<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>ABD &#8211; ADDR Magazine</title>
	<atom:link href="https://addrmagazine.com/tag/abd/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://addrmagazine.com</link>
	<description>Defence Diplomacy Review</description>
	<lastBuildDate>Sat, 19 Sep 2026 09:26:42 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.1.1</generator>

<image>
	<url>https://addrmagazine.com/wp-content/uploads/2025/11/ADDR-60x60.png</url>
	<title>ABD &#8211; ADDR Magazine</title>
	<link>https://addrmagazine.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>ABD ve Danimarka Grönland&#8217;ın Güvenliği İçin Anlaştı</title>
		<link>https://addrmagazine.com/gronland-guvenlik-anlasmasi-abd-danimarka-trump/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Analiz Merkezi]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 19 Sep 2026 09:26:37 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Savunma Diplomasisi]]></category>
		<category><![CDATA[ABD]]></category>
		<category><![CDATA[ABD Danimarka ilişkileri]]></category>
		<category><![CDATA[ABD Grönland]]></category>
		<category><![CDATA[Arktik]]></category>
		<category><![CDATA[Arktik güvenliği]]></category>
		<category><![CDATA[Arktik Okyanusu]]></category>
		<category><![CDATA[Çin]]></category>
		<category><![CDATA[Danimarka]]></category>
		<category><![CDATA[Donald Trump]]></category>
		<category><![CDATA[Grönland]]></category>
		<category><![CDATA[Grönland askerî üs]]></category>
		<category><![CDATA[Grönland güvenlik anlaşması]]></category>
		<category><![CDATA[Grönland savunması]]></category>
		<category><![CDATA[Jens-Frederik Nielsen]]></category>
		<category><![CDATA[Mette Frederiksen]]></category>
		<category><![CDATA[NATO]]></category>
		<category><![CDATA[Pituffik Uzay Üssü]]></category>
		<category><![CDATA[Rusya]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://addrmagazine.com/?p=2717</guid>

					<description><![CDATA[Grönland güvenlik anlaşması konusunda ABD, Danimarka ve Grönland arasında uzlaşmaya varıldı. ABD Başkanı Donald Trump, anlaşmanın Washington&#8217;a Grönland&#8217;ın güvenliği konusunda uzun vadeli haklar sağlayacağını ve adadaki ABD askerî varlığının genişletileceğini açıkladı. Danimarka ve Grönland yönetimleri ise anlaşmanın adanın egemenlik statüsünü değiştirmediğini vurguladı. Trump, 18 Eylül&#8217;de yaptığı açıklamada ABD&#8217;nin Danimarka Krallığı ve Grönland ile yürüttüğü görüşmelerin anlaşmayla sonuçlandığını duyurdu. ABD Başkanı, anlaşmanın Washington&#8217;ın Grönland&#8217;a ilişkin güvenlik kaygılarını giderdiğini ve ABD&#8217;ye adanın güvenliği konusunda uzun vadeli haklar sağladığını belirtti. Trump&#8217;ın açıklamasına göre ABD, Grönland&#8217;ın savunulması amacıyla adadaki askerî faaliyetlerini genişletebilecek ve yeni askerî altyapılar oluşturabilecek. Anlaşma ayrıca ABD&#8217;nin rakip olarak gördüğü ülkelerin]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph">Grönland güvenlik anlaşması konusunda ABD, Danimarka ve Grönland arasında uzlaşmaya varıldı. ABD Başkanı Donald Trump, anlaşmanın Washington&#8217;a Grönland&#8217;ın güvenliği konusunda uzun vadeli haklar sağlayacağını ve adadaki ABD askerî varlığının genişletileceğini açıkladı. Danimarka ve Grönland yönetimleri ise anlaşmanın adanın egemenlik statüsünü değiştirmediğini vurguladı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Trump, 18 Eylül&#8217;de yaptığı açıklamada ABD&#8217;nin Danimarka Krallığı ve Grönland ile yürüttüğü görüşmelerin anlaşmayla sonuçlandığını duyurdu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">ABD Başkanı, anlaşmanın Washington&#8217;ın Grönland&#8217;a ilişkin güvenlik kaygılarını giderdiğini ve ABD&#8217;ye adanın güvenliği konusunda uzun vadeli haklar sağladığını belirtti.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Trump&#8217;ın açıklamasına göre ABD, Grönland&#8217;ın savunulması amacıyla adadaki askerî faaliyetlerini genişletebilecek ve yeni askerî altyapılar oluşturabilecek.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Anlaşma ayrıca ABD&#8217;nin rakip olarak gördüğü ülkelerin Grönland&#8217;daki askerî ve stratejik faaliyetlerine yönelik önemli kısıtlamalar içeriyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>ABD&#8217;nin Askerî Varlığı Artacak</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Anlaşmanın en önemli sonuçlarından biri ABD&#8217;nin Grönland&#8217;daki askerî varlığının genişletilmesi olacak.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Trump, Washington&#8217;ın adada büyük bir askerî varlık oluşturmak için çalışmalara başlayacağını açıkladı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yeni düzenleme ABD&#8217;ye askerî tesisleri kullanma, Grönland üzerinde uçuş gerçekleştirme ve güvenlik ihtiyaçları doğrultusunda askerî faaliyetlerde bulunma konusunda uzun vadeli haklar sağlıyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ancak kurulacak yeni tesislerin sayısı, büyüklüğü, konumu ve adaya konuşlandırılacak ABD askerlerinin sayısı henüz açıklanmadı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">ABD hâlihazırda Grönland&#8217;ın kuzeybatısındaki Pituffik Uzay Üssü&#8217;nü işletiyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Eski adı Thule Hava Üssü olan Pituffik, ABD&#8217;nin füze erken uyarı ve uzay gözetleme altyapısının önemli unsurlarından biri konumunda bulunuyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Grönland&#8217;ın Kuzey Amerika ile Avrupa arasındaki konumu ve Arktik bölgesine erişimi, adayı ABD&#8217;nin erken uyarı, füze savunması, uzay gözetleme ve Kuzey Atlantik güvenliği açısından önemli bir noktaya dönüştürüyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Çin ve Rusya&#8217;ya Karşı Kısıtlama</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Anlaşmanın dikkat çeken maddelerinden biri Grönland&#8217;da üçüncü ülkelerin askerî ve stratejik faaliyetlerine getirilecek kısıtlamalar.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Trump&#8217;ın açıklamasına göre ABD&#8217;nin rakibi olarak değerlendirilen ülkeler Washington&#8217;ın açık ve yazılı onayı olmadan Grönland&#8217;da askerî üs kuramayacak veya askerî varlık bulunduramayacak.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kısıtlamalar yalnızca askerî faaliyetlerle sınırlı değil.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Reuters&#8217;ın aktardığı bilgilere göre NATO üyesi olmayan ülkelerin Grönland&#8217;daki hassas sektörlerde gerçekleştireceği bazı yatırımlar da ABD&#8217;nin onayına tabi olacak.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu düzenleme özellikle Çin ve Rusya&#8217;nın Arktik bölgesindeki ekonomik ve askerî faaliyetlerinin sınırlandırılması açısından önem taşıyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Washington uzun süredir Çin&#8217;in Grönland&#8217;daki madenler, altyapı ve diğer stratejik sektörlerde yatırım yapma ihtimalini ulusal güvenlik perspektifinden değerlendiriyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Rusya&#8217;nın Arktik&#8217;teki askerî kapasitesi ise ABD ve NATO&#8217;nun bölgeye yönelik güvenlik politikalarının temel başlıklarından birini oluşturuyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Grönland ABD&#8217;ye Devredilmiyor</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Trump&#8217;ın anlaşmayı açıklarken kullandığı “kalıcı kontrol” ifadesine rağmen Grönland&#8217;ın egemenlik statüsünde bir değişiklik yapılmıyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Danimarka Başbakanı Mette Frederiksen, anlaşmanın Danimarka Krallığı&#8217;nın egemenliğini ve toprak bütünlüğünü tanıdığını açıkladı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Anlaşma aynı zamanda Grönland halkının kendi kaderini tayin hakkını da koruyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Grönland Başbakanı Jens-Frederik Nielsen de anlaşmayı memnuniyetle karşıladı ve düzenlemenin adanın güvenliğini güçlendireceğini belirtti.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Dolayısıyla anlaşma Grönland&#8217;ın ABD tarafından satın alınması, ilhak edilmesi veya Washington&#8217;ın egemenliğine geçmesi anlamına gelmiyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">ABD&#8217;nin elde ettiği haklar esas olarak güvenlik, askerî erişim ve stratejik faaliyetler üzerinde yoğunlaşıyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu ayrım, Trump&#8217;ın geçmişte Grönland&#8217;ı ABD&#8217;ye katma yönündeki açıklamaları nedeniyle özellikle önem taşıyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Trump&#8217;ın Grönland Israrı</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Trump, ikinci başkanlık döneminin başlamasından itibaren Grönland&#8217;ın ABD&#8217;nin ulusal güvenliği açısından gerekli olduğunu defalarca dile getirdi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">ABD Başkanı, Washington&#8217;ın adayı kontrol etmemesi durumunda Çin veya Rusya&#8217;nın bölgede etkinliğini artırabileceğini savundu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Trump&#8217;ın Grönland&#8217;ı satın alma ve gerektiğinde güç kullanma ihtimalini dışlamayan açıklamaları ise Danimarka ve diğer Avrupa ülkelerinde tepkiye neden olmuştu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kopenhag ve Nuuk yönetimleri Grönland&#8217;ın satılık olmadığını ve adanın geleceğinin Grönland halkı tarafından belirleneceğini açıklamıştı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yeni anlaşma bu açıdan taraflar arasında aylar boyunca devam eden anlaşmazlığın farklı bir formülle sonuçlandırılması anlamına geliyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">ABD adanın egemenliğini devralmadan güvenlik ve askerî erişim konusunda daha geniş haklar elde ederken Danimarka ve Grönland yönetimleri mevcut egemenlik statüsünü koruyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>1951 Anlaşmasının Üzerine İnşa Ediliyor</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">ABD&#8217;nin Grönland&#8217;daki askerî varlığı yeni değil.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Washington ve Kopenhag arasındaki güvenlik iş birliğinin temelinde 1951 tarihli Grönland Savunma Anlaşması bulunuyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Soğuk Savaş&#8217;ın başlangıç döneminde imzalanan anlaşma, ABD&#8217;nin Grönland&#8217;da askerî faaliyet yürütmesine ve savunma tesisleri oluşturmasına imkân sağlamıştı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yeni anlaşma bu mevcut güvenlik mimarisini önemli ölçüde genişletiyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Reuters&#8217;a göre düzenleme ABD&#8217;ye kalıcı erişim, üslenme ve uçuş hakları sağlarken Grönland&#8217;ın gelecekte bağımsızlığını kazanması durumunda da geçerliliğini koruyacak şekilde tasarlandı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu hüküm, anlaşmanın uzun vadeli boyutunun en dikkat çekici unsurlarından birini oluşturuyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Grönland ilerleyen yıllarda Danimarka&#8217;dan bağımsız hâle gelse bile ABD&#8217;nin anlaşmadan kaynaklanan güvenlik haklarının devam etmesi öngörülüyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Arktik&#8217;in Stratejik Önemi Artıyor</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Grönland&#8217;ın önemi yalnızca coğrafi büyüklüğünden kaynaklanmıyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ada, Kuzey Amerika ile Avrupa arasında ve Arktik Okyanusu&#8217;na açılan stratejik bir noktada bulunuyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Arktik&#8217;teki buzulların gerilemesiyle birlikte yeni deniz yollarının daha uzun süre kullanılabilir hâle gelmesi, bölgenin ekonomik ve askerî önemini artırıyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bölge aynı zamanda kritik mineraller ve enerji kaynakları açısından da dikkat çekiyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Rusya Arktik boyunca geniş bir askerî altyapıya sahipken Çin kendisini “Arktik&#8217;e yakın devlet” olarak tanımlıyor ve bölgedeki ekonomik faaliyetlerini artırmaya çalışıyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">ABD ise son yıllarda Grönland başta olmak üzere Arktik&#8217;teki askerî ve diplomatik varlığını güçlendirmeye yöneldi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yeni anlaşma bu nedenle yalnızca ABD-Danimarka ilişkileri açısından değil, NATO&#8217;nun kuzey kanadı ve Arktik&#8217;teki daha geniş güvenlik rekabeti açısından da önem taşıyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Anlaşma Henüz Tüm Süreçleri Tamamlamadı</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Trump anlaşmayı tamamlanmış bir mutabakat olarak duyursa da hukuki süreç henüz tamamen sona ermiş değil.</p>



<p class="wp-block-paragraph">AP&#8217;ye göre anlaşmanın Danimarka ve Grönland parlamentolarındaki onay süreçlerinden geçmesi gerekiyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Anlaşmanın resmî imza sürecinin Birleşmiş Milletler Genel Kurulu kapsamında New York&#8217;ta gerçekleştirilmesi planlanıyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu nedenle anlaşmanın bütün uygulama ayrıntıları henüz kamuoyuyla paylaşılmış değil.</p>



<p class="wp-block-paragraph">ABD&#8217;nin Grönland&#8217;da kuracağı yeni askerî tesislerin nerede bulunacağı, askerî personel sayısının ne kadar artırılacağı ve hassas yabancı yatırımların hangi kriterlere göre değerlendirileceği gibi başlıklar henüz netleşmedi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bununla birlikte Washington, Kopenhag ve Nuuk tarafından yapılan açıklamalar tarafların temel siyasi çerçeve üzerinde uzlaştığını gösteriyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yeni düzenleme hayata geçtiğinde ABD&#8217;nin Grönland&#8217;daki askerî hareket alanı genişlerken adanın egemenliği Danimarka Krallığı bünyesinde kalmaya devam edecek.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu model, Trump yönetiminin daha önce gündeme getirdiği Grönland&#8217;ın ABD tarafından satın alınması veya egemenliğinin devralınması seçeneklerinden farklı olarak Washington&#8217;a adanın mülkiyetini değil, güvenlik alanında geniş ve uzun vadeli haklar sağlıyor.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>ABD Suudi Arabistan&#8217;a 48 F-35A Satışına Onay Verdi</title>
		<link>https://addrmagazine.com/suudi-arabistan-f-35-48-ucak-abd-onayi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Analiz Merkezi]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 18 Sep 2026 13:05:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Küresel Odak]]></category>
		<category><![CDATA[ABD]]></category>
		<category><![CDATA[ABD Dışişleri Bakanlığı]]></category>
		<category><![CDATA[ABD Kongresi]]></category>
		<category><![CDATA[askerî havacılık]]></category>
		<category><![CDATA[Beşinci Nesil Savaş Uçağı]]></category>
		<category><![CDATA[F-35 Lightning II]]></category>
		<category><![CDATA[F-35A]]></category>
		<category><![CDATA[F-35I Adir]]></category>
		<category><![CDATA[F135]]></category>
		<category><![CDATA[FMS]]></category>
		<category><![CDATA[Hava Kuvvetleri]]></category>
		<category><![CDATA[İsrail]]></category>
		<category><![CDATA[Lockheed Martin]]></category>
		<category><![CDATA[Pratt & Whitney]]></category>
		<category><![CDATA[savaş uçağı]]></category>
		<category><![CDATA[Savunma Sanayii]]></category>
		<category><![CDATA[Suudi Arabistan]]></category>
		<category><![CDATA[Suudi Arabistan F-35]]></category>
		<category><![CDATA[Suudi Kraliyet Hava Kuvvetleri]]></category>
		<category><![CDATA[Yabancı Askerî Satış]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://addrmagazine.com/?p=2700</guid>

