildirdi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Karar, Washington&#8217;ın Beşar Esad yönetiminin Aralık 2024&#8217;te devrilmesinin ardından Suriye politikasında başlattığı dönüşümün en önemli aşamalarından birini oluşturuyor. ABD, daha önce Suriye&#8217;ye yönelik kapsamlı yaptırım rejimini önemli ölçüde kaldırmıştı. Başkan Trump&#8217;ın imzaladığı karar doğrultusunda Suriye yaptırım programının temelini oluşturan altı başkanlık kararnamesi 1 Temmuz 2025 itibarıyla yürürlükten kaldırılmış, ancak Esad ve bazı kişi ve yapılara yönelik hedefli yaptırımlar korunmuştu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Terörizme Sponsor Olan Ülkeler statüsünün kaldırılması ise farklı bir hukuki katmanı ortadan kaldırıyor. Söz konusu statü, ABD dış yardımlarına yönelik kısıtlamalar, savunma ihracatı ve satışlarına ilişkin yasaklar, çift kullanımlı ürünlere yönelik kontroller ve çeşitli finansal sınırlamalar getiriyordu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu nedenle Washington&#8217;ın son kararı yalnızca siyasi bir normalleşme mesajı değil, Suriye&#8217;nin ekonomik toparlanması açısından da önem taşıyor. Reuters, statünün kaldırılmasının uluslararası yatırımın önündeki önemli engellerden birini ortadan kaldırdığını ve Suriye&#8217;nin savaş sonrası yeniden inşasına yönelik sermaye girişlerinin önünü açabileceğini belirtiyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Suriye yönetimi de kararın özellikle bankacılık, yatırım ve uluslararası ekonomik ilişkiler açısından yeni bir dönemin önünü açmasını bekliyor. Şam yönetimi, kararın ekonomik toparlanmayı ve yeniden inşayı desteklemesinin yanı sıra Suriye&#8217;nin uluslararası toplumla ilişkilerinin normalleşmesine katkı sağlayacağını açıkladı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Suriye Dışişleri Bakanı Esad Hasan Şeybani, kararın ülkesinin yaklaşık 47 yıldır taşıdığı bir statüyü sona erdirdiğine dikkat çekerek gelişmeyi “tarihi bir adım” olarak nitelendirdi. Şeybani, Şam yönetiminin uluslararası toplumla karşılıklı çıkar ve iş birliğine dayalı ilişkiler geliştirmeyi sürdüreceğini belirtti.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara ise kararın ardından ülkenin geçmişin ağır yüklerinden birini geride bıraktığını belirterek bundan sonraki sürecin kalkınma, yeniden yapılanma ve devlet kurumlarının güçlendirilmesine odaklanacağını ifade etti.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Washington cephesinden yapılan açıklamalarda da ekonomik boyut öne çıktı. ABD&#8217;nin Suriye Özel Temsilcisi ve Ankara Büyükelçisi Tom Barrack, kararın Suriye&#8217;nin “izolasyondan ortaklığa” geçişinde önemli bir aşama olduğunu belirterek statünün uzun yıllar boyunca yatırım ve ekonomik faaliyetlerin önünde bir engel oluşturduğunu söyledi. Barrack, bundan sonraki aşamada ortaya çıkan fırsatın kalıcı barış ve refaha dönüştürülmesi gerektiğini vurguladı.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Türkiye&#8217;den Washington&#8217;ın Kararına Destek</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Türkiye Dışişleri Bakanlığı da 25 Ağustos&#8217;ta yaptığı açıklamayla ABD&#8217;nin kararını memnuniyetle karşıladığını duyurdu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bakanlık, ABD yönetiminin ortaya koyduğu irade ile Kongrenin sürece yönelik yaklaşımını takdir ettiğini belirtirken Suriye hükümeti ve halkının izlediği tutumu da olumlu değerlendirdi. Ankara, uzun süredir desteklediği bu adımla Suriye&#8217;nin ekonomik toparlanması ve yeniden inşasının önündeki en büyük engellerden birinin aşıldığını vurguladı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Dışişleri Bakanlığına göre karar, Suriye&#8217;nin uluslararası toplumla bağlarının güçlendirilmesine ve ülkede güvenlik ile istikrarın kalıcı hâle getirilmesine yönelik çabaları da hızlandırabilir. Ankara aynı zamanda uluslararası topluma Suriye&#8217;nin refah ve istikrarına yönelik çabalarını birleştirme çağrısında bulundu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Türkiye&#8217;nin Şam Büyükelçisi Nuh Yılmaz da kararın Suriye&#8217;nin dünyayla bütünleşmesinin önündeki son önemli engellerden birinin kaldırılması anlamına geldiğini belirtti. Yılmaz, gelişmenin yalnızca Suriye&#8217;nin normalleşmesi ve kalkınması açısından değil, bölgesel barış ve istikrar açısından da önem taşıdığını ifade etti.