<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Kıbrıs &#8211; ADDR Magazine</title>
	<atom:link href="https://addrmagazine.com/tag/kibris/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://addrmagazine.com</link>
	<description>Defence Diplomacy Review</description>
	<lastBuildDate>Thu, 24 Sep 2026 09:09:59 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.1.3</generator>

<image>
	<url>https://addrmagazine.com/wp-content/uploads/2025/11/ADDR-60x60.png</url>
	<title>Kıbrıs &#8211; ADDR Magazine</title>
	<link>https://addrmagazine.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>MSB’den Doğu Akdeniz Mesajı Türkiye’nin Haklarını Göz Ardı Eden Faaliyetlere İzin Verilmeyecek</title>
		<link>https://addrmagazine.com/msb-dogu-akdeniz-aciklamasi-yunanistan-kibris/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Analiz Merkezi]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 24 Sep 2026 09:09:54 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[deniz yetki alanları]]></category>
		<category><![CDATA[Denizkurdu-I/2026]]></category>
		<category><![CDATA[Doğu Akdeniz]]></category>
		<category><![CDATA[Ege Denizi]]></category>
		<category><![CDATA[GKRY]]></category>
		<category><![CDATA[HÜRKUŞ-II]]></category>
		<category><![CDATA[İsrail]]></category>
		<category><![CDATA[Kıbrıs]]></category>
		<category><![CDATA[kıta sahanlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Millî Savunma Bakanlığı]]></category>
		<category><![CDATA[MSB]]></category>
		<category><![CDATA[TAYFUN Blok-2]]></category>
		<category><![CDATA[TCG ANADOLU]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Silahlı Kuvvetleri]]></category>
		<category><![CDATA[Yunanistan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://addrmagazine.com/?p=2768</guid>

					<description><![CDATA[MSB Doğu Akdeniz başta olmak üzere Yunanistan, Kıbrıs ve İsrail’e ilişkin bir dizi açıklamada bulundu. Millî Savunma Bakanlığı, Yunanistan, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ve İsrail arasında planlanan denizaltı elektrik bağlantısına ilişkin Türkiye’nin kıta sahanlığındaki faaliyetlerin Ankara ile önceden koordine edilmesi gerektiğini bildirdi. Millî Savunma Bakanlığının Haftalık Basın Bilgilendirme Toplantısı, Denizkurdu-I/2026 Tatbikatı’nın Seçkin Gözlemci Günü kapsamında Muğla açıklarındaki TCG ANADOLU’da gerçekleştirildi. Bakanlık Sözcüsü Tuğamiral Zeki Aktürk tarafından gerçekleştirilen toplantının ardından MSB, gazetecilerin Doğu Akdeniz, Kıbrıs ve Yunanistan’a ilişkin sorularını yanıtladı. Denizaltı Elektrik Kablosu İçin Kıta Sahanlığı Vurgusu Bakanlığın açıklamalarında öne çıkan başlıklardan birini Yunanistan, GKRY ve İsrail arasında kurulması planlanan denizaltı]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph">MSB Doğu Akdeniz başta olmak üzere Yunanistan, Kıbrıs ve İsrail’e ilişkin bir dizi açıklamada bulundu. Millî Savunma Bakanlığı, Yunanistan, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ve İsrail arasında planlanan denizaltı elektrik bağlantısına ilişkin Türkiye’nin kıta sahanlığındaki faaliyetlerin Ankara ile önceden koordine edilmesi gerektiğini bildirdi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Millî Savunma Bakanlığının Haftalık Basın Bilgilendirme Toplantısı, Denizkurdu-I/2026 Tatbikatı’nın Seçkin Gözlemci Günü kapsamında Muğla açıklarındaki TCG ANADOLU’da gerçekleştirildi.</p>



<figure class="wp-block-embed is-type-video is-provider-youtube wp-block-embed-youtube wp-embed-aspect-16-9 wp-has-aspect-ratio"><div class="wp-block-embed__wrapper">
<iframe title="Haftalık Basın Bilgilendirme Toplantısı Denizkurdu-I Tatbikatı’nda Gerçekleştirildi" width="1040" height="585" src="https://www.youtube.com/embed/pNJHNdf8uf0?feature=oembed&#038;enablejsapi=1" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" allowfullscreen></iframe>
</div></figure>



<p class="wp-block-paragraph">Bakanlık Sözcüsü Tuğamiral Zeki Aktürk tarafından gerçekleştirilen toplantının ardından MSB, gazetecilerin Doğu Akdeniz, Kıbrıs ve Yunanistan’a ilişkin sorularını yanıtladı.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Denizaltı Elektrik Kablosu İçin Kıta Sahanlığı Vurgusu</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Bakanlığın açıklamalarında öne çıkan başlıklardan birini Yunanistan, GKRY ve İsrail arasında kurulması planlanan denizaltı elektrik bağlantısı oluşturdu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">MSB, Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki deniz yetki alanları ve kıta sahanlığından kaynaklanan haklarının korunmasına yönelik tutumunun devam ettiğini belirtti.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Türkiye ile Libya arasında imzalanan Deniz Yetki Alanlarının Sınırlandırılmasına İlişkin Mutabakat Muhtırası ile Türkiye’nin 18 Mart 2020’de Birleşmiş Milletlere bildirdiği kıta sahanlığı sınırlarının Ankara’nın hukuki çerçevesini oluşturduğu ifade edildi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bakanlık, Türkiye’nin kıta sahanlığında gerçekleştirilecek kablo veya boru döşeme faaliyetleri ile bilimsel araştırmaların Ankara ile önceden koordine edilmesi gerektiğini bildirdi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">MSB, Türkiye’nin hak ve menfaatlerini dikkate almayan izinsiz faaliyetlere izin verilmeyeceğini ve bölgedeki gelişmeler doğrultusunda gerekli tedbirlerin alınacağını açıkladı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bakanlık ayrıca Türkiye’nin Doğu Akdeniz’de kıyı devleti olmaktan kaynaklanan hak ve yetkilerini kullanmaya ve deniz yetki alanlarındaki haklarını korumaya devam edeceğini belirtti.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>GKRY’nin Silahlanması Yakından Takip Ediliyor</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">MSB’nin gündemindeki bir diğer konu Kıbrıs’taki askerî gelişmeler oldu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bakanlık, bölgesel kriz ve gerilimlerin arttığı bir dönemde GKRY’nin devam eden silahlanma faaliyetleri ile üçüncü ülkelerle geliştirdiği askerî ilişkilerin yakından takip edildiğini açıkladı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">MSB’ye göre bu faaliyetler Ada’daki mevcut dengeleri ve güven ortamını olumsuz etkileyebilecek nitelik taşıyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Son dönemde gündeme gelen GKRY’deki hava savunma sisteminin Kıbrıs Türk halkı ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti açısından doğrudan tehdit oluşturmadığı yönündeki değerlendirmelere de değinen Bakanlık, bu yaklaşımın Kıbrıs Türk halkının güvenliği ile hak ve menfaatlerinin göz ardı edilmesine gerekçe oluşturamayacağını bildirdi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Türkiye’nin garantör ülke statüsüne dikkat çeken MSB, Kıbrıs Türk halkının güvenliği, huzuru ve refahına yönelik gerekli tedbirlerin KKTC makamlarıyla koordinasyon içerisinde alınmaya devam edileceğini açıkladı.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Yunanistan’a Gayriaskerî Statüdeki Adalar Mesajı</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Bakanlık, Yunanistan’ın Ege’deki gayriaskerî statüde bulunan adalara yönelik askerî faaliyetlerine ilişkin de açıklamada bulundu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">MSB, Doğu Ege Adaları’nın statüsünün 1923 Lozan ve 1947 Paris Barış Antlaşmaları kapsamında düzenlendiğini belirterek Yunanistan’ın bu adalardaki silahlanma faaliyetlerine yönelik Türkiye’nin itirazını yineledi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bakanlık, Yunanistan’dan bölgede barış ve istikrara zarar verebilecek faaliyetlerden kaçınmasını ve antlaşmalardan kaynaklanan yükümlülüklerine uymasını beklediğini bildirdi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Türkiye’nin Ege Denizi ve Doğu Akdeniz’de diyalog ve iyi komşuluk temelindeki yaklaşımını sürdüreceği belirtilirken, uluslararası hukuktan kaynaklandığını belirttiği hak ve menfaatlerini korumaya yönelik tedbirlerin de devam edeceği ifade edildi.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>İsrail’e İlişkin Açıklama</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">MSB, Orta Doğu’daki gelişmeler kapsamında İsrail’in Gazze, Lübnan ve Suriye’deki faaliyetlerine ilişkin de değerlendirmelerde bulundu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bakanlık, İsrail’in Gazze’deki saldırıları ile insani yardım faaliyetlerine yönelik kısıtlamalarını eleştirirken Lübnan’ın güneyindeki faaliyetler ve Suriye’nin güneyindeki saldırılara da dikkat çekti.</p>



