b9cdc79d 1c0e 443f ab15 833a0fea726b scaled
AB liderleri, 15-16 Ekim 2026 tarihlerinde Brüksel'de düzenlenecek zirvede enerji fiyatları, ekonomik rekabet gücü, Rusya kaynaklı hibrit tehditler, Ukrayna'nın savunma ihtiyaçları ve Orta Doğu'daki gelişmeleri ele alacak. Fotoğraf: AB

Avrupa Birliği’nde Ekonomi ve Güvenlik Aynı Masada

Bu makaleyi sesli dinleyin:

AB Liderler Zirvesi 2026, Avrupa’nın ekonomik rekabet gücünü koruma hedefi ile giderek artan güvenlik ihtiyaçlarını aynı siyasi gündemde bir araya getiriyor. Avrupa Birliği üyesi 27 ülkenin liderleri, 15-16 Ekim tarihlerinde Brüksel’de düzenlenecek toplantıda yüksek enerji fiyatları, Çin’le ticarette yaşanan dengesizlikler, Rusya kaynaklı hibrit tehditler, Ukrayna’nın savunma ihtiyaçları ve Orta Doğu’daki gelişmeleri ele alacak. Zirve, Avrupa’nın ekonomik dayanıklılığını güçlendirirken savunma hazırlığını ve dış politika hedeflerini nasıl sürdüreceğine ilişkin önemli değerlendirmelere sahne olacak.

AB Konseyi Başkanı Antonio Costa’nın başkanlık edeceği iki günlük toplantıya AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen ve Avrupa Parlamentosu Başkanı Roberta Metsola da katılacak. Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy ise ülkesinin savunma ihtiyaçlarının ele alınacağı oturumda liderlere bilgi verecek.

Zirve öncesinde liderlere gönderdiği davet mektubunda Costa, Avrupa’nın artan jeopolitik belirsizlikler karşısında ekonomik rekabet gücünü koruması ve vatandaşların hayat pahalılığı nedeniyle karşılaştığı sorunlara çözüm üretmesi gerektiğini vurguladı.

Ancak zirvenin gündemi yalnızca ekonomik sorunlarla sınırlı değil. Rusya-Ukrayna Savaşı, Avrupa genelinde artan hibrit tehditler ve Orta Doğu’daki istikrarsızlık, ekonomik kararlarla güvenlik politikalarının birbirinden bağımsız ele alınmasını giderek zorlaştırıyor.

Bu nedenle Brüksel’deki toplantı, AB’nin ekonomik kaynaklarını, savunma ihtiyaçlarını ve dış politika önceliklerini aynı stratejik çerçevede değerlendireceği bir görüşme niteliği taşıyor.

Enerji Fiyatları Avrupa’nın Rekabet Gücünü Zorluyor

Zirvenin ilk gününde Avrupa ekonomisinin rekabet gücü ve yüksek enerji fiyatları ele alınacak.

AB liderleri, 2026-2027 dönemini kapsayan “Tek Avrupa, Tek Pazar” gündeminde kaydedilen ilerlemeyi değerlendirecek. Bu çerçevede Avrupa iç pazarının güçlendirilmesi, ekonomik faaliyetlerin önündeki engellerin azaltılması ve Birliğin küresel rekabetteki konumunun korunması üzerinde durulacak.

Enerji fiyatları ise ekonomik gündemin en önemli başlıklarından birini oluşturuyor.

Petrol ve doğal gaz fiyatlarındaki artış, Avrupa’da hem hane halkının harcamalarını hem de sanayi kuruluşlarının üretim maliyetlerini etkiliyor.

Özellikle enerji yoğun sektörlerde faaliyet gösteren şirketler açısından yüksek enerji maliyetleri, uluslararası pazarlarda rekabet koşullarını zorlaştırabiliyor.

AB liderleri, Orta Doğu ve İran’daki gelişmelerin enerji piyasaları üzerindeki etkisini de değerlendirecek.

Görüşmelerde yüksek fiyatların vatandaşlar ve işletmeler üzerindeki baskısını hafifletmek amacıyla hedefli ve geçici önlemler gündeme gelecek.

Bu kapsamda metan düzenlemesindeki bazı yükümlülüklerin ertelenmesi ve geçici devlet yardımı çerçevesinin uzatılması değerlendirilen seçenekler arasında bulunuyor.