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Suriye&#8217;de Ekonomik Normalleşmenin Önü Açılıyor</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Washington&#8217;ın kararı, Suriye açısından özellikle yeniden inşa sürecinin finansmanı bakımından kritik önem taşıyor. On yılı aşkın savaşın ardından ülkenin enerji, ulaşım, konut, sağlık ve diğer temel altyapısının yeniden oluşturulması büyük miktarda yabancı sermaye ve uluslararası finansman gerektiriyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Terörizme Sponsor Olan Ülkeler statüsü ise yalnızca ABD merkezli şirketlerin Suriye&#8217;yle ilişkilerini etkilemiyordu. Uluslararası bankalar ve yatırımcılar açısından da yaptırım ve uyum riskleri nedeniyle Suriye&#8217;yle işlem yapmak önemli hukuki ve finansal belirsizlikler barındırıyordu. Şam yönetimi bu nedenle statünün kaldırılmasını uluslararası finans sistemiyle yeniden bütünleşmenin temel aşamalarından biri olarak görüyordu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Reuters&#8217;a göre Mastercard ve Bank of America gibi büyük finans kuruluşlarının Suriye&#8217;yle ekonomik ilişkilere yönelik ilgisi de artıyor. Yeni kararın özellikle bankacılık işlemleri, yabancı yatırımlar ve yeniden inşa projelerinin finansmanı bakımından bu süreci hızlandırması bekleniyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bununla birlikte Suriye üzerindeki bütün kısıtlamaların ortadan kalktığını söylemek mümkün değil. ABD&#8217;nin önceki yaptırım kaldırma kararlarında Beşar Esad ve bazı kişi ve yapılara yönelik hedefli yaptırımlar korunmuştu. Dolayısıyla yeni dönem, Suriye&#8217;ye yönelik yaptırım mimarisinin tamamen ortadan kaldırılmasından ziyade ülke ve yeni yönetim üzerindeki kapsamlı ekonomik izolasyonun önemli ölçüde sona erdirilmesi anlamına geliyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Karar Bölgesel Denklem Açısından da Önem Taşıyor</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">ABD&#8217;nin Suriye kararının zamanlaması bölgesel güvenlik açısından da dikkat çekiyor. Washington bir taraftan Şam&#8217;ın ekonomik ve diplomatik normalleşmesini desteklerken diğer taraftan Suriye ile İsrail arasındaki gerilimin azaltılması için arabuluculuk yürütüyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Suriye ve İsrail heyetleri geçtiğimiz günlerde Ürdün&#8217;de ABD arabuluculuğunda görüşmeler gerçekleştirdi. Görüşmelerde İsrail&#8217;in Suriye&#8217;deki askerî faaliyetlerinin azaltılması, güvenlik düzenlemelerinin yeniden ele alınması ve iki taraf arasındaki gerilimin düşürülmesi konuları gündeme geldi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu süreç Türkiye açısından da doğrudan önem taşıyor. İsrail&#8217;in 18 Ağustos&#8217;ta İdlib&#8217;deki Ebu Zuhur Hava Üssü&#8217;ne düzenlediği saldırılar Ankara ve Şam&#8217;ın tepkisini çekmiş, ABD&#8217;nin Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack da saldırıları bölgesel istikrarı zedeleyen gereksiz bir tırmanma olarak değerlendirmişti. Söz konusu üssün Türkiye&#8217;nin desteğiyle yeniden faaliyete geçirilmesine yönelik çalışmalar yürütüldüğü bildirilmişti.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu tablo içerisinde Washington&#8217;ın Suriye&#8217;yi Terörizme Sponsor Olan Ülkeler listesinden çıkarması, ABD&#8217;nin yeni Şam yönetimine yönelik politikasında geçici yaptırım muafiyetlerinin ötesine geçen daha yapısal bir normalleşmeye yöneldiğini gösteriyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Türkiye açısından karar ise Ankara&#8217;nın uzun süredir savunduğu Suriye&#8217;nin toprak bütünlüğü, ekonomik yeniden yapılanması ve uluslararası sisteme yeniden entegrasyonu yaklaşımıyla örtüşüyor. Özellikle ekonomik izolasyonun azalması, Suriye&#8217;deki devlet kapasitesinin yeniden oluşturulması ve merkezi yönetimin güçlendirilmesi bakımından yeni imkânlar yaratabilir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ancak bundan sonraki sürecin belirleyici başlığı, siyasi kararın sahadaki istikrara ve ekonomik toparlanmaya ne ölçüde dönüşeceği olacak. İsrail-Suriye gerilimi, ülke içerisindeki güvenlik sorunları, yeniden inşanın finansmanı ve bölgesel aktörler arasındaki rekabet devam ederken ABD&#8217;nin son kararı Şam&#8217;a önemli bir alan açıyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yaklaşık 47 yıl sonra Suriye&#8217;nin Terörizme Sponsor Olan Ülkeler listesinden çıkarılması bu açıdan yalnızca Washington-Şam ilişkilerinde değil, savaş sonrası Suriye&#8217;nin bölgesel ve uluslararası sisteme yeniden eklemlenmesinde de yeni bir dönemin başlangıcı olabilecek nitelikte.</p>



<p class="wp-block-paragraph"></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Mekke Anlaşması Türkiye’nin Değişen Stratejik Konumunu Gösteriyor</title>
		<link>https://addrmagazine.com/mekke-anlasmasi-turkiye-avrupa/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Analiz Merkezi]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 17 Aug 2026 18:10:43 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Avrupa Birliği]]></category>
		<category><![CDATA[Avrupa Güvenliği]]></category>
		<category><![CDATA[bölgesel güvenlik]]></category>
		<category><![CDATA[Cumhurbaşkanı Erdoğan]]></category>
		<category><![CDATA[Göç]]></category>
		<category><![CDATA[Jeopolitik]]></category>
		<category><![CDATA[Karadeniz]]></category>
		<category><![CDATA[Mekke Anlaşması]]></category>
		<category><![CDATA[NATO]]></category>
		<category><![CDATA[ortak savunma]]></category>
		<category><![CDATA[Pakistan]]></category>
		<category><![CDATA[savunma iş birliği]]></category>
		<category><![CDATA[Suudi Arabistan]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye AB ilişkileri]]></category>
		<category><![CDATA[Ukrayna]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://addrmagazine.com/?p=2515</guid>

