20260929 OAV 114226 scaled
Norveç ordusunun askerî tatbikatında kullanılan Çin bağlantılı kiralık araçların askerlerin görüntülerini, hareket güzergâhlarını ve güvenlik kodlarını kaydetmesi, bağlantılı otomobillerin askerî güvenlik açısından oluşturduğu riskleri gündeme taşıdı.

Norveç Ordusunda Kiralık Araçlardan Veri Güvenliği Alarmı

Bu makaleyi sesli dinleyin:

Norveç ordusu, Eylül 2026’da gerçekleştirilen bir askerî tatbikatta kullanılan kiralık araçların askerlerin görüntülerini, hareket güzergâhlarını ve güvenlik noktalarındaki erişim kodlarını kaydettiğinin ortaya çıkmasıyla veri güvenliği tartışmalarının odağına yerleşti. Araçlardan en az ikisinin Çinli Deepal markasına ait olması dikkat çekerken olay, bağlantılı otomobillerin kamera, sensör ve yazılım sistemleri üzerinden istihbarat değeri taşıyan veriler toplayabilme kapasitesini gündeme getirdi. Türkiye’deki savunma sanayii tesislerinde yabancı bağlantılı araçlara yönelik güvenlik tedbirleri de benzer risklerin farklı ülkelerde değerlendirildiğini gösteriyor.

Norveç ekonomi gazetesi Dagens Næringsliv’in aktardığı bilgilere göre olay, Norveç İç Güvenlik Birliği (Heimevernet) tarafından Eylül 2026’da gerçekleştirilen Hovedstad Operasyonu tatbikatı sırasında yaşandı.

Tatbikatta kullanılan kiralık araçları inceleyen askerler, araçların sistemlerinde kendilerine ait görüntülerin kaydedildiğini fark etti. Yapılan incelemelerde kayıtların yalnızca araç içindeki görüntülerle sınırlı olmadığı, askerî personelin hareketlerine ve güvenlik uygulamalarına ilişkin bilgileri de içerdiği anlaşıldı.

Gelişme, sivil kullanım için geliştirilen bağlantılı araç teknolojilerinin askerî faaliyetlerde kullanılması durumunda ortaya çıkabilecek veri güvenliği sorunlarını somut bir örnek üzerinden gündeme getirdi.

Askerî Personelin Hareketleri ve Güvenlik Kodları Kaydedildi

Tatbikata katılan Teğmen Fredrik Blanck, askerlerin araçlarda kayıtlı videolar bulunduğunu fark etmesi üzerine durumun ortaya çıktığını açıkladı.

Blanck’in aktardığına göre kayıtlar, araçlara kimlerin bindiğini ve araçlardan kimlerin indiğini, araçların hangi güzergâhları kullandığını ve belirli noktalarda ne kadar süre kaldığını gösteriyordu.

Daha dikkat çekici olan ise askerî personelin kullandığı kapı ve geçitlerdeki güvenlik kodlarının da görüntülere yansımasıydı.

Bu tür bilgiler, tek başlarına sınırlı öneme sahip gibi görünse de bir araya getirildiklerinde askerî faaliyetlerin düzenine ilişkin ayrıntılı bir tablo oluşturabilir.

Örneğin araçların belirli noktalara düzenli olarak gerçekleştirdiği ziyaretler, personelin hareket alışkanlıkları ve güvenlik noktalarındaki erişim uygulamaları, bir askerî tesisin günlük işleyişine ilişkin bilgi sağlayabilir.

Bu verilerin farklı kaynaklardan elde edilen bilgilerle birleştirilmesi ise askerî personelin görev düzeni, tesislerin kullanım yoğunluğu ve belirli bölgelerdeki faaliyetlerin zamanlaması hakkında çıkarımlar yapılmasına imkân tanıyabilir.

Dolayısıyla mesele yalnızca araç kameralarının görüntü kaydetmesi değil, bu görüntülerin hangi verilerle birlikte saklandığı, kimler tarafından erişilebilir olduğu ve ne kadar süre muhafaza edildiğiyle bağlantılı.

Tatbikatın ardından görüntülerin araçlardan silindiği bildirildi. Ancak verilerin daha önce başka sistemlere aktarılıp aktarılmadığı veya uzaktaki sunucularda saklanıp saklanmadığı bilinmiyor.

Bu belirsizlik, olayın güvenlik boyutunu artıran temel unsurlardan biri.

