Belçika hibrit savaş tehdidi karşısında ulusal güvenlik hazırlıklarını yeniden değerlendiriyor. Belçika Ulusal Güvenlik Konseyi; kritik altyapının korunması, siber saldırılar, sabotaj, insansız hava araçları ve NATO’nun kolektif savunma mekanizmasını sınayabilecek sınırlı askerî eylemlere karşı alınabilecek önlemleri görüşüyor. Belçika Genelkurmay Başkanı Orgeneral Frederik Vansina ise ülkeye yönelik mevcut durumda somut veya yakın bir askerî saldırı tehdidi bulunmadığını özellikle vurguluyor.
Belçika Genelkurmay Başkanı Orgeneral Frederik Vansina’ya göre ülkeye yönelik mevcut durumda somut veya yakın bir askerî saldırı tehdidi bulunmuyor.
Vansina ayrıca Rusya’nın askerî kapasitesinin önemli bölümünün Ukrayna savaşında kullanılmaya devam ettiği bir ortamda Moskova’nın NATO’ya karşı geniş çaplı bir saldırı gerçekleştirebilecek durumda olduğunu düşünmediğini belirtiyor.
Belçika’nın üzerinde durduğu senaryo ise farklı.
Asıl endişe, açık biçimde savaş olarak tanımlanabilecek büyük bir saldırıdan çok, saldırının kaynağını ve niteliğini belirsizleştirerek NATO’nun siyasi ve askerî karar mekanizmasını zorlayabilecek sınırlı operasyonlardan kaynaklanıyor.
Başka bir ifadeyle Brüksel, saldırı olduğu açıkça görülen bir savaştan çok, saldırı olup olmadığı konusunda ittifak içinde tartışma yaratabilecek bir güvenlik ortamına hazırlanıyor.
Sahte Bayrak Saldırısı Senaryosu
Vansina’nın verdiği örneklerden biri, ele geçirilen Ukrayna yapımı dronların bir NATO ülkesindeki kritik altyapıya yönelik saldırıda kullanılması.
Böyle bir senaryoda saldırının fiziksel etkisinin yanı sıra saldırıyı kimin gerçekleştirdiğinin belirlenmesi de güvenlik krizinin temel unsurlarından biri hâline geliyor.
Bir başka ihtimal ise NATO üyesi bir ülkenin topraklarının küçük bir bölümünün sınırlı süreyle işgal edilmesi veya kimliği açık biçimde belirlenemeyen askerî unsurların ittifak topraklarına girmesi.
Bu tür eylemler klasik bir geniş çaplı işgalden farklı olarak NATO’nun vereceği karşılığın ölçeği ve zamanlaması konusunda belirsizlik yaratmayı amaçlayabilir.
Vansina, Rusya’nın bugüne kadar NATO’nun 5. Madde eşiğinin altında kalmaya çalıştığını belirtirken gelecekte bu sınırın test edilebileceğine yönelik endişesini dile getiriyor.
Belçikalı komutanın verdiği örnekler, Danimarka Savunma İstihbarat Servisinin 24 Eylül’de yayımladığı güncel Rusya tehdit değerlendirmesiyle de büyük ölçüde örtüşüyor.
Danimarka İstihbaratı da Aynı Senaryolara Dikkat Çekti
Danimarka Savunma İstihbarat Servisi, Rusya’nın NATO ülkelerine yönelik hibrit faaliyetlerini önümüzdeki aylarda artırmasını bekliyor.
Kurum, Rusya’nın bir veya daha fazla NATO ülkesine geniş çaplı saldırı düzenleyeceğine ilişkin mevcut bir belirti bulunmadığını özellikle vurguluyor.
Bununla birlikte sınırlı askerî eylem riski için farklı bir değerlendirme yapılıyor.
Danimarka istihbaratına göre Rusya’nın NATO sınırındaki ülkelere karşı sınırlı bir askerî saldırı gerçekleştirme riski düşük ancak artıyor. Böyle bir eylemin Ukrayna savaşı devam ederken dahi önümüzdeki aylarda gerçekleşebileceği değerlendiriliyor.
DDIS tarafından açıklanan olası senaryolar arasında Ukrayna’ya destek sağlayan altyapının vurulması, Ukrayna yapımı dronların kullanıldığı bir sahte bayrak operasyonu ve millî işaret taşımayan küçük askerî birliklerin NATO topraklarına girmesi bulunuyor.
Bu senaryoların herhangi birinin planlandığına ilişkin mevcut bir kanıt açıklanmış değil.
Dolayısıyla söz konusu değerlendirmeler yaklaşan bir saldırıya ilişkin istihbarattan çok, Rusya’nın NATO’nun kolektif tepki verme kapasitesini hangi yöntemlerle sınayabileceğine yönelik risk senaryolarını ortaya koyuyor.