<p class="wp-block-paragraph">MSB, İsrail’in eylemlerinin uluslararası hukuka olan güveni zedelediği görüşünü dile getirerek bu faaliyetlerin yalnızca bölgesel değil küresel güvenlik açısından da tehdit oluşturduğunu savundu.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Denizkurdu-I/2026’da 14 Bin Personel</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Haftalık bilgilendirme toplantısının gerçekleştirildiği Denizkurdu-I/2026 Tatbikatı da devam ediyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Tuğamiral Zeki Aktürk, tatbikatın 20-25 Eylül tarihleri arasında Karadeniz, Ege Denizi ve Doğu Akdeniz’de gerçekleştirildiğini açıkladı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Tatbikata Deniz Kuvvetlerinin yanı sıra Kara ve Hava Kuvvetleri, Özel Kuvvetler Komutanlığı, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığından unsurlar katılıyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Denizkurdu-I/2026 kapsamında 100 gemi, 50 hava unsuru, insansız deniz araçları ve yaklaşık 14 bin personel görev yapıyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Tatbikatla Deniz Kuvvetlerinin harekâtı sevk ve idare etkinliğinin değerlendirilmesi, çok tehditli ortamda karar verme kabiliyetlerinin geliştirilmesi ve farklı kuvvetler arasındaki müşterek çalışabilirliğin artırılması hedefleniyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>TCG ANADOLU’dan İlk Dikey İHA Kalkışı Yapılacak</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">MSB, Denizkurdu-I/2026 kapsamında TCG ANADOLU’da yeni sistemlerin de deneneceğini açıkladı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Aktürk, TCG ANADOLU’dan ilk kez dikey kalkış yapabilen bir insansız hava aracının havalanacağını bildirdi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Tatbikat kapsamında Makine ve Kimya Endüstrisi tarafından geliştirilen ve 100 kilogram harp başlığı taşıyan PİRANA kamikaze insansız deniz aracının da bir su üstü hedefini imha etmesi planlanıyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Böylece Denizkurdu-I/2026, Türk Deniz Kuvvetlerinin insanlı platformlarla birlikte farklı sınıflardaki insansız hava ve deniz sistemlerinin kullanımını test ettiği geniş kapsamlı faaliyetlerden biri haline geliyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>TAYFUN Blok-2 Kara Kuvvetleri Envanterine Giriyor</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">MSB’nin toplantıda açıkladığı önemli savunma sanayii gelişmelerinden biri de TAYFUN Blok-2’ye ilişkin oldu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bakanlık, Kara Kuvvetleri Komutanlığı tarafından muhtelif miktarda TAYFUN Blok-2 füzesinin muayene ve kabul faaliyetlerinin tamamlandığını açıkladı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Böylece TAYFUN füze ailesinin yeni konfigürasyonuna yönelik kabul sürecinde önemli bir aşama tamamlanmış oldu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">MSB ayrıca MKE tarafından savunma sanayii paydaşlarına 35 milimetre parçacıklı mühimmat ve yedek parça teslimatlarının gerçekleştirildiğini bildirdi.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>HÜRKUŞ-II İçin Kabul Faaliyeti 28 Eylül’de</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Türk Hava Kuvvetlerinin yeni nesil temel eğitim uçağı HÜRKUŞ-II için de takvim açıklandı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Tuğamiral Zeki Aktürk, HÜRKUŞ-II’nin kabul faaliyetinin 28 Eylül’de TUSAŞ’ın Kahramankazan tesislerinde gerçekleştirileceğini duyurdu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Faaliyete Hava Kuvvetleri Komutanının da katılması planlanıyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bakanlığın 24 Eylül’deki açıklamaları böylece Doğu Akdeniz ve Kıbrıs’taki güvenlik gelişmelerinin yanı sıra Türk Silahlı Kuvvetlerinin devam eden tatbikatları ve envantere girecek yeni savunma sistemlerine ilişkin bir dizi gelişmeyi de ortaya koydu.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>ABD&#8217;nin GKRY Kararı ve Doğu Akdeniz&#8217;deki Denge Oyunu</title>
		<link>https://addrmagazine.com/abd-gkry-silah-ambargosu-2027-dogu-akdeniz/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Analiz Merkezi]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 15 Sep 2026 10:07:43 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Küresel Odak]]></category>
		<category><![CDATA[ABD]]></category>
		<category><![CDATA[ABD GKRY ilişkileri]]></category>
		<category><![CDATA[ABD GKRY silah ambargosu]]></category>
		<category><![CDATA[Amerikan silahları]]></category>
		<category><![CDATA[Doğu Akdeniz]]></category>
		<category><![CDATA[Doğu Akdeniz güvenliği]]></category>
		<category><![CDATA[EDA]]></category>
		<category><![CDATA[FMS]]></category>
		<category><![CDATA[GKRY]]></category>
		<category><![CDATA[Güney Kıbrıs Rum Yönetimi]]></category>
		<category><![CDATA[İsrail]]></category>
		<category><![CDATA[ITAR]]></category>
		<category><![CDATA[Kıbrıs]]></category>
		<category><![CDATA[KKTC]]></category>
		<category><![CDATA[Rum Milli Muhafız Ordusu]]></category>
		<category><![CDATA[savunma iş birliği]]></category>
		<category><![CDATA[Savunma Sanayii]]></category>
		<category><![CDATA[silah ambargosu]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Yunanistan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://addrmagazine.com/?p=2668</guid>