Çinli Deepal Markası ve Tedarik Zinciri Tartışması

Tatbikatta kullanılan araçlardan en az ikisinin Çinli otomobil markası Deepal’e ait olduğu bildirildi.

Ancak olayın yalnızca araçların üretildiği ülke üzerinden değerlendirilmesi, veri güvenliği sorununu açıklamak için yeterli değil.

Modern otomobillerin önemli bir bölümü, üreticilerinden bağımsız olarak gelişmiş kamera sistemleri, GPS alıcıları, mikrofonlar, kablosuz haberleşme modülleri ve çeşitli sensörlerle donatılıyor.

Bu sistemler sürüş güvenliğini artırmak, navigasyon hizmetleri sunmak, araçların uzaktan kontrol edilmesini sağlamak ve sürücü destek teknolojilerini çalıştırmak amacıyla kullanılıyor.

Bununla birlikte aynı teknolojiler, askerî faaliyetlerde kullanıldıklarında hassas bilgilerin kaydedilmesine de neden olabiliyor.

Norveç’teki olayın dikkat çeken bir diğer boyutu ise araçların tedarik süreci.

Norveç Savunma Lojistik Organizasyonu, Haziran 2024 ile Mayıs 2028 dönemini kapsayan ülke çapındaki araç kiralama hizmetleri için 2024 yılında bir çerçeve anlaşma imzaladı.

Anlaşmanın azami değerinin 350 milyon Norveç kronu olduğu bildirildi.

Sözleşmenin birincil tedarikçisi, Hertz’in Norveç operasyonlarını yürüten First Rent A Car Norway oldu.

Şirketin sahiplik yapısının Çin merkezli Zhejiang Geely Holding Group’a uzanması, askerî tedarik zincirlerinde yalnızca ürünün teknik özelliklerinin değil, hizmet sağlayıcıların kurumsal bağlantılarının da değerlendirilmesi gerektiğini gündeme getiriyor.

Ancak bir şirketin Çin bağlantılı olması veya araçların Çin’de üretilmesi, kaydedilen verilerin Çin makamlarına aktarıldığını tek başına göstermiyor.

Mevcut bilgilerde böyle bir veri aktarımının gerçekleştiğine ilişkin doğrulanmış bir bulgu bulunmuyor.

Bu nedenle Norveç’teki olay, kanıtlanmış bir yabancı istihbarat operasyonundan ziyade askerî faaliyetlerde kullanılan bağlantılı araçların oluşturduğu veri güvenliği riski olarak değerlendirilmeli.

Norveç Ordusundan Açıklama

Norveç Savunmasının basın biriminden Aleksander Engborg Hage, elektronik sistemler ve araçlarla bağlantılı güvenlik sorunlarının farkında olduklarını belirtti.

Bununla birlikte Norveç Silahlı Kuvvetlerinin belirli ülkelerde üretilen araçların kullanımına yönelik genel bir yasak uygulamadığını açıkladı.

Norveç Savunma Malzemeleri Kurumunun araç kiralama anlaşmalarında GPS sistemleri, kameralar, sensörler, uzaktan erişim ve veri depolama konularında hangi güvenlik şartlarının bulunduğuna ilişkin ayrıntılı bilgi paylaşılmadı.

Bu durum, askerî kurumların sivil tedarik zincirlerinden sağladıkları teknolojileri hangi güvenlik ölçütleriyle değerlendirmeleri gerektiği sorusunu gündeme getiriyor.

Araç kiralama hizmetleri, askerî lojistik açısından maliyet ve operasyonel esneklik sağlayabiliyor. Ancak modern otomobillerin giderek daha fazla yazılım ve veri bağlantısına bağımlı hâle gelmesi, geleneksel tedarik süreçlerinin kapsamını genişletiyor.

Geçmişte bir aracın askerî kullanıma uygunluğu değerlendirilirken mekanik güvenilirlik, taşıma kapasitesi, bakım ihtiyaçları ve maliyet gibi unsurlar ön plandaydı.

Günümüzde ise bu ölçütlere veri toplama kapasitesi, yazılım güncellemeleri, uzaktan erişim yetkileri ve bulut bağlantıları da ekleniyor.

Bu nedenle askerî kurumların sivil araçlardan yararlanması, yalnızca lojistik bir karar olmaktan çıkarak siber güvenlik ve karşı istihbarat değerlendirmelerini de gerektiren bir konuya dönüşüyor.

