<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Türkiye AB ilişkileri &#8211; ADDR Magazine</title>
	<atom:link href="https://addrmagazine.com/tag/turkiye-ab-iliskileri/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://addrmagazine.com</link>
	<description>Defence Diplomacy Review</description>
	<lastBuildDate>Wed, 14 Oct 2026 14:02:34 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.1.3</generator>

<image>
	<url>https://addrmagazine.com/wp-content/uploads/2025/11/ADDR-60x60.png</url>
	<title>Türkiye AB ilişkileri &#8211; ADDR Magazine</title>
	<link>https://addrmagazine.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Avrupa Birliği&#8217;nde Ekonomi ve Güvenlik Aynı Masada</title>
		<link>https://addrmagazine.com/ab-liderler-zirvesi-2026-ekonomi-guvenlik/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Analiz Merkezi]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 14 Oct 2026 14:02:30 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Küresel Odak]]></category>
		<category><![CDATA[AB]]></category>
		<category><![CDATA[AB bütçesi]]></category>
		<category><![CDATA[AB Çin ilişkileri]]></category>
		<category><![CDATA[AB Konseyi]]></category>
		<category><![CDATA[AB Liderler Zirvesi]]></category>
		<category><![CDATA[AB Liderler Zirvesi 2026]]></category>
		<category><![CDATA[Antonio Costa]]></category>
		<category><![CDATA[askerî yardım]]></category>
		<category><![CDATA[Avrupa Birliği]]></category>
		<category><![CDATA[Avrupa Güvenliği]]></category>
		<category><![CDATA[Avrupa Konseyi]]></category>
		<category><![CDATA[Avrupa savunma sanayii]]></category>
		<category><![CDATA[Avrupa Savunması]]></category>
		<category><![CDATA[Avrupa stratejik özerkliği]]></category>
		<category><![CDATA[Brüksel]]></category>
		<category><![CDATA[Çin]]></category>
		<category><![CDATA[ekonomik rekabet gücü]]></category>
		<category><![CDATA[enerji fiyatları]]></category>
		<category><![CDATA[Enerji Güvenliği]]></category>
		<category><![CDATA[Gazze]]></category>
		<category><![CDATA[Hava savunma]]></category>
		<category><![CDATA[hibrit tehditler]]></category>
		<category><![CDATA[İran]]></category>
		<category><![CDATA[kritik altyapı]]></category>
		<category><![CDATA[Lübnan]]></category>
		<category><![CDATA[NATO]]></category>
		<category><![CDATA[Orta Doğu]]></category>
		<category><![CDATA[Rusya]]></category>
		<category><![CDATA[Savunma Sanayii]]></category>
		<category><![CDATA[Suriye]]></category>
		<category><![CDATA[tedarik zincirleri]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye AB ilişkileri]]></category>
		<category><![CDATA[Ukrayna]]></category>
		<category><![CDATA[Ursula von der Leyen]]></category>
		<category><![CDATA[Volodimir Zelenskiy]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://addrmagazine.com/?p=2961</guid>

					<description><![CDATA[AB Liderler Zirvesi 2026, Avrupa&#8217;nın ekonomik rekabet gücünü koruma hedefi ile giderek artan güvenlik ihtiyaçlarını aynı siyasi gündemde bir araya getiriyor. Avrupa Birliği üyesi 27 ülkenin liderleri, 15-16 Ekim tarihlerinde Brüksel&#8217;de düzenlenecek toplantıda yüksek enerji fiyatları, Çin&#8217;le ticarette yaşanan dengesizlikler, Rusya kaynaklı hibrit tehditler, Ukrayna&#8217;nın savunma ihtiyaçları ve Orta Doğu&#8217;daki gelişmeleri ele alacak. Zirve, Avrupa&#8217;nın ekonomik dayanıklılığını güçlendirirken savunma hazırlığını ve dış politika hedeflerini nasıl sürdüreceğine ilişkin önemli değerlendirmelere sahne olacak. AB Konseyi Başkanı Antonio Costa&#8217;nın başkanlık edeceği iki günlük toplantıya AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen ve Avrupa Parlamentosu Başkanı Roberta Metsola da katılacak. Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph">AB Liderler Zirvesi 2026, Avrupa&#8217;nın ekonomik rekabet gücünü koruma hedefi ile giderek artan güvenlik ihtiyaçlarını aynı siyasi gündemde bir araya getiriyor. Avrupa Birliği üyesi 27 ülkenin liderleri, 15-16 Ekim tarihlerinde Brüksel&#8217;de düzenlenecek toplantıda yüksek enerji fiyatları, Çin&#8217;le ticarette yaşanan dengesizlikler, Rusya kaynaklı hibrit tehditler, Ukrayna&#8217;nın savunma ihtiyaçları ve Orta Doğu&#8217;daki gelişmeleri ele alacak. Zirve, Avrupa&#8217;nın ekonomik dayanıklılığını güçlendirirken savunma hazırlığını ve dış politika hedeflerini nasıl sürdüreceğine ilişkin önemli değerlendirmelere sahne olacak.</p>