					<description><![CDATA[ABD GKRY silah ambargosu muafiyetini bir yıl daha uzatarak uygulamanın 30 Eylül 2027&#8217;ye kadar devam etmesine karar verdi. Washington&#8217;ın 2022&#8217;den bu yana her yıl yenilediği uygulama, GKRY&#8217;nin Amerikan savunma sistemlerine erişimini sürdürürken ABD-GKRY savunma ilişkilerinin giderek kurumsallaşan yapısını da yeniden gündeme taşıdı. Türkiye, kararın Ada&#8217;daki güven ortamını olumsuz etkileyebileceğini ve GKRY&#8217;nin silahlanma faaliyetlerini teşvik edebileceğini belirterek karara tepki gösterdi. Karar yalnızca GKRY&#8217;nin Amerikan silahlarına erişimini sürdürmesi açısından değil, Doğu Akdeniz&#8217;deki güç dengeleri bakımından da önem taşıyor. Türkiye, Yunanistan, İsrail ve GKRY&#8217;nin farklı ittifaklar, enerji politikaları, deniz yetki alanları ve güvenlik öncelikleri üzerinden güç ve nüfuz mücadelesi yürüttüğü bölgede Washington&#8217;ın GKRY]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph">ABD GKRY silah ambargosu muafiyetini bir yıl daha uzatarak uygulamanın 30 Eylül 2027&#8217;ye kadar devam etmesine karar verdi. Washington&#8217;ın 2022&#8217;den bu yana her yıl yenilediği uygulama, GKRY&#8217;nin Amerikan savunma sistemlerine erişimini sürdürürken ABD-GKRY savunma ilişkilerinin giderek kurumsallaşan yapısını da yeniden gündeme taşıdı. Türkiye, kararın Ada&#8217;daki güven ortamını olumsuz etkileyebileceğini ve GKRY&#8217;nin silahlanma faaliyetlerini teşvik edebileceğini belirterek karara tepki gösterdi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Karar yalnızca GKRY&#8217;nin Amerikan silahlarına erişimini sürdürmesi açısından değil, Doğu Akdeniz&#8217;deki güç dengeleri bakımından da önem taşıyor. Türkiye, Yunanistan, İsrail ve GKRY&#8217;nin farklı ittifaklar, enerji politikaları, deniz yetki alanları ve güvenlik öncelikleri üzerinden güç ve nüfuz mücadelesi yürüttüğü bölgede Washington&#8217;ın GKRY ile savunma ilişkilerini derinleştirmesi, ABD&#8217;nin bölgesel güvenlik mimarisindeki tercihlerini daha görünür hâle getiriyor.</p>



<h3 class="wp-block-heading has-medium-font-size">Ambargo Tamamen Kaldırılmış Değil</h3>



<p class="wp-block-paragraph">ABD&#8217;nin kararı teknik olarak GKRY&#8217;ye yönelik silah ambargosunun süresiz biçimde ortadan kaldırılması anlamına gelmiyor. Washington, Uluslararası Silah Ticareti Düzenlemeleri (ITAR) kapsamında GKRY&#8217;ye uygulanan savunma ticareti kısıtlamalarını belirli koşullara bağlı olarak askıya alıyor ve uygunluk durumunu düzenli olarak değerlendiriyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Mevcut politikanın temeli 2019 tarihli Eastern Mediterranean Security and Energy Partnership Act ile 2020 mali yılı Ulusal Savunma Yetkilendirme Yasası&#8217;na dayanıyor. ABD&#8217;nin GKRY&#8217;ye yönelik savunma ticareti kısıtlamalarını kaldırabilmesi için Rum yönetiminin kara para aklamayla mücadele ve mali denetim alanlarında Washington ile iş birliğini sürdürmesi, ayrıca Rus askerî gemilerinin limanları yakıt ikmali ve bakım amacıyla kullanmasını engellemek için gerekli adımları atması gerekiyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Washington, bu şartların karşılandığını değerlendirerek 2022&#8217;de savunma ticareti kısıtlamalarını kaldırmış ve uygulama sonraki dönemlerde yenilenmişti. Son kararla bu politika 30 Eylül 2027&#8217;ye kadar devam edecek.</p>



<h3 class="wp-block-heading has-medium-font-size">ABD-GKRY Savunma İlişkileri Genişliyor</h3>



<p class="wp-block-paragraph">Silah ambargosunun kaldırılması, son yıllarda ABD ile GKRY arasında gelişen savunma ilişkilerinin yalnızca bir bölümünü oluşturuyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Washington ile Rum yönetimi arasındaki askerî ilişkiler eğitim, ortak faaliyetler, liman ziyaretleri ve güvenlik iş birliği gibi alanlarda genişledi. ABD daha önce GKRY&#8217;yi International Military Education and Training (IMET) programına dahil ederken Amerikan ve Rum unsurları arasında ortak eğitim faaliyetleri gerçekleştirildi. ABD savaş gemilerinin liman ziyaretleri ve deniz güvenliği ile siber güvenlik alanındaki ortak eğitimler de bu sürecin parçaları arasında yer aldı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Daha önemli değişikliklerden biri ise Ocak 2025&#8217;te gerçekleşti. GKRY, ABD&#8217;nin Foreign Military Sales (FMS) ve Excess Defense Articles (EDA) programlarından yararlanabilir hâle geldi. Böylece Rum yönetiminin yalnızca Amerikan savunma şirketlerinden doğrudan ticari alım yapmasının değil, ABD hükümeti üzerinden silah ve askerî teçhizat tedarik etmesinin de önü açıldı. EDA ise Amerikan ordusunun ihtiyaç fazlası savunma malzemelerinin uygun ülkelere transferine imkân sağlıyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu nedenle 2027&#8217;ye kadar uzatılan karar, tek başına değerlendirilmesi gereken bir silah satışı düzenlemesinden çok daha geniş bir dönüşümün parçası.</p>



<h3 class="wp-block-heading has-medium-font-size">Rus Sistemlerinden Batı Sistemlerine Geçiş</h3>



<p class="wp-block-paragraph">Kararın uzun vadeli sonuçlarından biri GKRY&#8217;nin askerî envanterinin dönüşümü olabilir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Rum Milli Muhafız Ordusu uzun yıllardır Rus ve eski Sovyet tasarımı sistemlerin de bulunduğu karma bir envanter kullanıyor. ABD savunma pazarının açılması, FMS ve EDA erişiminin sağlanması ve Avrupa&#8217;nın yeni savunma finansman mekanizmaları, GKRY&#8217;nin önümüzdeki yıllarda envanterini Batılı sistemlerle modernize etmesini kolaylaştırabilecek bir ortam oluşturuyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">ABD Ticaret Bakanlığının Nisan 2026 tarihli değerlendirmesine göre GKRY&#8217;nin savunma ve güvenlik pazarı Amerikan şirketlerine uzun yıllar süren kısıtlamaların ardından yeniden açılmış durumda. Rum yönetiminin önümüzdeki beş yılda eskiyen silah sistemlerini modernize etmeyi planlaması da Amerikan savunma şirketleri açısından yeni fırsatlar oluşturuyor. </p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu dönüşüm yalnızca hangi ülkenin silahlarının satın alınacağıyla ilgili değil. Amerikan ve diğer NATO standardındaki sistemlerin envanterdeki ağırlığının artması; eğitim, lojistik, bakım, mühimmat ve birlikte çalışabilirlik alanlarında da GKRY&#8217;nin Batılı savunma yapılarıyla bağlarının güçlenmesi anlamına gelebilir.</p>



<h3 class="wp-block-heading has-medium-font-size">Doğu Akdeniz&#8217;deki Denge Oyunu</h3>