					<description><![CDATA[Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında imzalanan Mekke Ortak Savunma Anlaşması’nın dünyaya önemli bir mesaj verdiğini belirterek, üç ülkeden herhangi birine yönelik saldırı durumunda tarafların birbirini savunacağını açıkladı. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın aynı röportajda Avrupa Birliği’ne ilişkin verdiği mesajlar ise Mekke Anlaşması’nın Türkiye’nin daha geniş dış politika ve güvenlik stratejisindeki yerini görünür hâle getirdi. Doha merkezli Al Jazeera Arapça televizyonuna konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Mekke Anlaşması’nı üç ülkeye ayrı bir güç kazandıran bir gelişme olarak nitelendirdi. Anlaşmanın ABD ile İran arasındaki gerilimin yaşandığı bir dönemde imzalanmasının dünya barışı açısından da önemli olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye, Pakistan ve Suudi]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph">Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında imzalanan Mekke Ortak Savunma Anlaşması’nın dünyaya önemli bir mesaj verdiğini belirterek, üç ülkeden herhangi birine yönelik saldırı durumunda tarafların birbirini savunacağını açıkladı. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın aynı röportajda Avrupa Birliği’ne ilişkin verdiği mesajlar ise Mekke Anlaşması’nın Türkiye’nin daha geniş dış politika ve güvenlik stratejisindeki yerini görünür hâle getirdi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Doha merkezli Al Jazeera Arapça televizyonuna konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Mekke Anlaşması’nı üç ülkeye ayrı bir güç kazandıran bir gelişme olarak nitelendirdi. Anlaşmanın ABD ile İran arasındaki gerilimin yaşandığı bir dönemde imzalanmasının dünya barışı açısından da önemli olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan’ın bundan sonraki süreçte barışı savunan ülkeler olarak hareket etmeyi sürdüreceğini söyledi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Anlaşmanın NATO’nun 5. maddesiyle benzerliği sorulduğunda ise Cumhurbaşkanı Erdoğan ortak savunma mekanizmasını açık biçimde tarif etti. Cumhurbaşkanı’na göre Türkiye, Suudi Arabistan veya Pakistan’dan herhangi birinin saldırıya uğraması durumunda diğer iki ülke de ortak savunma anlayışı kapsamında hareket edebilecek. Cumhurbaşkanı Erdoğan ayrıca yapının üç ülkeyle sınırlı kalmak zorunda olmadığını, başka devletlerin katılımına açık olduğunu ve Mısır’ın da istemesi hâlinde anlaşmaya dâhil olabileceğini ifade etti.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu açıklamalar, Mekke Anlaşması’nın yalnızca üç ülke arasında imzalanmış sınırlı bir askerî iş birliği belgesi olmadığını bir kez daha ortaya koyuyor. Anlaşma kapsamında yüksek düzeyli siyasi ve askerî koordinasyon mekanizmalarının kurulması, kara, deniz, hava ve siber alanlarda müşterek tatbikatlar gerçekleştirilmesi, insansız sistemler, elektronik harp ve yapay zekâ gibi alanlarda iş birliğinin geliştirilmesi öngörülüyor. Savunma sanayiinde ortak geliştirme, üretim ve teknoloji transferi de mekanizmanın temel unsurları arasında bulunuyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Fakat Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın röportajında dikkat çeken noktalardan biri, Mekke Anlaşması hakkındaki değerlendirmelerinin hemen yanında Türkiye’nin Avrupa Birliği ile ilişkilerine ilişkin kullandığı ifadeler oldu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin AB üyeliğine kapısını kapatmadığını ancak Avrupa Birliği’nin artık Türkiye’nin önceliği olmadığını belirterek, Birliğin Türkiye’yi dışarıda tutmaya devam etmesi hâlinde kaybeden tarafın Türkiye değil Avrupa olacağını savundu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu söylem, Türkiye-AB ilişkilerinin son on yılda geçirdiği dönüşümle birlikte değerlendirildiğinde daha geniş bir anlam kazanıyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Türkiye’nin Avrupa açısından stratejik öneminin en görünür olduğu alanlardan biri uzun yıllar göç oldu. 2015’te Avrupa’ya bir milyondan fazla kişinin ulaşması ve bunların yaklaşık 885 bininin Yunanistan üzerinden gelmesi, AB’nin Türkiye ile ilişkilerinde göç yönetimini merkezî bir güvenlik başlığına dönüştürdü. Mart 2016’da oluşturulan AB-Türkiye mekanizması düzensiz geçişleri azaltmayı, Türkiye’deki mültecileri desteklemeyi ve Avrupa’ya güvenli ve yasal yollar oluşturmayı amaçlıyordu. Avrupa Komisyonunun verilerine göre anlaşmanın ilk yılında Türkiye’den Yunan adalarına düzensiz geçişlerde yüzde 97’lik düşüş gerçekleşti.