					<description><![CDATA[Suudi Arabistan F-35 tedarikinde kritik bir aşamayı geçti. ABD Dışişleri Bakanlığı, Riyad&#8217;a 48 adet F-35A Lightning II savaş uçağı ve ilgili ekipmanların satışını kapsayan 24,3 milyar dolar değerindeki olası Yabancı Askerî Satışa onay verdi. Kongrenin incelemesine sunulan paket, tamamlanması hâlinde Suudi Arabistan&#8217;ı F-35 kullanan ilk Arap ülkesi hâline getirecek. ABD yönetiminin 17 Eylül&#8217;de açıkladığı karar, uzun süredir gündemde bulunan Suudi Arabistan&#8217;ın beşinci nesil savaş uçağı tedarikinde önemli bir aşamaya geçildiğini gösteriyor. Satış paketinde 48 F-35&#8217;in yanı sıra toplam 49 Pratt &#38; Whitney F135 motoru bulunuyor. Bunların 48&#8217;i uçaklara takılı olacak, bir motor ise yedek olarak sağlanacak. Pakette ayrıca uçakların işletilmesi]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph">Suudi Arabistan F-35 tedarikinde kritik bir aşamayı geçti. ABD Dışişleri Bakanlığı, Riyad&#8217;a 48 adet F-35A Lightning II savaş uçağı ve ilgili ekipmanların satışını kapsayan 24,3 milyar dolar değerindeki olası Yabancı Askerî Satışa onay verdi. Kongrenin incelemesine sunulan paket, tamamlanması hâlinde Suudi Arabistan&#8217;ı F-35 kullanan ilk Arap ülkesi hâline getirecek.</p>



<p class="wp-block-paragraph">ABD yönetiminin 17 Eylül&#8217;de açıkladığı karar, uzun süredir gündemde bulunan Suudi Arabistan&#8217;ın beşinci nesil savaş uçağı tedarikinde önemli bir aşamaya geçildiğini gösteriyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Satış paketinde 48 F-35&#8217;in yanı sıra toplam 49 Pratt &amp; Whitney F135 motoru bulunuyor. Bunların 48&#8217;i uçaklara takılı olacak, bir motor ise yedek olarak sağlanacak.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Pakette ayrıca uçakların işletilmesi için gerekli destek ekipmanları, eğitim, yedek parçalar ve lojistik destek unsurları yer alıyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Toplam tahmini bedel ise 24,3 milyar dolar olarak açıklandı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ancak ABD Dışişleri Bakanlığının onayı, uçakların satışının ve teslimatının kesinleştiği anlamına gelmiyor. Satışın Kongredeki inceleme sürecini tamamlaması gerekiyor. Nihai fiyat ve miktarlar da daha sonraki müzakerelerde değişebiliyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>48 F-35A İçin Onay</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Suudi Arabistan&#8217;a yönelik paketin merkezinde F-35 ailesinin konvansiyonel kalkış ve iniş yapabilen F-35A versiyonu bulunuyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Lockheed Martin tarafından üretilen F-35A, düşük görünürlük özelliklerini gelişmiş sensörler, veri füzyonu ve ağ merkezli harekât kabiliyetleriyle birleştiren beşinci nesil bir savaş uçağı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">ABD Dışişleri Bakanlığına göre olası satış, Suudi Arabistan&#8217;ın mevcut ve gelecekteki tehditlere karşı caydırıcılık kapasitesini güçlendirecek, ülke savunmasına katkı sağlayacak ve ABD ile diğer müttefik kuvvetlerle birlikte çalışabilirliğini geliştirecek.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Washington ayrıca F-35&#8217;lerin Suudi Arabistan&#8217;ın hava-hava ve hava-yer kabiliyetlerini geliştireceğini belirtti.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Satışın ana yüklenicisi F-35&#8217;in üreticisi Lockheed Martin olurken uçakta kullanılan F135 motorları RTX bünyesindeki Pratt &amp; Whitney tarafından üretiliyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Silahlar Pakette Yer Almıyor</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Açıklanan satış paketinde dikkat çeken ayrıntılardan biri F-35&#8217;lerde kullanılacak mühimmatların yer almaması.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Janes&#8217;in ABD yönetiminin açıklamasına dayandırdığı bilgilere göre mevcut onay uçakları, ilgili ekipmanları, yedek parçaları, hizmetleri ve destek unsurlarını kapsıyor ancak silahlar satış paketine dahil değil.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu durum, Suudi F-35 filosunun gelecekte kullanacağı hava-hava ve hava-yer mühimmatlarının ayrı satış ve onay süreçlerine konu olabileceği anlamına geliyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bununla birlikte uçakların Suudi Arabistan&#8217;a hangi konfigürasyonda teslim edileceği ve teslimat takvimi konusunda ayrıntılı bilgiler henüz kamuoyuyla paylaşılmadı.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Kongre Süreci Tamamlanmadı</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">ABD silah satış sisteminde Dışişleri Bakanlığının FMS onayı önemli bir aşama olsa da sürecin son adımı değil.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Olası satış Kongreye bildirildi ve burada inceleme sürecine tabi tutulacak. Kongrenin satışa karşı yasal girişimde bulunma yetkisi bulunuyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu nedenle mevcut gelişmeyi “Suudi Arabistan 48 F-35 satın aldı” veya “48 F-35 Suudi Arabistan&#8217;a teslim edilecek” şeklinde kesinleşmiş bir anlaşma olarak değerlendirmek için henüz erken.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ayrıca açıklanan 24,3 milyar dolarlık rakam da 48 uçağın yalnızca çıplak platform fiyatını ifade etmiyor. FMS paketlerinde uçaklarla birlikte motorlar, eğitim, lojistik destek, yedek parçalar ve programın diğer destek kalemleri de toplam tahmini maliyete dahil ediliyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Nihai sözleşmeler imzalandığında gerçek bedel ilk açıklanan azami tahmini tutardan farklılaşabiliyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Suudi Arabistan Yıllardır F-35 İstiyor</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Riyad&#8217;ın F-35 tedarik etme isteği yeni değil.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Suudi Arabistan, hava kuvvetlerini modernize etmek amacıyla uzun süredir yeni nesil savaş uçaklarını değerlendiriyor. Reuters&#8217;a göre Riyad, F-35 talebini 2025&#8217;in başlarında ABD Başkanı Donald Trump&#8217;a doğrudan iletti.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Trump ise Kasım 2025&#8217;te Suudi Arabistan&#8217;a F-35 satılacağını kamuoyuna açıklamıştı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">ABD Dışişleri Bakanlığının son onayıyla siyasi düzeyde açıklanan bu niyet, resmî FMS sürecinde yeni bir aşamaya taşındı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Suudi Kraliyet Hava Kuvvetleri hâlihazırda ağırlıklı olarak F-15 ailesi, Eurofighter Typhoon ve Tornado savaş uçaklarından oluşan bir filoya sahip.</p>



<p class="wp-block-paragraph">F-35A&#8217;nın filoya eklenmesi durumunda Suudi Arabistan ilk kez düşük görünürlük özelliklerine sahip beşinci nesil bir savaş uçağını envanterine katacak.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>İsrail&#8217;in Niteliksel Askerî Üstünlüğü Gündemde</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Olası satışın en önemli siyasi ve askerî boyutlarından birini İsrail&#8217;in bölgedeki niteliksel askerî üstünlüğünün korunmasına yönelik ABD politikası oluşturuyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">İsrail, hâlihazırda Orta Doğu&#8217;da F-35 kullanan tek ülke konumunda bulunuyor ve F-35I “Adir” adı verilen ülkeye özgü konfigürasyonu işletiyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">ABD Dışişleri Bakanlığı ise Suudi Arabistan&#8217;a yönelik teklifin bölgedeki askerî dengeyi değiştirmeyeceğini savunuyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bununla birlikte Reuters, satışın Washington&#8217;ın İsrail&#8217;in bölgesel niteliksel askerî üstünlüğünü korumaya yönelik uzun süredir devam eden politikası açısından tartışmalara yol açabileceğine dikkat çekiyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kongrede yapılacak değerlendirmelerde bu başlığın yanı sıra ileri F-35 teknolojilerinin korunmasına ilişkin güvenlik kaygılarının da gündeme gelmesi bekleniyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Çin Bağlantısı Üzerinden Teknoloji Güvenliği Tartışması</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Satış sürecinin tartışmalı başlıklarından bir diğerini Suudi Arabistan ile Çin arasındaki gelişen ilişkiler oluşturuyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">ABD basınında yer alan haberlerde, Amerikan istihbarat birimlerinin F-35&#8217;in hassas teknolojilerinin Çin&#8217;in erişimine açılma ihtimali konusunda risk değerlendirmelerinde bulunduğu bildirildi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu kaygılar özellikle F-35&#8217;in düşük görünürlük teknolojileri, gelişmiş sensörleri, görev sistemleri ve yazılım altyapısının korunması üzerinde yoğunlaşıyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ancak kamuya açık bilgilerde Çin&#8217;in F-35 teknolojisine Suudi Arabistan üzerinden erişeceğine ilişkin gerçekleşmiş bir durum bulunmuyor. Tartışma, satışın gerçekleştirilmesi hâlinde ortaya çıkabilecek teknoloji güvenliği risklerine ilişkin değerlendirmelere dayanıyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Benzer teknoloji güvenliği tartışmaları daha önce Birleşik Arap Emirlikleri&#8217;ne yönelik F-35 satış sürecinde de yaşanmıştı.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>İlk Arap F-35 Kullanıcısı Olabilir</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Satışın Kongre sürecini geçmesi, nihai anlaşmaların imzalanması ve uçakların teslim edilmesi durumunda Suudi Arabistan, F-35 kullanan ilk Arap ülkesi olacak.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Birleşik Arap Emirlikleri için daha önce F-35 satışı gündeme gelmiş ancak süreç uçakların teslimatıyla sonuçlanmamıştı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Suudi Arabistan&#8217;a yönelik son onay bu nedenle yalnızca Riyad&#8217;ın hava gücünün modernizasyonu açısından değil, F-35&#8217;in Orta Doğu&#8217;daki kullanıcı yapısı açısından da dikkat çekiyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bununla birlikte Suudi Arabistan&#8217;ın F-35A&#8217;ları hangi tarihten itibaren teslim almaya başlayacağı henüz açıklanmadı. Üretim takvimi, Kongre süreci, nihai sözleşmeler ve programın mevcut sipariş yoğunluğu nedeniyle uçakların teslimatının uzun yıllara yayılan bir süreç olması bekleniyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Süreç Henüz Tamamlanmadı</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">ABD Dışişleri Bakanlığının 48 F-35A için verdiği onay, Suudi Arabistan&#8217;ın beşinci nesil savaş uçağı tedarikinde bugüne kadarki en somut aşamalardan birini oluşturuyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ancak 24,3 milyar dolarlık paket henüz tamamlanmış bir satın alma sözleşmesi değil.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kongre incelemesinin ardından tarafların nihai şartlar üzerinde anlaşması ve FMS sürecinin ilerlemesi gerekecek. Uçakların konfigürasyonu, teslimat takvimi ve Suudi filosunda kullanılacak mühimmatların kapsamı gibi kritik ayrıntılar da henüz açıklanmış değil.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu nedenle önümüzdeki süreçte izlenecek temel başlıklar Kongrenin satışa yaklaşımı, nihai sözleşmenin kapsamı ve ilk F-35A&#8217;ların Suudi Arabistan&#8217;a hangi takvimde teslim edileceği olacak.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>ABD Yörüngede Uzay Silahları Bulundurduğunu İlk Kez Açıkladı</title>
		<link>https://addrmagazine.com/abd-uzay-silahlari-yorunge-space-force/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Analiz Merkezi]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 16 Sep 2026 07:31:39 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Siber Uzay]]></category>
		<category><![CDATA[ABD]]></category>
		<category><![CDATA[ABD Hava Kuvvetleri]]></category>
		<category><![CDATA[ABD Uzay Kuvvetleri]]></category>
		<category><![CDATA[Çin]]></category>
		<category><![CDATA[Dış Uzay Antlaşması]]></category>
		<category><![CDATA[karşı uzay sistemleri]]></category>
		<category><![CDATA[Pentagon]]></category>
		<category><![CDATA[Rusya]]></category>
		<category><![CDATA[space control weapons]]></category>
		<category><![CDATA[Space Force]]></category>
		<category><![CDATA[Troy Meink]]></category>
		<category><![CDATA[uydu]]></category>
		<category><![CDATA[uydu imha silahları]]></category>
		<category><![CDATA[uydu savunması]]></category>
		<category><![CDATA[uzay güvenliği]]></category>
		<category><![CDATA[uzay kontrol silahları]]></category>
		<category><![CDATA[uzay savunması]]></category>
		<category><![CDATA[uzay silahları]]></category>
		<category><![CDATA[uzay yarışı]]></category>
		<category><![CDATA[uzayda silahlanma]]></category>
		<category><![CDATA[yörüngedeki uzay silahları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://addrmagazine.com/?p=2676</guid>