NATO’nun 5. Maddesi Otomatik Bir Düğme Değil
Bu tartışmanın merkezinde NATO Antlaşması’nın 5. Maddesi bulunuyor.
- Madde, bir NATO üyesine yönelik silahlı saldırının bütün üyelere yapılmış kabul edilmesini öngörüyor. Ancak her güvenlik olayı otomatik olarak 5. Maddenin devreye girmesi anlamına gelmiyor.
Bir olayın “silahlı saldırı” niteliğine ulaşıp ulaşmadığı olayın koşullarına göre değerlendiriliyor.
NATO, önemli ölçekli siber saldırıların ve diğer hibrit saldırıların da belirli koşullar altında silahlı saldırı seviyesine ulaşabileceğini ve 5. Maddenin gündeme gelmesine yol açabileceğini açık biçimde belirtiyor.
Bu nedenle gri bölge operasyonlarının temel avantajlarından biri tam da bu karar sürecindeki belirsizlik.
Bir askerî birliğin açıkça NATO sınırını geçmesi veya bir NATO ülkesine füze saldırısı düzenlenmesi durumunda saldırının niteliğini belirlemek görece kolay.
Ancak kritik bir enerji tesisine yapılan sabotajın arkasındaki aktörün belirlenememesi, kaynağı belirsiz dronların askerî tesisler üzerinde görülmesi veya siber saldırının başka ülkelerdeki altyapı üzerinden gerçekleştirilmesi durumunda siyasi karar süreci çok daha karmaşık hâle geliyor.
Belçika’nın hazırlıkları da bu nedenle yalnızca dronları tespit edip etkisiz hâle getirecek sistemlerin geliştirilmesine odaklanmıyor.
Atıf Sorunu Savunmanın Parçasına Dönüşüyor
Hibrit savaşta saldırının kim tarafından gerçekleştirildiğinin hızlı ve güvenilir biçimde belirlenmesi, fiziksel savunma kadar önemli hâle geliyor.
Çünkü saldırının kaynağı belirlenemediğinde hangi ülkeye karşı ve hangi araçlarla karşılık verileceği sorusu da ortaya çıkıyor.
Bu durum NATO açısından özellikle önemli.
İttifakın caydırıcılığı yalnızca sahip olduğu askerî kapasiteye değil, bir saldırı gerçekleştiğinde siyasi olarak hızlı ve ortak karar verebilmesine de dayanıyor.
Dolayısıyla hibrit bir operasyonun amacı yalnızca fiziksel zarar vermek olmayabilir.
Saldırının kaynağı konusunda belirsizlik yaratmak, NATO üyeleri arasında farklı değerlendirmelerin ortaya çıkmasına yol açmak ve ortak karar sürecini yavaşlatmak da operasyonun stratejik hedeflerinden biri olabilir.
Belçika’nın güvenlik hazırlıklarında istihbarat paylaşımı, kritik altyapının korunması, sivil ve askerî kurumların koordinasyonu ve siyasi karar alma mekanizmalarının birlikte ele alınmasının nedeni de burada yatıyor.
Belçika Neden Hedef Olabilir?
Belçika, coğrafi büyüklüğünün ötesinde NATO ve Avrupa güvenlik mimarisi açısından kritik yapılara ev sahipliği yapıyor.
NATO karargâhı ve Avrupa Birliği kurumlarının Brüksel’de bulunması ülkeyi Avrupa’nın siyasi ve askerî karar merkezlerinden biri hâline getiriyor.
Bunun yanında Antwerp Limanı, Zeebrugge LNG terminali, askerî üsler ve Avrupa’nın lojistik altyapısındaki rolü Belçika’nın stratejik önemini artırıyor.
Euroclear’ın ülkede bulunması da ayrı bir hassasiyet oluşturuyor. Rusya’ya ait dondurulmuş varlıkların önemli bir bölümü Euroclear sistemi içerisinde tutuluyor.
Belçika İçişleri Bakanı Bernard Quintin, ülkedeki kritik altyapının korunmasına yönelik mevcut planların değişen tehdit ortamına göre sürekli güncellenmesi gerektiğini belirtiyor.
Savunma Bakanı Theo Francken ise Belçika’da meydana gelen bazı olayların arkasında Rusya’nın bulunduğuna ilişkin güçlü emareler olduğunu açıkladı. Ancak devam eden soruşturmalar nedeniyle hangi olaylardan söz edildiği veya Rusya bağlantısının hangi kanıtlara dayandığı kamuoyuna açıklanmış değil.
Bu nedenle Belçika’daki mün