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Dolayısıyla Avrupa açısından Türkiye’nin stratejik değerinin önemli bölümlerinden biri uzun süre “göçü Avrupa sınırlarına ulaşmadan yönetebilen ülke” konumundan kaynaklandı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu ilişki tamamen ortadan kalkmış değil. Avrupa Komisyonu hâlen 2016 AB-Türkiye Mutabakatı’nı göç konusunda iş birliğinin temel çerçevesi olarak tanımlıyor. Haziran 2026’daki Ankara görüşmelerinde de sınır yönetimi, insan kaçakçılığıyla mücadele ve olası yeni nüfus hareketleri Türkiye ile AB arasındaki ortak gündemin parçaları arasında yer aldı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ancak Avrupa’nın güvenlik gündemi artık 2015-2016 döneminden çok daha farklı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Rusya’nın Ukrayna’ya karşı yürüttüğü savaş, Avrupa’nın doğu sınırındaki askerî tehdit, hava sahası ihlalleri, İHA’lar, kritik altyapı güvenliği ve Avrupa ülkelerinin savunma kapasitesindeki eksiklikler AB’nin güvenlik önceliklerini yeniden şekillendirdi. Avrupa Konseyi haziran ayında Rusya’nın Ukrayna’ya karşı savaşını açık biçimde AB açısından “varoluşsal bir meydan okuma” olarak tanımlarken Avrupa’nın savunma hazırlığının 2030’a kadar hızla artırılması gerektiğini vurguladı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bunun sonucu olarak Türkiye’nin Avrupa açısından önemi de farklılaşıyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">On yıl önce Ankara-Brüksel ilişkilerinin en acil güvenlik başlıklarından biri Türkiye üzerinden Avrupa’ya ulaşan düzensiz göçmenlerken bugün aynı masada Karadeniz güvenliği, Ukrayna savaşı, NATO’nun doğu kanadı, Orta Doğu, savunma sanayii, enerji ve bağlantısallık da bulunuyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Nitekim 30 Haziran’da Ankara’da Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ile AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas ve Avrupa Komisyonu üyeleri arasında gerçekleştirilen görüşmenin sonuç bildirisi bu değişimi açık biçimde ortaya koydu. Taraflar göç ve sınır yönetiminin yanında güvenlik ve savunma alanındaki diyaloğun NATO’yu tamamlayacak şekilde güçlendirilmesi konusunda mutabık kaldı. Ticaret, enerji, ulaştırma, dijitalleşme ve bölgesel bağlantısallık da ortak gündemin parçaları arasında yer aldı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu nedenle Türkiye’nin Avrupa açısından stratejik değeri artık tek bir dosyaya bağlanabilecek durumda değil.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Mekke Anlaşması bu dönüşümü daha görünür hâle getiriyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Türkiye, NATO üyeliğini sürdürürken Suudi Arabistan ve Pakistan ile NATO coğrafyasının dışında karşılıklı savunma esasına dayanan yeni bir güvenlik mekanizması kuruyor. Aynı zamanda Karadeniz’de NATO’nun savunma mimarisine katkı sağlıyor, Suriye ve Irak’ta doğrudan güvenlik aktörü olarak bulunuyor, Libya’daki askerî ve siyasi varlığını sürdürüyor ve Körfez ülkeleriyle savunma ilişkilerini geliştiriyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın aynı röportajda Suriye’yi yalnız bırakmayacaklarını söylemesi, Libya ile ilişkilerin devam ettiğini vurgulaması, ABD’den F-35 konusunda verilen sözün yerine getirilmesini beklediklerini belirtmesi ve Rusya ile ilişkilerin iyi durumda olduğunu ifade etmesi de Türkiye’nin aynı anda farklı stratejik alanlarda ilişki yürüten dış politika anlayışını gösteriyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu tablo Avrupa açısından önemli bir değişiklik yaratıyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Geçmişte Türkiye’nin Avrupa’ya duyduğu ihtiyaç ile Avrupa’nın Türkiye’ye duyduğu ihtiyaç arasındaki ilişki büyük ölçüde üyelik süreci, ekonomik entegrasyon ve göç üzerinden değerlendirilebiliyordu. Bugün ise Avrupa’nın Türkiye’ye yönelik hesabına daha sert güvenlik unsurları eklenmiş durumda.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Burada özellikle coğrafya belirleyici.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Türkiye, Avrupa’nın doğu ve güneydoğu güvenlik kuşağının kesiştiği noktada bulunuyor. Karadeniz’e kıyısı var, Rusya ve Ukrayna ile ilişki kurabiliyor, NATO’nun ikinci büyük ordusuna sahip, Suriye ve Irak’a komşu, Doğu Akdeniz’de askerî kapasite bulunduruyor ve Orta Doğu ile Avrupa arasında hem enerji hem ulaştırma hem de güvenlik bağlantısı oluşturuyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Dolayısıyla Avrupa’nın Türkiye ile kurduğu ilişkinin mantığı giderek “Türkiye’den Avrupa’ya ulaşabilecek sorunların yönetilmesi” anlayışından “Türkiye ile birlikte Avrupa çevresindeki güvenlik sorunlarının yönetilmesi” anlayışına doğru genişliyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu iki yaklaşım arasındaki fark önemli.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Birincisinde Türkiye esas olarak Avrupa’nın sınır güvenliğinin dış halkası olarak değerlendiriliyordu. İkincisinde ise Türkiye, Avrupa’nın yakın çevresindeki güvenlik mimarisinin doğrudan aktörlerinden biri hâline geliyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Mekke Anlaşması da Ankara’nın bu konumu yalnızca Avrupa üzerinden tanımlamak istemediğini gösteriyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında oluşturulan mekanizma Avrupa Birliği’nin veya NATO’nun alternatifi olarak ilan edilmiş değil. Türk tarafı da anlaşmanın mevcut ittifakların yerine geçmediğini vurguluyor. Ancak yapı, Ankara’nın güvenlik ilişkilerini Batı ittifakı dışındaki coğrafyalarda da kurumsallaştırabileceğini ortaya koyuyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Üstelik