					<description><![CDATA[ABD uzay silahları konuşlandırdığını ilk kez resmî olarak doğruladı. ABD Hava Kuvvetleri Bakanı Troy Meink, yörüngede &#8220;uzay kontrol silahları&#8221; bulunduğunu ve söz konusu sistemlerin Amerikan müşterek kuvvetlerini düşman faaliyetlerine karşı koruyabilecek kabiliyette olduğunu açıkladı. Washington ise silahların türü, sayısı ve çalışma prensiplerine ilişkin ayrıntıları paylaşmadı. Meink, 14 Eylül&#8217;de Maryland eyaletinin National Harbor bölgesinde düzenlenen Air, Space &#38; Cyber Conference 2026&#8217;nın açılış konuşmasında ABD&#8217;nin uzaydaki askerî kabiliyetlerine ilişkin dikkat çekici açıklamalarda bulundu. ABD Uzay Kuvvetlerinin de resmî olarak yayımladığı konuşmada Meink, değişen tehditlere karşı hazırlığın artırıldığını belirterek ABD&#8217;nin artık yörüngede uzay kontrol silahlarına sahip olduğunu söyledi. Açıklama, Pentagon&#8217;un Amerikan ordusunun yörüngede]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph">ABD uzay silahları konuşlandırdığını ilk kez resmî olarak doğruladı. ABD Hava Kuvvetleri Bakanı Troy Meink, yörüngede &#8220;uzay kontrol silahları&#8221; bulunduğunu ve söz konusu sistemlerin Amerikan müşterek kuvvetlerini düşman faaliyetlerine karşı koruyabilecek kabiliyette olduğunu açıkladı. Washington ise silahların türü, sayısı ve çalışma prensiplerine ilişkin ayrıntıları paylaşmadı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Meink, 14 Eylül&#8217;de Maryland eyaletinin National Harbor bölgesinde düzenlenen Air, Space &amp; Cyber Conference 2026&#8217;nın açılış konuşmasında ABD&#8217;nin uzaydaki askerî kabiliyetlerine ilişkin dikkat çekici açıklamalarda bulundu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">ABD Uzay Kuvvetlerinin de resmî olarak yayımladığı konuşmada Meink, değişen tehditlere karşı hazırlığın artırıldığını belirterek ABD&#8217;nin artık yörüngede uzay kontrol silahlarına sahip olduğunu söyledi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Açıklama, Pentagon&#8217;un Amerikan ordusunun yörüngede silah sistemleri bulundurduğunu kamuoyu önünde ilk kez açık biçimde doğrulaması açısından önem taşıyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Silahların Türü Açıklanmadı</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Meink&#8217;in açıklaması, sistemlerin varlığını doğrulamakla birlikte teknik özellikleri konusunda önemli soru işaretleri bırakıyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">ABD yönetimi yörüngedeki silahların ne zaman konuşlandırıldığını, kaç sistemin görev yaptığını, hangi yörüngelerde bulunduğunu ve hangi hedeflere karşı kullanılabileceğini açıklamadı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Sistemlerin kinetik veya kinetik olmayan silahlar olup olmadığı da bilinmiyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Meink, açıklamanın ardından kendisine yöneltilen sorular üzerine hangi bilgilerin kamuoyuyla paylaşılacağı konusunda dikkatli hareket ettiklerini söyledi. Sistemlerin ayrıntılarının açıklanmasının caydırıcılığa katkı sağlamayabileceğini belirten Meink, sistemlerin test edilip edilmediği dahil operasyonel ayrıntıları paylaşmayacaklarını ifade etti.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Dolayısıyla mevcut bilgiler üzerinden yörüngedeki sistemlerin doğrudan uydu imha etmek üzere tasarlanmış fiziksel silahlar olduğu sonucuna ulaşmak mümkün değil.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>&#8220;Uzay Kontrol Silahı&#8221; Ne Anlama Geliyor?</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">ABD askerî terminolojisinde &#8220;space control&#8221;, uzay alanındaki operasyonların kontrol edilmesini ve rakibin uzay tabanlı kabiliyetlerinin gerektiğinde etkisiz hâle getirilmesini kapsayan geniş bir kavram.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu nedenle &#8220;uzay kontrol silahı&#8221; ifadesi yalnızca bir başka uyduyu fiziksel olarak imha eden silah anlamına gelmiyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu kapsamda kinetik sistemlerin yanı sıra elektronik karıştırma, haberleşmenin engellenmesi, lazer sistemleri, sensörlerin etkisiz hâle getirilmesi ve diğer kinetik olmayan yöntemler de değerlendirilebiliyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">ABD Uzay Kuvvetleri tarafından yapılan açıklamalarda uzay kontrol faaliyetlerinin rakip kabiliyetleri etkilemek amacıyla kinetik ve kinetik olmayan yöntemleri kapsayabileceği ve bu kabiliyetlerin savunma veya taarruz amacıyla kullanılabileceği belirtiliyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ancak Pentagon, yörüngeye konuşlandırıldığını doğruladığı sistemlerin bunlardan hangisini kullandığını açıklamadı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Uzmanlar özellikle kinetik olmayan sistemlerin daha olası seçeneklerden biri olabileceğine dikkat çekiyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Elektronik karıştırıcılar rakip uyduların haberleşmesini engelleyebilirken lazer tabanlı sistemler elektro-optik gözlem uydularının sensörlerini geçici veya kalıcı olarak etkileyebilir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kinetik uydu imha sistemlerinin kullanılması ise çok sayıda uzay enkazı oluşturarak yalnızca hedef alınan ülkenin değil, saldırıyı gerçekleştiren tarafın uyduları için de tehlike yaratabiliyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Çin ve Rusya Faktörü</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Washington&#8217;ın uzay silahları konusundaki tutumunun değişmesinde Çin ve Rusya&#8217;nın geliştirdiği karşı-uzay kabiliyetleri önemli yer tutuyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">ABD yönetimi uzun süredir Pekin ve Moskova&#8217;nın Amerikan askerî ve sivil uydularını tehdit edebilecek sistemler geliştirdiğini savunuyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Modern askerî operasyonlarda uydu sistemleri; haberleşme, istihbarat, gözetleme, keşif, navigasyon, erken ihbar ve hassas güdümlü silahların kullanımı açısından kritik rol oynuyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu nedenle bir ülkenin uzay tabanlı altyapısının devre dışı bırakılması, kara, hava ve deniz kuvvetlerinin operasyonlarını doğrudan etkileyebilecek sonuçlar ortaya çıkarabiliyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Meink de açıklamasında uzay ortamının ABD&#8217;nin askerî ve ekonomik güvenliği açısından kritik olduğunu ve ülkenin bu alanda serbestçe faaliyet gösterebilmesinin korunması gerektiğini vurguladı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">ABD&#8217;nin yörüngedeki silahların varlığını açıkça ilan etmesi bu açıdan yalnızca teknik bir açıklama değil, aynı zamanda potansiyel rakiplere yönelik bir caydırıcılık mesajı olarak değerlendiriliyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Çin ve Rusya&#8217;dan Tepki</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Washington&#8217;ın açıklamasına Çin ve Rusya&#8217;dan kısa sürede tepki geldi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Guo Jiakun, Pekin&#8217;in uzayın silahlandırılmasına ve bir savaş alanına dönüştürülmesine karşı olduğunu belirterek ABD&#8217;ye uzaydaki askerî kapasitesini genişletmeyi durdurma çağrısında bulundu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Guo, Çin&#8217;in uzayın barışçıl kullanımını desteklediğini ve uzayda bir silahlanma yarışına karşı olduğunu söyledi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov ise uzayın silahlardan tamamen arındırılmasına yönelik uluslararası çalışmaların sürdürülmesi gerektiğini belirtti.</p>



<p class="wp-block-paragraph">ABD ise kendi yaklaşımını Çin ve Rusya&#8217;nın geliştirdiği karşı-uzay kabiliyetlerine karşı caydırıcılık ve savunma ihtiyacı üzerinden açıklıyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Uzayda Silahlanma Yeni Değil</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Askerî amaçlarla uzay kullanımı Soğuk Savaş döneminden beri devam ediyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Uydular onlarca yıldır keşif, haberleşme, erken ihbar ve navigasyon amacıyla askerî operasyonların parçası olarak kullanılıyor. ABD, Rusya, Çin ve Hindistan gibi ülkeler ayrıca farklı dönemlerde uydulara karşı kullanılabilecek sistemler geliştirdi veya test etti.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ancak uzayda askerî destek sistemlerinin bulunması ile doğrudan rakip sistemleri etkisiz hâle getirmek üzere tasarlanmış silahların yörüngeye yerleştirilmesi arasında önemli bir fark bulunuyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Meink&#8217;in açıklamasını dikkat çekici hâle getiren unsur da ABD&#8217;nin ilk kez yörüngede &#8220;uzay kontrol silahları&#8221; bulunduğunu açıkça kabul etmesi.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>1967 Anlaşması Ne Diyor?</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Uzaydaki silahlanmaya ilişkin temel uluslararası düzenlemelerden biri 1967 tarihli Dış Uzay Antlaşması.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Antlaşma, nükleer silahların veya diğer kitle imha silahlarının Dünya yörüngesine yerleştirilmesini, gök cisimlerine konuşlandırılmasını veya başka şekilde uzayda bulundurulmasını yasaklıyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ancak düzenleme bütün konvansiyonel silahların yörüngeye yerleştirilmesini açık biçimde yasaklamıyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu nedenle elektronik harp sistemleri, lazerler veya diğer konvansiyonel karşı-uzay sistemleri konusunda uluslararası hukukta tartışmalar devam ediyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Özellikle uyduların hem sivil hem askerî amaçlarla kullanılabilmesi, hangi uzay aracının silah olarak değerlendirilmesi gerektiğini daha karmaşık hâle getiriyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Uzay Yeni Muharebe Alanına Dönüşüyor</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">ABD&#8217;nin son açıklaması, Washington&#8217;ın uzaya yönelik askerî yaklaşımında son yıllarda yaşanan dönüşümün yeni bir aşamasını oluşturuyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">2019&#8217;da ayrı bir kuvvet olarak kurulan ABD Uzay Kuvvetleri başlangıçta büyük ölçüde Amerikan uydu altyapısının korunması, uzay operasyonlarının koordinasyonu ve askerî uzay kabiliyetlerinin geliştirilmesi görevlerine odaklanmıştı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Son yıllarda ise ABD&#8217;li askerî yetkililer &#8220;space superiority&#8221; ve &#8220;space control&#8221; kavramlarını daha açık biçimde kullanmaya başladı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">ABD&#8217;nin yörüngedeki silahlarının varlığını ilk kez kamuoyuna açıklaması, bu değişimin en somut göstergelerinden biri oldu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Açıklamanın zamanlaması da dikkat çekiyor. Meink, sistemlerin varlığının kamuoyuyla paylaşılmasının caydırıcılık açısından önemli olduğunu belirtirken ayrıntıların gizli tutulacağını açıkça ifade etti.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu yaklaşım Washington&#8217;ın rakiplerine &#8220;yörüngede karşılık verebilecek kapasitemiz var&#8221; mesajı verirken söz konusu kapasitenin niteliğini belirsiz bırakan bir caydırıcılık stratejisine işaret ediyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">ABD&#8217;nin hangi sistemleri konuşlandırdığı bilinmese de açıklamayla birlikte daha önce büyük ölçüde kapalı kapılar ardında yürütülen uzay silahları tartışması yeni bir aşamaya geçmiş durumda.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Washington&#8217;ın yörüngedeki silahları ilk kez açıkça doğrulaması, Çin ve Rusya&#8217;nın karşı-uzay programlarıyla birlikte değerlendirildiğinde uzayın gelecekte yalnızca askerî operasyonları destekleyen bir alan değil, doğrudan askerî üstünlük mücadelesinin yürütüldüğü bir alan hâline gelmekte olduğunu gösteriyor.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>ABD&#8217;nin GKRY Kararı ve Doğu Akdeniz&#8217;deki Denge Oyunu</title>
		<link>https://addrmagazine.com/abd-gkry-silah-ambargosu-2027-dogu-akdeniz/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Analiz Merkezi]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 15 Sep 2026 10:07:43 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Küresel Odak]]></category>
		<category><![CDATA[ABD]]></category>
		<category><![CDATA[ABD GKRY ilişkileri]]></category>
		<category><![CDATA[ABD GKRY silah ambargosu]]></category>
		<category><![CDATA[Amerikan silahları]]></category>
		<category><![CDATA[Doğu Akdeniz]]></category>
		<category><![CDATA[Doğu Akdeniz güvenliği]]></category>
		<category><![CDATA[EDA]]></category>
		<category><![CDATA[FMS]]></category>
		<category><![CDATA[GKRY]]></category>
		<category><![CDATA[Güney Kıbrıs Rum Yönetimi]]></category>
		<category><![CDATA[İsrail]]></category>
		<category><![CDATA[ITAR]]></category>
		<category><![CDATA[Kıbrıs]]></category>
		<category><![CDATA[KKTC]]></category>
		<category><![CDATA[Rum Milli Muhafız Ordusu]]></category>
		<category><![CDATA[savunma iş birliği]]></category>
		<category><![CDATA[Savunma Sanayii]]></category>
		<category><![CDATA[silah ambargosu]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Yunanistan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://addrmagazine.com/?p=2668</guid>

					<description><![CDATA[ABD GKRY silah ambargosu muafiyetini bir yıl daha uzatarak uygulamanın 30 Eylül 2027&#8217;ye kadar devam etmesine karar verdi. Washington&#8217;ın 2022&#8217;den bu yana her yıl yenilediği uygulama, GKRY&#8217;nin Amerikan savunma sistemlerine erişimini sürdürürken ABD-GKRY savunma ilişkilerinin giderek kurumsallaşan yapısını da yeniden gündeme taşıdı. Türkiye, kararın Ada&#8217;daki güven ortamını olumsuz etkileyebileceğini ve GKRY&#8217;nin silahlanma faaliyetlerini teşvik edebileceğini belirterek karara tepki gösterdi. Karar yalnızca GKRY&#8217;nin Amerikan silahlarına erişimini sürdürmesi açısından değil, Doğu Akdeniz&#8217;deki güç dengeleri bakımından da önem taşıyor. Türkiye, Yunanistan, İsrail ve GKRY&#8217;nin farklı ittifaklar, enerji politikaları, deniz yetki alanları ve güvenlik öncelikleri üzerinden güç ve nüfuz mücadelesi yürüttüğü bölgede Washington&#8217;ın GKRY]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph">ABD GKRY silah ambargosu muafiyetini bir yıl daha uzatarak uygulamanın 30 Eylül 2027&#8217;ye kadar devam etmesine karar verdi. Washington&#8217;ın 2022&#8217;den bu yana her yıl yenilediği uygulama, GKRY&#8217;nin Amerikan savunma sistemlerine erişimini sürdürürken ABD-GKRY savunma ilişkilerinin giderek kurumsallaşan yapısını da yeniden gündeme taşıdı. Türkiye, kararın Ada&#8217;daki güven ortamını olumsuz etkileyebileceğini ve GKRY&#8217;nin silahlanma faaliyetlerini teşvik edebileceğini belirterek karara tepki gösterdi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Karar yalnızca GKRY&#8217;nin Amerikan silahlarına erişimini sürdürmesi açısından değil, Doğu Akdeniz&#8217;deki güç dengeleri bakımından da önem taşıyor. Türkiye, Yunanistan, İsrail ve GKRY&#8217;nin farklı ittifaklar, enerji politikaları, deniz yetki alanları ve güvenlik öncelikleri üzerinden güç ve nüfuz mücadelesi yürüttüğü bölgede Washington&#8217;ın GKRY ile savunma ilişkilerini derinleştirmesi, ABD&#8217;nin bölgesel güvenlik mimarisindeki tercihlerini daha görünür hâle getiriyor.</p>



<h3 class="wp-block-heading has-medium-font-size">Ambargo Tamamen Kaldırılmış Değil</h3>



<p class="wp-block-paragraph">ABD&#8217;nin kararı teknik olarak GKRY&#8217;ye yönelik silah ambargosunun süresiz biçimde ortadan kaldırılması anlamına gelmiyor. Washington, Uluslararası Silah Ticareti Düzenlemeleri (ITAR) kapsamında GKRY&#8217;ye uygulanan savunma ticareti kısıtlamalarını belirli koşullara bağlı olarak askıya alıyor ve uygunluk durumunu düzenli olarak değerlendiriyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Mevcut politikanın temeli 2019 tarihli Eastern Mediterranean Security and Energy Partnership Act ile 2020 mali yılı Ulusal Savunma Yetkilendirme Yasası&#8217;na dayanıyor. ABD&#8217;nin GKRY&#8217;ye yönelik savunma ticareti kısıtlamalarını kaldırabilmesi için Rum yönetiminin kara para aklamayla mücadele ve mali denetim alanlarında Washington ile iş birliğini sürdürmesi, ayrıca Rus askerî gemilerinin limanları yakıt ikmali ve bakım amacıyla kullanmasını engellemek için gerekli adımları atması gerekiyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Washington, bu şartların karşılandığını değerlendirerek 2022&#8217;de savunma ticareti kısıtlamalarını kaldırmış ve uygulama sonraki dönemlerde yenilenmişti. Son kararla bu politika 30 Eylül 2027&#8217;ye kadar devam edecek.</p>



<h3 class="wp-block-heading has-medium-font-size">ABD-GKRY Savunma İlişkileri Genişliyor</h3>



<p class="wp-block-paragraph">Silah ambargosunun kaldırılması, son yıllarda ABD ile GKRY arasında gelişen savunma ilişkilerinin yalnızca bir bölümünü oluşturuyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Washington ile Rum yönetimi arasındaki askerî ilişkiler eğitim, ortak faaliyetler, liman ziyaretleri ve güvenlik iş birliği gibi alanlarda genişledi. ABD daha önce GKRY&#8217;yi International Military Education and Training (IMET) programına dahil ederken Amerikan ve Rum unsurları arasında ortak eğitim faaliyetleri gerçekleştirildi. ABD savaş gemilerinin liman ziyaretleri ve deniz güvenliği ile siber güvenlik alanındaki ortak eğitimler de bu sürecin parçaları arasında yer aldı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Daha önemli değişikliklerden biri ise Ocak 2025&#8217;te gerçekleşti. GKRY, ABD&#8217;nin Foreign Military Sales (FMS) ve Excess Defense Articles (EDA) programlarından yararlanabilir hâle geldi. Böylece Rum yönetiminin yalnızca Amerikan savunma şirketlerinden doğrudan ticari alım yapmasının değil, ABD hükümeti üzerinden silah ve askerî teçhizat tedarik etmesinin de önü açıldı. EDA ise Amerikan ordusunun ihtiyaç fazlası savunma malzemelerinin uygun ülkelere transferine imkân sağlıyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu nedenle 2027&#8217;ye kadar uzatılan karar, tek başına değerlendirilmesi gereken bir silah satışı düzenlemesinden çok daha geniş bir dönüşümün parçası.</p>