<p class="wp-block-paragraph">AB Konseyi Başkanı Antonio Costa&#8217;nın başkanlık edeceği iki günlük toplantıya AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen ve Avrupa Parlamentosu Başkanı Roberta Metsola da katılacak. Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy ise ülkesinin savunma ihtiyaçlarının ele alınacağı oturumda liderlere bilgi verecek.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Zirve öncesinde liderlere gönderdiği davet mektubunda Costa, Avrupa&#8217;nın artan jeopolitik belirsizlikler karşısında ekonomik rekabet gücünü koruması ve vatandaşların hayat pahalılığı nedeniyle karşılaştığı sorunlara çözüm üretmesi gerektiğini vurguladı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ancak zirvenin gündemi yalnızca ekonomik sorunlarla sınırlı değil. Rusya-Ukrayna Savaşı, Avrupa genelinde artan hibrit tehditler ve Orta Doğu&#8217;daki istikrarsızlık, ekonomik kararlarla güvenlik politikalarının birbirinden bağımsız ele alınmasını giderek zorlaştırıyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu nedenle Brüksel&#8217;deki toplantı, AB&#8217;nin ekonomik kaynaklarını, savunma ihtiyaçlarını ve dış politika önceliklerini aynı stratejik çerçevede değerlendireceği bir görüşme niteliği taşıyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Enerji Fiyatları Avrupa&#8217;nın Rekabet Gücünü Zorluyor</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Zirvenin ilk gününde Avrupa ekonomisinin rekabet gücü ve yüksek enerji fiyatları ele alınacak.</p>



<p class="wp-block-paragraph">AB liderleri, 2026-2027 dönemini kapsayan “Tek Avrupa, Tek Pazar” gündeminde kaydedilen ilerlemeyi değerlendirecek. Bu çerçevede Avrupa iç pazarının güçlendirilmesi, ekonomik faaliyetlerin önündeki engellerin azaltılması ve Birliğin küresel rekabetteki konumunun korunması üzerinde durulacak.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Enerji fiyatları ise ekonomik gündemin en önemli başlıklarından birini oluşturuyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Petrol ve doğal gaz fiyatlarındaki artış, Avrupa&#8217;da hem hane halkının harcamalarını hem de sanayi kuruluşlarının üretim maliyetlerini etkiliyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Özellikle enerji yoğun sektörlerde faaliyet gösteren şirketler açısından yüksek enerji maliyetleri, uluslararası pazarlarda rekabet koşullarını zorlaştırabiliyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">AB liderleri, Orta Doğu ve İran&#8217;daki gelişmelerin enerji piyasaları üzerindeki etkisini de değerlendirecek.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Görüşmelerde yüksek fiyatların vatandaşlar ve işletmeler üzerindeki baskısını hafifletmek amacıyla hedefli ve geçici önlemler gündeme gelecek.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu kapsamda metan düzenlemesindeki bazı yükümlülüklerin ertelenmesi ve geçici devlet yardımı çerçevesinin uzatılması değerlendirilen seçenekler arasında bulunuyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">AB Komisyonundan enerji fiyatlarının etkilerini azaltmaya yönelik ilave tedbirler hazırlamasının istenmesi de bekleniyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bununla birlikte AB yönetimi, kısa vadeli fiyat baskılarını azaltmaya çalışırken fosil yakıtlara bağımlılığı düşürme stratejisini sürdürmek istiyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu yaklaşım, Avrupa&#8217;nın enerji politikasında iki farklı ihtiyacın aynı anda karşılanmasını gerektiriyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bir tarafta sanayinin uygun maliyetli ve kesintisiz enerjiye erişimi bulunurken diğer tarafta dış kaynaklara bağımlılığın azaltılması hedefleniyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Enerji arzının güvenliği, savunma sanayiinin üretim kapasitesi açısından da önem taşıyor. Mühimmat, elektronik sistemler, metal işleme ve ileri teknoloji üretimi gibi alanlarda enerji maliyetleri, üretimin sürdürülebilirliğini doğrudan etkileyebiliyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Dolayısıyla enerji fiyatlarına yönelik kararlar, yalnızca Avrupa ekonomisinin kısa vadeli performansını değil, uzun vadeli sanayi ve savunma kapasitesini de ilgilendiriyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Çin ile Ticaret Dengesi Yeniden Gündemde</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">AB liderlerinin değerlendireceği bir diğer konu, küresel ekonomik dengesizlikler ve özellikle Çin&#8217;le ticaret ilişkileri olacak.</p>



<p class="wp-block-paragraph">AB&#8217;nin Çin&#8217;le ticaretinde günlük yaklaşık 1 milyar avroluk açık bulunuyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu büyüklük, Avrupa&#8217;nın Çin&#8217;le ekonomik ilişkilerinde karşılaştığı yapısal sorunların önemini ortaya koyuyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Çin&#8217;in üretim kapasitesi, ihracat politikaları ve küresel tedarik zincirlerindeki konumu, Avrupa sanayisinin rekabet koşullarını etkileyen başlıca unsurlar arasında yer alıyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">AB, haziran ayında gerçekleştirilen zirvede Çin&#8217;le ekonomik ilişkilerde iki yönlü bir yaklaşım benimsemişti.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu yaklaşımın ilk boyutunu ilgili ülkelerle diyaloğun yoğunlaştırılması, ikinci boyutunu ise ticaret savunma araçlarının güçlendirilmesi oluşturuyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ekim zirvesinde söz konusu politikanın uygulanmasında kaydedilen ilerleme değerlendirilecek.