Washington’ın yaklaşımı da bu açıdan dikkat çekici. ABD Başkanı Donald Trump, Mekke Anlaşması’nı memnuniyetle karşıladı ve bölge ülkelerinin kendi savunmalarında daha fazla sorumluluk üstlenmesi yönünde önemli bir adım olarak değerlendirdi. Dolayısıyla yeni yapı şu aşamada Washington tarafından Batı güvenlik sistemine rakip bir bloktan ziyade bölgesel güvenlik sorumluluğunun paylaşılması şeklinde okunuyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu durum Avrupa açısından farklı bir soru ortaya çıkarıyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Türkiye’nin Batı dışındaki güvenlik seçenekleri genişlerken Avrupa’nın Türkiye’ye yönelik güvenlik ihtiyacı da artıyorsa, Ankara-Brüksel ilişkisindeki pazarlık dengesi geçmişten farklı bir noktaya taşınabilir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu, Avrupa’nın Türkiye’ye bağımlı hâle geldiği veya göç meselesinin önemini kaybettiği anlamına gelmiyor. AB’nin 2028-2034 dönemine yönelik hazırlıkları bile göç, sınır yönetimi ve iç güvenliği önemli bütçe ve politika alanları olarak tutmaya devam ettiğini gösteriyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ancak artık göç, Türkiye-Avrupa güvenlik ilişkisinin tek belirleyici başlığı değil.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Rusya’nın Avrupa’nın doğusunda oluşturduğu askerî baskı, Orta Doğu’daki istikrarsızlık, Avrupa’nın savunma kapasitesini hızla artırma ihtiyacı ve ABD’nin küresel askerî önceliklerinin değişmesi, Türkiye’nin coğrafi ve askerî ağırlığını daha doğrudan bir güvenlik unsuruna dönüştürüyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu nedenle Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Bizim için önceliğimiz Avrupa Birliği değil” açıklaması ile Mekke Anlaşması için kullandığı “dünyaya mesaj” ifadesini tamamen birbirinden bağımsız değerlendirmek eksik kalabilir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Biri Türkiye’nin Avrupa ile ilişkilerinde artık üyelik perspektifinin tek dış politika ekseni olmadığını ifade ederken diğeri Ankara’nın kendi çevresinde yeni güvenlik mekanizmaları oluşturabilecek hareket alanına sahip olduğunu gösteriyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Mekke Anlaşması’nın uzun vadede ne kadar kurumsallaşacağı, hangi ülkelerin yapıya katılacağı ve ortak savunma taahhüdünün pratikte nasıl işleyeceği henüz görülmüş değil. Bu nedenle anlaşmayı şimdiden yeni bir NATO veya kalıcı bir jeopolitik blok olarak tanımlamak için erken.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Fakat anlaşmanın ortaya çıkardığı daha temel değişim şimdiden görülebiliyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Türkiye artık Avrupa açısından yalnızca göçü kontrol eden, enerji geçişi sağlayan veya NATO’nun güneydoğu kanadını koruyan bir ülke olarak değerlendirilemiyor. Ankara, Avrupa’nın doğusundan Körfez’e, Karadeniz’den Doğu Akdeniz’e uzanan güvenlik kuşağında kendi ilişkilerini ve güvenlik mekanizmalarını oluşturabilen bir aktör olarak hareket ediyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu nedenle Avrupa-Türkiye denklemindeki soru da değişiyor. Geçmişte tartışma büyük ölçüde Türkiye’nin Avrupa’ya ne kadar ihtiyaç duyduğu üzerinden yürütülürken, yeni güvenlik ortamında Avrupa’nın Türkiye’ye hangi alanlarda ve ne ölçüde ihtiyaç duyduğu sorusu giderek daha fazla önem kazanıyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Mekke Anlaşması’nın Avrupa açısından belki de en dikkat çekici mesajı tam olarak burada yatıyor.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Türk Hava Kuvvetleri NATO’nun Romanya’daki Hava Savunma Faaliyetine Katıldı</title>
		<link>https://addrmagazine.com/turk-hava-kuvvetleri-nato-romanya/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Analiz Merkezi]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 17 Aug 2026 08:10:46 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Bundeswehr]]></category>
		<category><![CDATA[E-7T]]></category>
		<category><![CDATA[Eastern Sentry]]></category>
		<category><![CDATA[F-16]]></category>
		<category><![CDATA[füze savunması]]></category>
		<category><![CDATA[hava polisliği]]></category>
		<category><![CDATA[Hava savunma]]></category>
		<category><![CDATA[IAMD]]></category>
		<category><![CDATA[Karadeniz]]></category>
		<category><![CDATA[KC-135R]]></category>
		<category><![CDATA[Milli Savunma Bakanlığı]]></category>
		<category><![CDATA[NATO]]></category>
		<category><![CDATA[NATO doğu kanadı]]></category>
		<category><![CDATA[NATO Entegre Hava ve Füze Savunması]]></category>
		<category><![CDATA[Romanya]]></category>
		<category><![CDATA[TSK]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Hava Kuvvetleri]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Silahlı Kuvvetleri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://addrmagazine.com/?p=2511</guid>