<h3 class="wp-block-heading has-medium-font-size">Rus Sistemlerinden Batı Sistemlerine Geçiş</h3>



<p class="wp-block-paragraph">Kararın uzun vadeli sonuçlarından biri GKRY&#8217;nin askerî envanterinin dönüşümü olabilir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Rum Milli Muhafız Ordusu uzun yıllardır Rus ve eski Sovyet tasarımı sistemlerin de bulunduğu karma bir envanter kullanıyor. ABD savunma pazarının açılması, FMS ve EDA erişiminin sağlanması ve Avrupa&#8217;nın yeni savunma finansman mekanizmaları, GKRY&#8217;nin önümüzdeki yıllarda envanterini Batılı sistemlerle modernize etmesini kolaylaştırabilecek bir ortam oluşturuyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">ABD Ticaret Bakanlığının Nisan 2026 tarihli değerlendirmesine göre GKRY&#8217;nin savunma ve güvenlik pazarı Amerikan şirketlerine uzun yıllar süren kısıtlamaların ardından yeniden açılmış durumda. Rum yönetiminin önümüzdeki beş yılda eskiyen silah sistemlerini modernize etmeyi planlaması da Amerikan savunma şirketleri açısından yeni fırsatlar oluşturuyor. </p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu dönüşüm yalnızca hangi ülkenin silahlarının satın alınacağıyla ilgili değil. Amerikan ve diğer NATO standardındaki sistemlerin envanterdeki ağırlığının artması; eğitim, lojistik, bakım, mühimmat ve birlikte çalışabilirlik alanlarında da GKRY&#8217;nin Batılı savunma yapılarıyla bağlarının güçlenmesi anlamına gelebilir.</p>



<h3 class="wp-block-heading has-medium-font-size">Doğu Akdeniz&#8217;deki Denge Oyunu</h3>



<p class="wp-block-paragraph">Bu noktada karar Türkiye açısından daha geniş bir anlam kazanıyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Doğu Akdeniz uzun süredir enerji kaynakları, deniz yetki alanları, Kıbrıs meselesi, askerî varlık ve bölgesel ortaklıkların iç içe geçtiği bir güç mücadelesine sahne oluyor. Türkiye, Yunanistan, İsrail ve GKRY&#8217;nin güvenlik çıkarları ve bölgesel ortaklıkları her noktada örtüşmüyor. ABD&#8217;nin GKRY ile askerî ilişkilerini geliştirmesi de bu mevcut denkleme yeni bir unsur ekliyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Buradaki önemli nokta, Washington&#8217;ın tek bir silah satışına izin vermesinden ziyade GKRY&#8217;nin Amerikan savunma sistemine erişiminin giderek kurumsallaşması.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Silah ambargosunun kaldırılması, askerî eğitim programları, ortak faaliyetler ve FMS ile EDA erişimi birlikte değerlendirildiğinde ABD-GKRY ilişkilerinin savunma alanında birbirini tamamlayan adımlarla ilerlediği görülüyor. Bu durum GKRY&#8217;nin yalnızca silah tedarik kaynaklarını çeşitlendirmesine değil, ABD ile uzun vadeli askerî ilişkiler geliştirmesine de imkân sağlıyor.</p>



<h3 class="wp-block-heading has-medium-font-size">Türkiye Karara Tepki Gösterdi</h3>



<p class="wp-block-paragraph">Türkiye Dışişleri Bakanlığı, ABD&#8217;nin kararının 30 Eylül 2027&#8217;ye kadar uzatılmasının ardından yaptığı açıklamada KKTC Dışişleri Bakanlığının konuya ilişkin görüşlerini paylaştığını bildirdi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ankara, Rum tarafının yoğun silahlanma faaliyetlerinin bölgesel istikrara zarar verdiğini belirterek Ada&#8217;daki iki taraf arasındaki güveni daha fazla aşındırabilecek adımlardan kaçınılması gerektiğini vurguladı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Dışişleri Bakanlığı ayrıca Türkiye&#8217;nin garantör ülke olarak Kıbrıs Türk halkının meşru hak ve çıkarlarını savunmaya ve güvenliğini sağlamaya devam edeceğini açıkladı. </p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu tepki, Ankara&#8217;nın meseleyi yalnızca ABD-GKRY arasındaki ikili bir savunma ticareti kararı olarak değerlendirmediğini gösteriyor. Türkiye açısından GKRY&#8217;nin askerî kapasitesindeki değişim doğrudan Kıbrıs&#8217;taki güvenlik dengesi ve Doğu Akdeniz&#8217;deki daha geniş stratejik rekabetle bağlantılı.</p>



<h3 class="wp-block-heading has-medium-font-size">Bir Sonraki Adım Beş Yıllık Muafiyet Olabilir</h3>



<p class="wp-block-paragraph">Sürecin bundan sonraki aşamasında dikkat edilmesi gereken gelişmelerden biri ise ABD&#8217;deki mevcut yıllık yenileme sisteminin değiştirilmesi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">ABD Ticaret Bakanlığının Nisan 2026&#8217;da yayımladığı ülke değerlendirmesine göre Kongrede silah ambargosu muafiyetinin yenilenme süresinin bir yıldan beş yıla kadar çıkarılması değerlendiriliyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Böyle bir değişiklik gerçekleşirse sonuç yalnızca idari olmayacak.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yıllık sistem Washington&#8217;a GKRY&#8217;nin gerekli şartları yerine getirip getirmediğini düzenli olarak değerlendirme imkânı verirken, beş yıllık bir dönem savunma tedarikinde çok daha uzun bir öngörülebilirlik sağlayabilir. Özellikle teslimatı birkaç yıla yayılan hava savunma sistemleri, radarlar, mühimmatlar ve diğer büyük savunma projeleri açısından bu süre önemli.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Dolayısıyla beş yıllık bir düzenlemeye geçilmesi, 2022&#8217;de başlayan geçici muafiyet politikasının giderek daha kalıcı bir savunma ilişkisine dönüşmesinde yeni bir eşik oluşturabilir.</p>



<h3 class="wp-block-heading has-medium-font-size">Silah Ambargosundan Stratejik Yakınlaşmaya</h3>



<p class="wp-block-paragraph">ABD&#8217;nin son kararı tek başına Doğu Akdeniz&#8217;deki askerî dengeyi değiştiren bir gelişme değil. Karar belirli bir silah sisteminin satışı veya yeni bir Amerikan askerî konuşlanması anlamına da gelmiyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ancak son yıllardaki gelişmeler birlikte değerlendirildiğinde daha geniş bir eğilim ortaya çıkıyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">GKRY&#8217;nin Amerikan savunma ticaretine erişiminin açılması, FMS ve EDA programlarına dahil edilmesi, askerî eğitim ve güvenlik iş birliğinin genişlemesi ve şimdi muafiyetin Eylül 2027&#8217;ye kadar devam ettirilmesi, Washington-Lefkoşa hattındaki savunma ilişkilerinin giderek daha kurumsal bir zemine oturduğunu gösteriyor. </p>



<p class="wp-block-paragraph">Türkiye açısından izlenmesi gereken temel konu da yalnızca GKRY&#8217;nin hangi Amerikan silahlarını satın alacağı değil. Asıl mesele, GKRY&#8217;nin önümüzdeki yıllarda ABD&#8217;nin bölgesel savunma ve güvenlik mimarisi içinde nasıl bir konuma yerleşeceği ve bunun Kıbrıs ile Doğu Akdeniz&#8217;deki mevcut güç mücadelesine nasıl yansıyacağı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu nedenle 30 Eylül 2027&#8217;ye kadar verilen yeni süre, takvimdeki bir yıllık uzatmanın ötesinde anlam taşıyor. Doğu Akdeniz&#8217;deki denge oyununda bundan sonraki belirleyici gelişme, ABD-GKRY savunma yakınlaşmasının ne kadar ileri gideceği olacak.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan ŞİÖ, F-35 ve S-400 Mesajları</title>
		<link>https://addrmagazine.com/erdogan-sio-f35-s400-aciklamalari/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Analiz Merkezi]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 02 Sep 2026 14:09:46 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[ABD]]></category>
		<category><![CDATA[Cumhurbaşkanı Erdoğan]]></category>
		<category><![CDATA[F-35]]></category>
		<category><![CDATA[Kaan]]></category>
		<category><![CDATA[Karadeniz]]></category>
		<category><![CDATA[Kırgızistan]]></category>
		<category><![CDATA[Mekke Savunma İttifakı]]></category>
		<category><![CDATA[PYD]]></category>
		<category><![CDATA[Recep Tayyip Erdoğan]]></category>
		<category><![CDATA[Rusya]]></category>
		<category><![CDATA[S-400]]></category>
		<category><![CDATA[Şanghay İşbirliği Örgütü]]></category>
		<category><![CDATA[Savunma Sanayii]]></category>
		<category><![CDATA[ŞİÖ]]></category>
		<category><![CDATA[Suriye]]></category>
		<category><![CDATA[Türk dış politikası]]></category>
		<category><![CDATA[Vladimir Putin]]></category>
		<category><![CDATA[YPG]]></category>
		<category><![CDATA[Yunanistan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://addrmagazine.com/?p=2599</guid>

					<description><![CDATA[Cumhurbaşkanı Erdoğan ŞİÖ F-35 ve S-400 başlıkları başta olmak üzere Türkiye’nin dış politika ve güvenlik gündemine ilişkin açıklamalarda bulundu. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kırgızistan’da düzenlenen Şanghay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ) Devlet Başkanları Zirvesi dönüşünde Türkiye’nin ŞİÖ ile ilişkilerini daha ileri bir seviyeye taşımasının mümkün olduğunu belirtirken F-35 programına dönüş görüşmelerinin sürdüğünü ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile ikili gündemdeki konuların ele alındığını söyledi. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıklamalarında Rusya-Ukrayna savaşından Mekke Savunma İttifakı’na, Suriye’de YPG/PYD’nin fesih kararından Karadeniz’de deniz güvenliğine ve Ege’deki gayriaskerî statüdeki adalara kadar geniş bir dış politika ve güvenlik gündemi öne çıktı. ŞİÖ Üyeliğine Kapı Açık Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph">Cumhurbaşkanı Erdoğan ŞİÖ F-35 ve S-400 başlıkları başta olmak üzere Türkiye’nin dış politika ve güvenlik gündemine ilişkin açıklamalarda bulundu. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kırgızistan’da düzenlenen Şanghay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ) Devlet Başkanları Zirvesi dönüşünde Türkiye’nin ŞİÖ ile ilişkilerini daha ileri bir seviyeye taşımasının mümkün olduğunu belirtirken F-35 programına dönüş görüşmelerinin sürdüğünü ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile ikili gündemdeki konuların ele alındığını söyledi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıklamalarında Rusya-Ukrayna savaşından Mekke Savunma İttifakı’na, Suriye’de YPG/PYD’nin fesih kararından Karadeniz’de deniz güvenliğine ve Ege’deki gayriaskerî statüdeki adalara kadar geniş bir dış politika ve güvenlik gündemi öne çıktı.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>ŞİÖ Üyeliğine Kapı Açık</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin Şanghay İşbirliği Örgütü ile ilişkilerini daha ileri seviyelere taşımasının mümkün olduğunu belirtti.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Türkiye’nin Çin’den Orta Asya’ya, Rusya’dan Güney Asya’ya uzanan geniş bir coğrafyada önemli ekonomik ve ticari ilişkilere sahip olduğuna dikkat çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, ŞİÖ ile geliştirilen ilişkileri Türkiye’nin çok yönlü dış politika anlayışının bir parçası olarak değerlendirdi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Türkiye’nin teşkilata tam üyelik perspektifinin mevcut ittifak ilişkilerine alternatif oluşturmadığını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Türkiye&#8217;nin teşkilata üyelik perspektifi, bir bloktan bir kopuş, Batı&#8217;ya sırt çevirme anlamına asla gelmez. Hedefimiz, 360 derecelik bir vizyonla kendi ağırlığımızı artırmaktır” dedi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Türkiye, 2012’den bu yana ŞİÖ içerisinde “diyalog ortağı” statüsünde bulunuyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıklaması, Ankara’nın mevcut statünün ilerisine geçerek gelecekte tam üyeliği değerlendirebileceğini ortaya koyması açısından önem taşıyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Reuters da Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıklamalarını Türkiye’nin Çin ve Rusya’nın öncülük ettiği ŞİÖ ile ilişkilerini tam üyeliğe kadar taşıma ihtimaline açık olduğu şeklinde değerlendirdi.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Putin İle Rusya-Ukrayna Savaşı Görüşüldü</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Cumhurbaşkanı Erdoğan, Bişkek’te Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile gerçekleştirdiği görüşmenin “çok samimi” ve “verimli” geçtiğini söyledi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Görüşmede özellikle Rusya-Ukrayna savaşının ele alındığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, Putin’in de savaşın sona ermesini istediğini ifade etti.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Türkiye’nin savaşın barışçıl yollarla sona erdirilmesi için rol üstlenmeye hazır olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Ankara’nın barış sürecine yönelik girişimlerini sürdüreceğini söyledi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Türkiye, savaşın başlamasından bu yana hem Moskova hem de Kiev ile doğrudan temaslarını sürdüren NATO ülkelerinden biri olurken daha önce İstanbul’da Rusya ve Ukrayna heyetleri arasında gerçekleştirilen müzakerelere de ev sahipliği yaptı.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>S-400 Konusu Putin İle Masaya Geldi Mi?</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Cumhurbaşkanı Erdoğan’a, Türkiye’nin F-35 programına yeniden dahil edilmesi karşılığında Rusya’dan alınan S-400 hava savunma sistemlerinin üçüncü bir ülkeye devredilebileceğine ilişkin iddialar da soruldu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">S-400’lerin üçüncü ülkeye devrinin Putin ile görüşmede doğrudan ele alınıp alınmadığı sorusuna Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Sayın Putin&#8217;le ikili gündemimizdeki her konuyu ele aldık” yanıtını verdi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Cumhurbaşkanı Erdoğan böylece S-400&#8217;lerin devri konusunda herhangi bir karar veya mutabakat açıklandığını söylemedi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Türkiye, Rusya’dan S-400 sistemlerini satın almasının ardından 2019’da F-35 programından çıkarılmış, daha sonra CAATSA kapsamında yaptırımlarla karşı karşıya kalmıştı. Ankara ise programın ortaklarından biri olduğunu ve F-35 projesine önemli finansal ve endüstriyel katkılar sağladığını uzun süredir vurguluyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>F-35 İçin Görüşmeler Sürüyor</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin F-35 programına yeniden dahil edilmesine yönelik görüşmelerin devam ettiğini açıkladı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Türkiye’nin başlangıçta F-35 programının ortaklarından biri olduğunu hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Türkiye&#8217;nin programa tekrar dahil olması konusunda da görüşmelerimiz sürüyor. Amerika&#8217;daki süreçlerin bir an önce tamamlanmasıyla bu meselenin geride bırakılacağını düşünüyoruz” dedi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ancak Cumhurbaşkanı Erdoğan, F-35 görüşmelerinin Türkiye’nin millî savaş uçağı KAAN veya yerli hava savunma projelerinde değişikliğe yol açmayacağını özellikle vurguladı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Tüm bu diplomatik çabalarımızı yürütürken de KAAN&#8217;dan vazgeçmiyoruz. Kendi hava savunma sistemlerimizi geliştirmekten vazgeçmiyoruz. Aksine Türkiye&#8217;nin seçeneklerini artırıyoruz” ifadelerini kullandı.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Mekke Savunma İttifakı İçin Sekretarya Kurulacak</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıklamalarında Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan arasında kurulan Mekke Savunma İttifakı da yer aldı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">İstanbul’da gerçekleştirilen ilk Stratejik Siyasi ve Savunma Komitesi toplantısının ittifakın somutlaşması açısından önemli olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, üç ülkenin dışişleri ve savunma bakanları ile genelkurmay başkanlarının toplantıya katıldığını hatırlattı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıklamasına göre ittifakın bundan sonraki aşamasında öncelikli konulardan biri sekretaryanın kurulması ve işlerlik kazanması olacak.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Toplantıda savunma sanayii iş birliğinin yanı sıra askerî eğitim, askerî standardizasyon, tehdit değerlendirmeleri ile imkân ve kabiliyetlerin paylaşılması gibi operasyonel başlıklar da ele alındı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Cumhurbaşkanı Erdoğan ayrıca ittifaka açık biçimde tepki gösteren ülke sayısının az olduğunu ancak bazı ülkelerin kapalı biçimde rahatsızlık duyduğunu söyledi.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>YPG/PYD’nin Fesih Kararına Olumlu Yaklaşım</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Suriye’deki gelişmeler de Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıklamalarının önemli başlıklarından biri oldu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Cumhurbaşkanı Erdoğan, YPG/PYD’nin fesih kararından Suriye halkı adına memnuniyet duyduğunu belirterek alınan karar ve entegrasyon sürecini olumlu değerlendirdiklerini söyledi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ancak Ankara’nın kararın sahadaki uygulanmasını takip edeceğini de vurguladı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Cumhurbaşkanı Erdoğan, Suriye’nin bütün unsurlarıyla tek bir yapı altında birleşmesinin önemine işaret ederek Cumhurbaşkanı Ahmed Şara yönetimindeki entegrasyon sürecinden ümitli olduklarını ifade etti.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Türkiye’nin yaklaşımında fesih kararının ilan edilmesinin yanı sıra bunun sahada uygulanması ve silahlı yapıların merkezi devlet mekanizmasına entegrasyonu belirleyici başlıklar arasında bulunuyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Karadeniz İçin Yeni Güvenlik Mekanizması Çağrısı</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Rusya-Ukrayna savaşının Karadeniz’deki ticari deniz taşımacılığı üzerindeki etkileri de Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın gündemindeydi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Karadeniz’de yalnızca Türk bayraklı veya Türk işletmecilere ait gemilerin değil bütün sivil deniz taşımacılığının güvenliğinin Türkiye açısından önemli olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, ticari gemilerin çatışmaların hedefi hâline gelmemesi gerektiğini söyledi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Karadeniz&#8217;de ticari deniz taşımacılığının güvenliğini kalıcı şekilde sağlayacak bir mekanizmaya ihtiyaç var” dedi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Karadeniz’deki güvenlik sorunlarının tahıl sevkiyatını da etkilediğine dikkat çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, özellikle Afrika’da tahıl krizinin yeniden ortaya çıkmaya başladığını belirterek sorun büyümeden girişimde bulunulması gerektiğini ifade etti.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Yunanistan’a Adaların Silahlandırılması Mesajı</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıklamalarındaki bir diğer güvenlik başlığı Ege oldu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yunanistan’ın gayriaskerî statüdeki adalardaki askerî kapasitesini artırmasına ilişkin bir soruya yanıt veren Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin iyi komşuluk ilişkilerinden yana olduğunu ancak haklarının ihlal edilmesine izin vermeyeceğini söyledi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Uluslararası anlaşmaların ihlal edilmesinin kimseye fayda sağlamayacağını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin serinkanlı tutumunun zayıflık olarak değerlendirilmemesi gerektiğini vurguladı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Cumhurbaşkanı Erdoğan, Yunanistan’a gayriaskerî statüdeki adaları silahlandırmaktan vazgeçmesi çağrısında bulunarak Ankara’nın bölgede barış, güvenlik ve istikrar için çalışmayı sürdüreceğini ifade etti.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Dış Politikada “360 Derecelik Vizyon” Vurgusu</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Kırgızistan dönüşündeki açıklamaları, Ankara’nın güvenlik ve dış politika gündeminde birbirinden farklı kanalları eş zamanlı yürütme yaklaşımını ortaya koydu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bir tarafta ŞİÖ ile ilişkilerin tam üyelik ihtimalini de kapsayacak şekilde geliştirilmesi gündemde tutulurken diğer tarafta NATO müttefiki ABD ile F-35 programına dönüş görüşmeleri devam ediyor. Rusya ile S-400, enerji ve Ukrayna savaşı gibi başlıklardaki temaslar sürerken Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan ile Mekke Savunma İttifakı’nın kurumsal yapısını oluşturmaya hazırlanıyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Cumhurbaşkanı Erdoğan ise bu yaklaşımı Türkiye’nin mevcut ittifaklarından uzaklaşması olarak değil, ülkenin seçeneklerini artırmayı hedefleyen “360 derecelik” bir dış politika vizyonu olarak tanımladı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>YPG/SDG Kendini Feshetti, Türkiye İçin Yeni Dönem Başlıyor</title>
		<link>https://addrmagazine.com/ypg-sdg-feshi-turkiye-icin-ne-anlama-geliyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Analiz Merkezi]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 27 Aug 2026 10:13:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[ABD]]></category>
		<category><![CDATA[Ahmed Şara]]></category>
		<category><![CDATA[Hakan Fidan]]></category>
		<category><![CDATA[Mazlum Abdi]]></category>
		<category><![CDATA[PKK]]></category>
		<category><![CDATA[SDG]]></category>
		<category><![CDATA[SDG feshedildi]]></category>
		<category><![CDATA[sınır güvenliği]]></category>
		<category><![CDATA[Suriye]]></category>
		<category><![CDATA[Suriye Demokratik Güçleri]]></category>
		<category><![CDATA[Suriye kuzeydoğusu]]></category>
		<category><![CDATA[Suriye ordusu]]></category>
		<category><![CDATA[Suriye toprak bütünlüğü]]></category>
		<category><![CDATA[terörle mücadele]]></category>
		<category><![CDATA[Terörsüz Bölge]]></category>
		<category><![CDATA[Terörsüz Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Tom Barrack]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye ABD ilişkileri]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye Suriye ilişkileri]]></category>
		<category><![CDATA[YPG]]></category>
		<category><![CDATA[YPG feshedildi]]></category>
		<category><![CDATA[YPG SDG]]></category>
		<category><![CDATA[YPG SDG feshi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://addrmagazine.com/?p=2552</guid>