<p class="wp-block-paragraph">Bu noktada karar Türkiye açısından daha geniş bir anlam kazanıyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Doğu Akdeniz uzun süredir enerji kaynakları, deniz yetki alanları, Kıbrıs meselesi, askerî varlık ve bölgesel ortaklıkların iç içe geçtiği bir güç mücadelesine sahne oluyor. Türkiye, Yunanistan, İsrail ve GKRY&#8217;nin güvenlik çıkarları ve bölgesel ortaklıkları her noktada örtüşmüyor. ABD&#8217;nin GKRY ile askerî ilişkilerini geliştirmesi de bu mevcut denkleme yeni bir unsur ekliyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Buradaki önemli nokta, Washington&#8217;ın tek bir silah satışına izin vermesinden ziyade GKRY&#8217;nin Amerikan savunma sistemine erişiminin giderek kurumsallaşması.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Silah ambargosunun kaldırılması, askerî eğitim programları, ortak faaliyetler ve FMS ile EDA erişimi birlikte değerlendirildiğinde ABD-GKRY ilişkilerinin savunma alanında birbirini tamamlayan adımlarla ilerlediği görülüyor. Bu durum GKRY&#8217;nin yalnızca silah tedarik kaynaklarını çeşitlendirmesine değil, ABD ile uzun vadeli askerî ilişkiler geliştirmesine de imkân sağlıyor.</p>



<h3 class="wp-block-heading has-medium-font-size">Türkiye Karara Tepki Gösterdi</h3>



<p class="wp-block-paragraph">Türkiye Dışişleri Bakanlığı, ABD&#8217;nin kararının 30 Eylül 2027&#8217;ye kadar uzatılmasının ardından yaptığı açıklamada KKTC Dışişleri Bakanlığının konuya ilişkin görüşlerini paylaştığını bildirdi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ankara, Rum tarafının yoğun silahlanma faaliyetlerinin bölgesel istikrara zarar verdiğini belirterek Ada&#8217;daki iki taraf arasındaki güveni daha fazla aşındırabilecek adımlardan kaçınılması gerektiğini vurguladı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Dışişleri Bakanlığı ayrıca Türkiye&#8217;nin garantör ülke olarak Kıbrıs Türk halkının meşru hak ve çıkarlarını savunmaya ve güvenliğini sağlamaya devam edeceğini açıkladı. </p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu tepki, Ankara&#8217;nın meseleyi yalnızca ABD-GKRY arasındaki ikili bir savunma ticareti kararı olarak değerlendirmediğini gösteriyor. Türkiye açısından GKRY&#8217;nin askerî kapasitesindeki değişim doğrudan Kıbrıs&#8217;taki güvenlik dengesi ve Doğu Akdeniz&#8217;deki daha geniş stratejik rekabetle bağlantılı.</p>



<h3 class="wp-block-heading has-medium-font-size">Bir Sonraki Adım Beş Yıllık Muafiyet Olabilir</h3>



<p class="wp-block-paragraph">Sürecin bundan sonraki aşamasında dikkat edilmesi gereken gelişmelerden biri ise ABD&#8217;deki mevcut yıllık yenileme sisteminin değiştirilmesi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">ABD Ticaret Bakanlığının Nisan 2026&#8217;da yayımladığı ülke değerlendirmesine göre Kongrede silah ambargosu muafiyetinin yenilenme süresinin bir yıldan beş yıla kadar çıkarılması değerlendiriliyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Böyle bir değişiklik gerçekleşirse sonuç yalnızca idari olmayacak.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yıllık sistem Washington&#8217;a GKRY&#8217;nin gerekli şartları yerine getirip getirmediğini düzenli olarak değerlendirme imkânı verirken, beş yıllık bir dönem savunma tedarikinde çok daha uzun bir öngörülebilirlik sağlayabilir. Özellikle teslimatı birkaç yıla yayılan hava savunma sistemleri, radarlar, mühimmatlar ve diğer büyük savunma projeleri açısından bu süre önemli.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Dolayısıyla beş yıllık bir düzenlemeye geçilmesi, 2022&#8217;de başlayan geçici muafiyet politikasının giderek daha kalıcı bir savunma ilişkisine dönüşmesinde yeni bir eşik oluşturabilir.</p>



<h3 class="wp-block-heading has-medium-font-size">Silah Ambargosundan Stratejik Yakınlaşmaya</h3>



<p class="wp-block-paragraph">ABD&#8217;nin son kararı tek başına Doğu Akdeniz&#8217;deki askerî dengeyi değiştiren bir gelişme değil. Karar belirli bir silah sisteminin satışı veya yeni bir Amerikan askerî konuşlanması anlamına da gelmiyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ancak son yıllardaki gelişmeler birlikte değerlendirildiğinde daha geniş bir eğilim ortaya çıkıyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">GKRY&#8217;nin Amerikan savunma ticaretine erişiminin açılması, FMS ve EDA programlarına dahil edilmesi, askerî eğitim ve güvenlik iş birliğinin genişlemesi ve şimdi muafiyetin Eylül 2027&#8217;ye kadar devam ettirilmesi, Washington-Lefkoşa hattındaki savunma ilişkilerinin giderek daha kurumsal bir zemine oturduğunu gösteriyor. </p>



<p class="wp-block-paragraph">Türkiye açısından izlenmesi gereken temel konu da yalnızca GKRY&#8217;nin hangi Amerikan silahlarını satın alacağı değil. Asıl mesele, GKRY&#8217;nin önümüzdeki yıllarda ABD&#8217;nin bölgesel savunma ve güvenlik mimarisi içinde nasıl bir konuma yerleşeceği ve bunun Kıbrıs ile Doğu Akdeniz&#8217;deki mevcut güç mücadelesine nasıl yansıyacağı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu nedenle 30 Eylül 2027&#8217;ye kadar verilen yeni süre, takvimdeki bir yıllık uzatmanın ötesinde anlam taşıyor. Doğu Akdeniz&#8217;deki denge oyununda bundan sonraki belirleyici gelişme, ABD-GKRY savunma yakınlaşmasının ne kadar ileri gideceği olacak.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Atina’nın Türkiye Gündemi Genişliyor</title>
		<link>https://addrmagazine.com/yunanistanin-turkiye-politikasi-atina/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Analiz Merkezi]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 14 Aug 2026 08:49:45 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Savunma Diplomasisi]]></category>
		<category><![CDATA[ABD]]></category>
		<category><![CDATA[Avrupa Savunması]]></category>
		<category><![CDATA[Doğu Akdeniz]]></category>
		<category><![CDATA[Ege]]></category>
		<category><![CDATA[F-35]]></category>
		<category><![CDATA[Great Sea Interconnector]]></category>
		<category><![CDATA[Güvenlik]]></category>
		<category><![CDATA[İsrail]]></category>
		<category><![CDATA[Jeopolitik]]></category>
		<category><![CDATA[Kıbrıs]]></category>
		<category><![CDATA[Mavi Vatan]]></category>
		<category><![CDATA[Savunma]]></category>
		<category><![CDATA[Türk-Yunan ilişkileri]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye-ABD ilişkileri]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye-İsrail ilişkileri]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye-Yunanistan ilişkileri]]></category>
		<category><![CDATA[Yunanistan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://addrmagazine.com/?p=2502</guid>