Bağlantılı Araçlar Hareketli Sensör Platformlarına Dönüşüyor

Günümüz otomobilleri, çevrelerini sürekli algılayan ve farklı türlerde veri üreten elektronik sistemlerle donatılıyor.

Özellikle gelişmiş sürücü destek sistemlerine sahip araçlarda kameralar, radarlar, ultrasonik sensörler ve konum belirleme teknolojileri birlikte kullanılabiliyor.

Bu donanımların ürettiği veriler, araçların çevresindeki nesnelerin algılanması, sürüş güvenliğinin artırılması ve navigasyon hizmetlerinin geliştirilmesi gibi işlevler için değerlendiriliyor.

Ancak aynı sistemler, askerî tesislerin çevresinde kullanıldıklarında farklı güvenlik sorunları ortaya çıkarabiliyor.

Bir aracın belirli güzergâhlarda düzenli olarak hareket etmesi, tesis girişlerinden geçmesi veya hassas alanlarda park edilmesi, çevresel görüntülerin ve konum bilgilerinin kaydedilmesine yol açabiliyor.

Bu kayıtların hangi koşullarda işlendiği ve nerede saklandığı ise kullanılan araç modeline, yazılım mimarisine ve veri yönetimi politikalarına bağlı olarak değişiyor.

Önemli bir diğer konu, araçların uzaktan erişim kabiliyetleri.

Bağlantılı otomobillerde yazılım güncellemeleri, arıza teşhisi ve çeşitli kullanıcı hizmetleri için üretici veya hizmet sağlayıcı sistemleriyle iletişim kurulabiliyor.

Ancak uzaktan bağlantı imkânının bulunması, üreticinin bütün kamera görüntülerine veya araç verilerine sınırsız erişebildiği anlamına gelmiyor.

Bu tür erişimlerin kapsamı, sistemlerin teknik tasarımına ve uygulanan güvenlik önlemlerine bağlı.

Dolayısıyla askerî güvenlik açısından temel mesele, bağlantılı araçların hangi ülkede üretildiğinden önce hangi verileri topladığı, bu verilere kimlerin erişebildiği ve veri akışının nasıl denetlendiği.

Türkiye’de Benzer Güvenlik Endişeleri Gündeme Geldi

Norveç’teki gelişme, Türkiye’de savunma sanayii tesislerinin güvenliği konusunda yapılan açıklamalarla da örtüşüyor.

TUSAŞ Motor Sanayii (TEI) Genel Müdürü Mahmut Faruk Akşit, 11 Ekim 2026 tarihinde yaptığı açıklamada yabancı elektrikli araçların TEI, ASELSAN, ROKETSAN ve HAVELSAN kampüslerine alınmadığını belirtti.

Akşit, modern elektrikli araçların sahip olduğu kamera ve sensör sistemlerinin çevresel verileri kaydedebildiğine dikkat çekerek bu araçların yazılım ve veri yönetimi üzerinde ilgili savunma kuruluşlarının doğrudan kontrol sahibi olmadığını vurguladı.

Bu açıklama, Türkiye’deki savunma sanayii tesislerinde fiziksel güvenlik önlemlerinin yanı sıra dijital veri güvenliğinin de önem kazandığını gösteriyor.

Savunma sanayii kuruluşları, geliştirme ve üretim faaliyetleri sırasında yüksek güvenlik gerektiren teknolojiler üzerinde çalışıyor.

Bu tesislerde yürütülen faaliyetlerin korunması, yalnızca teknik dokümanların veya bilgisayar sistemlerinin güvenliğiyle sınırlı değil.

Üretim alanlarının yerleşimi, tesislere giriş ve çıkış düzeni, personel hareketleri ve belirli bölgelerdeki faaliyet yoğunluğu da güvenlik açısından önem taşıyabiliyor.

Bağlantılı araçların kamera ve konum sistemleriyle bu tür bilgileri kaydedebilmesi, tesislerin fiziksel güvenliği ile siber güvenlik uygulamaları arasındaki sınırın giderek daraldığını ortaya koyuyor.

Bununla birlikte Norveç’teki olay, Türkiye’de kullanılan yabancı araçlardan savunma sanayii verilerinin dışarı aktarıldığını gösteren bir kanıt oluşturmuyor.

