<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Husiler &#8211; ADDR Magazine</title>
	<atom:link href="https://addrmagazine.com/tag/husiler/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://addrmagazine.com</link>
	<description>Defence Diplomacy Review</description>
	<lastBuildDate>Sun, 19 Jul 2026 23:03:08 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.1.1</generator>

<image>
	<url>https://addrmagazine.com/wp-content/uploads/2025/11/ADDR-60x60.png</url>
	<title>Husiler &#8211; ADDR Magazine</title>
	<link>https://addrmagazine.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>İran-ABD Savaşı Günlüğü</title>
		<link>https://addrmagazine.com/iran-abd-savasi-gunlugu-19-temmuz-2026/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Prof. Dr. Poyraz Gürson]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 19 Jul 2026 23:03:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Akademik Bakış]]></category>
		<category><![CDATA[ABD üsleri]]></category>
		<category><![CDATA[askeri gelişmeler]]></category>
		<category><![CDATA[Babülmendep Boğazı]]></category>
		<category><![CDATA[Çin]]></category>
		<category><![CDATA[Devrim Muhafızları]]></category>
		<category><![CDATA[Hizbullah]]></category>
		<category><![CDATA[Hürmüz Boğazı]]></category>
		<category><![CDATA[Husiler]]></category>
		<category><![CDATA[İran ABD savaşı 2026]]></category>
		<category><![CDATA[İran ABD son dakika]]></category>
		<category><![CDATA[İran balistik füzeleri]]></category>
		<category><![CDATA[İran-ABD Çatışması]]></category>
		<category><![CDATA[İran-ABD Savaşı]]></category>
		<category><![CDATA[jeopolitik analiz]]></category>
		<category><![CDATA[Orta Doğu]]></category>
		<category><![CDATA[Rusya]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://addrmagazine.com/?p=2338</guid>

					<description><![CDATA[19 Temmuz 2026 &#124; Günlük Gelişmeler ve Değerlendirme İran-ABD Savaşı Günlüğü&#8217;nün 19 Temmuz 2026 tarihli bölümünde ABD ve İran arasında yaşanan son askeri gelişmeler, karşılıklı füze saldırıları, Hürmüz Boğazı&#8217;ndaki güvenlik durumu, bölgesel gelişmeler ve yayımlanan analizlerde öne çıkan değerlendirmeler bir araya getirildi. Yayımlanan haber ve yorumlarda; Çin Halk Cumhuriyeti (ÇHC) ve Rusya’nın, İran’ın bölgedeki ABD üslerini hedef alma çabalarını desteklediği ifade edilmektedir. ABD yetkililerine göre; Çin ve Rusya’nın İran’ın ABD varlıklarını hedef almasını desteklemesinden endişe duyduklarını söylediği ve her iki ülkenin de çatışma boyunca İran’ın hedef alma çabalarını desteklediği, Financial Times’ın Nisan 2026’daki haberine göre İran’ın, 2024 yılında Çin’den satın]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph"><strong>19 Temmuz 2026 | Günlük Gelişmeler ve Değerlendirme</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">İran-ABD Savaşı Günlüğü&#8217;nün 19 Temmuz 2026 tarihli bölümünde ABD ve İran arasında yaşanan son askeri gelişmeler, karşılıklı füze saldırıları, Hürmüz Boğazı&#8217;ndaki güvenlik durumu, bölgesel gelişmeler ve yayımlanan analizlerde öne çıkan değerlendirmeler bir araya getirildi.</p>



<ul class="wp-block-list">
<li>ABD, yedinci gece üst üste düzenlediği saldırılarda köprüleri, bir kara yolu tünelini, gözetleme noktalarını, yer altı silah depolarını ve denizcilik tesislerini hedef aldı.</li>



<li>İran, Ürdün, Kuveyt ve Bahreyn’deki ABD bağlantılı tesislere füze ve insansız hava araçlarıyla saldırdı. Ürdün, cumartesi sabahı erken saatlerde 10 füzeyi etkisiz hâle getirdiğini açıklarken, Kuveyt ise yaralanmalar ve bir enerji santrali ile tuz arıtma tesisinde hasar meydana geldiğini bildirdi.</li>



<li>İran, gemi trafiğinin keskin bir şekilde azaldığı ve ticari denizciler arasında ölü sayısının artmaya devam ettiği bir dönemde, güçlerinin Hürmüz Boğazı yakınlarında birçok gemiyi durdurduğunu veya saldırdığını açıkladı.</li>



<li>Washington, Trump’ın İran’daki enerji santrallerine, nükleer tesislere ve diğer altyapılara yönelik daha geniş çaplı saldırıları değerlendirmesi üzerine İsrail’e onlarca ek yakıt ikmal uçağı gönderiyor.</li>



<li>İran, bölgedeki ABD üslerine yüksek hızlı, manevra kabiliyeti yüksek füzeler fırlatarak ABD savunma sistemlerine uyum sağlamaya çalışıyor.</li>



