HÜRSAT-2, Türkiye’nin uydu üretimi ile bağımsız uzaya erişim kabiliyetini aynı görevde buluşturmaya hazırlanıyor. TUSAŞ tarafından geliştirilen HÜRSAT uydu ailesinin ilk üyesi HÜRSAT-1’in 2027 yılının ortalarında fırlatılması planlanırken HÜRSAT-2’nin 2028-2029 döneminde ROKETSAN’ın geliştirdiği ŞİMŞEK-1 Uydu Fırlatma Sistemi ile yörüngeye taşınması hedefleniyor.
TUSAŞ Genel Müdürü Mehmet Demiroğlu, Antalya’da gerçekleştirilen 77. Uluslararası Uzay Kongresi (IAC 2026) kapsamında yaptığı açıklamada HÜRSAT programının takvimine ilişkin yeni ayrıntıları paylaştı.
HÜRSAT-1’in test faaliyetleri devam ederken HÜRSAT ailesinin ikinci uydusu için TUSAŞ ile ROKETSAN arasında HÜRSAT-2 Proje Sözleşmesi de imzalandı.
Böylece Türkiye, yalnızca yeni bir yer gözlem uydusu geliştirmeyi değil, seri üretilebilir uydu ailesini millî bir fırlatma sistemiyle yörüngeye taşıyabilecek bütünleşik bir uzay kabiliyeti oluşturmayı hedefliyor.
HÜRSAT-1 2027 Ortasında Fırlatılacak
Programın ilk aşamasını HÜRSAT-1 oluşturuyor.
TUSAŞ tarafından öz kaynaklarla başlatılan HÜRSAT programı, Türkiye’nin seri üretilebilir ilk yer gözlem uydu ailesinin oluşturulmasını amaçlıyor.
HÜRSAT-1’in 2027 yılının ortalarında fırlatılması planlanıyor.
Alçak Dünya yörüngesinde görev yapacak uydu, optik görüntüleme kabiliyetine sahip olacak ve bir metrenin altında yer örnekleme mesafesi sunacak.
HÜRSAT’ın temel farklarından biri ise tek bir uydu üzerine kurulu olmaması.
TUSAŞ, sistemi farklı görev yükleriyle yapılandırılabilecek bir takım uydu mimarisi olarak geliştiriyor.
Bu yaklaşımda aynı aileden birden fazla uydu, farklı görev ihtiyaçlarına göre yapılandırılarak alçak Dünya yörüngesinde birlikte görev yapabilecek.
TUSAŞ’ın IAC 2026 kapsamında paylaştığı bilgilere göre ilk HÜRSAT yaklaşık 200 kilogramlık kütleye sahip olacak. HÜRSAT ailesinin ise farklı görev ihtiyaçlarına göre 200-650 kilogram kütle aralığında yapılandırılabilmesi planlanıyor.
Seri Üretilebilir İlk Uydu Ailesi
HÜRSAT programının Türkiye’nin mevcut yer gözlem uydularından ayrıldığı temel noktalardan biri üretim modeli.
TUSAŞ, HÜRSAT’ı Türkiye’nin seri üretilebilir ilk yer gözlem uydu ailesi olarak tanımlıyor.
Bu yaklaşım, tek bir büyük uyduyu uzun geliştirme süreleriyle üretmek yerine ortak bir uydu platformunun farklı görev yükleriyle daha hızlı biçimde çoğaltılmasını hedefliyor.
Son yıllarda küresel uzay sektöründe giderek yaygınlaşan “Yeni Uzay” yaklaşımında da daha küçük, daha hızlı üretilebilen ve takım hâlinde çalışabilen uydular öne çıkıyor.
HÜRSAT’ın bu mimarisi, ihtiyaç duyulan göreve göre farklı sensör ve görev yüklerinin aynı uydu ailesine entegre edilebilmesine imkân sağlayacak.
Demiroğlu, HÜRSAT uydularında TUSAŞ tarafından geliştirilen ekipman ve yazılımların da deneneceğini belirtti.
Böylece program yalnızca operasyonel bir uydu ailesinin geliştirilmesine değil, yeni yerli alt sistem ve yazılımların uzay ortamında doğrulanabileceği bir platform oluşturulmasına da hizmet edecek.