					<description><![CDATA[Yunanistan’ın Türkiye politikası, Ankara ile Atina arasındaki ilişkilerin daha kontrollü bir seyir izlediği son yıllarda yeni bir dönüşümden geçiyor. Yunan basınında son dönemde öne çıkan değerlendirmeler, Ege ve Doğu Akdeniz’deki geleneksel anlaşmazlıkların artık F-35, Avrupa savunma mimarisi, Kıbrıs, enerji projeleri ve Türkiye’nin Batılı ülkelerle geliştirdiği yeni savunma ilişkileriyle birlikte ele alındığını gösteriyor. Ancak Atina’nın aynı anda bu kadar fazla dosyayı gündemde tutmasının arkasında yalnızca Türkiye’nin attığı adımlar bulunmuyor. Daha geniş jeopolitik tabloda Yunanistan’ın son yıllarda Türkiye karşısında oluşturduğu dengeleme mekanizmasının bazı unsurları da değişmeye başlıyor. ABD’nin uzun vadeli askerî önceliklerini Hint-Pasifik’e kaydırması ve Avrupa ile Orta Doğu’daki askerî yükünü azaltmaya]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph">Yunanistan’ın Türkiye politikası, Ankara ile Atina arasındaki ilişkilerin daha kontrollü bir seyir izlediği son yıllarda yeni bir dönüşümden geçiyor. Yunan basınında son dönemde öne çıkan değerlendirmeler, Ege ve Doğu Akdeniz’deki geleneksel anlaşmazlıkların artık F-35, Avrupa savunma mimarisi, Kıbrıs, enerji projeleri ve Türkiye’nin Batılı ülkelerle geliştirdiği yeni savunma ilişkileriyle birlikte ele alındığını gösteriyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ancak Atina’nın aynı anda bu kadar fazla dosyayı gündemde tutmasının arkasında yalnızca Türkiye’nin attığı adımlar bulunmuyor. Daha geniş jeopolitik tabloda Yunanistan’ın son yıllarda Türkiye karşısında oluşturduğu dengeleme mekanizmasının bazı unsurları da değişmeye başlıyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">ABD’nin uzun vadeli askerî önceliklerini Hint-Pasifik’e kaydırması ve Avrupa ile Orta Doğu’daki askerî yükünü azaltmaya yönelik arayışları, Washington’ın bölgedeki müttefikleri açısından yeni bir belirsizlik oluşturuyor. Avrupa’nın kendi güvenliği için daha fazla sorumluluk üstlenmesinin beklendiği bu dönemde, Yunanistan’ın ABD ile geliştirdiği askerî ilişkilerin önemi devam etse de Washington’ın bölgesel önceliklerinin gelecekte hangi yönde şekilleneceği Atina açısından göz ardı edilemeyecek bir değişken hâline geliyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu nedenle Great Sea Interconnector projesi, Mavi Vatan, Türkiye’nin F-35 programına olası dönüşü, Ankara’nın Batılı ülkelerle genişleyen savunma ilişkileri ve Kıbrıs meselesi birbirinden bağımsız beş sorun olarak değil, Yunanistan’ın değişen stratejik ortam içerisinde elinde tutmaya çalıştığı diplomatik ve siyasi araçlar olarak da okunabilir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bunların ilk sırasında Doğu Akdeniz’deki Great Sea Interconnector bulunuyor. Yunanistan, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ve İsrail’in elektrik şebekelerini birbirine bağlamayı amaçlayan denizaltı kablo projesi uzun süredir teknik bir enerji yatırımının ötesinde jeopolitik bir mesele hâline gelmiş durumda.</p>



<p class="wp-block-paragraph">2024 yılında Kasos ve Kerpe çevresindeki deniz tabanı araştırmaları sırasında Türkiye ile Yunanistan arasında yaşanan gerilim projenin en kritik kırılma noktalarından birini oluşturdu. Ankara, araştırmaların kendi kıta sahanlığı olarak değerlendirdiği alanlara girdiğini savunurken Atina bunun için Türkiye’den izin alınmasının gerekmediği görüşünü benimsedi. Araştırmaların yeniden başlaması bu nedenle yalnızca kablonun geleceğini değil, tarafların Doğu Akdeniz’deki deniz yetki alanı tezlerini sahada ne ölçüde uygulayabileceklerini de gösterecek.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Fakat burada Yunanistan açısından daha geniş bir sorun bulunuyor. Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki etkinliği artık yalnızca Türk-Yunan rekabetinden ibaret değil. Ankara, Libya ile geliştirdiği ilişkiler, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ndeki varlığı, Doğu Akdeniz’deki askerî kapasitesi ve bölgenin daha güneyinde Somali’ye kadar uzanan siyasi, askerî ve ekonomik ilişkileri sayesinde çok daha geniş bir coğrafyada hareket edebiliyor. Dolayısıyla Türkiye açısından Doğu Akdeniz, tek bir proje veya tek bir ülkeyle yürütülen rekabet üzerinden şekillenmiyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yunanistan açısından ikinci hassas konu ise Mavi Vatan. Atina’nın Türkiye’de bu yaklaşımın yasal bir zemine taşınması ihtimalini yakından takip etmesi, kavramın yalnızca siyasi veya askerî bir doktrin olarak değil, Türkiye’nin deniz yetki alanları politikasının uzun vadeli kurumsal çerçevesi olarak algılandığını gösteriyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ancak bu başlık da daha geniş pazarlık denkleminden bağımsız değil. Yunanistan’ın Türkiye ile gelecekte yapılabilecek herhangi bir kapsamlı görüşmede elindeki diplomatik araçların sayısını mümkün olduğunca yüksek tutmak istemesi anlaşılabilir. Ege, Doğu Akdeniz, Kıbrıs, Avrupa Birliği ve savunma ilişkilerinin aynı anda gündemde tutulması Atina’ya farklı platformlarda Türkiye üzerinde siyasi baskı oluşturabilecek dosyalar sağlıyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Sorun, bu araçların geçmişteki kadar etkili olup olmayacağı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Türkiye’nin F-35 programına yeniden dönme ihtimali bunun en belirgin örneklerinden biri. Yunanistan kendi F-35 tedarik sürecini ilerletirken Ankara’nın programa dönmesi, Atina’nın son yıllarda hava gücü modernizasyonu üzerinden oluşturmaya çalıştığı teknolojik avantajı azaltabilir. Fakat daha önemlisi, böyle bir karar Washington’ın Türkiye’yi yeniden daha güçlü biçimde Batı savunma sistemine entegre etmeye yöneldiğini gösterebilir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Atina açısından asıl stratejik sorun burada ortaya çıkıyor. Türkiye’nin ABD ile ilişkilerindeki sorunlar Yunanistan’a hareket alanı sağlarken Ankara’nın Washington ile yeniden yakınlaşması bu alanı daraltabilir. Aynı durum Avrupa için de geçerli.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Türkiye’nin İngiltere, Almanya, İtalya ve Fransa gibi ülkelerle geliştirdiği savunma ilişkileri, Ankara’nın Avrupa güvenlik sistemine AB üyeliğinden bağımsız kanallar üzerinden bağlanabildiğini gösteriyor. Avrupa’nın savunma üretimini artırmaya çalıştığı bir dönemde Türkiye’nin üretim kapasitesi, askerî tecrübesi ve NATO içerisindeki konumu Ankara’yı Avrupa başkentleri açısından giderek daha zor göz ardı edilebilir bir ortak hâline getiriyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu gelişme Yunanistan’ın geleneksel Türkiye politikasının önemli bir unsurunu zorluyor. Atina uzun yıllardır Washington, Paris ve Brüksel ile geliştirdiği ilişkileri Ankara karşısında diplomatik ve askerî bir denge unsuru olarak kullanmaya çalıştı. Ancak aynı başkentlerin Türkiye ile güvenlik ve savunma ilişkilerini geliştirmesi, bu stratejinin hareket alanını daraltıyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">İsrail ise bu denklemin belki de en önemli fakat en belirsiz değişkenlerinden biri.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yunanistan, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ve İsrail arasında son yıllarda geliştirilen savunma, enerji ve güvenlik ilişkileri Doğu Akdeniz’de yeni bir stratejik hat oluşturdu. Türkiye-İsrail ilişkilerinin kötüleşmesi bu yapının siyasi önemini daha da artırdı. Atina açısından İsrail ile kurulan yakınlık, Doğu Akdeniz’de Türkiye karşısındaki dengeleme politikasının önemli parçalarından biri hâline geldi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ancak bu denklem kalıcı olmak zorunda değil.</p>