<li>İran’ın balistik füze programının ilerlemesinin ABD ulusal güvenlik çıkarlarına yönelik tehdidini vurguluyor. Son gelişmeler ve İran füzelerinin isabetinin artması, isabet oranını iyileştirmek için manevra kabiliyeti yüksek yeni teknolojik sistemler kullandığını göstermektedir.</li>



<li>İran’ın Ürdün’deki bir üsse düzenlediği füze saldırısında 17 Temmuz’da iki ABD askeri hayatını kaybetti. Adı açıklanmayan ABD’li yetkililer, Batı medyasına saldırının Ürdün’ün Azrak kentindeki Muwaffaq Salti Hava Üssü’nde gerçekleştiğini söyledi.</li>



<li>Çin Halk Cumhuriyeti (ÇHC) ve Rusya’nın, İran’ın bölgedeki ABD üslerini hedef alma çabalarını desteklediği düşünülüyor. ABD’li yetkililer, ÇHC ve Rusya’nın İran’ın son dönemdeki ABD varlıklarını hedef almasını desteklemesinden endişe duyduklarını belirtmektedir.</li>



<li>Mücteba Hamaney ve müzakere heyeti üyeleri de dâhil olmak üzere diğer üst düzey İranlı yetkililer, ABD-İran mutabakat zaptının artık yürürlükte olmadığını kamuoyuna açıkladılar.</li>



<li>İran ve ABD, mutabakat zaptının Hürmüz Boğazı ile ilgili beşinci maddesini temelde farklı şekillerde yorumladılar ve bu da mutabakat zaptının çökmesine katkıda bulundu.</li>



<li>İran, 18 Temmuz’da Kuveyt’teki bir enerji ve tuz arıtma tesisine füze attı. Bu saldırının, ABD’nin 17 Temmuz’da İran’ın Hürmüzgan eyaletindeki Jask yakınlarında bulunan bir tuz arıtma tesisine düzenlediği iddia edilen saldırıya karşılık olarak yapıldığı düşünülüyor.</li>



<li>İran, Suudi Arabistan’daki bir ABD üssüne balistik füze fırlatarak yaklaşık üç ay sonra Suudi topraklarına yönelik ilk İran saldırısını gerçekleştirdi.</li>



<li>Son 24 saatlik sürede Amerika Birleşik Devletleri, Hürmüzgan Eyaleti’nde, Bandar Abbas çevresindeki ek köprü ve yollara saldırılar düzenledi.</li>
</ul>



<p class="wp-block-paragraph">Yayımlanan haber ve yorumlarda; Çin Halk Cumhuriyeti (ÇHC) ve Rusya’nın, İran’ın bölgedeki ABD üslerini hedef alma çabalarını desteklediği ifade edilmektedir. ABD yetkililerine göre; Çin ve Rusya’nın İran’ın ABD varlıklarını hedef almasını desteklemesinden endişe duyduklarını söylediği ve her iki ülkenin de çatışma boyunca İran’ın hedef alma çabalarını desteklediği, Financial Times’ın Nisan 2026’daki haberine göre İran’ın, 2024 yılında Çin’den satın aldığı gelişmiş bir keşif uydusunu kullanarak 2026 baharında Orta Doğu’daki ABD askerî varlıklarını ve üslerini hedef aldığı, Washington Post’un Mart 2026’da yayımladığı ayrı bir haberde Rusya’nın, İran’a ABD güçlerine yönelik saldırıları desteklemek için savaş gemileri ve uçaklar da dâhil olmak üzere ABD askerî varlıklarının yerlerini sağladığı, Rusya’nın ayrıca İran’ın ABD güçlerine ve varlıklarına yönelik saldırılarını desteklemek için İran ile gelişmiş insansız hava aracı taktiklerini paylaştığı, İran’ın saldırılarının doğruluğunu ve etkinliğini artırmak için Rusya ve Çin gibi ortaklarına güvenmeye devam ettiği belirtilmektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Diğer taraftan, İranlı yetkililerin Yemen’de Husilerin Babülmendep Boğazı’nı kapatma girişimleri ve Lübnan’da Hizbullah’ın çatışmaları İsrail topraklarına aktararak dikkati dağıtma ve cephe genişletme çalışmalarının beklendiği, İran’ın Kuzey Irak’ta Erbil yakınlarında İranlı Kürt gruplara ait bazı üsleri vurduğu, bu üslerde Kürtlerin İran’da çıkarılacak iç ayaklanmaya hazırlık yaptıklarının değerlendirildiği belirtilmektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">İran’da ekonomik durumun kötüleştiği, halkın alım gücünün zayıflamasının ve hükümete desteğin giderek azalmasının beklendiği, ABD’nin tedricen artan bombalamasının da halkın hükümet karşıtı gösteri ve yürüyüşlerine destek olabileceği belirtilmektedir.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İran-ABD Çatışmasında Baskı Artıyor</title>
		<link>https://addrmagazine.com/iran-abd-catismasinda-baski-artiyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Prof. Dr. Poyraz Gürson]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 15 Jul 2026 15:45:35 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Akademik Bakış]]></category>
		<category><![CDATA[ABD]]></category>
		<category><![CDATA[Basra Körfezi]]></category>
		<category><![CDATA[bölgesel güvenlik]]></category>
		<category><![CDATA[CENTCOM]]></category>
		<category><![CDATA[deniz ablukası]]></category>
		<category><![CDATA[Donald Trump]]></category>
		<category><![CDATA[Enerji Güvenliği]]></category>
		<category><![CDATA[Hizbullah]]></category>
		<category><![CDATA[Hürmüz Boğazı]]></category>
		<category><![CDATA[Husiler]]></category>
		<category><![CDATA[İDMO]]></category>
		<category><![CDATA[Irak]]></category>
		<category><![CDATA[İran]]></category>
		<category><![CDATA[İran ABD çatışması]]></category>
		<category><![CDATA[İran Devrim Muhafızları]]></category>
		<category><![CDATA[Lübnan]]></category>
		<category><![CDATA[Orta Doğu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://addrmagazine.com/?p=2305</guid>