					<description><![CDATA[YPG SDG feshi, Suriye’nin kuzeydoğusundaki askerî ve siyasi dengelerde yeni bir dönemin kapısını araladı. YPG/SDG, bağımsız askerî yapı olarak varlığını sona erdirdiğini ve Suriye devlet kurumlarına entegrasyon sürecinin tamamlandığını açıkladı. Gelişme, Türkiye’nin sınır güvenliği, terörle mücadele politikası ve “Terörsüz Türkiye-Terörsüz Bölge” hedefi bakımından da kritik önem taşıyor. YPG/SDG yöneticisi Mazlum Abdi, 25 Ağustos’ta Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara ile gerçekleştirdiği görüşmenin ardından örgütün bağımsız askerî güç olarak misyonunun sona erdiğini duyurdu. Abdi, YPG/SDG güçlerinin Suriye ordusunun tugayları bünyesine entegrasyon sürecinin tamamlandığını belirtti. Gelişme, Şam yönetimi ile YPG/SDG arasında uzun süredir devam eden müzakerelerin ardından geldi. Ancak bu noktaya yalnızca müzakere yoluyla]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph">YPG SDG feshi, Suriye’nin kuzeydoğusundaki askerî ve siyasi dengelerde yeni bir dönemin kapısını araladı. YPG/SDG, bağımsız askerî yapı olarak varlığını sona erdirdiğini ve Suriye devlet kurumlarına entegrasyon sürecinin tamamlandığını açıkladı. Gelişme, Türkiye’nin sınır güvenliği, terörle mücadele politikası ve “Terörsüz Türkiye-Terörsüz Bölge” hedefi bakımından da kritik önem taşıyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">YPG/SDG yöneticisi Mazlum Abdi, 25 Ağustos’ta Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara ile gerçekleştirdiği görüşmenin ardından örgütün bağımsız askerî güç olarak misyonunun sona erdiğini duyurdu. Abdi, YPG/SDG güçlerinin Suriye ordusunun tugayları bünyesine entegrasyon sürecinin tamamlandığını belirtti.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Gelişme, Şam yönetimi ile YPG/SDG arasında uzun süredir devam eden müzakerelerin ardından geldi. Ancak bu noktaya yalnızca müzakere yoluyla gelinmedi. Suriye ordusunun yılın başındaki askerî harekâtı sonucunda YPG/SDG’nin kontrol ettiği geniş alanların önemli bölümünü kaybetmesi, Şam karşısındaki pazarlık gücünü ciddi biçimde azalttı. Daha önce ayrı askerî yapı ve geniş idari özerklik talepleriyle yürütülen süreç böylece merkezi devlet yapısına entegrasyon eksenine kaydı.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Türkiye Açısından Asıl Mesele Sahadaki Uygulama</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Ankara’nın gelişmeye yaklaşımı temkinli bir memnuniyet üzerine kurulu. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, YPG/SDG’nin fesih açıklamasının Türkiye’nin bölgede atmak istediği adımları tamamlayıcı nitelikte olduğunu belirtti. Ancak Fidan’ın açıklamasındaki en önemli vurgu, kararın yalnızca metin üzerinde kalmaması gerektiği yönündeydi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Türkiye açısından mesele yalnızca “SDG” isminin ortadan kaldırılması değil. Ankara uzun süredir YPG’nin farklı isimler veya kurumsal yapılar altında askerî varlığını sürdürmesine karşı çıkıyor. Dolayısıyla gerçek başarı, örgütsel tabelanın değiştirilmesinden ziyade bağımsız komuta zincirinin, silahlı yapının ve paralel yönetim mekanizmasının ortadan kalkmasıyla ölçülecek.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu durum Suriye’nin gelecekteki devlet yapısıyla da doğrudan bağlantılı. Türkiye’nin yaklaşımı, Suriye’de tek devlet ve tek ordu temelinde merkezi egemenliğin ülkenin tamamında yeniden kurulmasına dayanıyor. YPG/SDG’nin bağımsız askerî güç olarak ortadan kalkması ve unsurlarının Suriye ordusuna entegre edilmesi bu nedenle Ankara’nın uzun süredir savunduğu modelle önemli ölçüde örtüşüyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bununla birlikte Türkiye, Suriye’deki Kürt nüfusun siyasi ve toplumsal varlığı ile YPG’nin silahlı yapılanmasını birbirinden ayırıyor. Fidan’ın Kürt kimliğinin korunması gerektiğini belirtirken aynı zamanda Suriye’nin egemenliği ve toprak bütünlüğüne vurgu yapması da Ankara’nın görmek istediği modeli ortaya koyuyor. Kürtlerin haklarının Suriye devlet sistemi içerisinde korunduğu ancak ülkenin kuzeydoğusunda merkezi yönetimden bağımsız bir askerî yapının bulunmadığı bir Suriye.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Türkiye-ABD İlişkilerindeki Önemli Bir Sorun Dönüşüyor</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Fesih kararının Türkiye açısından önemli sonuçlarından biri de Washington ile Ankara arasında yıllardır devam eden YPG/SDG anlaşmazlığının zemininin değişmesi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">ABD, DEAŞ’la mücadele kapsamında YPG’nin omurgasını oluşturduğu SDG’yi uzun yıllar sahadaki temel ortaklarından biri olarak kullandı. Türkiye ise YPG’yi PKK’nın Suriye uzantısı olarak değerlendirerek Washington’ın örgüte verdiği silah, eğitim ve siyasi desteği iki NATO müttefiki arasındaki en ciddi güvenlik sorunlarından biri olarak gördü.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ancak Beşar Esad yönetiminin sona ermesi ve Ahmed Şara liderliğindeki yeni yönetimin ülke genelinde otoritesini güçlendirmesi Washington’ın sahadaki önceliklerini de değiştirdi. ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi ve Ankara Büyükelçisi Tom Barrack’ın YPG/SDG’nin feshedilmesini “tarihi” bir gelişme olarak değerlendirmesi, Washington’ın artık bağımsız bir SDG yapısının korunmasından ziyade Suriye devletine entegrasyonu desteklediğine işaret ediyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu durum, Türkiye-ABD ilişkilerinde yıllardır kronikleşen en önemli güvenlik ihtilaflarından birinin ortadan kalkmasa bile önemli ölçüde biçim değiştirebileceğini gösteriyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Terörsüz Türkiye Sürecinin Bölgesel Ayağı</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">YPG/SDG’nin fesih kararının zamanlaması Türkiye’de yürütülen “Terörsüz Türkiye” süreci açısından da dikkat çekiyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">PKK’nın 2025 yılında örgütsel yapısını feshetme ve silahlı mücadeleyi sona erdirme kararının ardından Ankara, sürecin yalnızca Türkiye sınırları içerisindeki PKK varlığıyla sınırlı tutulamayacağını savundu. Irak ve Suriye’deki örgütsel yapılanmaların geleceği de bu nedenle sürecin önemli parçalarından biri hâline geldi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Millî Güvenlik Kurulunun “Terörsüz Türkiye” hedefinin yanında “Terörsüz Bölge” kavramını kullanması da Ankara’nın meseleyi bölgesel bir güvenlik perspektifi içerisinde değerlendirdiğini gösteriyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu açıdan Suriye’deki gelişme, Türkiye’deki sürecin bölgesel ayağının en önemli parçalarından biri olabilir.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Yeni Soru Yapının Gerçekten Ortadan Kalkıp Kalkmadığı</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">YPG/SDG’nin feshi, Türkiye’nin yaklaşık on yılı aşkın süredir Suriye politikasında ulaşmaya çalıştığı temel hedeflerden biri açısından önemli bir dönüm noktası oluşturuyor. Ancak Ankara’nın açıklamaları, sürecin henüz tamamlanmış kabul edilmediğini açık biçimde gösteriyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Suriye ordusuna katılan eski YPG/SDG unsurlarının ayrı birlikler hâlinde tutulup tutulmayacağı, komuta zincirlerinin nasıl oluşturulacağı, ağır silahların kimin kontrolüne geçeceği ve kuzeydoğudaki idari yapıların merkezi hükümete ne ölçüde bağlanacağı bundan sonraki sürecin gerçek niteliğini belirleyecek.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Eğer süreç yalnızca YPG/SDG tabelasının kaldırıldığı, eski komuta yapısının ve askerî kapasitenin farklı isimler altında korunduğu bir modele dönüşürse Türkiye’nin güvenlik kaygıları devam edecektir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Buna karşılık bağımsız silahlı yapının gerçekten sona ermesi ve Suriye ordusunun ülkedeki tek askerî otorite hâline gelmesi durumunda Türkiye’nin güney sınırındaki güvenlik dengesi son on yılın en kapsamlı dönüşümlerinden birini yaşayabilir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu nedenle YPG/SDG’nin fesih açıklaması bir sürecin sonundan çok, uygulamanın sınanacağı yeni bir aşamanın başlangıcı olarak görülmeli. Türkiye açısından bundan sonraki temel ölçüt ise açıklanan kararların sahada gerçekten uygulanıp uygulanmadığı olacak.</p>