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Gerekli görülmesi durumunda AB Komisyonuna yeni ticaret araçlarının geliştirilmesi konusunda siyasi yönlendirme yapılması bekleniyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Çin&#8217;le ilişkilerde yaşanan ekonomik dengesizlikler, Avrupa&#8217;nın stratejik bağımlılıklarını azaltma hedefiyle de bağlantılı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Özellikle kritik hammaddeler, elektronik bileşenler ve ileri teknoloji ürünlerinde tedarik sürekliliği, hem sivil sanayi hem de savunma üretimi açısından önem taşıyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ancak zirvenin mevcut gündemi, Çin&#8217;e yönelik yeni bir yaptırım paketinin kesin olarak kabul edileceğini göstermiyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Liderlerin öncelikle mevcut politikaları değerlendirmesi ve olası yeni araçlar konusunda Komisyona yön vermesi bekleniyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Rusya Kaynaklı Hibrit Tehditler Öncelikli Başlık</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Zirvenin güvenlik gündeminde Rusya kaynaklı hibrit tehditler önemli yer tutuyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">AB liderleri, Avrupa genelinde artan hibrit saldırılar ve sabotaj faaliyetleri karşısında Birliğin dayanıklılığını güçlendirmeye yönelik önlemleri görüşecek.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Hibrit tehditler, geleneksel askerî yöntemlerin dışında kalan ancak devletlerin güvenliğini ve karar alma süreçlerini etkileyebilen farklı faaliyetleri kapsıyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Siber saldırılar, dezenformasyon, kritik altyapılara yönelik sabotajlar ve ekonomik baskı araçları bu kapsamda değerlendirilebiliyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu tür faaliyetlerin temel özelliklerinden biri, saldırının kaynağının ve sorumluluğunun her zaman kısa sürede belirlenememesi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Dolayısıyla hibrit tehditlerle mücadele, yalnızca askerî kuvvetlerin değil, istihbarat kurumlarının, siber güvenlik birimlerinin ve sivil altyapı işletmecilerinin de koordinasyonunu gerektiriyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">AB&#8217;nin güvenlik gündeminde enerji altyapıları, haberleşme sistemleri, ulaşım ağları ve diğer kritik tesislerin korunması bu nedenle önem taşıyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Özellikle enerji arzının kesintiye uğraması veya ulaştırma altyapısının zarar görmesi, doğrudan ekonomik sonuçların yanında askerî hareketlilik ve lojistik faaliyetler üzerinde de etkili olabilir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Zirvede savunma hazırlığında kaydedilen ilerleme ve kritik askerî kabiliyet açıklarının giderilmesi de ele alınacak.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu başlıklar, Avrupa&#8217;nın yalnızca mevcut tehditlere müdahale etmesini değil, olası krizlere karşı önceden hazırlık yapmasını da kapsıyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ancak AB&#8217;nin savunma hazırlığını artırma hedefi ile NATO&#8217;nun kolektif savunma sorumluluklarının birbirinden ayrılması gerekiyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">AB, sanayi kapasitesi, finansman, kritik altyapı ve üye ülkeler arasındaki koordinasyon üzerinden savunma alanındaki rolünü güçlendirmeye çalışırken NATO, müttefiklerin kolektif savunmasının temel askerî çerçevesini oluşturmaya devam ediyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Ukrayna&#8217;nın Hava Savunması ve Enerji Altyapısı</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Zirvenin ikinci günü Ukrayna&#8217;ya ayrılan oturumla başlayacak.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, Rusya&#8217;nın devam eden saldırıları karşısında ülkesinin askerî ve ekonomik ihtiyaçları hakkında AB liderlerine bilgi verecek.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Görüşmelerde Ukrayna&#8217;nın hava ve füze savunmasının güçlendirilmesi öncelikli başlıklardan biri olacak.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Rusya&#8217;nın Ukrayna&#8217;nın enerji altyapısına yönelik saldırıları, özellikle kış ayları öncesinde elektrik üretimi ve dağıtımının korunmasını önemli hâle getiriyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Enerji tesislerinin zarar görmesi, yalnızca sivil yaşamı değil, sanayi üretimini, ulaştırma faaliyetlerini ve askerî lojistiği de etkileyebiliyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu nedenle Ukrayna&#8217;nın enerji altyapısının korunması, savaşın sürdürülebilirliği açısından da önem taşıyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">AB liderleri, hava savunma sistemlerinin yanı sıra askerî ve mali desteğin devamını ve Rusya üzerindeki baskının artırılmasını değerlendirecek.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Zirve öncesinde açıklama yapan üst düzey bir AB yetkilisi, Birliğin Ukrayna&#8217;ya askerî desteğini sürdürdüğünü belirtti.