					<description><![CDATA[GELİŞMELER ABD Merkez Komutanlığı, Amerikan kuvvetlerinin İran limanlarına ve kıyı bölgelerine giriş çıkış yapan gemilere karşı deniz ablukasına yeniden başladığını ve 20’den fazla ABD Donanması savaş gemisi ile yüzlerce askerî uçağın Orta Doğu genelinde faaliyet gösterdiğini bildirdi. ABD’nin geçtiğimiz gün 7 saatlik hava harekâtı yaparak İran’daki hedefleri ateş altına aldığı belirtildi. ABD Başkanı Donald Trump, Tahran müzakerelere geri dönmediği takdirde İran’a yönelik askerî saldırıları enerji santralleri ve köprüleri de kapsayacak şekilde genişleteceğini söyledi ve saldırıların önümüzdeki hafta yoğunlaşacağı uyarısında bulundu. İran Dışişleri Bakanlığı, İngiltere’nin İslam Devrim Muhafızları Ordusu’nu yeni devlet tehditleri yasası kapsamında hedef almasını kınayarak, bu adımı sorumsuz ve]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<h2 class="wp-block-heading has-medium-font-size"><strong>GELİŞMELER</strong></h2>



<p class="wp-block-paragraph">ABD Merkez Komutanlığı, Amerikan kuvvetlerinin İran limanlarına ve kıyı bölgelerine giriş çıkış yapan gemilere karşı deniz ablukasına yeniden başladığını ve 20’den fazla ABD Donanması savaş gemisi ile yüzlerce askerî uçağın Orta Doğu genelinde faaliyet gösterdiğini bildirdi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">ABD’nin geçtiğimiz gün 7 saatlik hava harekâtı yaparak İran’daki hedefleri ateş altına aldığı belirtildi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">ABD Başkanı Donald Trump, Tahran müzakerelere geri dönmediği takdirde İran’a yönelik askerî saldırıları enerji santralleri ve köprüleri de kapsayacak şekilde genişleteceğini söyledi ve saldırıların önümüzdeki hafta yoğunlaşacağı uyarısında bulundu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">İran Dışişleri Bakanlığı, İngiltere’nin İslam Devrim Muhafızları Ordusu’nu yeni devlet tehditleri yasası kapsamında hedef almasını kınayarak, bu adımı sorumsuz ve uluslararası hukukun ihlali olarak nitelendirdi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">İran, son 24 saat içinde Hürmüz Boğazı’nda en az üç ticari gemiye saldırdı. Bu da İran’ın, ABD’nin İran’a yönelik son saldırılarına rağmen ticari gemilere saldırma yeteneğini ve isteğini koruduğunu gösteriyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">ABD Merkez Komutanlığı (CENTCOM), İran’ın boğazdaki gemi trafiğini tehdit etmek için kullandığı askerî hedeflere karşı bir dizi saldırı daha gerçekleştirdiğini duyurdu. İran, ABD saldırılarına Kuveyt, Bahreyn ve Ürdün’deki ABD askerî üslerine saldırarak karşılık verdi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Hizbullah, Lübnan hükûmetinin silahsızlanma çabalarını geciktirmek için bir bilgilendirme kampanyası yürütüyor gibi görünüyor. Hizbullah, Lübnan Silahlı Kuvvetleri (LAF) ile iş birliği yapacağına ve Lübnan hükûmetinin silahsızlanma çabalarına başlamadan önce İsrail’in Lübnan’dan tamamen çekilmesini önceliklendirmesi gerektiğine dair Lübnan hükûmetini ikna etmeye çalışıyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">14 Temmuz’da iki ABD yetkilisi, ABD’nin Suudi Arabistan’ın Yemen’deki Husi kontrolündeki Sana Uluslararası Havalimanı’na 13 Temmuz’da düzenlediği hava saldırılarını desteklediğini açıkladı. Husiler de 14 Temmuz’da ticari hava yollarını Suudi hava sahasını kullanmamaları konusunda uyardı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">İran Parlamentosu, ABD-İsrail-İran Savaşı’nın başlamasından bu yana ilk açık oturumunu gerçekleştirdi ve Hürmüz Boğazı’nın İran tarafından