<p class="wp-block-paragraph"></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>CIA Direktöründen Sürpriz Moskova Ziyareti</title>
		<link>https://addrmagazine.com/cia-direktoru-moskova-ziyareti/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Analiz Merkezi]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 27 Aug 2026 08:13:41 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Küresel Odak]]></category>
		<category><![CDATA[ABD]]></category>
		<category><![CDATA[ABD Rusya ilişkileri]]></category>
		<category><![CDATA[Baltık ülkeleri]]></category>
		<category><![CDATA[CIA]]></category>
		<category><![CDATA[CIA Direktörü]]></category>
		<category><![CDATA[CIA Direktörü Moskova ziyareti]]></category>
		<category><![CDATA[Dmitriy Peskov]]></category>
		<category><![CDATA[Donald Trump]]></category>
		<category><![CDATA[Estonya]]></category>
		<category><![CDATA[Hürmüz Boğazı]]></category>
		<category><![CDATA[İran]]></category>
		<category><![CDATA[istihbarat diplomasisi]]></category>
		<category><![CDATA[John Ratcliffe]]></category>
		<category><![CDATA[John Ratcliffe Moskova]]></category>
		<category><![CDATA[Kremlin]]></category>
		<category><![CDATA[Letonya]]></category>
		<category><![CDATA[Litvanya]]></category>
		<category><![CDATA[Moskova]]></category>
		<category><![CDATA[NATO]]></category>
		<category><![CDATA[NATO Rusya ilişkileri]]></category>
		<category><![CDATA[Rusya]]></category>
		<category><![CDATA[Rusya Ukrayna savaşı]]></category>
		<category><![CDATA[Ukrayna]]></category>
		<category><![CDATA[Vladimir Putin]]></category>
		<category><![CDATA[William Burns]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://addrmagazine.com/?p=2545</guid>

					<description><![CDATA[CIA Direktörü Moskova ziyareti ile ABD-Rusya hattındaki temaslar yeniden gündeme geldi. John Ratcliffe’ın önceden duyurulmayan Moskova ziyareti, Ukrayna Savaşı, NATO’nun doğu kanadı ve İran dosyasının aynı anda tartışıldığı bir dönemde dikkatleri iki ülke arasındaki istihbarat diplomasisine çevirdi. Kremlin, Ratcliffe’ın Moskova’da Rus istihbarat yetkilileriyle görüştüğünü doğruladı. Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov, temasların istihbarat servisleri kanalıyla gerçekleştirildiğini açıklarken görüşmelerin içeriğine ilişkin ayrıntı vermedi. Ratcliffe’ın Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile doğrudan görüşmediği belirtilirken Peskov, Putin’in temasların sonuçları hakkında bilgilendirildiğini söyledi. Ziyaret, bir CIA direktörünün 2021’den bu yana Moskova’ya gerçekleştirdiği kamuoyunca bilinen ilk ziyaret olması nedeniyle ayrıca önem taşıyor. 2021’de dönemin CIA Direktörü William]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph">CIA Direktörü Moskova ziyareti ile ABD-Rusya hattındaki temaslar yeniden gündeme geldi. John Ratcliffe’ın önceden duyurulmayan Moskova ziyareti, Ukrayna Savaşı, NATO’nun doğu kanadı ve İran dosyasının aynı anda tartışıldığı bir dönemde dikkatleri iki ülke arasındaki istihbarat diplomasisine çevirdi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kremlin, Ratcliffe’ın Moskova’da Rus istihbarat yetkilileriyle görüştüğünü doğruladı. Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov, temasların istihbarat servisleri kanalıyla gerçekleştirildiğini açıklarken görüşmelerin içeriğine ilişkin ayrıntı vermedi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ratcliffe’ın Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile doğrudan görüşmediği belirtilirken Peskov, Putin’in temasların sonuçları hakkında bilgilendirildiğini söyledi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ziyaret, bir CIA direktörünün 2021’den bu yana Moskova’ya gerçekleştirdiği kamuoyunca bilinen ilk ziyaret olması nedeniyle ayrıca önem taşıyor. 2021’de dönemin CIA Direktörü William Burns, Rusya’nın Ukrayna sınırındaki askerî yığınağının arttığı dönemde Moskova’ya gitmiş ve Biden yönetiminin mesajlarını Rus tarafına iletmişti.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ratcliffe’ın ziyaretinin gündemi konusunda ise Washington ve Amerikan basınından farklı açıklamalar geliyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Wall Street Journal ve ABC News’in görüşmeler hakkında bilgi sahibi kaynaklara dayandırdığı haberlerine göre Ratcliffe, Rus yetkililere herhangi bir NATO ülkesine yönelik askerî saldırı veya tırmanmadan kaçınılması gerektiği mesajını iletti.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Amerikan basınındaki haberlerde özellikle NATO’nun doğu kanadındaki Estonya, Letonya ve Litvanya öne çıkıyor. Washington’daki endişenin Rusya’nın doğrudan NATO ile geniş çaplı bir savaşa girişmesinden çok, ittifakın kolektif savunma iradesini sınayabilecek sınırlı bir girişimde bulunması ihtimali üzerinde yoğunlaştığı belirtiliyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu senaryoların siber faaliyetlerden sınırlı sınır ihlallerine ve NATO’nun vereceği tepkiyi test edebilecek farklı hibrit girişimlere kadar uzanabileceği değerlendiriliyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ancak Ratcliffe’ın Moskova’ya NATO konusunda doğrudan uyarıda bulunduğuna ilişkin iddialar ABD yönetimi veya CIA tarafından resmen doğrulanmış değil. Bu bilgi, görüşmeler hakkında bilgi sahibi olduğu belirtilen Amerikan kaynaklarına dayanıyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">ABD Başkanı Donald Trump da ziyaretin NATO’ya yönelik olası Rus tehdidiyle bağlantılı olduğu yönündeki haberleri reddetti. Trump, Ratcliffe’ın temaslarını “kısmen rutin” olarak nitelendirirken ziyaretin Rusya’nın NATO’ya yönelik olası askerî hamleleri veya İran nedeniyle Moskova’ya uygulanabilecek yeni yaptırımlarla bağlantılı olduğu iddialarına katılmadığını söyledi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Trump bununla birlikte Moskova temaslarından bazı sonuçlar çıkabileceğine işaret ederek yönetiminin Rusya-Ukrayna Savaşı’nı sona erdirmeye yönelik çalışmalarını sürdürdüğünü belirtti.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>İran Dosyası da Gündemde</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Amerikan basınına yansıyan bilgilere göre Moskova temaslarının bir diğer önemli gündem maddesini İran oluşturdu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">ABC News ve Wall Street Journal’ın kaynaklarına göre Washington, Moskova’nın İran’a verdiği desteği yakından takip ediyor. Ratcliffe’ın Rus yetkililerle İran ve Hürmüz Boğazı çevresindeki gelişmeleri de ele aldığı öne sürülüyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu iddialar da henüz ABD veya Rusya tarafından resmen doğrulanmış değil.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ancak İran başlığının Moskova’daki temaslarda gündeme gelmiş olması durumunda Ratcliffe’ın ziyaretinin kapsamı Ukrayna Savaşı’nın ötesine geçiyor. Böyle bir tablo, Washington’ın Rusya ile yürüttüğü güvenlik diyaloğunda Avrupa’daki savaş, NATO’nun doğu kanadı ve Orta Doğu’daki gelişmeleri aynı stratejik çerçevede değerlendirdiğine işaret edebilir.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Ukrayna Ziyaretten Haberdardı</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Associated Press’in aktardığı bilgilere göre Ukrayna yönetimi Ratcliffe’ın Moskova ziyaretinden önceden haberdar edildi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Haberde Amerikan tarafının ziyaret sırasında güvenlik gerekçesiyle Ukrayna’dan Moskova ve Rusya’nın kuzeyindeki bazı bölgelerin yakınlarında saldırıları sınırlamasını istediği de belirtildi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu ayrıntı, ziyaretin önceden planlanmış ve operasyonel güvenlik koordinasyonu yapılmış üst düzey bir temas olduğunu gösteriyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kiev’in ziyaret konusunda önceden bilgilendirilmesi aynı zamanda Washington’ın Moskova ile doğrudan temasının Ukrayna yönetiminden bağımsız yürütüldüğü yönünde oluşabilecek tartışmalar açısından da önem taşıyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Kremlin İstihbarat Kanalını Olumlu Değerlendiriyor</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Moskova cephesinden yapılan açıklamalarda ise temasların içeriğinden çok ABD ile Rusya arasındaki istihbarat kanalının açık tutulmasının önemine vurgu yapıldı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kremlin Sözcüsü Peskov, iki ülkenin istihbarat servisleri arasındaki temasları olumlu bir gelişme olarak değerlendirdi. Peskov, bu tür iletişim kanallarının ABD-Rusya ilişkilerinin en zor dönemlerinde dahi çalışmaya devam ettiğine dikkat çekti.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bununla birlikte Kremlin, Ratcliffe’ın ziyaretinin iki ülke ilişkilerindeki mevcut sorunların aşılması açısından doğrudan bir dönüm noktası oluşturup oluşturmayacağı konusunda temkinli bir yaklaşım sergiledi.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Beş Yıl Sonra Yeniden CIA Kanalı</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Ratcliffe’ın Moskova ziyaretinin en dikkat çekici yönlerinden biri, Washington’ın hassas mesajların iletilmesi için yeniden istihbarat diplomasisini kullanması.</p>



<p class="wp-block-paragraph">ABD ile Rusya arasında diplomatik ilişkilerin son derece sınırlı olduğu dönemlerde istihbarat servisleri arasındaki doğrudan iletişim kanalları, askerî yanlış hesaplamaların önlenmesi ve karşılıklı güvenlik mesajlarının iletilmesi açısından önem taşıyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Benzer bir yöntem Kasım 2021’de de kullanılmıştı. Dönemin CIA Direktörü William Burns, Rusya’nın Ukrayna çevresindeki askerî hareketliliğinin arttığı bir dönemde Moskova’ya gönderilmişti. Burns’ün ziyareti sırasında Washington’ın Rusya’nın Ukrayna’ya yönelik olası askerî harekâtının sonuçlarına ilişkin uyarıları doğrudan Kremlin’e iletilmişti.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Beş yıl sonra bir CIA direktörünün yeniden Moskova’ya gitmesi bu nedenle yalnızca iki istihbarat servisi arasındaki rutin temas olarak değerlendirilemeyecek bir zamanlamaya sahip.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Bu Kez Güvenlik Denklemi Daha Geniş</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Ukrayna Savaşı devam ederken NATO’nun doğu kanadında Rusya kaynaklı hibrit tehditlere ilişkin endişeler sürüyor. Aynı zamanda İran ve Hürmüz Boğazı çevresindeki gelişmeler Washington ile Moskova arasındaki güvenlik gündemine yeni bir boyut ekliyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu nedenle Ratcliffe’ın Moskova ziyaretinin içeriğine ilişkin bütün ayrıntılar henüz kamuoyuna açıklanmamış olsa da temasın gerçekleştiği stratejik ortam önem taşıyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Washington ile Moskova arasında resmî diplomatik kanalların sınırlı kaldığı bir dönemde CIA Direktörünün doğrudan Rus istihbarat yetkilileriyle görüşmesi, tarafların en azından güvenlik alanındaki iletişim kanallarını açık tutmaya devam ettiğini gösteriyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ziyaretin NATO, Ukrayna ve İran başlıklarında somut bir sonuç üretip üretmeyeceği ise önümüzdeki dönemde Washington ve Moskova’dan gelecek açıklamalarla daha net ortaya çıkacak.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Trump NATO ve İran İddialarını Reddetti</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">CIA Direktörü John Ratcliffe’ın Moskova ziyaretinin gündemine ilişkin Amerikan basınında farklı iddialar gündeme gelirken ABD Başkanı Donald Trump, temasların NATO’ya yönelik olası bir Rus tehdidi veya İran dosyasıyla bağlantılı olduğu yönündeki haberleri reddetti.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Glenn Beck’in radyo programına telefonla bağlanan Trump, Ratcliffe’ın Moskova ziyaretini “kısmen rutin” bir temas olarak nitelendirdi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Trump’a, Ratcliffe’ın Rusya’nın NATO’nun kararlılığını sınayabileceğine ilişkin değerlendirmeler nedeniyle Moskova’ya gidip gitmediği ve ziyaretin İran’a yönelik yaptırımlarla bağlantılı olup olmadığı soruldu. Trump bu iddialara “Hiçbiri” yanıtını verdi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bununla birlikte Trump, Moskova temaslarının tamamen sonuçsuz bir ziyaret olarak değerlendirilmemesi gerektiğine de işaret etti. Ratcliffe’ın ziyaretinden “bir şeyler çıkabileceğini” belirten Trump, ABD yönetiminin Rusya-Ukrayna Savaşı’nı sona erdirmek için yoğun biçimde çalıştığını söyledi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Trump ayrıca hem Moskova’nın hem de Kiev’in mevcut aşamada savaşın sona ermesini istediğini savundu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Trump’ın açıklamaları, Ratcliffe’ın ziyaretinin amacı konusunda Amerikan basınına yansıyan bilgilerle Beyaz Saray’ın kamuoyuna verdiği mesaj arasında belirgin bir farklılık bulunduğunu gösteriyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Wall Street Journal ve diğer Amerikan medya kuruluşları, görüşmeler hakkında bilgi sahibi kaynaklara dayanarak Ratcliffe’ın Moskova’ya Rusya’yı NATO ülkelerine yönelik herhangi bir saldırı veya sınırlı askerî girişim konusunda uyarmak amacıyla gittiğini bildirirken Trump bu iddiaları açık biçimde reddediyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Buna karşılık Trump’ın ziyaretin ardından “bir şeyler çıkabileceğini” söylemesi ve açıklamasını doğrudan Ukrayna Savaşı’nın sona erdirilmesine yönelik çabalarla ilişkilendirmesi, Moskova temaslarının Washington’ın Rusya-Ukrayna Savaşı konusunda yürüttüğü diplomatik girişimlerle bağlantılı olabileceğini düşündürüyor.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Türkiye, ABD’nin Suriye Kararını Memnuniyetle Karşıladı</title>
		<link>https://addrmagazine.com/turkiye-abdnin-suriye-kararina-memnuniyet/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Analiz Merkezi]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 25 Aug 2026 08:18:43 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[ABD]]></category>
		<category><![CDATA[ABD Suriye ilişkileri]]></category>
		<category><![CDATA[Ahmed Şara]]></category>
		<category><![CDATA[Dışişleri Bakanlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Donald Trump]]></category>
		<category><![CDATA[Nuh Yılmaz]]></category>
		<category><![CDATA[OFAC]]></category>
		<category><![CDATA[Orta Doğu]]></category>
		<category><![CDATA[Şam]]></category>
		<category><![CDATA[Suriye]]></category>
		<category><![CDATA[Suriye ekonomisi]]></category>
		<category><![CDATA[Suriye terörizme sponsor ülke statüsü]]></category>
		<category><![CDATA[Suriye yaptırımları]]></category>
		<category><![CDATA[Suriye yaptırımlarının kaldırılması]]></category>
		<category><![CDATA[Suriye yeniden inşa]]></category>
		<category><![CDATA[terörizme sponsor ülkeler]]></category>
		<category><![CDATA[Tom Barrack]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye ABD ilişkileri]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye Suriye ilişkileri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://addrmagazine.com/?p=2537</guid>