AB Komisyonundan enerji fiyatlarının etkilerini azaltmaya yönelik ilave tedbirler hazırlamasının istenmesi de bekleniyor.

Bununla birlikte AB yönetimi, kısa vadeli fiyat baskılarını azaltmaya çalışırken fosil yakıtlara bağımlılığı düşürme stratejisini sürdürmek istiyor.

Bu yaklaşım, Avrupa’nın enerji politikasında iki farklı ihtiyacın aynı anda karşılanmasını gerektiriyor.

Bir tarafta sanayinin uygun maliyetli ve kesintisiz enerjiye erişimi bulunurken diğer tarafta dış kaynaklara bağımlılığın azaltılması hedefleniyor.

Enerji arzının güvenliği, savunma sanayiinin üretim kapasitesi açısından da önem taşıyor. Mühimmat, elektronik sistemler, metal işleme ve ileri teknoloji üretimi gibi alanlarda enerji maliyetleri, üretimin sürdürülebilirliğini doğrudan etkileyebiliyor.

Dolayısıyla enerji fiyatlarına yönelik kararlar, yalnızca Avrupa ekonomisinin kısa vadeli performansını değil, uzun vadeli sanayi ve savunma kapasitesini de ilgilendiriyor.

Çin ile Ticaret Dengesi Yeniden Gündemde

AB liderlerinin değerlendireceği bir diğer konu, küresel ekonomik dengesizlikler ve özellikle Çin’le ticaret ilişkileri olacak.

AB’nin Çin’le ticaretinde günlük yaklaşık 1 milyar avroluk açık bulunuyor.

Bu büyüklük, Avrupa’nın Çin’le ekonomik ilişkilerinde karşılaştığı yapısal sorunların önemini ortaya koyuyor.

Çin’in üretim kapasitesi, ihracat politikaları ve küresel tedarik zincirlerindeki konumu, Avrupa sanayisinin rekabet koşullarını etkileyen başlıca unsurlar arasında yer alıyor.

AB, haziran ayında gerçekleştirilen zirvede Çin’le ekonomik ilişkilerde iki yönlü bir yaklaşım benimsemişti.

Bu yaklaşımın ilk boyutunu ilgili ülkelerle diyaloğun yoğunlaştırılması, ikinci boyutunu ise ticaret savunma araçlarının güçlendirilmesi oluşturuyor.

Ekim zirvesinde söz konusu politikanın uygulanmasında kaydedilen ilerleme değerlendirilecek.

Gerekli görülmesi durumunda AB Komisyonuna yeni ticaret araçlarının geliştirilmesi konusunda siyasi yönlendirme yapılması bekleniyor.

Çin’le ilişkilerde yaşanan ekonomik dengesizlikler, Avrupa’nın stratejik bağımlılıklarını azaltma hedefiyle de bağlantılı.

Özellikle kritik hammaddeler, elektronik bileşenler ve ileri teknoloji ürünlerinde tedarik sürekliliği, hem sivil sanayi hem de savunma üretimi açısından önem taşıyor.

Ancak zirvenin mevcut gündemi, Çin’e yönelik yeni bir yaptırım paketinin kesin olarak kabul edileceğini göstermiyor.

Liderlerin öncelikle mevcut politikaları değerlendirmesi ve olası yeni araçlar konusunda Komisyona yön vermesi bekleniyor.

Rusya Kaynaklı Hibrit Tehditler Öncelikli Başlık

Zirvenin güvenlik gündeminde Rusya kaynaklı hibrit tehditler önemli yer tutuyor.

AB liderleri, Avrupa genelinde artan hibrit saldırılar ve sabotaj faaliyetleri karşısında Birliğin dayanıklılığını güçlendirmeye yönelik önlemleri görüşecek.

Hibrit tehditler, geleneksel askerî yöntemlerin dışında kalan ancak devletlerin güvenliğini ve karar alma süreçlerini etkileyebilen farklı faaliyetleri kapsıyor.

Siber saldırılar, dezenformasyon, kritik altyapılara yönelik sabotajlar ve ekonomik baskı araçları bu kapsamda değerlendirilebiliyor.