yönetimine ilişkin önerilen mevzuatı görüştü. Parlamenterler, parlamentonun nisan ayında önerdiği “Hürmüz Boğazı ve Basra Körfezi’nin Güvenliğinin ve Sürdürülebilir Kalkınmasının Sağlanmasına Yönelik Stratejik Eylem Planı”nı gözden geçirdi. Parlamento tasarıyı onaylamadı veya metnini yayımlamadı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Tasarının, İran’ın Hürmüz Boğazı üzerindeki kontrolünü resmileştirmeyi amaçladığı ve İran’ın boğaz üzerindeki kontrolünü güvence altına almak için şu anda attığı adımları temelden değiştirmeyeceği muhtemeldir. Ayrıca 180 parlamenter, hükûmetin tasarıyı uygulamasını sağlamak için bir denetim komitesi kurulmasını talep eden mektubu 14 Temmuz’da imzaladı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">İran, ABD ile yaşanan gerginliğin artmasıyla birlikte Kürt muhalif grupların rejim karşıtı faaliyetlerde bulunmasından duyduğu endişe nedeniyle İran-Irak sınırına asker konuşlandırmaktadır. Kuzey Irak topraklarında bulunan rejim karşıtı Kürt gruplar, Irak medyasına, İslam Devrim Muhafızları Ordusu’nun (İDMO) son haftalarda 3.000 “özel kuvvet” ile birlikte insansız hava araçları, topçu birlikleri ve tankları İran-Irak sınırına konuşlandırdığını bildirdi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">İran destekli Irak milislerinin, silahlarını bırakmadan önce Irak federal hükûmetinin gelecekteki ABD veya İsrail saldırılarına karşı koruma sağlaması ve Irak’taki ABD askerî varlığının sona ermesi de dâhil olmak üzere bazı güvenceler talep ettiği bildirilmektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">İran destekli Irak milis grubu Kataib Hizbullah, İran destekli Irak milislerinin İran ile ABD ve İsrail arasında yeniden başlayabilecek bir savaşa katılacağı tehdidinde bulundu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Irak Başbakanı Ali ez Zeydi, ABD’de görüşmelerde bulunmaktadır. ABD ile Irak arasında güvenlik ve iş birliği anlaşmaları yapılacaktır. Irak Silahlı Kuvvetleri Sözcüsü Tümgeneral Sabah el Numan, ABD liderliğindeki koalisyonun Eylül 2026’da Irak’tan çekilmesinin ardından Irak’ın ABD ile yeni bir güvenlik iş birliği çerçevesi kuracağını duyurdu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Hizbullah, Lübnan hükûmetinin silahsızlanma çabalarını geciktirmek için bir bilgilendirme kampanyası yürütüyor ve bu kampanyada Hizbullah, Lübnan Silahlı Kuvvetleri (LAF) ile iş birliği yapacağına ve Lübnan hükûmetinin silahsızlanma çabalarına başlamadan önce İsrail’in Lübnan’dan tamamen çekilmesi gerektiğine hükûmeti ikna etmeye çalışıyor.</p>



<h2 class="wp-block-heading has-medium-font-size"><strong>DEĞERLENDİRME</strong></h2>



<p class="wp-block-paragraph">ABD’nin İran’a yönelik saldırılarının gelecek günlerde artarak devam edeceği, İran yönetiminin direnişi sonunda rejim değişikliğine doğru gidilmekte olduğu görülmektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ateşkes, taraflara yeniden toparlanma ve güçlerini takviye etme imkânı verdiği gibi ABD’ye hedeflerini daha net analiz etme imkânı da vermiştir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">ABD, İran’ın Rusya ve Çin’den yardım almasını önlemek için tedbirler almaktadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">İran halkının Mart 2026 ayına göre hükûmeti desteklemek yerine daha temkinli davranmaya başladığı, ekonomik durumun daha da kötüleştiği ve hükûmet karşıtı gösterilerin başlayabileceği beklenmektedir.</p>



<h2 class="wp-block-heading has-medium-font-size"><strong>ORTA DOĞU BÖLGESİNDEKİ İRAN GELİŞMELERİ</strong></h2>