<p class="wp-block-paragraph">İsrail’de gelecekte yaşanabilecek bir siyasi değişim sonucunda yeni bir hükümetin Türkiye ile ilişkileri normalleştirmeyi tercih etmesi, Doğu Akdeniz’deki mevcut dengeyi önemli ölçüde değiştirebilir. Türkiye ile İsrail’in geçmişte güçlü ekonomik, diplomatik ve askerî ilişkiler kurabilmiş iki ülke olduğu düşünüldüğünde, Ankara-Tel Aviv hattında ortaya çıkabilecek yeni bir yakınlaşma Yunanistan açısından ciddi bir stratejik risk senaryosu oluşturuyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Böyle bir durumda Atina’nın Türkiye karşısında son yıllarda oluşturduğu dengeleme sisteminin iki önemli dış ayağı aynı anda değişebilir. ABD bölgesel askerî ağırlığını azaltırken İsrail Türkiye ile yeniden yakınlaşırsa, Yunanistan’ın Doğu Akdeniz’de Ankara karşısında oluşturduğu stratejik çevrenin bugünkü biçimini koruması güçleşebilir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kıbrıs ve Avrupa Birliği dosyalarının önemi de tam bu noktada artıyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Türkiye Avrupa savunma mimarisinde daha güçlü bir rol ararken Yunanistan ve GKRY’nin AB üyeliğinden kaynaklanan siyasi araçları bulunuyor. SAFE, Gümrük Birliği, Türkiye-AB ilişkileri ve Kıbrıs müzakereleri bu nedenle birbirinden tamamen bağımsız süreçler olmaktan çıkıyor. Atina ve Lefkoşa açısından AB mekanizmaları, Türkiye ile yürütülecek daha geniş bir pazarlıkta kullanılabilecek önemli araçlar oluşturuyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Fakat Ankara’nın da alternatifleri genişliyor. Türkiye’nin NATO üyeliği, Avrupa ülkeleriyle ikili savunma ilişkileri, Karadeniz’deki rolü, Orta Doğu’daki diplomatik ağırlığı, Libya ve Afrika’daki varlığı ile gelişen savunma sanayii ilişkileri Ankara’nın tek bir siyasi veya coğrafi kanala bağımlı kalmasını engelliyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Dolayısıyla iki tarafın pazarlık pozisyonlarında önemli bir asimetri oluşmaya başlıyor. Yunanistan mevcut dosyaları mümkün olduğunca uluslararasılaştırarak Türkiye karşısındaki diplomatik kaldıraçlarını korumaya çalışırken Ankara aynı dosyaları daha geniş bir bölgesel stratejinin parçaları olarak değerlendirebiliyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu, Türkiye’nin Yunanistan ile yaşadığı sorunların önemini kaybettiği anlamına gelmiyor. Ege, kıta sahanlığı, hava sahası, Doğu Akdeniz ve Kıbrıs Ankara açısından önemini koruyor. Değişen unsur, Türkiye’nin dış politika gündeminin artık bu anlaşmazlıkların çok ötesine uzanması.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Somali’den Libya’ya, Suriye’den Karadeniz’e, Körfez’den Avrupa savunmasına kadar uzanan geniş bir coğrafyada hareket eden Türkiye açısından Yunanistan dosyası bölgesel stratejinin unsurlarından biri hâline gelirken Atina açısından Türkiye hâlâ temel güvenlik ve dış politika meselelerinden biri olmayı sürdürüyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu fark önümüzdeki dönemin Türk-Yunan ilişkilerini anlamak açısından kritik olabilir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Atina’nın aynı anda GSI, Mavi Vatan, F-35, Avrupa savunması ve Kıbrıs dosyalarını yakından takip etmesi bu nedenle yalnızca Türkiye’nin yeni adımlarına verilen reaksiyon olarak görülmemeli. Yunanistan aynı zamanda gelecekte oluşabilecek daha kapsamlı bir pazarlık öncesinde elindeki diplomatik araçların değerini korumaya çalışıyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ancak uluslararası konjonktür Atina açısından eskisinden daha değişken.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Washington’ın küresel öncelikleri değişiyor, Avrupa kendi savunma kapasitesini artırmaya çalışıyor, Türkiye Batılı ülkelerle yeni savunma kanalları açıyor ve Orta Doğu’daki ittifak ilişkilerinin kalıcı olduğu varsayılamıyor. Özellikle gelecekte Türkiye-İsrail ilişkilerinde yaşanabilecek olası bir normalleşme, Doğu Akdeniz’de son yıllarda oluşan denklemi kökten değiştirebilecek gelişmelerden biri olacaktır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu nedenle Yunanistan açısından asıl mesele Türkiye’nin bugün hangi adımı attığından daha büyük olabilir. Atina’nın karşı karşıya olduğu temel soru, Türkiye’yi dengelemek amacıyla son yıllarda oluşturduğu dış politika mimarisinin değişen Amerikan, Avrupa ve Orta Doğu politikaları karşısında ne kadar sürdürülebilir olduğudur.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Eğer bu mimarinin dış destekleri zayıflar ve Türkiye aynı dönemde hem Batı sistemiyle ilişkilerini güçlendirip hem de çevre coğrafyalardaki stratejik hareket alanını genişletmeye devam ederse, Türk-Yunan rekabetindeki asıl değişim Ege’de değil, Atina’nın Ankara karşısındaki pazarlık gücünde ortaya çıkabilir.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Türk Silahlı Kuvvetleri Kıbrıs&#8217;taki Askerî Hazırlık Seviyesini Güncelliyor</title>
		<link>https://addrmagazine.com/tsk-kibrista-askeri-hazirlik-durumunu-guncelliyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Analiz Merkezi]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 03 Aug 2026 07:33:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Savunma Diplomasisi]]></category>
		<category><![CDATA[Doğu Akdeniz]]></category>
		<category><![CDATA[Güney Kıbrıs Rum Yönetimi]]></category>
		<category><![CDATA[İsrail]]></category>
		<category><![CDATA[Kıbrıs]]></category>
		<category><![CDATA[KKTC]]></category>
		<category><![CDATA[Milli Savunma Bakanlığı]]></category>
		<category><![CDATA[NATO]]></category>
		<category><![CDATA[Suriye]]></category>
		<category><![CDATA[TSK]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Silahlı Kuvvetleri]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşar Güler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://addrmagazine.com/?p=2442</guid>