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ancak önleyici füzelere sahip üye ülkelerin bu mühimmatları Ukrayna&#8217;ya sağlamaya ikna edilip edilmeyeceğine ilişkin soruya yanıt verilmedi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu durum, Ukrayna&#8217;nın hava savunma ihtiyaçları ile Avrupa ülkelerinin mevcut mühimmat stokları arasındaki dengenin önemini gündeme getiriyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Hava savunma sistemlerinin etkinliği, yalnızca radar ve füze lançerlerinin bulunmasına değil, yeterli sayıda önleyici füzenin sürekli temin edilebilmesine de bağlı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Dolayısıyla Ukrayna&#8217;ya yönelik desteğin sürdürülebilirliği, Avrupa savunma sanayiinin üretim kapasitesi ve tedarik zincirleriyle doğrudan bağlantılı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">AB liderlerinin zirvede yeni ve somut bir füze teslimat kararı alacağına ilişkin ise henüz doğrulanmış bir açıklama bulunmuyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Savunma Sanayii İçin Bütçe Tartışması</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">AB&#8217;nin 2028-2034 dönemini kapsayacak yeni Çok Yıllı Mali Çerçevesi (MFF), zirvenin önemli gündem maddelerinden biri olacak.</p>



<p class="wp-block-paragraph">AB Komisyonu, yaklaşık 2 trilyon avroluk uzun vadeli bütçe teklifi hazırlamıştı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ancak başta Almanya olmak üzere bazı üye ülkeler, önerilen bütçenin büyüklüğüne itiraz ediyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Görüşmelerde üye ülkelerin bütçeye katkıları, yeni gelir kaynakları ve harcama öncelikleri ele alınacak.</p>



<p class="wp-block-paragraph">AB Konseyi Dönem Başkanı İrlanda tarafından hazırlanan müzakere çerçevesi, liderlerin değerlendirmelerine temel oluşturacak.</p>



<p class="wp-block-paragraph">AB yönetimi, yeni bütçe üzerinde yıl sonuna kadar anlaşma sağlanmasını hedefliyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Uzun vadeli bütçe tartışmaları, Avrupa&#8217;nın savunma hazırlığını artırma hedefleri açısından da önem taşıyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Savunma sanayiinde üretim kapasitesinin genişletilmesi, kritik teknolojilere yatırım yapılması ve tedarik zincirlerinin güçlendirilmesi, uzun vadeli finansman gerektiriyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Özellikle mühimmat üretimi, hava savunma sistemleri, askerî hareketlilik ve kritik altyapıların korunması gibi alanlarda sürdürülebilir kaynak tahsisi önem taşıyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bununla birlikte yaklaşık 2 trilyon avroluk bütçe teklifinin tamamı savunma harcamalarına ayrılmış değil.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Söz konusu teklif, AB&#8217;nin farklı politika alanlarını kapsayan genel uzun vadeli bütçe çerçevesini oluşturuyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu nedenle savunmaya ayrılacak kaynakların büyüklüğü, bütçe müzakerelerinin sonucuna ve ilgili programların kapsamına bağlı olacak.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Orta Doğu&#8217;da Güvenlik ve Deniz Ulaşımı</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">AB liderleri, Orta Doğu&#8217;daki gelişmeleri de geniş bir gündem çerçevesinde değerlendirecek.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Gazze, Batı Şeria, Yemen, Lübnan, İran ve Suriye&#8217;deki gelişmeler, görüşmelerin temel başlıkları arasında bulunuyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Gazze&#8217;de kalıcı ateşkes sağlanması, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinin 2803 sayılı kararının uygulanması ve insani yardımların kesintisiz biçimde ulaştırılması öncelikli konular arasında yer alacak.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Batı Şeria&#8217;daki İsrail askerî operasyonları, yerleşim faaliyetleri ve Filistinlilere yönelik şiddet olayları da görüşülecek.</p>



<p class="wp-block-paragraph">AB liderlerinin E1 yerleşim projesini iki devletli çözümün uygulanabilirliği üzerindeki etkileri bakımından değerlendirmesi bekleniyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bununla birlikte İsrail&#8217;e yönelik yeni yaptırımlar konusunda üye ülkeler arasında yeterli uzlaşma bulunmuyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">AB Konseyi kaynaklarına göre AB-İsrail Ortaklık Anlaşması&#8217;nın askıya alınması için gerekli oybirliği sağlanabilmiş değil.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yerleşim faaliyetlerine yönelik alternatif kısıtlayıcı önlemler konusunda da yeterli destek bulunmuyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Dolayısıyla Orta Doğu oturumundan kapsamlı ve bağlayıcı kararlar çıkacağına ilişkin güçlü bir işaret bulunmuyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Lübnan&#8217;da devlet kurumlarının desteklenmesi, güvenlik ve istikrarın güçlendirilmesi ile Birleşmiş Milletler Lübnan Geçici Görev Gücünün (UNIFIL) görev süresinin sona ermesini takip edecek döneme hazırlık da ele alınacak.