Bu tür faaliyetlerin temel özelliklerinden biri, saldırının kaynağının ve sorumluluğunun her zaman kısa sürede belirlenememesi.

Dolayısıyla hibrit tehditlerle mücadele, yalnızca askerî kuvvetlerin değil, istihbarat kurumlarının, siber güvenlik birimlerinin ve sivil altyapı işletmecilerinin de koordinasyonunu gerektiriyor.

AB’nin güvenlik gündeminde enerji altyapıları, haberleşme sistemleri, ulaşım ağları ve diğer kritik tesislerin korunması bu nedenle önem taşıyor.

Özellikle enerji arzının kesintiye uğraması veya ulaştırma altyapısının zarar görmesi, doğrudan ekonomik sonuçların yanında askerî hareketlilik ve lojistik faaliyetler üzerinde de etkili olabilir.

Zirvede savunma hazırlığında kaydedilen ilerleme ve kritik askerî kabiliyet açıklarının giderilmesi de ele alınacak.

Bu başlıklar, Avrupa’nın yalnızca mevcut tehditlere müdahale etmesini değil, olası krizlere karşı önceden hazırlık yapmasını da kapsıyor.

Ancak AB’nin savunma hazırlığını artırma hedefi ile NATO’nun kolektif savunma sorumluluklarının birbirinden ayrılması gerekiyor.

AB, sanayi kapasitesi, finansman, kritik altyapı ve üye ülkeler arasındaki koordinasyon üzerinden savunma alanındaki rolünü güçlendirmeye çalışırken NATO, müttefiklerin kolektif savunmasının temel askerî çerçevesini oluşturmaya devam ediyor.

Ukrayna’nın Hava Savunması ve Enerji Altyapısı

Zirvenin ikinci günü Ukrayna’ya ayrılan oturumla başlayacak.

Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, Rusya’nın devam eden saldırıları karşısında ülkesinin askerî ve ekonomik ihtiyaçları hakkında AB liderlerine bilgi verecek.

Görüşmelerde Ukrayna’nın hava ve füze savunmasının güçlendirilmesi öncelikli başlıklardan biri olacak.

Rusya’nın Ukrayna’nın enerji altyapısına yönelik saldırıları, özellikle kış ayları öncesinde elektrik üretimi ve dağıtımının korunmasını önemli hâle getiriyor.

Enerji tesislerinin zarar görmesi, yalnızca sivil yaşamı değil, sanayi üretimini, ulaştırma faaliyetlerini ve askerî lojistiği de etkileyebiliyor.

Bu nedenle Ukrayna’nın enerji altyapısının korunması, savaşın sürdürülebilirliği açısından da önem taşıyor.

AB liderleri, hava savunma sistemlerinin yanı sıra askerî ve mali desteğin devamını ve Rusya üzerindeki baskının artırılmasını değerlendirecek.

Zirve öncesinde açıklama yapan üst düzey bir AB yetkilisi, Birliğin Ukrayna’ya askerî desteğini sürdürdüğünü belirtti.

Ancak önleyici füzelere sahip üye ülkelerin bu mühimmatları Ukrayna’ya sağlamaya ikna edilip edilmeyeceğine ilişkin soruya yanıt verilmedi.

Bu durum, Ukrayna’nın hava savunma ihtiyaçları ile Avrupa ülkelerinin mevcut mühimmat stokları arasındaki dengenin önemini gündeme getiriyor.

Hava savunma sistemlerinin etkinliği, yalnızca radar ve füze lançerlerinin bulunmasına değil, yeterli sayıda önleyici füzenin sürekli temin edilebilmesine de bağlı.

Dolayısıyla Ukrayna’ya yönelik desteğin sürdürülebilirliği, Avrupa savunma sanayiinin üretim kapasitesi ve tedarik zincirleriyle doğrudan bağlantılı.

AB liderlerinin zirvede yeni ve somut bir füze teslimat kararı alacağına ilişkin ise henüz doğrulanmış bir açıklama bulunmuyor.

Savunma Sanayii İçin Bütçe Tartışması

AB’nin 2028-2034 dönemini kapsayacak yeni Çok Yıllı Mali Çerçevesi (MFF), zirvenin önemli gündem maddelerinden biri olacak.