					<description><![CDATA[Türk Hava Kuvvetleri, NATO’nun Romanya hava sahasında gerçekleştirdiği Entegre Hava ve Füze Savunması faaliyetinde F-16 savaş uçaklarının yanı sıra havadan erken ihbar ve kontrol ile havada yakıt ikmal unsurlarıyla görev aldı. Faaliyet kapsamında Türk Hava Kuvvetleri tarafından ilk kez düşük süratli önleme eğitimi de gerçekleştirildi.&#160;&#160; Milli Savunma Bakanlığının (MSB) açıklamasına göre, 13 Ağustos 2026’da Romanya hava sahasında gerçekleştirilen NATO Entegre Hava ve Füze Savunması (Integrated Air and Missile Defence – IAMD) faaliyetine Türkiye üç farklı ana jet üs komutanlığından hava unsurlarıyla katıldı. Bandırma’daki 6’ncı Ana Jet Üs Komutanlığından iki F-16 savaş uçağı, Konya’daki 3’üncü Ana Jet Üs Komutanlığından bir E-7T]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph">Türk Hava Kuvvetleri, NATO’nun Romanya hava sahasında gerçekleştirdiği Entegre Hava ve Füze Savunması faaliyetinde F-16 savaş uçaklarının yanı sıra havadan erken ihbar ve kontrol ile havada yakıt ikmal unsurlarıyla görev aldı. Faaliyet kapsamında Türk Hava Kuvvetleri tarafından ilk kez düşük süratli önleme eğitimi de gerçekleştirildi.&nbsp;&nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph">Milli Savunma Bakanlığının (MSB) açıklamasına göre, 13 Ağustos 2026’da Romanya hava sahasında gerçekleştirilen NATO Entegre Hava ve Füze Savunması (Integrated Air and Missile Defence – IAMD) faaliyetine Türkiye üç farklı ana jet üs komutanlığından hava unsurlarıyla katıldı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bandırma’daki 6’ncı Ana Jet Üs Komutanlığından iki F-16 savaş uçağı, Konya’daki 3’üncü Ana Jet Üs Komutanlığından bir E-7T Havadan İhbar Kontrol uçağı ve Adana’daki 10’uncu Ana Jet Üs Komutanlığından bir KC-135R tanker uçağı faaliyette görev yaptı.&nbsp;&nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph">Böylece Türkiye faaliyete yalnızca savaş uçaklarıyla değil, hava harekâtının komuta-kontrol, erken ihbar ve havada yakıt ikmali gibi farklı unsurlarıyla birlikte katılmış oldu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">NATO unsurlarıyla müşterek gerçekleştirilen faaliyet sırasında ilk kez düşük süratli önleme eğitiminin başarıyla icra edildiği de MSB tarafından açıklandı. Bu tür eğitimler, özellikle klasik savaş uçaklarından farklı uçuş karakteristiklerine sahip düşük süratli hava hedeflerinin tespit, takip ve önlenmesine yönelik hazırlık açısından önem taşıyor.&nbsp;&nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph">Türkiye’nin Romanya’daki faaliyete katılımı, NATO’nun Karadeniz ve doğu kanadındaki hava savunma mimarisinin uzun süredir devam eden dönüşümünün de bir parçası.</p>



<p class="wp-block-paragraph">NATO Entegre Hava ve Füze Savunması’nın kökleri Soğuk Savaş dönemine uzanıyor. İttifakın entegre hava savunma sistemi 1961’de oluşturuldu ve hava sahasının sürekli gözetlenmesi, hava araçlarının tanımlanması ve gerektiğinde önleme uçaklarının harekete geçirilmesi üzerine kuruldu. Türkiye de Soğuk Savaş döneminde NATO Air Defence Ground Environment (NADGE) programına katılarak ittifakın birbirine bağlı radar ve hava savunma ağının parçalarından biri oldu.&nbsp;&nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph">Sistem zaman içerisinde yalnızca uçak tehdidine karşı hava savunmasından çok daha geniş bir yapıya dönüştü. NATO’nun 2010 Lizbon Zirvesi’nde hava ve füze savunmasının bütüncül şekilde ele alınması kararlaştırılırken balistik füze savunması da gelişen IAMD mimarisinin temel bileşenlerinden biri hâline geldi. Bugünkü sistem savaş uçaklarının yanı sıra hava gözetleme radarlarını, kara konuşlu hava savunma sistemlerini ve balistik füze savunma unsurlarını aynı mimari içerisinde bir araya getiriyor.&nbsp;&nbsp;</p>



<h2 class="wp-block-heading has-medium-font-size"><strong>Romanya’nın önemi 2014’ten sonra arttı</strong></h2>



<p class="wp-block-paragraph">Romanya’nın NATO hava savunma mimarisindeki konumu özellikle Rusya’nın 2014’te Kırım’ı ilhak etmesinin ardından daha fazla önem kazandı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Romanya 2004’te NATO’ya katıldığında kendi hava savunma ve hava polisliği kapasitesine sahip ülkeler arasında bulunuyordu. Ancak 2014’ten itibaren NATO’nun doğu kanadındaki güvence tedbirleri kapsamında müttefik ülkeler Romanya’nın ulusal hava polisliği kapasitesini ilave savaş uçaklarıyla desteklemeye başladı.&nbsp;&nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph">2016 Varşova Zirvesi’nin ardından Karadeniz bölgesindeki NATO varlığının artırılmasıyla bu yapı daha da güçlendirildi. 2017’de İngiliz Kraliyet Hava Kuvvetlerine ait Typhoon savaş uçakları Mihail Kogălniceanu Hava Üssü’ne konuşlandırılarak Romanya üzerinde NATO’nun geliştirilmiş hava polisliği faaliyetlerine katıldı.&nbsp;&nbsp;</p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="576" src="https://addrmagazine.com/wp-content/uploads/2026/08/18025_Default-1024x576.png" alt="18025 Default" class="wp-image-2513" srcset="https://addrmagazine.com/wp-content/uploads/2026/08/18025_Default-1024x576.png 1024w, https://addrmagazine.com/wp-content/uploads/2026/08/18025_Default-300x169.png 300w, https://addrmagazine.com/wp-content/uploads/2026/08/18025_Default-768x432.png 768w, https://addrmagazine.com/wp-content/uploads/2026/08/18025_Default-1536x864.png 1536w, https://addrmagazine.com/wp-content/uploads/2026/08/18025_Default-60x34.png 60w, https://addrmagazine.com/wp-content/uploads/2026/08/18025_Default.png 1920w" sizes="auto, (max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /><figcaption class="wp-element-caption">Fotoğraf: Türk Hava Kuvvetleri Komutanlığı</figcaption></figure>