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bölgedeki gelişmelerin seyrüsefer serbestisi ve deniz güvenliği üzerindeki etkileri ise ekonomik ve askerî boyutlarıyla önem taşıyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Orta Doğu&#8217;daki deniz ulaşım hatları, enerji taşımacılığı ve uluslararası ticaret açısından kritik geçişler içeriyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu güzergâhlarda yaşanabilecek güvenlik sorunları, enerji fiyatlarını ve küresel tedarik zincirlerini etkileyebilir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu nedenle AB&#8217;nin Orta Doğu gündemi, Avrupa&#8217;nın enerji güvenliği ve ekonomik rekabet gücü tartışmalarından bağımsız değerlendirilemiyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Genişleme Gündeminde Türkiye&#8217;nin Konumu</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Zirvede AB&#8217;nin gelecekteki genişleme süreci ve yeni üyelerin kabulüne yönelik kurumsal hazırlıkları da görüşülecek.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Liderler, aday ülkelerin kademeli entegrasyonu, gelecekteki katılım anlaşmalarında uygulanabilecek geçiş düzenlemeleri ve koruyucu hükümler üzerinde duracak.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Karadağ, Arnavutluk, Ukrayna ve Moldova&#8217;nın katılım süreçlerinde kaydedilen ilerleme değerlendirilecek.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Özellikle Karadağ&#8217;la müzakerelerin yıl sonuna kadar tamamlanması hedefi doğrultusunda siyasi mesaj verilmesi bekleniyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Türkiye ise AB ile uzun süredir devam eden üyelik sürecine rağmen zirve öncesinde açıklanan genişleme gündeminde öne çıkarılan ülkeler arasında bulunmuyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu durum, Türkiye&#8217;nin AB ile ilişkilerinin yalnızca üyelik müzakereleri üzerinden değil, ticaret, enerji, göç ve güvenlik gibi farklı alanlar üzerinden de değerlendirilmesini önemli hâle getiriyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Türkiye&#8217;nin NATO üyesi olması, Avrupa savunma mimarisi açısından sahip olduğu askerî kabiliyetler ve gelişen savunma sanayii, AB&#8217;nin güvenlik ve savunma hazırlığı tartışmalarıyla doğrudan ilişkili.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Özellikle hava savunma, insansız sistemler, mühimmat üretimi ve askerî lojistik alanlarında Türkiye&#8217;nin sahip olduğu kabiliyetler, Avrupa&#8217;nın savunma kapasitesini güçlendirme hedefleri açısından potansiyel iş birliği alanları oluşturuyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ancak bu potansiyel, Türkiye&#8217;nin AB savunma programlarına otomatik olarak katılacağı veya zirvede Türkiye&#8217;ye yönelik yeni bir savunma ortaklığı kararı alınacağı anlamına gelmiyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu tür iş birlikleri, ilgili programların katılım koşullarına, üye ülkelerin siyasi tutumlarına ve Türkiye ile AB arasındaki mevcut anlaşmalara bağlı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Enerji ve ticaret alanlarında da Türkiye&#8217;nin Avrupa ile ekonomik ilişkileri, AB&#8217;nin rekabet gücü ve tedarik zinciri güvenliği politikaları açısından önem taşıyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Dolayısıyla zirvenin doğrudan Türkiye&#8217;ye odaklanmaması, alınabilecek ekonomik ve güvenlik kararlarının Türkiye açısından sonuç doğurmayacağı anlamına gelmiyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Avrupa&#8217;nın Ekonomik Gücü Savunma Hazırlığıyla Bağlantılı</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">15-16 Ekim&#8217;de gerçekleştirilecek AB Liderler Zirvesi, Avrupa&#8217;nın karşı karşıya bulunduğu ekonomik ve güvenlik sorunlarının giderek daha fazla iç içe geçtiğini gösteriyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yüksek enerji fiyatları sanayi üretimini etkilerken Çin&#8217;le ticarette yaşanan dengesizlikler, Avrupa&#8217;nın rekabet gücü ve stratejik bağımlılıkları konusunda yeni tartışmalar doğuruyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Rusya kaynaklı hibrit tehditler, kritik altyapıların korunmasını ve sivil-askerî koordinasyonun güçlendirilmesini gerektiriyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ukrayna&#8217;nın hava savunma ihtiyaçları ise Avrupa&#8217;nın mühimmat üretim kapasitesini ve uzun vadeli askerî desteğinin sürdürülebilirliğini gündemde tutuyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Orta Doğu&#8217;daki gelişmeler de enerji piyasaları, deniz güvenliği ve Avrupa&#8217;nın dış politika öncelikleri üzerinde etkili olmaya devam ediyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu başlıkların ortak noktası, ekonomik kaynakların güvenlik politikalarından bağımsız değerlendirilememesi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Avrupa&#8217;nın savunma hazırlığını artırabilmesi için yalnızca yeni askerî sistemler geliştirmesi yeterli değil. Bu sistemlerin üretimini destekleyecek sanayi altyapısının, enerji arzının, kritik hammaddelerin ve finansman kaynaklarının da sürdürülebilir olması gerekiyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Aynı şekilde ekonomik rekabet gücünün korunması da enerji altyapılarının, ulaştırma hatlarının ve tedarik zincirlerinin güvenliğine bağlı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu nedenle Brüksel&#8217;deki zirvenin önemi, gündemindeki başlıkların sayısından çok, ekonomik dayanıklılık ile güvenlik ihtiyaçlarının aynı karar alma sürecinde ele alınmasında yatıyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Zirvede alınacak kararların kapsamı henüz kesinleşmiş değil. Ancak görüşmeler, AB&#8217;nin önümüzdeki dönemde ekonomik rekabet gücü, savunma hazırlığı ve dış politika hedefleri arasında nasıl bir denge kurmaya çalışacağını ortaya koyacak.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Mekke Anlaşması Türkiye’nin Değişen Stratejik Konumunu Gösteriyor</title>