<p class="wp-block-paragraph">İran, bölgesel gücünü Şii Hilali içinde kontrol ettiği Bağdat, Şam, Beyrut ve Sana gibi dört başkent ile ölçmeye başladı. Bu başkentlerden ilk kaybedilen, Esad rejiminin Aralık 2024 tarihinde sona ermesiyle Şam oldu. Suriye topraklarının kontrolünün kaybı, İran’ın Lübnan ve Akdeniz ile kara yolu bağlantısını da kopardı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">İsrail’in Hizbullah ile savaşı sırasında Genel Sekreter Hasan Nasrallah’ı öldürmesi ve Hizbullah’ın Suriye üzerinden uzanan ikmal hattını kesmesiyle başlayan gerileme süreci pekişti. Lübnan, İsrail ve ABD’nin 26 Haziran 2026 günü Washington’da imzaladıkları anlaşma ile Lübnan Silahlı Kuvvetleri, Hizbullah’ın silahlardan arındırılması için görevlendirilecek. 1989 yılındaki Taif Anlaşması ile yapılmak istenen husus, bu anlaşma ile sağlanmaya çalışılacaktır. Hizbullah, ABD’de imzalanan anlaşmayı tanımadığını açıklamış olsa da bu durum, Hizbullah’ın 1989 yılında silahlarını iade etmeyi reddettiği dönemde Lübnan adına savaştığını iddia etmesiyle aynı değildir. Bu defa Hizbullah’ın karşısında Lübnan Devleti’nin resmî güvenlik güçleri bulunacaktır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bağdat’ta Ali ez Zeydi Hükûmeti, devlet otoritesi dışında faaliyet gösteren tüm grupların silahlarını teslim etmelerini emretti. İran’ın Irak topraklarındaki unsurları, ileri savunma doktrininin bir parçası olarak İran tarafından finanse edilen, Suriye üzerinden diğer unsurlarla (Hizbullah-HAMAS) iletişim ve ikmal sağlayan yapıya sahiptir. Bahse konu gruplar gerek Irak’ta gerekse Lübnan’da devlet içinde devlet denilebilecek yapılar olup, bu hükûmetlerin dağıtmaya cesaret edemeyecekleri unsurlardır. Irak’ta Mukteda es-Sadr, mayıs ayı sonlarında birliklerini devlet otoritesi altına soktu ve cephaneliğini orduya teslim etti; bunu yapan ilk kişi oldu. Tahran’a yakın en büyük iki gruptan da benzer bir yolu izleyeceklerine dair işaretler geldi. Yalnızca Kudüs Gücü’ne en yakın katı çekirdek, yabancı güçlerin önce ülkeyi terk etmesi gerektiği gerekçesiyle direnmeyi sürdürüyor. Bağdat ise artık bu bahaneye bir bitiş tarihi koymuş durumdadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yemen’de ABD ve İsrail hava saldırılarıyla yıpranan Husiler, savaşlarını Yemen’in içine yönlendirdi. Husiler, hem ABD ve İsrail’e hem de iç cephede hayatta kalma pahasına kendi varlığını sürdürmeyi tercih etmesiyle parça parça dağılıyor. Rejim içinde ise İran destekli örgütlerin liderleri, örgütün kendisinin feshedilmesini açıkça tartışmaya başladı. Şii Hilali, savaşı İran’ın uzağında tutmak için tasarlanmıştır. Ancak hilal içindeki en yakın iki başkent, milisler yerine devleti tercih etti ve doktrinin ihraç etmek üzere kurulduğu savaş şimdi içe dönmeye başladı. ABD, ateşkes sürecinde biriktirdiği güç ile İran’da Hürmüz Boğazı’nı açık tutmak, ablukayı devam ettirmek ve savaşın başlangıcındaki hedefi olan rejim değişikliğine yönelik hedeflerine ulaşabilmek amacıyla saldırılarını sürdürmektedir. Rusya ve Çin’in desteğiyle yıpratma savaşına dönüşen Hürmüz Boğazı ve Körfez’deki çatışmalar, savaşta yeni bir evrenin içinde olduğumuzu göstermektedir.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Körfezden Kızıldeniz’e Genişleyen Savaş</title>
		<link>https://addrmagazine.com/korfezden-kizildenize-genisleyen-savas/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Doç. Dr. Yeşim Demir]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 03 Apr 2026 13:59:23 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Görüş]]></category>
		<category><![CDATA[ABD]]></category>
		<category><![CDATA[Arap dünyası]]></category>
		<category><![CDATA[Babülmendep]]></category>
		<category><![CDATA[bölgesel güvenlik]]></category>
		<category><![CDATA[Devrim Muhafızları]]></category>
		<category><![CDATA[Donald Trump]]></category>
		<category><![CDATA[Husiler]]></category>
		<category><![CDATA[IKBY]]></category>
		<category><![CDATA[İran]]></category>
		<category><![CDATA[İsrail]]></category>
		<category><![CDATA[Körfez]]></category>
		<category><![CDATA[Kürt gruplar]]></category>
		<category><![CDATA[Mesud Pezeşkiyan]]></category>
		<category><![CDATA[Neçirvan Barzani]]></category>
		<category><![CDATA[Ortadoğu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://addrmagazine.com/?p=1678</guid>