					<description><![CDATA[Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, Türkiye&#8217;nin Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) ve Doğu Akdeniz&#8217;deki güvenlik gelişmelerini yakından takip ettiğini belirterek, Türk Silahlı Kuvvetleri&#8217;nin (TSK) adadaki askerî hazırlık seviyesinin güncellendiğini açıkladı. CHP Gaziantep Milletvekili Hasan Öztürkmen&#8217;in yazılı soru önergesini yanıtlayan Güler, NATO&#8217;nun değişen güvenlik anlayışı, Doğu Akdeniz&#8217;deki gelişmeler ve Suriye&#8217;deki son duruma ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Bakan Güler, Soğuk Savaş sonrasında NATO&#8217;nun alan dışı harekâtlar, kriz yönetimi ve kurallara dayalı uluslararası düzenin korunmasına odaklandığını hatırlatarak, ABD&#8217;nin 2025 Ulusal Güvenlik Strateji Belgesi doğrultusunda Asya-Pasifik&#8217;e yönelmesi ve Avrupa&#8217;daki konvansiyonel askerî varlığını azaltmasının, Avrupa&#8217;daki müttefiklerin daha fazla sorumluluk üstlenmesini gerekli kıldığını ifade etti. Türkiye&#8217;nin Karadeniz&#8217;de]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph">Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, Türkiye&#8217;nin Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) ve Doğu Akdeniz&#8217;deki güvenlik gelişmelerini yakından takip ettiğini belirterek, Türk Silahlı Kuvvetleri&#8217;nin (TSK) adadaki askerî hazırlık seviyesinin güncellendiğini açıkladı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">CHP Gaziantep Milletvekili Hasan Öztürkmen&#8217;in yazılı soru önergesini yanıtlayan Güler, NATO&#8217;nun değişen güvenlik anlayışı, Doğu Akdeniz&#8217;deki gelişmeler ve Suriye&#8217;deki son duruma ilişkin değerlendirmelerde bulundu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bakan Güler, Soğuk Savaş sonrasında NATO&#8217;nun alan dışı harekâtlar, kriz yönetimi ve kurallara dayalı uluslararası düzenin korunmasına odaklandığını hatırlatarak, ABD&#8217;nin 2025 Ulusal Güvenlik Strateji Belgesi doğrultusunda Asya-Pasifik&#8217;e yönelmesi ve Avrupa&#8217;daki konvansiyonel askerî varlığını azaltmasının, Avrupa&#8217;daki müttefiklerin daha fazla sorumluluk üstlenmesini gerekli kıldığını ifade etti.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Türkiye&#8217;nin Karadeniz&#8217;de güvenlik ve istikrarın korunması amacıyla Bulgaristan ve Romanya ile koordinasyon içinde hareket ettiğini belirten Güler, Ukrayna&#8217;da adil, kalıcı ve onurlu bir barışın sağlanması için de tüm taraflarla diyalog içerisinde destek vermeyi sürdürdüğünü kaydetti.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Doğu Akdeniz&#8217;deki gelişmelere de değinen Güler, İsrail&#8217;in Güney Kıbrıs Rum Yönetimi&#8217;ndeki faaliyetleri dâhil olmak üzere Ada ve çevresindeki tüm gelişmelerin yakından analiz edildiğini belirtti. Olası tehditlere karşı askerî ve siyasi tedbirlerin alınmaya devam ettiğini vurgulayan Güler, &#8220;Adadaki hassas dengelerin korunmasına özen göstererek Türkiye ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti&#8217;nin güvenliğinin sağlanmasına yönelik askerî hazırlık durumumuz titizlikle güncellenmektedir.&#8221; ifadelerini kullandı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bakan Güler ayrıca, Türkiye&#8217;nin Suriye&#8217;nin toprak bütünlüğü ve bölgesel istikrarın korunması ilkesi doğrultusunda Suriye yönetimiyle yakın koordinasyon ve diyalog içerisinde hareket ettiğini belirtti. İsrail&#8217;in 1974 Anlaşması&#8217;na aykırı şekilde Suriye&#8217;nin güneyinde gerilimi artırmaya yönelik adımlarının ve uluslararası hukuka aykırı eylemlerinin yakından takip edildiğini ifade eden Güler, Türkiye&#8217;nin güvenliğini ilgilendiren tüm konularda gerekli tedbirlerin zamanında ve eksiksiz biçimde alındığını söyledi.</p>



<p class="wp-block-paragraph"></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Güney Kıbrıs Eşiği: Akrotiri – AB – Türkiye Kesişim Kümeleri</title>
		<link>https://addrmagazine.com/guney-kibris-esigi-akrotiri-ab-turkiye-kesisim-kumeleri/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mahmut Bölükbaş]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 05 Mar 2026 09:21:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Küresel Odak]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Avrupa Güvenliği]]></category>
		<category><![CDATA[Caydırıcılık]]></category>
		<category><![CDATA[Doğu Akdeniz]]></category>
		<category><![CDATA[Hava savunma]]></category>
		<category><![CDATA[İHA]]></category>
		<category><![CDATA[Kıbrıs]]></category>
		<category><![CDATA[NATO]]></category>
		<category><![CDATA[RAF Akrotiri]]></category>
		<category><![CDATA[Shahed]]></category>
		<category><![CDATA[Vekil Güçler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://addrmagazine.com/?p=1600</guid>

					<description><![CDATA[İngiltere’nin Güney Kıbrıs Rum Kesimi sınırlarındaki hava üssü RAF Akrotiri’ye yönelik İHA saldırısı, Doğu Akdeniz’deki çatışmanın yakın çevreyi aşıp Avrupa güvenlik alanına taşındığını belgeliyor. Birleşik Krallık, Fransa ve Yunanistan hattında görülen hızlı konuşlandırmalar, “ABD–İsrail harekâtına iştirak” tartışmasından ziyade, hava savunması ve üs güvenliği merkezli bir refleksi yansıtıyor. Asıl soru şu: İran veya İran yapımı sistem kullanan (veya İngiltere’yi savaşa sürüklemek isteyen) bir vekil aktör Güney Kıbrıs hamlesiyle neyi hedefledi? Güney Kıbrıs’ta İngiltere’nin egemen üs bölgesi içinde yer alan RAF Akrotiri’nin İran yapımı olduğu belirtilen kamikaze İHA’larla (İngiltere Savunma Bakanlığına göre Şahid tipi) vurulması, hasar boyutu ne olursa olsun iki nedenle]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph">İngiltere’nin Güney Kıbrıs Rum Kesimi sınırlarındaki hava üssü RAF Akrotiri’ye yönelik İHA saldırısı, Doğu Akdeniz’deki çatışmanın yakın çevreyi aşıp Avrupa güvenlik alanına taşındığını belgeliyor. Birleşik Krallık, Fransa ve Yunanistan hattında görülen hızlı konuşlandırmalar, “ABD–İsrail harekâtına iştirak” tartışmasından ziyade, hava savunması ve üs güvenliği merkezli bir refleksi yansıtıyor. Asıl soru şu: İran veya İran yapımı sistem kullanan (veya İngiltere’yi savaşa sürüklemek isteyen) bir vekil aktör Güney Kıbrıs hamlesiyle neyi hedefledi?</p>



<p class="wp-block-paragraph">Güney Kıbrıs’ta İngiltere’nin egemen üs bölgesi içinde yer alan RAF Akrotiri’nin İran yapımı olduğu belirtilen kamikaze İHA’larla (İngiltere Savunma Bakanlığına göre Şahid tipi) vurulması, hasar boyutu ne olursa olsun iki nedenle stratejik değer taşıyor:</p>