HÜRSAT-2 İçin İmzalar Atıldı
Programın ikinci aşamasında ise HÜRSAT-2 bulunuyor.
TUSAŞ ve ROKETSAN, 77. Uluslararası Uzay Kongresi kapsamında HÜRSAT-2 Proje Sözleşmesi’ni imzaladı.
Antalya’daki imza törenine Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkan Yardımcısı Mustafa Şeker, Savunma Sanayii Başkan Yardımcısı Hüseyin Avşar, TUSAŞ Genel Müdürü Mehmet Demiroğlu ve ROKETSAN Genel Müdürü Murat İkinci katıldı.
HÜRSAT-2’nin 2028-2029 döneminde fırlatılması planlanıyor.
Ancak ikinci uydunun program açısından önemi yalnızca HÜRSAT takımına yeni bir uydu eklenmesinden kaynaklanmıyor.
HÜRSAT-2’nin ROKETSAN tarafından geliştirilen ŞİMŞEK-1 Uydu Fırlatma Sistemi kullanılarak uzaya gönderilmesi hedefleniyor.
Bu gerçekleştiğinde Türkiye tarafından geliştirilen bir uydu ile millî fırlatma sistemi aynı görev mimarisinde bir araya gelmiş olacak.
Demiroğlu bu hedefi, Türkiye’nin hem kendi uydusunu üretmesi hem de onu yerli imkânlarla fırlatması açısından önemli bir aşama olarak tanımladı.
Uydu ile Roket Aynı Programda Buluşuyor
HÜRSAT-2 sözleşmesi Türkiye’nin uzay programındaki iki ayrı teknoloji hattını doğrudan birbirine bağlıyor.
Bir tarafta TUSAŞ’ın uydu tasarım, üretim, görev yükü ve yazılım kabiliyetleri bulunuyor.
Diğer tarafta ise ROKETSAN’ın uydu fırlatma sistemleri ve roket teknolojileri geliştiriliyor.
ROKETSAN Genel Müdürü Murat İkinci de HÜRSAT-2 sözleşmesinin uydu ve fırlatma sistemlerindeki millî kabiliyetleri bir araya getirerek Türkiye’nin uzaya bağımsız erişim hedeflerine katkı sağlayacağını belirtti.
ŞİMŞEK-1, Türkiye’nin bağımsız uydu fırlatma kabiliyeti oluşturma çalışmalarının temel projelerinden biri.
ROKETSAN tarafından geliştirilen sistemin yaklaşık 400 kilogramlık faydalı yükü 500 kilometre seviyesindeki alçak Dünya yörüngesine taşıması hedefleniyor.
ŞİMŞEK-1’in ardından geliştirilecek ŞİMŞEK-2 ile kapasitenin yaklaşık 1,5 tona ve erişilebilen yörünge yüksekliğinin 700 kilometre seviyesine çıkarılması planlanıyor.
HÜRSAT-2’nin ŞİMŞEK-1 ile fırlatılması, bu nedenle roket programı açısından da doğrudan operasyonel bir görev hedefi oluşturuyor.
Bağımsız Uzay Erişiminde Yeni Aşama
Bir ülkenin uydu geliştirebilmesi ile o uyduyu kendi imkânlarıyla yörüngeye yerleştirebilmesi birbirinden farklı iki teknolojik kabiliyet.
Türkiye, İMECE ve TÜRKSAT 6A gibi programlarla uydu geliştirme ve üretiminde önemli bir teknoloji birikimi oluşturdu.
Ancak bu uyduların yörüngeye taşınmasında yabancı fırlatma hizmetlerinden yararlanıldı.
HÜRSAT-2 ile hedeflenen yapı ise bu zincirin fırlatma aşamasını da Türkiye içerisinde oluşturmayı amaçlıyor.
Bu kabiliyet, yalnızca fırlatma maliyetleri açısından değil, ihtiyaç duyulan zamanda yörüngeye erişebilme bakımından da önem taşıyor.
Özellikle askerî ve stratejik görevlerde yeni bir uydunun hangi tarihte ve hangi yörüngeye yerleştirileceğinin başka ülkelerin fırlatma takvimlerine bağlı olmaması, uzay tabanlı kabiliyetlerin sürekliliğinde yeni bir hareket alanı sağlayabilir.