					<description><![CDATA[ABD’nin Suriye kararı Türkiye tarafından memnuniyetle karşılandı. Washington, Suriye’yi yaklaşık 47 yıldır yer aldığı Terörizme Sponsor Olan Ülkeler listesinden çıkarırken Ankara, kararın Suriye’nin ekonomik toparlanması, yeniden inşası ve uluslararası toplumla bağlarının güçlendirilmesi açısından önemli bir adım olduğunu bildirdi. ABD&#8217;nin kararı 24 Ağustos&#8217;ta resmiyet kazandı. Reuters&#8217;ın aktardığına göre süreç, ABD Başkanı Donald Trump&#8217;ın temmuz ayında Kongre&#8217;ye Suriye&#8217;nin statüsünün kaldırılması yönündeki kararını bildirmesinin ardından başlayan 45 günlük inceleme döneminin tamamlanmasıyla sonuçlandı. ABD Hazine Bakanlığına bağlı Yabancı Varlıklar Kontrol Ofisi OFAC da ilgili düzenlemeleri güncelleyerek Suriye&#8217;nin bu statü kapsamında uygulanan kısıtlamalardan çıkarıldığını bildirdi. Karar, Washington&#8217;ın Beşar Esad yönetiminin Aralık 2024&#8217;te devrilmesinin ardından Suriye]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph">ABD’nin Suriye kararı Türkiye tarafından memnuniyetle karşılandı. Washington, Suriye’yi yaklaşık 47 yıldır yer aldığı Terörizme Sponsor Olan Ülkeler listesinden çıkarırken Ankara, kararın Suriye’nin ekonomik toparlanması, yeniden inşası ve uluslararası toplumla bağlarının güçlendirilmesi açısından önemli bir adım olduğunu bildirdi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">ABD&#8217;nin kararı 24 Ağustos&#8217;ta resmiyet kazandı. Reuters&#8217;ın aktardığına göre süreç, ABD Başkanı Donald Trump&#8217;ın temmuz ayında Kongre&#8217;ye Suriye&#8217;nin statüsünün kaldırılması yönündeki kararını bildirmesinin ardından başlayan 45 günlük inceleme döneminin tamamlanmasıyla sonuçlandı. ABD Hazine Bakanlığına bağlı Yabancı Varlıklar Kontrol Ofisi OFAC da ilgili düzenlemeleri güncelleyerek Suriye&#8217;nin bu statü kapsamında uygulanan kısıtlamalardan çıkarıldığını bildirdi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Karar, Washington&#8217;ın Beşar Esad yönetiminin Aralık 2024&#8217;te devrilmesinin ardından Suriye politikasında başlattığı dönüşümün en önemli aşamalarından birini oluşturuyor. ABD, daha önce Suriye&#8217;ye yönelik kapsamlı yaptırım rejimini önemli ölçüde kaldırmıştı. Başkan Trump&#8217;ın imzaladığı karar doğrultusunda Suriye yaptırım programının temelini oluşturan altı başkanlık kararnamesi 1 Temmuz 2025 itibarıyla yürürlükten kaldırılmış, ancak Esad ve bazı kişi ve yapılara yönelik hedefli yaptırımlar korunmuştu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Terörizme Sponsor Olan Ülkeler statüsünün kaldırılması ise farklı bir hukuki katmanı ortadan kaldırıyor. Söz konusu statü, ABD dış yardımlarına yönelik kısıtlamalar, savunma ihracatı ve satışlarına ilişkin yasaklar, çift kullanımlı ürünlere yönelik kontroller ve çeşitli finansal sınırlamalar getiriyordu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu nedenle Washington&#8217;ın son kararı yalnızca siyasi bir normalleşme mesajı değil, Suriye&#8217;nin ekonomik toparlanması açısından da önem taşıyor. Reuters, statünün kaldırılmasının uluslararası yatırımın önündeki önemli engellerden birini ortadan kaldırdığını ve Suriye&#8217;nin savaş sonrası yeniden inşasına yönelik sermaye girişlerinin önünü açabileceğini belirtiyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Suriye yönetimi de kararın özellikle bankacılık, yatırım ve uluslararası ekonomik ilişkiler açısından yeni bir dönemin önünü açmasını bekliyor. Şam yönetimi, kararın ekonomik toparlanmayı ve yeniden inşayı desteklemesinin yanı sıra Suriye&#8217;nin uluslararası toplumla ilişkilerinin normalleşmesine katkı sağlayacağını açıkladı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Suriye Dışişleri Bakanı Esad Hasan Şeybani, kararın ülkesinin yaklaşık 47 yıldır taşıdığı bir statüyü sona erdirdiğine dikkat çekerek gelişmeyi “tarihi bir adım” olarak nitelendirdi. Şeybani, Şam yönetiminin uluslararası toplumla karşılıklı çıkar ve iş birliğine dayalı ilişkiler geliştirmeyi sürdüreceğini belirtti.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara ise kararın ardından ülkenin geçmişin ağır yüklerinden birini geride bıraktığını belirterek bundan sonraki sürecin kalkınma, yeniden yapılanma ve devlet kurumlarının güçlendirilmesine odaklanacağını ifade etti.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Washington cephesinden yapılan açıklamalarda da ekonomik boyut öne çıktı. ABD&#8217;nin Suriye Özel Temsilcisi ve Ankara Büyükelçisi Tom Barrack, kararın Suriye&#8217;nin “izolasyondan ortaklığa” geçişinde önemli bir aşama olduğunu belirterek statünün uzun yıllar boyunca yatırım ve ekonomik faaliyetlerin önünde bir engel oluşturduğunu söyledi. Barrack, bundan sonraki aşamada ortaya çıkan fırsatın kalıcı barış ve refaha dönüştürülmesi gerektiğini vurguladı.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Türkiye&#8217;den Washington&#8217;ın Kararına Destek</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Türkiye Dışişleri Bakanlığı da 25 Ağustos&#8217;ta yaptığı açıklamayla ABD&#8217;nin kararını memnuniyetle karşıladığını duyurdu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bakanlık, ABD yönetiminin ortaya koyduğu irade ile Kongrenin sürece yönelik yaklaşımını takdir ettiğini belirtirken Suriye hükümeti ve halkının izlediği tutumu da olumlu değerlendirdi. Ankara, uzun süredir desteklediği bu adımla Suriye&#8217;nin ekonomik toparlanması ve yeniden inşasının önündeki en büyük engellerden birinin aşıldığını vurguladı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Dışişleri Bakanlığına göre karar, Suriye&#8217;nin uluslararası toplumla bağlarının güçlendirilmesine ve ülkede güvenlik ile istikrarın kalıcı hâle getirilmesine yönelik çabaları da hızlandırabilir. Ankara aynı zamanda uluslararası topluma Suriye&#8217;nin refah ve istikrarına yönelik çabalarını birleştirme çağrısında bulundu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Türkiye&#8217;nin Şam Büyükelçisi Nuh Yılmaz da kararın Suriye&#8217;nin dünyayla bütünleşmesinin önündeki son önemli engellerden birinin kaldırılması anlamına geldiğini belirtti. Yılmaz, gelişmenin yalnızca Suriye&#8217;nin normalleşmesi ve kalkınması açısından değil, bölgesel barış ve istikrar açısından da önem taşıdığını ifade etti.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Suriye&#8217;de Ekonomik Normalleşmenin Önü Açılıyor</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Washington&#8217;ın kararı, Suriye açısından özellikle yeniden inşa sürecinin finansmanı bakımından kritik önem taşıyor. On yılı aşkın savaşın ardından ülkenin enerji, ulaşım, konut, sağlık ve diğer temel altyapısının yeniden oluşturulması büyük miktarda yabancı sermaye ve uluslararası finansman gerektiriyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Terörizme Sponsor Olan Ülkeler statüsü ise yalnızca ABD merkezli şirketlerin Suriye&#8217;yle ilişkilerini etkilemiyordu. Uluslararası bankalar ve yatırımcılar açısından da yaptırım ve uyum riskleri nedeniyle Suriye&#8217;yle işlem yapmak önemli hukuki ve finansal belirsizlikler barındırıyordu. Şam yönetimi bu nedenle statünün kaldırılmasını uluslararası finans sistemiyle yeniden bütünleşmenin temel aşamalarından biri olarak görüyordu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Reuters&#8217;a göre Mastercard ve Bank of America gibi büyük finans kuruluşlarının Suriye&#8217;yle ekonomik ilişkilere yönelik ilgisi de artıyor. Yeni kararın özellikle bankacılık işlemleri, yabancı yatırımlar ve yeniden inşa projelerinin finansmanı bakımından bu süreci hızlandırması bekleniyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bununla birlikte Suriye üzerindeki bütün kısıtlamaların ortadan kalktığını söylemek mümkün değil. ABD&#8217;nin önceki yaptırım kaldırma kararlarında Beşar Esad ve bazı kişi ve yapılara yönelik hedefli yaptırımlar korunmuştu. Dolayısıyla yeni dönem, Suriye&#8217;ye yönelik yaptırım mimarisinin tamamen ortadan kaldırılmasından ziyade ülke ve yeni yönetim üzerindeki kapsamlı ekonomik izolasyonun önemli ölçüde sona erdirilmesi anlamına geliyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Karar Bölgesel Denklem Açısından da Önem Taşıyor</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">ABD&#8217;nin Suriye kararının zamanlaması bölgesel güvenlik açısından da dikkat çekiyor. Washington bir taraftan Şam&#8217;ın ekonomik ve diplomatik normalleşmesini desteklerken diğer taraftan Suriye ile İsrail arasındaki gerilimin azaltılması için arabuluculuk yürütüyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Suriye ve İsrail heyetleri geçtiğimiz günlerde Ürdün&#8217;de ABD arabuluculuğunda görüşmeler gerçekleştirdi. Görüşmelerde İsrail&#8217;in Suriye&#8217;deki askerî faaliyetlerinin azaltılması, güvenlik düzenlemelerinin yeniden ele alınması ve iki taraf arasındaki gerilimin düşürülmesi konuları gündeme geldi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu süreç Türkiye açısından da doğrudan önem taşıyor. İsrail&#8217;in 18 Ağustos&#8217;ta İdlib&#8217;deki Ebu Zuhur Hava Üssü&#8217;ne düzenlediği saldırılar Ankara ve Şam&#8217;ın tepkisini çekmiş, ABD&#8217;nin Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack da saldırıları bölgesel istikrarı zedeleyen gereksiz bir tırmanma olarak değerlendirmişti. Söz konusu üssün Türkiye&#8217;nin desteğiyle yeniden faaliyete geçirilmesine yönelik çalışmalar yürütüldüğü bildirilmişti.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu tablo içerisinde Washington&#8217;ın Suriye&#8217;yi Terörizme Sponsor Olan Ülkeler listesinden çıkarması, ABD&#8217;nin yeni Şam yönetimine yönelik politikasında geçici yaptırım muafiyetlerinin ötesine geçen daha yapısal bir normalleşmeye yöneldiğini gösteriyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Türkiye açısından karar ise Ankara&#8217;nın uzun süredir savunduğu Suriye&#8217;nin toprak bütünlüğü, ekonomik yeniden yapılanması ve uluslararası sisteme yeniden entegrasyonu yaklaşımıyla örtüşüyor. Özellikle ekonomik izolasyonun azalması, Suriye&#8217;deki devlet kapasitesinin yeniden oluşturulması ve merkezi yönetimin güçlendirilmesi bakımından yeni imkânlar yaratabilir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ancak bundan sonraki sürecin belirleyici başlığı, siyasi kararın sahadaki istikrara ve ekonomik toparlanmaya ne ölçüde dönüşeceği olacak. İsrail-Suriye gerilimi, ülke içerisindeki güvenlik sorunları, yeniden inşanın finansmanı ve bölgesel aktörler arasındaki rekabet devam ederken ABD&#8217;nin son kararı Şam&#8217;a önemli bir alan açıyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yaklaşık 47 yıl sonra Suriye&#8217;nin Terörizme Sponsor Olan Ülkeler listesinden çıkarılması bu açıdan yalnızca Washington-Şam ilişkilerinde değil, savaş sonrası Suriye&#8217;nin bölgesel ve uluslararası sisteme yeniden eklemlenmesinde de yeni bir dönemin başlangıcı olabilecek nitelikte.</p>



<p class="wp-block-paragraph"></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Trump’tan Mekke Ortak Savunma Anlaşması’na Destek</title>
		<link>https://addrmagazine.com/trump-mekke-ortak-savunma-anlasmasi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Analiz Merkezi]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 17 Aug 2026 07:27:32 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Savunma Diplomasisi]]></category>
		<category><![CDATA[ABD]]></category>
		<category><![CDATA[bölgesel güvenlik]]></category>
		<category><![CDATA[Donald Trump]]></category>
		<category><![CDATA[Mekke Anlaşması]]></category>
		<category><![CDATA[Mekke Ortak Savunma Anlaşması]]></category>
		<category><![CDATA[Orta Doğu]]></category>
		<category><![CDATA[ortak savunma]]></category>
		<category><![CDATA[Pakistan]]></category>
		<category><![CDATA[Recep Tayyip Erdoğan]]></category>
		<category><![CDATA[savunma iş birliği]]></category>
		<category><![CDATA[Savunma Sanayii]]></category>
		<category><![CDATA[Suudi Arabistan]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Washington]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://addrmagazine.com/?p=2508</guid>

					<description><![CDATA[ABD Başkanı Donald Trump, Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında imzalanan Mekke Ortak Savunma Anlaşması’nı memnuniyetle karşıladığını açıkladı. Trump, üç ülkenin liderlerini tebrik ederken anlaşmayı bölgesel ülkelerin kendi savunmalarında daha fazla sorumluluk üstlenmesi açısından önemli bir gelişme olarak değerlendirdi.&#160;&#160; Trump, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan’ın anlaşmayı imzalamasından memnuniyet duyduğunu belirterek gelişmenin Orta Doğu ülkelerinin bir araya gelmesi ve kendi savunma kapasitelerini daha anlamlı biçimde güçlendirmeleri açısından önem taşıdığını ifade etti. ABD Başkanı anlaşmayı “büyük, cesur ve önemli bir ilk adım” olarak nitelendirdi.&#160;&#160; Trump’ın açıklaması, Mekke Ortak Savunma Anlaşması’nın imzalanmasının ardından Washington’dan gelen en dikkat çekici]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph">ABD Başkanı Donald Trump, Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında imzalanan Mekke Ortak Savunma Anlaşması’nı memnuniyetle karşıladığını açıkladı. Trump, üç ülkenin liderlerini tebrik ederken anlaşmayı bölgesel ülkelerin kendi savunmalarında daha fazla sorumluluk üstlenmesi açısından önemli bir gelişme olarak değerlendirdi.&nbsp;&nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph">Trump, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan’ın anlaşmayı imzalamasından memnuniyet duyduğunu belirterek gelişmenin Orta Doğu ülkelerinin bir araya gelmesi ve kendi savunma kapasitelerini daha anlamlı biçimde güçlendirmeleri açısından önem taşıdığını ifade etti. ABD Başkanı anlaşmayı “büyük, cesur ve önemli bir ilk adım” olarak nitelendirdi.&nbsp;&nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph">Trump’ın açıklaması, Mekke Ortak Savunma Anlaşması’nın imzalanmasının ardından Washington’dan gelen en dikkat çekici değerlendirmelerden biri oldu. Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan tarafından oluşturulan yeni yapı; ortak savunmanın yanı sıra siyasi ve askerî koordinasyonun geliştirilmesini, müşterek tatbikatları ve savunma sanayii alanındaki iş birliğinin derinleştirilmesini öngörüyor.&nbsp;&nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph">Anlaşma kapsamında üç ülkenin üst düzey siyasi ve askerî makamları arasında koordinasyon mekanizmalarının oluşturulması planlanıyor. Kara, deniz, hava ve siber alanlarda müşterek faaliyetlerin geliştirilmesinin yanı sıra insansız sistemler, elektronik harp ve yapay zekâ gibi alanlarda iş birliği yapılması da anlaşmanın öne çıkan unsurları arasında bulunuyor. Savunma sanayiinde ortak geliştirme, üretim ve teknoloji transferi de yeni mekanizmanın önemli başlıkları arasında yer alıyor.&nbsp;&nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph">Trump’ın açıklamasında özellikle ülkelerin kendi savunmalarını güçlendirmesine yaptığı vurgu dikkat çekti. Bu yaklaşım, Washington’ın son yıllarda müttefik ve ortaklarının bölgesel güvenlik konusunda daha fazla sorumluluk üstlenmesine yönelik söylemiyle de örtüşüyor. Nitekim uluslararası basındaki değerlendirmelerde Mekke Anlaşması’nın bölgesel güvenlik sorumluluğunun daha fazla yerel aktörler tarafından üstlenilmesine yönelik eğilimin bir parçası olarak okunabileceği belirtiliyor.&nbsp;&nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph">Mekke Ortak Savunma Anlaşması’nın mevcut ittifakların alternatifi olmadığı daha önce Türk yetkililer tarafından vurgulanırken, yapının gelecekte başka ülkelerin katılımına açık olabileceği de belirtilmişti. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan son olarak Mısır’ın anlaşmaya katılmasının mümkün olabileceğini açıklamıştı.&nbsp;&nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph">Trump’ın anlaşmaya açık destek vermesi, yeni savunma mekanizmasının Washington tarafından nasıl karşılanacağına ilişkin tartışmalar açısından da önem taşıyor. ABD Başkanı’nın açıklaması, Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasındaki yeni güvenlik yapılanmasını Washington’a alternatif bir blok olarak değerlendirmek yerine, bölgesel ülkelerin savunma sorumluluğunu daha fazla üstlendiği bir girişim olarak gördüğüne işaret ediyor.&nbsp;&nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph">Böylece Mekke Ortak Savunma Anlaşması’na ilişkin Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan’ın ardından ABD’den de olumlu bir siyasi mesaj gelmiş oldu. Trump’ın anlaşmayı bir “ilk adım” olarak nitelendirmesi ise Washington’ın yeni mekanizmanın ilerleyen dönemde nasıl şekilleneceğini yakından takip edeceğine yönelik önemli bir işaret olarak değerlendirilebilir.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Atina’nın Türkiye Gündemi Genişliyor</title>
		<link>https://addrmagazine.com/yunanistanin-turkiye-politikasi-atina/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Analiz Merkezi]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 14 Aug 2026 08:49:45 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Savunma Diplomasisi]]></category>
		<category><![CDATA[ABD]]></category>
		<category><![CDATA[Avrupa Savunması]]></category>
		<category><![CDATA[Doğu Akdeniz]]></category>
		<category><![CDATA[Ege]]></category>
		<category><![CDATA[F-35]]></category>
		<category><![CDATA[Great Sea Interconnector]]></category>
		<category><![CDATA[Güvenlik]]></category>
		<category><![CDATA[İsrail]]></category>
		<category><![CDATA[Jeopolitik]]></category>
		<category><![CDATA[Kıbrıs]]></category>
		<category><![CDATA[Mavi Vatan]]></category>
		<category><![CDATA[Savunma]]></category>
		<category><![CDATA[Türk-Yunan ilişkileri]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye-ABD ilişkileri]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye-İsrail ilişkileri]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye-Yunanistan ilişkileri]]></category>
		<category><![CDATA[Yunanistan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://addrmagazine.com/?p=2502</guid>