<ul class="wp-block-list">
<li>Operasyonel düğüm etkisi: Akrotiri yalnızca bir üs değil, bölgesel hava operasyonlarının lojistik ve harekât ritmini belirleyen bir merkez pozisyonu taşıyor. Lokasyonu itibarıyla İsrail ve Doğu Akdeniz etki alanına hâkim. Her ne kadar İngiltere savaşa dahil olmayacağını beyan etse de ve şimdiye kadar aksi bir tutum içine girmese de İngilizler gelişmeleri oradan takip ediyor olabilir. Savaşa dahil olmayan bir ülkenin üsse saldırılması, eğer bilinen bir istihbarat yoksa şüpheli ya da fevri. Zira İngiltere’nin dronun İran’dan kalkmadığı konusundaki açıklaması, onların da bunu sorguladığını gösteriyor. Ya da “gerçek faili biliyoruz” demenin başka bir yolu.</li>



<li>Eşik aşımı: Çatışmanın savaşın orijinal hattından çıkarak “Avrupa toprağı” sayılan (AB üyeliğinden kaynaklı) bir noktaya dokunması, kamuoyunda ve başkentlerde yakın tehdit algısını büyütecektir.</li>
</ul>



<p class="wp-block-paragraph">Bu noktada saldırının fail zinciri tartışmalı kalabilir: “Doğrudan İran” mı, “İran yapımı sistemler kullanan vekil aktör” mü, yoksa “İngiltere’yi ya da AB’yi savaşa sokmak isteyen bir başka unsur ” mu? Sahadaki pratik sonuç değişmiyor. İHA ya da saldırı tehdidi, Doğu Akdeniz’de özellikle Avrupa güvenlik mimarisini yeniden düzenliyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Birçok Avrupa ülkesi için en kritik kırmızı çizgi, İran’a yönelik saldırılara doğrudan iştirak ederek savaşın tarafı gibi görünmekti. Buna karşılık Güney Kıbrıs’ta tablo biraz değişti. Konu, başından beri başkasının saldırısını desteklemek değil, Avrupa’nın (ve müttefiklerinin) sahadaki unsurlarını savunmak olarak çerçevelenmişti. Çünkü savunma, siyaseten ve hukuken daha düşük maliyetli bir zemindir. Ayrıca Avrupa Birliği içinde İspanya’nın tehditlere rağmen net vetosu ve münferit açıklamalar dışında henüz ortak bir “savunma” duruşu sergilenmemişti. Bu arada hala da sergilenmiş değil…</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bununla birlikte, uzak bir coğrafyada yüksek yoğunluklu çatışmaya “gönüllü taraf olmak” ile, kendi yakın çevrende somut bir saldırı tehdidine karşı tedbir almak aynı kamuoyu tepkisini üretmez. Güney Kıbrıs vakası, soyut jeopolitik tartışmayı somut bir güvenlik gündemine dönüştürmüştür.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Peki ne oldu, ne olacak?</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Güney Kıbrıs sonrası görülen konuşlandırmaların ortak noktası, paketlerin taarruz değil savunma ağırlıklı olmasıdır. Bu yaklaşım, ABD–İsrail harekâtını meşru gören ve mesafeli duran ülkelerin dahi Güney Kıbrıs başlığında aynı hatta yaklaşabilmesini sağlamıştır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Üssün sahibi olan İngiltere’nin yaklaşımı saldırıya katılmama vurgusunu korurken, RAF Akrotiri’nin savunmasına dönük hava savunma kabiliyetleri ve karşı-İHA unsurları ile takviyeyi öne çıkarıyor. Bu paket hala “Taraf değiliz; fakat üslerimize ve unsurlarımıza dokunulduğunda savaş değil ancak sahaya dahi oluruz.” Mesajını koruyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Fransa’nın gönderdiği/konuşlandırdığı unsurlar, ada çevresinde anti-drone / anti füze katmanı ve deniz platformlarıyla hava sahası kontrolünü güçlendirmeyi hedefliyor. Bu, Paris’in klasik yaklaşımıyla uyumlu: “Savaşa dahil olmadan, kriz çevresinde askeri ve siyasi ağırlık koymak.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Garantör ülke konumundaki Yunanistan’ın konuşlandırmaları; hava devriyesi ve deniz unsurlarıyla Doğu Akdeniz’de risk yönetimi çerçevesine oturuyor. Bu aynı zamanda iç politikada yakın çevrede güvenlik boşluğu bırakmama mesajıdır. Ancak oradaki durum Yunanistan’ın yutacağı lokmadan büyük olduğu için zaten diğer Avrupa ülkeleri duruma dahil olmuştur.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Türkiye Ekseni</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Türkiye’ye doğru seyrederken Akdeniz’deki NATO hava savunma unsurları tarafından vurulan ve parçaları Hatay’a düşen füzenin sesinin bile Türkiye’deki diplomatik refleksleri harekete geçirdiği bir noktada aslında hem NATO hem AB’nin endişeleri var.</p>



<ul class="wp-block-list">
<li>İran’ın sınır komşusu Türkiye bir NATO ülkesi. Türkiye’ye dönük bir saldırıda (bu İncirlik bile olsa) Türkiye’nin kayıtsız kalmayacağı hem münferiden tepki göstereceği hem de Washington Antlaşması’nın 5’inci maddesini gündeme getirerek 4’üncü maddeyi uygulamaya sokması savaşı bir anda NATO’nun savaşı yapabilir. Bunu İsrail ve ABD ister mi, çıkarlarına yakın vadede uyuyor mu henüz konuşmak için erken. Ancak bu durum İran için de NATO için de tehlike çanları demek. Çünkü Türkiye savaşa girerse iş değişir. Zaten İran devletinin açıklamaları da Amerikan Savunma Bakanının açıklamaları da Türk hava sahasının dikkatle korunması da bunu destekler nitelikte. Zaten İran’daki PKK terör örgütü uzantılarının kara harekâtında kullanılacağı söylentileri de savaşın Türkiye ekseninde planlanmadığını gösteriyor. Şu da var… Eğer PKK destecisi Kürt topluluklar Tahran’da yönetime doğru yürürse Türkiye buna da kayıtsız kalmayacaktır.</li>



<li>Güney Kıbrıs AB üyesi. Avrupa’nın güvenlik denklemleri içinde Güney Kıbrıs İran ya da vekilleri tarafından vurulursa bu Avrupa’nın doğrudan meselesi olacaktır. Bu nedenle Fransa’nın başta olmak üzere diğer AB ülkelerinin münferiden konuya angaje olması, aslında AB’nin angaje olmak istememesi ile ölçeklenebilir. Garantör ülke Yunanistan’ın Kıbrıs meselesi çözümünde neden “büyük abileri” üzerinden diplomasi yürüttüğü kendi yavrusunu koruyamamasından okunmalıdır. Bu durum Türkiye’nin diplomatik açıdan lehinedir.</li>



<li>AB Türkiye’yi sevdiğinden savunmaz. Aynı zamanda İran üzerinden gelebilecek göç dalgasının engellenmesi için de Türkiye’ye ihtiyacı var. Dolayısıyla en başından masada tutulan ve korunan bir Türkiye Avrupa güvenliği için elzemdir. Zaten Türkiye’nin ikinci bir ülkenin savaş göç dalgasının karşılayacak gücü var mıdır, o da soru işareti…</li>
</ul>



<p class="wp-block-paragraph">Bu konuyla ilgili analizleri gelişmeler oldukça genişleteceğiz.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Zaman en büyük karar vericidir.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