		<link>https://addrmagazine.com/mekke-anlasmasi-turkiye-avrupa/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Analiz Merkezi]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 17 Aug 2026 18:10:43 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Avrupa Birliği]]></category>
		<category><![CDATA[Avrupa Güvenliği]]></category>
		<category><![CDATA[bölgesel güvenlik]]></category>
		<category><![CDATA[Cumhurbaşkanı Erdoğan]]></category>
		<category><![CDATA[Göç]]></category>
		<category><![CDATA[Jeopolitik]]></category>
		<category><![CDATA[Karadeniz]]></category>
		<category><![CDATA[Mekke Anlaşması]]></category>
		<category><![CDATA[NATO]]></category>
		<category><![CDATA[ortak savunma]]></category>
		<category><![CDATA[Pakistan]]></category>
		<category><![CDATA[savunma iş birliği]]></category>
		<category><![CDATA[Suudi Arabistan]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye AB ilişkileri]]></category>
		<category><![CDATA[Ukrayna]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://addrmagazine.com/?p=2515</guid>

					<description><![CDATA[Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında imzalanan Mekke Ortak Savunma Anlaşması’nın dünyaya önemli bir mesaj verdiğini belirterek, üç ülkeden herhangi birine yönelik saldırı durumunda tarafların birbirini savunacağını açıkladı. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın aynı röportajda Avrupa Birliği’ne ilişkin verdiği mesajlar ise Mekke Anlaşması’nın Türkiye’nin daha geniş dış politika ve güvenlik stratejisindeki yerini görünür hâle getirdi. Doha merkezli Al Jazeera Arapça televizyonuna konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Mekke Anlaşması’nı üç ülkeye ayrı bir güç kazandıran bir gelişme olarak nitelendirdi. Anlaşmanın ABD ile İran arasındaki gerilimin yaşandığı bir dönemde imzalanmasının dünya barışı açısından da önemli olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye, Pakistan ve Suudi]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph">Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında imzalanan Mekke Ortak Savunma Anlaşması’nın dünyaya önemli bir mesaj verdiğini belirterek, üç ülkeden herhangi birine yönelik saldırı durumunda tarafların birbirini savunacağını açıkladı. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın aynı röportajda Avrupa Birliği’ne ilişkin verdiği mesajlar ise Mekke Anlaşması’nın Türkiye’nin daha geniş dış politika ve güvenlik stratejisindeki yerini görünür hâle getirdi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Doha merkezli Al Jazeera Arapça televizyonuna konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Mekke Anlaşması’nı üç ülkeye ayrı bir güç kazandıran bir gelişme olarak nitelendirdi. Anlaşmanın ABD ile İran arasındaki gerilimin yaşandığı bir dönemde imzalanmasının dünya barışı açısından da önemli olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan’ın bundan sonraki süreçte barışı savunan ülkeler olarak hareket etmeyi sürdüreceğini söyledi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Anlaşmanın NATO’nun 5. maddesiyle benzerliği sorulduğunda ise Cumhurbaşkanı Erdoğan ortak savunma mekanizmasını açık biçimde tarif etti. Cumhurbaşkanı’na göre Türkiye, Suudi Arabistan veya Pakistan’dan herhangi birinin saldırıya uğraması durumunda diğer iki ülke de ortak savunma anlayışı kapsamında hareket edebilecek. Cumhurbaşkanı Erdoğan ayrıca yapının üç ülkeyle sınırlı kalmak zorunda olmadığını, başka devletlerin katılımına açık olduğunu ve Mısır’ın da istemesi hâlinde anlaşmaya dâhil olabileceğini ifade etti.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu açıklamalar, Mekke Anlaşması’nın yalnızca üç ülke arasında imzalanmış sınırlı bir askerî iş birliği belgesi olmadığını bir kez daha ortaya koyuyor. Anlaşma kapsamında yüksek düzeyli siyasi ve askerî koordinasyon mekanizmalarının kurulması, kara, deniz, hava ve siber alanlarda müşterek tatbikatlar gerçekleştirilmesi, insansız sistemler, elektronik harp ve yapay zekâ gibi alanlarda iş birliğinin geliştirilmesi öngörülüyor. Savunma sanayiinde ortak geliştirme, üretim ve teknoloji transferi de mekanizmanın temel unsurları arasında bulunuyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Fakat Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın röportajında dikkat çeken noktalardan biri, Mekke Anlaşması hakkındaki değerlendirmelerinin hemen yanında Türkiye’nin Avrupa Birliği ile ilişkilerine ilişkin kullandığı ifadeler oldu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin AB üyeliğine kapısını kapatmadığını ancak Avrupa Birliği’nin artık Türkiye’nin