					<description><![CDATA[ABD Başkanı Donald Trump’ın çelişkili açıklamaları, ABD’nin İran konusunda bir çıkmaz içinde olduğunu göstermektedir. ABD açısından iki seçenek öne çıkmaktadır: ya sahadaki sınırlılıkları kabul ederek geri adım atmak ya da İran’a yönelik daha kapsamlı ve sert bir askeri müdahale yapmak. Bu süreçte İsrail’in de ABD geri çekilmeden İran’a karşı daha geniş çaplı bir saldırı gerçekleştirme eğiliminde olduğu görülmektedir. Bu durum, krizin yalnızca ABD-İran hattında değil, bölgesel düzeyde daha geniş bir çatışmaya evrilme potansiyelini artırmaktadır. ABD ve İsrail cephesinde bu stratejik belirsizlik ve olası askeri seçenekler tartışılırken, İran’ın kendi içinde de farklı yaklaşımlar ortaya çıkmaktadır.İran tarafında ise ABD ile yürütülen diplomatik]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph">ABD Başkanı Donald Trump’ın çelişkili açıklamaları, ABD’nin İran konusunda bir çıkmaz içinde olduğunu göstermektedir. ABD açısından iki seçenek öne çıkmaktadır: ya sahadaki sınırlılıkları kabul ederek geri adım atmak ya da İran’a yönelik daha kapsamlı ve sert bir askeri müdahale yapmak. Bu süreçte İsrail’in de ABD geri çekilmeden İran’a karşı daha geniş çaplı bir saldırı gerçekleştirme eğiliminde olduğu görülmektedir. Bu durum, krizin yalnızca ABD-İran hattında değil, bölgesel düzeyde daha geniş bir çatışmaya evrilme potansiyelini artırmaktadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">ABD ve İsrail cephesinde bu stratejik belirsizlik ve olası askeri seçenekler tartışılırken, İran’ın kendi içinde de farklı yaklaşımlar ortaya çıkmaktadır.İran tarafında ise ABD ile yürütülen diplomatik temasların merkezinde Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan bulunmaktadır. Pezeşkiyan’ın diplomatik çözüm arayışına karşılık, Devrim Muhafızları’nın daha sert ve güvenlik odaklı bir yaklaşım benimsediği anlaşılmaktadır. Bu durum, siyasi elit ile askeri elit arasında krizin ele alınmasında görüş ayrılıkları olduğunu göstermektedir. Söz konusu ayrışmanın derinleşmesi halinde, İran’da iç siyasi istikrarsızlık ve hatta bir yönetim krizi ihtimali gündeme gelebilir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">İç politik gelişmeler bu tabloyu daha da pekiştirmektedir. İran içinde rejime yönelik geniş çaplı sokak protestolarının görülmemesi dikkat çekse de bu durumun toplumsal destekten ziyade baskı mekanizmalarıyla ilişkili olduğu değerlendirilmektedir. Sokak protestolarının ardından balkon ve pencerelerden gerçekleştirilen protesto biçimlerinin dahi sert müdahalelerle karşılık bulduğu bilinmektedir. Bu tür eylemlere karşı alınan kararlar çerçevesinde, protesto faaliyetleri vatana ihanet ve dini değerlere karşı gelme kapsamında değerlendirilmekte; bu durum mal varlığına el konulmasından idam cezasına kadar uzanan ağır yaptırımları beraberinde getirebilmektedir. Ayrıca yurtdışında olduğu tespit edilen kişilerin de yargılanacağı yönünde uygulamalar dikkat çekmektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Kürt Faktörü ve Kara Harekatı</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu iç ve dış dinamikler birlikte değerlendirildiğinde, ABD’nin İran’a yönelik stratejisinde hedeflerine doğrudan ulaşmakta zorlandığı ve bu nedenle dolaylı yöntemlere yöneldiği anlaşılmaktadır. Bu bağlamda İran’ın etnik yapısı üzerinden baskı oluşturma arayışları daha görünür hale gelmektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi Başkanı Neçirvan Barzani’nin konutuna yönelik saldırı sonrası ABD ve İran arasında karşılıklı suçlamalar yapılmış olsa da bölgesel ilişkiler ağı dikkate alındığında bu olayın çok boyutlu değerlendirilmesi gerekmektedir. Barzani ailesinin tarihsel olarak İran ile belirli düzeyde ilişkilere sahip olduğu, buna karşılık bölgesel yönetimin ABD ve İsrail ile ilişkilerini de dengelemeye çalıştığı bilinmektedir. Dolayısıyla bu tür gelişmeleri, yalnızca askeri hamleler olarak değil, aynı zamanda uzun vadeli ilişkiler ağı içinde değerlendirmek gerekmektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu çerçevede uluslararası medyada İran Kürtlerinin silahlandırıldığına dair haberler yer almakta, Irak’taki kamplarda eğitim süreçlerine ilişkin görüntüler paylaşılmaktadır. Ayrıca bazı Peşmerge unsurlarının İran’daki Kürt şehirlerine kaydırıldığı iddiaları da gündeme gelmektedir. Bu gelişmeler, olası bir kara harekâtı hazırlığına dair tartışmaları artırmaktadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ancak sahadaki bu gelişmelere rağmen Kürdistan Bölgesel Yönetimi’nin resmi açıklamalarında, savaşın parçası olunmayacağı vurgulanmaktadır. Bu durum sahadaki gelişmeler