<p class="wp-block-paragraph">Rusya’nın Şubat 2022’de Ukrayna’ya yönelik geniş çaplı saldırısını başlatması ise Romanya’nın önemini yeni bir seviyeye taşıdı. NATO, Romanya’da Fransa liderliğinde çok uluslu bir muharebe grubu oluştururken savaş uçakları ve kara konuşlu hava savunma sistemleri de ülkenin hava sahasının korunmasına katkı sağlamaya başladı. NATO bugün Romanya’daki bu unsurları Karadeniz bölgesindeki caydırıcılık ve savunma yapılanmasının temel parçalarından biri olarak değerlendiriyor.&nbsp;&nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph">Türkiye de bu süreçte Romanya hava sahasının korunmasına doğrudan katkıda bulundu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Aralık 2023’te dört Türk F-16’sı Romanya’ya konuşlandırılarak NATO’nun geliştirilmiş hava polisliği görevine katıldı. Türk uçakları Romanya Hava Kuvvetlerinin yanı sıra Alman Eurofighter uçaklarıyla birlikte görev yaparken Fransa tarafından konuşlandırılan MAMBA kara konuşlu hava savunma sistemi de NATO’nun bölgedeki entegre savunma yapısını destekledi.&nbsp;&nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph">Türk Hava Kuvvetleri Temmuz 2024’te Romanya üzerinde gerçekleştirilen daha kapsamlı bir NATO hava harekâtı eğitiminde de yer aldı. Söz konusu faaliyette dört Türk F-16’sı farklı NATO ülkelerinin savaş uçaklarıyla birlikte görev yaparken Türk KC-135 tanker uçağı da havada yakıt ikmal desteği sağladı. Fransız MAMBA sistemi ise kara konuşlu hava savunma unsuru olarak senaryoya entegre edildi.&nbsp;&nbsp;</p>



<h2 class="wp-block-heading has-medium-font-size"><strong>Karadeniz hava sahasında tehdit ortamı değişiyor</strong></h2>



<p class="wp-block-paragraph">13 Ağustos’taki faaliyetin zamanlaması da dikkat çekiyor. Romanya, Ukrayna ile yaklaşık 614 kilometrelik sınırı nedeniyle savaşın başlamasından bu yana Rusya-Ukrayna çatışmasının NATO hava sahasına taşma riskinin en yüksek olduğu ülkelerden biri hâline geldi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Özellikle Ukrayna’nın Tuna Nehri üzerindeki limanlarına yönelik Rus saldırıları sırasında kullanılan insansız hava araçlarının Romanya hava sahasına girmesi veya parçalarının Romanya topraklarına düşmesi, NATO’nun bölgedeki hava gözetleme ve önleme ihtiyacını artırdı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu tehdit 2026’da da devam ediyor. 16 Ağustos’ta NATO kapsamında Romanya’da konuşlu İspanyol F/A-18 savaş uçağı, Romanya hava sahasına Moldova yönünden giren ve Rusya’ya ait olduğundan şüphelenilen bir İHA’yı düşürdü. Reuters’ın aktardığına göre bu olay, 2026 içerisinde Romanya hava sahasında gerçekleştirilen dördüncü İHA önlemesi oldu.&nbsp;&nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph">NATO da değişen tehdit ortamına karşı Eylül 2025’te Eastern Sentry faaliyetini başlattı. İttifakın doğu kanadının tamamında hava, kara ve deniz unsurlarını daha güçlü biçimde birbirine bağlamayı amaçlayan faaliyet, özellikle İHA gibi yeni nesil tehditlere karşı gözetleme ve savunma kapasitesinin geliştirilmesine odaklanıyor. NATO’nun mevcut hava polisliği görevleri de Eastern Sentry’nin caydırıcılık ve savunma yapısına katkı sağlıyor.&nbsp;&nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu çerçevede Türk Hava Kuvvetlerinin son Romanya faaliyetine iki F-16’nın yanı sıra E-7T ve KC-135R ile katılması, faaliyeti yalnızca bir savaş uçağı eğitiminin ötesine taşıyor. Erken ihbar ve komuta-kontrol sağlayan E-7T ile savaş uçaklarının havada kalış süresini ve harekât yarıçapını artırabilen KC-135R’nin aynı görev paketinde kullanılması, Türkiye’nin NATO’nun entegre hava harekâtlarına farklı kabiliyetleri birlikte sunabilme kapasitesini ortaya koyuyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Romanya ise bu açıdan NATO’nun Karadeniz’deki hava savunma mimarisinin önemli merkezlerinden biri olmayı sürdürüyor. 2014 sonrasında başlayan geliştirilmiş hava polisliği, 2022 sonrasında artan müttefik konuşlandırmaları ve son dönemde giderek daha görünür hâle gelen İHA tehdidi birlikte değerlendirildiğinde, bölgede gerçekleştirilen IAMD faaliyetleri rutin bir eğitim olmanın ötesinde NATO’nun doğu kanadındaki değişen tehdit ortamına yönelik sürekli hazırlık sürecinin bir parçası hâline gelmiş durumda.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Erdoğan&#8217;dan Mekke Anlaşması Mesajı: Bölgesel Sahiplenme ve Kolektif Caydırıcılık</title>
		<link>https://addrmagazine.com/erdogan-mekke-anlasmasi-bolgesel-guvenlik/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Analiz Merkezi]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 12 Aug 2026 14:59:41 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[bölgesel güvenlik]]></category>
		<category><![CDATA[Bölgesel Sahiplenme]]></category>