önceliği olmadığını belirterek, Birliğin Türkiye’yi dışarıda tutmaya devam etmesi hâlinde kaybeden tarafın Türkiye değil Avrupa olacağını savundu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu söylem, Türkiye-AB ilişkilerinin son on yılda geçirdiği dönüşümle birlikte değerlendirildiğinde daha geniş bir anlam kazanıyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Türkiye’nin Avrupa açısından stratejik öneminin en görünür olduğu alanlardan biri uzun yıllar göç oldu. 2015’te Avrupa’ya bir milyondan fazla kişinin ulaşması ve bunların yaklaşık 885 bininin Yunanistan üzerinden gelmesi, AB’nin Türkiye ile ilişkilerinde göç yönetimini merkezî bir güvenlik başlığına dönüştürdü. Mart 2016’da oluşturulan AB-Türkiye mekanizması düzensiz geçişleri azaltmayı, Türkiye’deki mültecileri desteklemeyi ve Avrupa’ya güvenli ve yasal yollar oluşturmayı amaçlıyordu. Avrupa Komisyonunun verilerine göre anlaşmanın ilk yılında Türkiye’den Yunan adalarına düzensiz geçişlerde yüzde 97’lik düşüş gerçekleşti.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Dolayısıyla Avrupa açısından Türkiye’nin stratejik değerinin önemli bölümlerinden biri uzun süre “göçü Avrupa sınırlarına ulaşmadan yönetebilen ülke” konumundan kaynaklandı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu ilişki tamamen ortadan kalkmış değil. Avrupa Komisyonu hâlen 2016 AB-Türkiye Mutabakatı’nı göç konusunda iş birliğinin temel çerçevesi olarak tanımlıyor. Haziran 2026’daki Ankara görüşmelerinde de sınır yönetimi, insan kaçakçılığıyla mücadele ve olası yeni nüfus hareketleri Türkiye ile AB arasındaki ortak gündemin parçaları arasında yer aldı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ancak Avrupa’nın güvenlik gündemi artık 2015-2016 döneminden çok daha farklı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Rusya’nın Ukrayna’ya karşı yürüttüğü savaş, Avrupa’nın doğu sınırındaki askerî tehdit, hava sahası ihlalleri, İHA’lar, kritik altyapı güvenliği ve Avrupa ülkelerinin savunma kapasitesindeki eksiklikler AB’nin güvenlik önceliklerini yeniden şekillendirdi. Avrupa Konseyi haziran ayında Rusya’nın Ukrayna’ya karşı savaşını açık biçimde AB açısından “varoluşsal bir meydan okuma” olarak tanımlarken Avrupa’nın savunma hazırlığının 2030’a kadar hızla artırılması gerektiğini vurguladı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bunun sonucu olarak Türkiye’nin Avrupa açısından önemi de farklılaşıyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">On yıl önce Ankara-Brüksel ilişkilerinin en acil güvenlik başlıklarından biri Türkiye üzerinden Avrupa’ya ulaşan düzensiz göçmenlerken bugün aynı masada Karadeniz güvenliği, Ukrayna savaşı, NATO’nun doğu kanadı, Orta Doğu, savunma sanayii, enerji ve bağlantısallık da bulunuyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Nitekim 30 Haziran’da Ankara’da Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ile AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas ve Avrupa Komisyonu üyeleri arasında gerçekleştirilen görüşmenin sonuç bildirisi bu değişimi açık biçimde ortaya koydu. Taraflar göç ve sınır yönetiminin yanında güvenlik ve savunma alanındaki diyaloğun NATO’yu tamamlayacak şekilde güçlendirilmesi konusunda mutabık kaldı. Ticaret, enerji, ulaştırma, dijitalleşme ve bölgesel bağlantısallık da ortak gündemin parçaları arasında yer aldı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu nedenle Türkiye’nin Avrupa açısından stratejik değeri artık tek bir dosyaya bağlanabilecek durumda değil.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Mekke Anlaşması bu dönüşümü daha görünür hâle getiriyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Türkiye, NATO üyeliğini sürdürürken Suudi Arabistan ve Pakistan ile NATO coğrafyasının dışında karşılıklı savunma esasına dayanan yeni bir güvenlik mekanizması kuruyor. Aynı zamanda Karadeniz’de NATO’nun savunma mimarisine katkı sağlıyor, Suriye ve Irak’ta doğrudan güvenlik aktörü olarak bulunuyor, Libya’daki askerî ve siyasi varlığını sürdürüyor ve Körfez ülkeleriyle savunma ilişkilerini geliştiriyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın aynı röportajda Suriye’yi yalnız bırakmayacaklarını söylemesi, Libya ile ilişkilerin devam ettiğini vurgulaması, ABD’den F-35 konusunda verilen sözün yerine getirilmesini beklediklerini belirtmesi ve Rusya ile ilişkilerin iyi durumda olduğunu ifade etmesi de Türkiye’nin aynı anda farklı stratejik alanlarda ilişki yürüten dış politika anlayışını gösteriyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu tablo Avrupa açısından önemli bir değişiklik yaratıyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Geçmişte Türkiye’nin Avrupa’ya duyduğu ihtiyaç ile Avrupa’nın Türkiye’ye duyduğu ihtiyaç arasındaki ilişki büyük ölçüde üyelik süreci, ekonomik entegrasyon ve göç üzerinden değerlendirilebiliyordu. Bugün ise Avrupa’nın Türkiye’ye yönelik hesabına daha sert güvenlik unsurları eklenmiş durumda.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Burada özellikle coğrafya belirleyici.