					<description><![CDATA[Yunanistan’ın Türkiye politikası, Ankara ile Atina arasındaki ilişkilerin daha kontrollü bir seyir izlediği son yıllarda yeni bir dönüşümden geçiyor. Yunan basınında son dönemde öne çıkan değerlendirmeler, Ege ve Doğu Akdeniz’deki geleneksel anlaşmazlıkların artık F-35, Avrupa savunma mimarisi, Kıbrıs, enerji projeleri ve Türkiye’nin Batılı ülkelerle geliştirdiği yeni savunma ilişkileriyle birlikte ele alındığını gösteriyor. Ancak Atina’nın aynı anda bu kadar fazla dosyayı gündemde tutmasının arkasında yalnızca Türkiye’nin attığı adımlar bulunmuyor. Daha geniş jeopolitik tabloda Yunanistan’ın son yıllarda Türkiye karşısında oluşturduğu dengeleme mekanizmasının bazı unsurları da değişmeye başlıyor. ABD’nin uzun vadeli askerî önceliklerini Hint-Pasifik’e kaydırması ve Avrupa ile Orta Doğu’daki askerî yükünü azaltmaya]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph">Yunanistan’ın Türkiye politikası, Ankara ile Atina arasındaki ilişkilerin daha kontrollü bir seyir izlediği son yıllarda yeni bir dönüşümden geçiyor. Yunan basınında son dönemde öne çıkan değerlendirmeler, Ege ve Doğu Akdeniz’deki geleneksel anlaşmazlıkların artık F-35, Avrupa savunma mimarisi, Kıbrıs, enerji projeleri ve Türkiye’nin Batılı ülkelerle geliştirdiği yeni savunma ilişkileriyle birlikte ele alındığını gösteriyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ancak Atina’nın aynı anda bu kadar fazla dosyayı gündemde tutmasının arkasında yalnızca Türkiye’nin attığı adımlar bulunmuyor. Daha geniş jeopolitik tabloda Yunanistan’ın son yıllarda Türkiye karşısında oluşturduğu dengeleme mekanizmasının bazı unsurları da değişmeye başlıyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">ABD’nin uzun vadeli askerî önceliklerini Hint-Pasifik’e kaydırması ve Avrupa ile Orta Doğu’daki askerî yükünü azaltmaya yönelik arayışları, Washington’ın bölgedeki müttefikleri açısından yeni bir belirsizlik oluşturuyor. Avrupa’nın kendi güvenliği için daha fazla sorumluluk üstlenmesinin beklendiği bu dönemde, Yunanistan’ın ABD ile geliştirdiği askerî ilişkilerin önemi devam etse de Washington’ın bölgesel önceliklerinin gelecekte hangi yönde şekilleneceği Atina açısından göz ardı edilemeyecek bir değişken hâline geliyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu nedenle Great Sea Interconnector projesi, Mavi Vatan, Türkiye’nin F-35 programına olası dönüşü, Ankara’nın Batılı ülkelerle genişleyen savunma ilişkileri ve Kıbrıs meselesi birbirinden bağımsız beş sorun olarak değil, Yunanistan’ın değişen stratejik ortam içerisinde elinde tutmaya çalıştığı diplomatik ve siyasi araçlar olarak da okunabilir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bunların ilk sırasında Doğu Akdeniz’deki Great Sea Interconnector bulunuyor. Yunanistan, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ve İsrail’in elektrik şebekelerini birbirine bağlamayı amaçlayan denizaltı kablo projesi uzun süredir teknik bir enerji yatırımının ötesinde jeopolitik bir mesele hâline gelmiş durumda.</p>



<p class="wp-block-paragraph">2024 yılında Kasos ve Kerpe çevresindeki deniz tabanı araştırmaları sırasında Türkiye ile Yunanistan arasında yaşanan gerilim projenin en kritik kırılma noktalarından birini oluşturdu. Ankara, araştırmaların kendi kıta sahanlığı olarak değerlendirdiği alanlara girdiğini savunurken Atina bunun için Türkiye’den izin alınmasının gerekmediği görüşünü benimsedi. Araştırmaların yeniden başlaması bu nedenle yalnızca kablonun geleceğini değil, tarafların Doğu Akdeniz’deki deniz yetki alanı tezlerini sahada ne ölçüde uygulayabileceklerini de gösterecek.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Fakat burada Yunanistan açısından daha geniş bir sorun bulunuyor. Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki etkinliği artık yalnızca Türk-Yunan rekabetinden ibaret değil. Ankara, Libya ile geliştirdiği ilişkiler, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ndeki varlığı, Doğu Akdeniz’deki askerî kapasitesi ve bölgenin daha güneyinde Somali’ye kadar uzanan siyasi, askerî ve ekonomik ilişkileri sayesinde çok daha geniş bir coğrafyada hareket edebiliyor. Dolayısıyla Türkiye açısından Doğu Akdeniz, tek bir proje veya tek bir ülkeyle yürütülen rekabet üzerinden şekillenmiyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yunanistan açısından ikinci hassas konu ise Mavi Vatan. Atina’nın Türkiye’de bu yaklaşımın yasal bir zemine taşınması ihtimalini yakından takip etmesi, kavramın yalnızca siyasi veya askerî bir doktrin olarak değil, Türkiye’nin deniz yetki alanları politikasının uzun vadeli kurumsal çerçevesi olarak algılandığını gösteriyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ancak bu başlık da daha geniş pazarlık denkleminden bağımsız değil. Yunanistan’ın Türkiye ile gelecekte yapılabilecek herhangi bir kapsamlı görüşmede elindeki diplomatik araçların sayısını mümkün olduğunca yüksek tutmak istemesi anlaşılabilir. Ege, Doğu Akdeniz, Kıbrıs, Avrupa Birliği ve savunma ilişkilerinin aynı anda gündemde tutulması Atina’ya farklı platformlarda Türkiye üzerinde siyasi baskı oluşturabilecek dosyalar sağlıyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Sorun, bu araçların geçmişteki kadar etkili olup olmayacağı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Türkiye’nin F-35 programına yeniden dönme ihtimali bunun en belirgin örneklerinden biri. Yunanistan kendi F-35 tedarik sürecini ilerletirken Ankara’nın programa dönmesi, Atina’nın son yıllarda hava gücü modernizasyonu üzerinden oluşturmaya çalıştığı teknolojik avantajı azaltabilir. Fakat daha önemlisi, böyle bir karar Washington’ın Türkiye’yi yeniden daha güçlü biçimde Batı savunma sistemine entegre etmeye yöneldiğini gösterebilir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Atina açısından asıl stratejik sorun burada ortaya çıkıyor. Türkiye’nin ABD ile ilişkilerindeki sorunlar Yunanistan’a hareket alanı sağlarken Ankara’nın Washington ile yeniden yakınlaşması bu alanı daraltabilir. Aynı durum Avrupa için de geçerli.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Türkiye’nin İngiltere, Almanya, İtalya ve Fransa gibi ülkelerle geliştirdiği savunma ilişkileri, Ankara’nın Avrupa güvenlik sistemine AB üyeliğinden bağımsız kanallar üzerinden bağlanabildiğini gösteriyor. Avrupa’nın savunma üretimini artırmaya çalıştığı bir dönemde Türkiye’nin üretim kapasitesi, askerî tecrübesi ve NATO içerisindeki konumu Ankara’yı Avrupa başkentleri açısından giderek daha zor göz ardı edilebilir bir ortak hâline getiriyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu gelişme Yunanistan’ın geleneksel Türkiye politikasının önemli bir unsurunu zorluyor. Atina uzun yıllardır Washington, Paris ve Brüksel ile geliştirdiği ilişkileri Ankara karşısında diplomatik ve askerî bir denge unsuru olarak kullanmaya çalıştı. Ancak aynı başkentlerin Türkiye ile güvenlik ve savunma ilişkilerini geliştirmesi, bu stratejinin hareket alanını daraltıyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">İsrail ise bu denklemin belki de en önemli fakat en belirsiz değişkenlerinden biri.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yunanistan, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ve İsrail arasında son yıllarda geliştirilen savunma, enerji ve güvenlik ilişkileri Doğu Akdeniz’de yeni bir stratejik hat oluşturdu. Türkiye-İsrail ilişkilerinin kötüleşmesi bu yapının siyasi önemini daha da artırdı. Atina açısından İsrail ile kurulan yakınlık, Doğu Akdeniz’de Türkiye karşısındaki dengeleme politikasının önemli parçalarından biri hâline geldi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ancak bu denklem kalıcı olmak zorunda değil.</p>



<p class="wp-block-paragraph">İsrail’de gelecekte yaşanabilecek bir siyasi değişim sonucunda yeni bir hükümetin Türkiye ile ilişkileri normalleştirmeyi tercih etmesi, Doğu Akdeniz’deki mevcut dengeyi önemli ölçüde değiştirebilir. Türkiye ile İsrail’in geçmişte güçlü ekonomik, diplomatik ve askerî ilişkiler kurabilmiş iki ülke olduğu düşünüldüğünde, Ankara-Tel Aviv hattında ortaya çıkabilecek yeni bir yakınlaşma Yunanistan açısından ciddi bir stratejik risk senaryosu oluşturuyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Böyle bir durumda Atina’nın Türkiye karşısında son yıllarda oluşturduğu dengeleme sisteminin iki önemli dış ayağı aynı anda değişebilir. ABD bölgesel askerî ağırlığını azaltırken İsrail Türkiye ile yeniden yakınlaşırsa, Yunanistan’ın Doğu Akdeniz’de Ankara karşısında oluşturduğu stratejik çevrenin bugünkü biçimini koruması güçleşebilir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kıbrıs ve Avrupa Birliği dosyalarının önemi de tam bu noktada artıyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Türkiye Avrupa savunma mimarisinde daha güçlü bir rol ararken Yunanistan ve GKRY’nin AB üyeliğinden kaynaklanan siyasi araçları bulunuyor. SAFE, Gümrük Birliği, Türkiye-AB ilişkileri ve Kıbrıs müzakereleri bu nedenle birbirinden tamamen bağımsız süreçler olmaktan çıkıyor. Atina ve Lefkoşa açısından AB mekanizmaları, Türkiye ile yürütülecek daha geniş bir pazarlıkta kullanılabilecek önemli araçlar oluşturuyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Fakat Ankara’nın da alternatifleri genişliyor. Türkiye’nin NATO üyeliği, Avrupa ülkeleriyle ikili savunma ilişkileri, Karadeniz’deki rolü, Orta Doğu’daki diplomatik ağırlığı, Libya ve Afrika’daki varlığı ile gelişen savunma sanayii ilişkileri Ankara’nın tek bir siyasi veya coğrafi kanala bağımlı kalmasını engelliyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Dolayısıyla iki tarafın pazarlık pozisyonlarında önemli bir asimetri oluşmaya başlıyor. Yunanistan mevcut dosyaları mümkün olduğunca uluslararasılaştırarak Türkiye karşısındaki diplomatik kaldıraçlarını korumaya çalışırken Ankara aynı dosyaları daha geniş bir bölgesel stratejinin parçaları olarak değerlendirebiliyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu, Türkiye’nin Yunanistan ile yaşadığı sorunların önemini kaybettiği anlamına gelmiyor. Ege, kıta sahanlığı, hava sahası, Doğu Akdeniz ve Kıbrıs Ankara açısından önemini koruyor. Değişen unsur, Türkiye’nin dış politika gündeminin artık bu anlaşmazlıkların çok ötesine uzanması.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Somali’den Libya’ya, Suriye’den Karadeniz’e, Körfez’den Avrupa savunmasına kadar uzanan geniş bir coğrafyada hareket eden Türkiye açısından Yunanistan dosyası bölgesel stratejinin unsurlarından biri hâline gelirken Atina açısından Türkiye hâlâ temel güvenlik ve dış politika meselelerinden biri olmayı sürdürüyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu fark önümüzdeki dönemin Türk-Yunan ilişkilerini anlamak açısından kritik olabilir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Atina’nın aynı anda GSI, Mavi Vatan, F-35, Avrupa savunması ve Kıbrıs dosyalarını yakından takip etmesi bu nedenle yalnızca Türkiye’nin yeni adımlarına verilen reaksiyon olarak görülmemeli. Yunanistan aynı zamanda gelecekte oluşabilecek daha kapsamlı bir pazarlık öncesinde elindeki diplomatik araçların değerini korumaya çalışıyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ancak uluslararası konjonktür Atina açısından eskisinden daha değişken.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Washington’ın küresel öncelikleri değişiyor, Avrupa kendi savunma kapasitesini artırmaya çalışıyor, Türkiye Batılı ülkelerle yeni savunma kanalları açıyor ve Orta Doğu’daki ittifak ilişkilerinin kalıcı olduğu varsayılamıyor. Özellikle gelecekte Türkiye-İsrail ilişkilerinde yaşanabilecek olası bir normalleşme, Doğu Akdeniz’de son yıllarda oluşan denklemi kökten değiştirebilecek gelişmelerden biri olacaktır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu nedenle Yunanistan açısından asıl mesele Türkiye’nin bugün hangi adımı attığından daha büyük olabilir. Atina’nın karşı karşıya olduğu temel soru, Türkiye’yi dengelemek amacıyla son yıllarda oluşturduğu dış politika mimarisinin değişen Amerikan, Avrupa ve Orta Doğu politikaları karşısında ne kadar sürdürülebilir olduğudur.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Eğer bu mimarinin dış destekleri zayıflar ve Türkiye aynı dönemde hem Batı sistemiyle ilişkilerini güçlendirip hem de çevre coğrafyalardaki stratejik hareket alanını genişletmeye devam ederse, Türk-Yunan rekabetindeki asıl değişim Ege’de değil, Atina’nın Ankara karşısındaki pazarlık gücünde ortaya çıkabilir.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