		<category><![CDATA[Diplomasi]]></category>
		<category><![CDATA[kolektif caydırıcılık]]></category>
		<category><![CDATA[Mekke Anlaşması]]></category>
		<category><![CDATA[Mekke Ortak Savunma Anlaşması]]></category>
		<category><![CDATA[Pakistan]]></category>
		<category><![CDATA[Recep Tayyip Erdoğan]]></category>
		<category><![CDATA[Savunma İş Birliği]]></category>
		<category><![CDATA[Suudi Arabistan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://addrmagazine.com/?p=2493</guid>

					<description><![CDATA[Erdoğan Mekke Anlaşması hakkında yaptığı açıklamada, Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında kurulan yapının bloklaşmayı değil barış ve bölgesel güvenliği amaçladığını belirtti. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında imzalanan Mekke Ortak Savunma Anlaşması’nın herhangi bir ülkeyi hedef alan yeni bir bloklaşma girişimi olmadığını belirterek, anlaşmanın barış, istikrar, dayanışma ve kolektif caydırıcılık anlayışı üzerine kurulduğunu söyleyerek bölgesel sorunların çözümünde bölge ülkelerinin daha fazla sorumluluk üstlenmesi gerektiğini vurguladı. Türkiye’nin bu konudaki yaklaşımının bölgesel sahiplenme temelinde şekillendiğini belirten Erdoğan, dışarıdan dayatılan çözümler yerine bölge ülkelerinin kendi aralarında geliştireceği diplomasi ve iş birliği mekanizmalarının önemine dikkat çekti. Mekke Ortak Savunma]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph">Erdoğan Mekke Anlaşması hakkında yaptığı açıklamada, Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında kurulan yapının bloklaşmayı değil barış ve bölgesel güvenliği amaçladığını belirtti. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında imzalanan Mekke Ortak Savunma Anlaşması’nın herhangi bir ülkeyi hedef alan yeni bir bloklaşma girişimi olmadığını belirterek, anlaşmanın barış, istikrar, dayanışma ve kolektif caydırıcılık anlayışı üzerine kurulduğunu söyleyerek bölgesel sorunların çözümünde bölge ülkelerinin daha fazla sorumluluk üstlenmesi gerektiğini vurguladı. Türkiye’nin bu konudaki yaklaşımının bölgesel sahiplenme temelinde şekillendiğini belirten Erdoğan, dışarıdan dayatılan çözümler yerine bölge ülkelerinin kendi aralarında geliştireceği diplomasi ve iş birliği mekanizmalarının önemine dikkat çekti.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Mekke Ortak Savunma Anlaşması’nı bu yaklaşımın somut sonuçlarından biri olarak değerlendiren Erdoğan, Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan’ın attığı adımın ortak güvenlik anlayışını güçlendirdiğini ifade etti. Anlaşmanın temelindeki yaklaşımı “Birimizin güvenliği hepimizin güvenliğidir.” sözleriyle açıklayan Erdoğan, üç ülkenin oluşturduğu yapının bölgenin geleceğine ilişkin ortak bir stratejik iradeyi yansıttığını kaydetti. </p>



<p class="wp-block-paragraph">Erdoğan’ın açıklamalarında anlaşmanın kolektif caydırıcılık boyutu da öne çıktı. Mekke Anlaşması’nın belirli bir devlete karşı oluşturulmuş askerî blok şeklinde değerlendirilmemesi gerektiğini vurgulayan Erdoğan, yapının gerilim ve çatışma yerine diplomasi, diyalog ve iş birliğini öncelediğini ifade etti. </p>



<p class="wp-block-paragraph">Cumhurbaşkanı Erdoğan ayrıca anlaşmanın yalnızca mevcut üç tarafla sınırlı, kapalı bir güvenlik yapılanması olarak tasarlanmadığını belirtti. Mekke Anlaşması’nın diğer “kardeş ülkelere” de açık olduğunu söyleyen Erdoğan’ın açıklamaları, üçlü yapının ilerleyen dönemde daha geniş bir bölgesel güvenlik mekanizmasına dönüşebilme ihtimalini de gündeme getirdi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Türkiye’nin bölgesel güvenlik vizyonuna ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Erdoğan, Körfez’den Hürmüz’e, Lübnan’dan Suriye’ye uzanan geniş coğrafyada devletlerin egemenliğine ve toprak bütünlüğüne saygı gösterilmesini esas alan bir düzeni savunduklarını belirtti. Erdoğan, güvenlik ile ekonomik kalkınma ve refahın birbirinden ayrı düşünülemeyeceğini vurgularken, Türkiye’nin bölgesel gelişmeler karşısında yalnızca gözlemleyen bir aktör olmayacağını ifade etti. </p>



<p class="wp-block-paragraph">Erdoğan’ın açıklamaları, Mekke Anlaşması’nın imzalanmasının ardından Ankara tarafından yapılan açıklamalarla da aynı çizgide ilerliyor. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan daha önce anlaşmanın hiçbir ülkeyi hedef almadığını belirtmiş, bölgesel istikrar ve güvenliğin güçlendirilmesini amaçlayan bir yapı olduğunu ifade etmişti. İran yönetimi de anlaşmadan endişe duyması için mevcut aşamada bir neden bulunmadığını açıklamıştı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Mekke Ortak Savunma Anlaşması’na ilişkin Ankara’dan gelen son mesajlar, Türkiye’nin anlaşmayı yeni bir kutuplaşmanın başlangıcı olarak değil, bölge ülkelerinin kendi güvenliklerinde daha fazla sorumluluk üstlendiği bir mekanizma olarak konumlandırdığını gösteriyor. Erdoğan’ın yapının başka ülkelere de açık olduğuna ilişkin açıklaması ise Mekke Anlaşması’nın gelecekteki kapsamı açısından öne çıkan en önemli unsurlardan biri olarak dikkat çekiyor.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