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Türkiye, Avrupa’nın doğu ve güneydoğu güvenlik kuşağının kesiştiği noktada bulunuyor. Karadeniz’e kıyısı var, Rusya ve Ukrayna ile ilişki kurabiliyor, NATO’nun ikinci büyük ordusuna sahip, Suriye ve Irak’a komşu, Doğu Akdeniz’de askerî kapasite bulunduruyor ve Orta Doğu ile Avrupa arasında hem enerji hem ulaştırma hem de güvenlik bağlantısı oluşturuyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Dolayısıyla Avrupa’nın Türkiye ile kurduğu ilişkinin mantığı giderek “Türkiye’den Avrupa’ya ulaşabilecek sorunların yönetilmesi” anlayışından “Türkiye ile birlikte Avrupa çevresindeki güvenlik sorunlarının yönetilmesi” anlayışına doğru genişliyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu iki yaklaşım arasındaki fark önemli.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Birincisinde Türkiye esas olarak Avrupa’nın sınır güvenliğinin dış halkası olarak değerlendiriliyordu. İkincisinde ise Türkiye, Avrupa’nın yakın çevresindeki güvenlik mimarisinin doğrudan aktörlerinden biri hâline geliyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Mekke Anlaşması da Ankara’nın bu konumu yalnızca Avrupa üzerinden tanımlamak istemediğini gösteriyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında oluşturulan mekanizma Avrupa Birliği’nin veya NATO’nun alternatifi olarak ilan edilmiş değil. Türk tarafı da anlaşmanın mevcut ittifakların yerine geçmediğini vurguluyor. Ancak yapı, Ankara’nın güvenlik ilişkilerini Batı ittifakı dışındaki coğrafyalarda da kurumsallaştırabileceğini ortaya koyuyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Üstelik Washington’ın yaklaşımı da bu açıdan dikkat çekici. ABD Başkanı Donald Trump, Mekke Anlaşması’nı memnuniyetle karşıladı ve bölge ülkelerinin kendi savunmalarında daha fazla sorumluluk üstlenmesi yönünde önemli bir adım olarak değerlendirdi. Dolayısıyla yeni yapı şu aşamada Washington tarafından Batı güvenlik sistemine rakip bir bloktan ziyade bölgesel güvenlik sorumluluğunun paylaşılması şeklinde okunuyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu durum Avrupa açısından farklı bir soru ortaya çıkarıyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Türkiye’nin Batı dışındaki güvenlik seçenekleri genişlerken Avrupa’nın Türkiye’ye yönelik güvenlik ihtiyacı da artıyorsa, Ankara-Brüksel ilişkisindeki pazarlık dengesi geçmişten farklı bir noktaya taşınabilir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu, Avrupa’nın Türkiye’ye bağımlı hâle geldiği veya göç meselesinin önemini kaybettiği anlamına gelmiyor. AB’nin 2028-2034 dönemine yönelik hazırlıkları bile göç, sınır yönetimi ve iç güvenliği önemli bütçe ve politika alanları olarak tutmaya devam ettiğini gösteriyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ancak artık göç, Türkiye-Avrupa güvenlik ilişkisinin tek belirleyici başlığı değil.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Rusya’nın Avrupa’nın doğusunda oluşturduğu askerî baskı, Orta Doğu’daki istikrarsızlık, Avrupa’nın savunma kapasitesini hızla artırma ihtiyacı ve ABD’nin küresel askerî önceliklerinin değişmesi, Türkiye’nin coğrafi ve askerî ağırlığını daha doğrudan bir güvenlik unsuruna dönüştürüyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu nedenle Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Bizim için önceliğimiz Avrupa Birliği değil” açıklaması ile Mekke Anlaşması için kullandığı “dünyaya mesaj” ifadesini tamamen birbirinden bağımsız değerlendirmek eksik kalabilir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Biri Türkiye’nin Avrupa ile ilişkilerinde artık üyelik perspektifinin tek dış politika ekseni olmadığını ifade ederken diğeri Ankara’nın kendi çevresinde yeni güvenlik mekanizmaları oluşturabilecek hareket alanına sahip olduğunu gösteriyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Mekke Anlaşması’nın uzun vadede ne kadar kurumsallaşacağı, hangi ülkelerin yapıya katılacağı ve ortak savunma taahhüdünün pratikte nasıl işleyeceği henüz görülmüş değil. Bu nedenle anlaşmayı şimdiden yeni bir NATO veya kalıcı bir jeopolitik blok olarak tanımlamak için erken.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Fakat anlaşmanın ortaya çıkardığı daha temel değişim şimdiden görülebiliyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Türkiye artık Avrupa açısından yalnızca göçü kontrol eden, enerji geçişi sağlayan veya NATO’nun güneydoğu kanadını koruyan bir ülke olarak değerlendirilemiyor. Ankara, Avrupa’nın doğusundan Körfez’e, Karadeniz’den Doğu Akdeniz’e uzanan güvenlik kuşağında kendi ilişkilerini ve güvenlik mekanizmalarını oluşturabilen bir aktör olarak hareket ediyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu nedenle Avrupa-Türkiye denklemindeki soru da değişiyor. Geçmişte tartışma büyük ölçüde Türkiye’nin Avrupa’ya ne kadar ihtiyaç duyduğu üzerinden yürütülürken, yeni güvenlik ortamında Avrupa’nın Türkiye’ye hangi alanlarda ve ne ölçüde ihtiyaç duyduğu sorusu giderek daha fazla önem kazanıyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Mekke Anlaşması’nın Avrupa açısından belki de en dikkat çekici mesajı tam olarak burada yatıyor.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