Takım Uydu Mimarisi Öne Çıkıyor
HÜRSAT programının bir diğer önemli yönünü takım uydu yaklaşımı oluşturuyor.
Büyük ve yüksek maliyetli tek bir uydu yerine aynı aileden birden fazla küçük uydunun yörüngede birlikte görev yapması, belirli bir bölgenin daha sık görüntülenmesine ve farklı görev yüklerinin aynı ağ içerisinde kullanılmasına imkân verebiliyor.
Bu yaklaşım aynı zamanda uydu ağının dayanıklılığını da artırabiliyor.
Tek bir platformun kaybedilmesi veya görev dışı kalması durumunda tüm kabiliyetin ortadan kalkması yerine diğer uydular görevlerini sürdürebiliyor.
HÜRSAT’ın farklı görev yükleriyle yapılandırılabilir olması da bu noktada önem kazanıyor.
TUSAŞ, aynı uydu ailesini farklı alanlarda hizmet verecek biçimde tasarlamayı ve ihtiyaç doğrultusunda yeni uyduları takım yapısına eklemeyi planlıyor.
HÜRSAT-1’in optik gözlem göreviyle başlayacak programın ilerleyen aşamalarında farklı görev yüklerinin kullanılabilmesi, Türkiye’nin alçak Dünya yörüngesindeki uydu varlığının daha esnek bir mimariye dönüşmesini sağlayabilir.
İhracat Hedefi de Bulunuyor
TUSAŞ, HÜRSAT programını yalnızca Türkiye’nin ihtiyaçları için geliştirilen bir uydu projesi olarak değerlendirmiyor.
Seri üretilebilir mimarinin uluslararası pazara sunulması da programın hedefleri arasında bulunuyor.
Küçük uydu pazarında maliyet, üretim süresi, görüntüleme çözünürlüğü ve müşterinin ihtiyacına göre yapılandırılabilirlik giderek daha önemli hâle geliyor.
HÜRSAT ailesinin 200-650 kilogram sınıfında farklı konfigürasyonlara uyarlanabilmesi, bu açıdan TUSAŞ’ın farklı müşterilere göre uydu yapılandırabilmesine imkân sağlayabilecek.
ŞİMŞEK fırlatma ailesinin operasyonel hâle gelmesi durumunda ise Türkiye gelecekte yalnızca uydu ihraç eden değil, uydu ile birlikte fırlatma hizmeti de sunabilen bir yapı oluşturmayı hedefleyebilir.
Ancak HÜRSAT kapsamında şu aşamada açıklanmış somut bir ihracat sözleşmesi bulunmuyor.
2027’den 2029’a Uzanan Takvim
Mevcut takvime göre HÜRSAT programının ilk önemli eşiği 2027 yılının ortasında yaşanacak.
Testleri devam eden HÜRSAT-1’in bu dönemde fırlatılması ve alçak Dünya yörüngesinde göreve başlaması planlanıyor.
İkinci aşamada ise HÜRSAT-2 ile ŞİMŞEK-1 bir araya gelecek.
TUSAŞ ve ROKETSAN’ın açıkladığı hedefe göre bu görev 2028-2029 döneminde gerçekleştirilecek.
Takvimin uygulanması hâlinde Türkiye birkaç yıl içerisinde seri üretilebilir takım uydu mimarisinin ilk örneğini yörüngeye taşırken aynı programın ikinci uydusunu kendi fırlatma sistemiyle uzaya göndermeyi deneyecek.
HÜRSAT bu nedenle yalnızca yeni bir yer gözlem uydusu projesi değil.
Program, uydu tasarımından seri üretime, yerli alt sistemlerden görev yazılımlarına ve nihayetinde fırlatma aracına kadar uzanan uzay teknolojileri zincirinin farklı parçalarını aynı yapı içerisinde birleştirmeyi hedefliyor.
HÜRSAT-1’in 2027’de yörüngeye çıkması bu zincirin ilk operasyonel adımını oluşturacak.
HÜRSAT-2’nin ŞİMŞEK-1 ile gerçekleştirilmesi planlanan fırlatması ise Türkiye açısından uyduyu geliştiren ve üreten ülke olmanın ötesine geçerek kendi uydusunu kendi fırlatma sistemiyle yörüngeye taşıma hedefinin en somut sınavlarından biri olacak.