ile siyasi söylemler arasında çelişkili bir durum yaratmaktadır. Nitekim Kürt grupların olası bir çatışmada aktif rol üstlenmesi, bugüne kadar Körfez ülkelerini içine çeken savaşın kapsamını daha da genişletebilir ve Irak Kürt Bölgesel Yönetimini doğrudan İran’ın hedefi haline getirebilir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">İran’daki Kürt grupların olası bir kara harekâtındaki rolü ile ilgili farklı görüşler olduğu görülmektedir. Kürt aktörlerin önemli bir kısmı tarafından, herhangi bir dış güçle bu yönde bir ittifak içinde olmadıkları, dış güçlerin aracı konumuna düşmek istemedikleri ifade edilmiştir. Bunun temel nedeni, İran’ın askeri kapasitesinin halen güçlü olduğunu ve olası bir girişimin ciddi sonuçlar doğurabileceği yönündeki değerlendirmelerdir. Bununla birlikte, uzun vadede siyasi kazanım elde etme ihtimali tamamen göz ardı edilmemektedir. Genel olarak İran’da demokratik ve federal bir yönetim modeline yönelik talepleri bulunmaktadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Öte yandan İran yönetimi, yoğun olarak ülkenin batı bölgelerinde yaşayan yaklaşık 9 milyonluk Kürt nüfusun bulunduğu coğrafyayı ve bu bölgenin yerel dinamiklerini yakından tanımaktadır. Bu durum, olası bir dış müdahale karşısında yönetimin bu unsurları kontrol altına almagücünü artırmaktadır. Dolayısıyla ABD ve İsrail’in Kürtleri kullanmaya yönelik olası planlarında bu stratejik gerçekliği ne ölçüde dikkate aldıkları önemli bir soru olarak ortaya çıkmaktadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu çerçevede ABD’nin geçmişte Afganistan, Irak, Suriye ve Libya örneklerinde olduğu gibi yerel aktörleri kullanma stratejisini İran’da ne ölçüde uygulayabileceği tartışmalıdır. İran’daki Kürt grupların daha çok kırsal alanlarda etkili olabileceği, büyük şehirlerde ise belirleyici bir güç oluşturamayacağı değerlendirilmektedir. Ayrıca Kürt gruplar arasındaki iç bölünmeler de dikkate alındığında, bu stratejinin başarı ihtimali ve gelecekteki sonuçları belirsizliğini korumaktadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">İran’ın etnik yapısı üzerinden bir harekat girişiminin başarılı olma olasılığı düşük olmakla birlikte Kürt aktörlerin dış güçler tarafından desteklendikten sonra yalnız bırakılması ihtimali tarihsel örnekler ışığında göz ardı edilmemelidir. Bu durum yalnızca İran için değil, etnik çeşitliliğe sahip tüm bölge ülkeleri için uzun vadeli istikrarsızlık riski taşımaktadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bununla birlikte ABD’nin İran’a yönelik kara harekatı düşük olasılıklı görünmekle birlikte Hark Adası dahil bazı adaları ele geçirme girişimi dahi savaşın boyutunu değiştirebilir. Böyle bir durum İran’ın işine de gelebilir.Uzun yıllardır yaptırımlar altında bulunan ve yıpratıcı bir savaş sürecine giren İran’ın, maliyeti karşı tarafa yayma stratejisi izleyebileceği düşünülebilir.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Küresel Krizin Yeni Eşiği Babülmendep Boğazı</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Kara sahasındaki bu gelişmelerin yanı sıra, deniz hatları üzerinden yaşanabilecek gelişmeler de krizin seyrini doğrudan etkileyebilecek niteliktedir. İran’a yönelik saldırılar, Yemen’deki Husileri de doğrudan denklemin içine çekmiştir. Husilerin, İsrail’e yönelik saldırı kapasitesine sahip olduğu ve özellikle insansız hava araçları ile uzun menzilli füze sistemlerini kullanabileceği değerlendirilmektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu bağlamda Husilerin en dikkat çekici adımı, Babülmendep Boğazı’nı kapatma tehdididir. Hürmüz Boğazı’ndaki risklerin ardından ortaya çıkan bu durum, küresel enerji ve ticaret açısından son derece önemli bir gelişmedir. Dünya petrol ticaretinin yaklaşık yüzde 8’inin geçtiği ve “Gözyaşı Kapısı” olarak da nitelendirilen Babülmendep Boğazı, Süveyş Kanalı ile Hint Okyanusu arasında kritik bir geçiş noktasıdır.&nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu nedenle söz konusu boğazın kapanması ihtimali, yalnızca bölgesel değil küresel ölçekte sonuçlar doğurabilecek niteliktedir. Nitekim nakliye şirketlerinin şimdiden alternatif rota olarak Ümit Burnu’nu değerlendirmeye başladığı görülmektedir. Bu rota daha uzun ve maliyetli olmakla birlikte daha güvenli kabul edilmektedir.&nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph">Babülmendep Boğazı’nın kapanması, sadece enerji piyasalarını değil, gıda ve hammadde taşımacılığını da olumsuz etkileyecek yeni krizlereyol açabilir. Bu durumpetrol fiyatlarının yüzde 40’a kadar artmasına neden olabilir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bununla birlikte boğazın kapanmasının siyasi ve güvenlik boyutu da ayrıca önemlidir. Çatışmaların Afrika Boynuzu’na yayılma riskini de beraberinde getirecektir.&nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph">Tüm bu gelişmeler çerçevesinde İran’ın daha da yalnızlaşacağı ve yeni yaptırımlarla karşı karşıya kalabileceği yönünde değerlendirmeler yapılmaktadır. Ancak İran’ın 46 yıldan beri yaptırımlar altında olduğu dikkate alındığında, mevcut süreçte “kaybedecek bir şey kalmadı” algısıyla daha sert bir strateji izleyebileceği değerlendirilmektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Arap Dünyası ve Güvenlik Arayışları</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">İran’ın körfez ülkelerine yönelik saldırıları nedeniyle 19 Mart’ta Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’da Azerbaycan, Bahreyn, Birleşik Arap Emirlikleri, Katar, Kuveyt, Lübnan, Mısır, Suriye, Türkiye ve Ürdün Dışişleri Bakanlarının katıldığı bir toplantı yapılmıştır. Toplantı sonrası yayınlanan bildiride İran’ın bölge ülkelerine saldırılarının kınandığı ve İran’ın saldırılarını durdurması yönünde açıklama yapıldı. Ancak bildiride İsrail ve ABD’nin İran’a yönelik saldırılarına değinilmemesi dikkat çekmiştir.&nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu durum, bölge ülkelerinin güvenlik algısında İran’ın öncelikli tehdit olarak konumlandığını göstermektedir. Nitekim Arap ülkelerinde genel eğilim, İran’a karşı daha organize bir güvenlik mimarisi oluşturma yönündedir. Bu bağlamda, İsrail ile normalleşme sürecini içeren İbrahim Anlaşmaları bir referans noktası olarak görülmekte, buna ek olarak NATO benzeri bir bölgesel savunma ittifakı fikri tartışılmaktadır. Bu tür bir yapının Türkiye ve Pakistan gibi ülkeleri de kapsayacak şekilde genişletilmesi gerektiği yönünde görüşler bulunmaktadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Bu Savaşın Gösterdikleri</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Tüm bu gelişmeler, sahadaki askeri dengeler kadar, savaşın algısal ve stratejik boyutuna ilişkin önemli sonuçlar da ortaya koymaktadır. Savaşın ilk aşamalarında İsrail’in askeri ve teknolojik üstünlüğü ön plana çıkarken, süreç içerisinde bazı varsayımların sorgulanmasına neden olan gelişmeler yaşanmıştır. İran’ın hızlı şekilde geri adım atacağı veya dış destekten yoksun kalacağı yönündeki beklentilerin tam olarak gerçekleşmediği görülmektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ayrıca İran’ın siyasi sisteminin, liderlik kaybı durumunda dahi kurumsal sürekliliği sağlayabilecek mekanizmalara sahip olduğu anlaşılmıştır. İran Anayasası’nın 111.maddesine göre cumhurbaşkanı, yargı erki başkanı ve Anayasayı Koruyucular Konseyinden seçilen bir üyeden oluşan geçici bir liderlik yapısının oluşturulabilmesi bu duruma örnek teşkil etmektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bununla birlikte İran’ın başlangıçtan itibaren müzakereden yana olduğu görülmekle birlikte İsrail ve ABD baskısına boyun eğmeye ve teslim olmaya yönelik bir durumu da söz konusu olmamıştır.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Sonuç</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">İran’a yönelik askeri baskının arttığı bu süreçte, savaşın yalnızca ABD-İsrail ve İran arasında sınırlı kalmadığı, aksine bölgesel ve küresel düzeyde çok katmanlı bir krize dönüştüğü görülmektedir. Kürt grupların olası rolü, Husilerin deniz yollarını hedef alma kapasitesi ve Arap ülkelerinin yeni güvenlik arayışları, çatışmanın genişleme potansiyelini artırmaktadır. Kısa vadede İran’a yönelik askeri seçeneklerin sınırlı başarı ihtimali taşıdığı, ancak uzun vadede bölgesel kırılganlıkları derinleştirebileceği öngörülebilir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Özellikle etnik ve mezhepsel farklılıklar üzerinden yürütülecek stratejilerin, yalnızca İran’ı değil, tüm bölgeyi istikrarsızlaştırma riski bulunmaktadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu çerçevede, bölge aktörlerinin yalnızca mevcut ittifakları değil, çatışma sonrası oluşacak jeopolitik gerçekliği de dikkate alarak hareket etmeleri gerekmektedir. Aksi takdirde, geçmişte İngiltere’nin bölgeden çekilmesiyle ortaya çıkan ve bölge ülkelerini uzun süreli istikrarsızlık ve çözülmemiş sorunlarla baş başa bırakan sürecin benzerinin, ABD’nin olası geri çekilmesiyle de tekrar etmesi kaçınılmaz olabilir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu yazının orijinali https://12punto.com.tr/yazarlar/yesim-demir/korfezden-kizildenize-genisleyen-savas-135189 sitesinde yayınlanmıştır.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