İki gelişmenin ortak noktası, bağlantılı otomobillerin hassas askerî ve endüstriyel alanlarda kullanımına ilişkin güvenlik endişeleri.

Savunma Tedarikinde Yeni Güvenlik Ölçütleri

Norveç’teki olay, askerî kurumların sivil teknolojilerden yararlanırken karşılaştığı yeni güvenlik sorunlarına işaret ediyor.

Günümüzde askerî birlikler yalnızca özel olarak geliştirilmiş savunma sistemlerini değil, ticari araçları, mobil cihazları, haberleşme ekipmanlarını ve farklı yazılım hizmetlerini de kullanıyor.

Bu ürünlerin önemli bir bölümü, kullanıcı deneyimini geliştirmek amacıyla sürekli veri toplayan ve ağ bağlantısı üzerinden çalışan sistemlere sahip.

Ancak ticari kullanım için tasarlanan veri toplama özellikleri, askerî ortamda farklı riskler doğurabiliyor.

Bu nedenle hassas tesislerde kullanılacak araçların güvenlik değerlendirmelerinde kamera kayıtlarının kapsamı, konum geçmişinin saklanması, uzaktan bağlantı özellikleri ve veri silme işlemlerinin etkinliği gibi başlıkların dikkate alınması önem taşıyor.

Araçların güvenli kullanımına yönelik önlemler arasında gereksiz kayıt işlevlerinin sınırlandırılması, veri aktarım yetkilerinin denetlenmesi ve hassas bölgelere erişim kurallarının belirlenmesi bulunabilir.

Bununla birlikte bu tür önlemlerin uygulanabilirliği, araç üreticilerinin sunduğu teknik kontrol seçeneklerine ve sistemlerin bağımsız biçimde denetlenebilmesine bağlı.

Özellikle kiralık araçlarda askerî kurumların yazılım ve donanım üzerinde sınırlı kontrol sahibi olması, güvenlik değerlendirmelerini daha karmaşık hâle getirebilir.

Bu durum, gelecekte askerî araç kiralama ve lojistik hizmet sözleşmelerinde dijital güvenlik hükümlerinin daha belirgin bir yer edinmesine neden olabilir.

Askerî Güvenliğin Yeni Boyutu Veri Kontrolü

Norveç’te ortaya çıkan kayıtlar, modern otomobillerin askerî faaliyetler sırasında beklenmedik miktarda bilgi toplayabildiğini gösterdi.

Askerlerin görüntüleri, hareket güzergâhları ve güvenlik kodlarının araç sistemlerinde bulunması, sivil teknolojilerin askerî kullanımında veri yönetiminin neden önem taşıdığını ortaya koyuyor.

Ancak mevcut bilgiler, söz konusu kayıtların yabancı bir devlet tarafından elde edildiğini veya istihbarat amacıyla kullanıldığını doğrulamıyor.

Bu ayrım, olayın güvenlik boyutunun doğru değerlendirilmesi açısından önemli.

Türkiye’deki savunma sanayii tesislerinde bağlantılı araçlara ilişkin dile getirilen endişeler de benzer bir güvenlik yaklaşımına dayanıyor.

Modern muharebe ortamında sensörler, yazılımlar ve veri bağlantıları askerî kabiliyetleri güçlendirirken aynı teknolojilerin kontrolsüz kullanımı yeni güvenlik açıkları oluşturabiliyor.

Norveç örneği, askerî güvenliğin artık yalnızca tesislere fiziksel erişimin sınırlandırılmasıyla sağlanamayacağını; tesislerin çevresinde faaliyet gösteren sivil teknolojilerin veri toplama ve aktarma kabiliyetlerinin de değerlendirilmesi gerektiğini gösteriyor.

Bu çerçevede bağlantılı araçlar, geleceğin askerî güvenlik planlamasında yalnızca ulaşım araçları olarak değil, potansiyel veri toplama platformları olarak da ele alınmak durumunda.

Sayı 6

En Çok Okunanlar

Kaçırmayın

Yapistirilan 15.10.2026 13.17.27

MSB’den Mekke Savunma İttifakı İçin TBMM Vurgusu

Bu makaleyi sesli dinleyin: Tarayıcınız ses…
55379677018 7a342d6412 c

Rutte’den Tek Avrupa Ordusuna Ret

Bu makaleyi sesli dinleyin: Tarayıcınız ses…