AB Komisyonu, yaklaşık 2 trilyon avroluk uzun vadeli bütçe teklifi hazırlamıştı.

Ancak başta Almanya olmak üzere bazı üye ülkeler, önerilen bütçenin büyüklüğüne itiraz ediyor.

Görüşmelerde üye ülkelerin bütçeye katkıları, yeni gelir kaynakları ve harcama öncelikleri ele alınacak.

AB Konseyi Dönem Başkanı İrlanda tarafından hazırlanan müzakere çerçevesi, liderlerin değerlendirmelerine temel oluşturacak.

AB yönetimi, yeni bütçe üzerinde yıl sonuna kadar anlaşma sağlanmasını hedefliyor.

Uzun vadeli bütçe tartışmaları, Avrupa’nın savunma hazırlığını artırma hedefleri açısından da önem taşıyor.

Savunma sanayiinde üretim kapasitesinin genişletilmesi, kritik teknolojilere yatırım yapılması ve tedarik zincirlerinin güçlendirilmesi, uzun vadeli finansman gerektiriyor.

Özellikle mühimmat üretimi, hava savunma sistemleri, askerî hareketlilik ve kritik altyapıların korunması gibi alanlarda sürdürülebilir kaynak tahsisi önem taşıyor.

Bununla birlikte yaklaşık 2 trilyon avroluk bütçe teklifinin tamamı savunma harcamalarına ayrılmış değil.

Söz konusu teklif, AB’nin farklı politika alanlarını kapsayan genel uzun vadeli bütçe çerçevesini oluşturuyor.

Bu nedenle savunmaya ayrılacak kaynakların büyüklüğü, bütçe müzakerelerinin sonucuna ve ilgili programların kapsamına bağlı olacak.

Orta Doğu’da Güvenlik ve Deniz Ulaşımı

AB liderleri, Orta Doğu’daki gelişmeleri de geniş bir gündem çerçevesinde değerlendirecek.

Gazze, Batı Şeria, Yemen, Lübnan, İran ve Suriye’deki gelişmeler, görüşmelerin temel başlıkları arasında bulunuyor.

Gazze’de kalıcı ateşkes sağlanması, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinin 2803 sayılı kararının uygulanması ve insani yardımların kesintisiz biçimde ulaştırılması öncelikli konular arasında yer alacak.

Batı Şeria’daki İsrail askerî operasyonları, yerleşim faaliyetleri ve Filistinlilere yönelik şiddet olayları da görüşülecek.

AB liderlerinin E1 yerleşim projesini iki devletli çözümün uygulanabilirliği üzerindeki etkileri bakımından değerlendirmesi bekleniyor.

Bununla birlikte İsrail’e yönelik yeni yaptırımlar konusunda üye ülkeler arasında yeterli uzlaşma bulunmuyor.

AB Konseyi kaynaklarına göre AB-İsrail Ortaklık Anlaşması’nın askıya alınması için gerekli oybirliği sağlanabilmiş değil.

Yerleşim faaliyetlerine yönelik alternatif kısıtlayıcı önlemler konusunda da yeterli destek bulunmuyor.

Dolayısıyla Orta Doğu oturumundan kapsamlı ve bağlayıcı kararlar çıkacağına ilişkin güçlü bir işaret bulunmuyor.

Lübnan’da devlet kurumlarının desteklenmesi, güvenlik ve istikrarın güçlendirilmesi ile Birleşmiş Milletler Lübnan Geçici Görev Gücünün (UNIFIL) görev süresinin sona ermesini takip edecek döneme hazırlık da ele alınacak.

Bölgedeki gelişmelerin seyrüsefer serbestisi ve deniz güvenliği üzerindeki etkileri ise ekonomik ve askerî boyutlarıyla önem taşıyor.

Orta Doğu’daki deniz ulaşım hatları, enerji taşımacılığı ve uluslararası ticaret açısından kritik geçişler içeriyor.

Bu güzergâhlarda yaşanabilecek güvenlik sorunları, enerji fiyatlarını ve küresel tedarik zincirlerini etkileyebilir.

Bu nedenle AB’nin Orta Doğu gündemi, Avrupa’nın enerji güvenliği ve ekonomik rekabet gücü tartışmalarından bağımsız değerlendirilemiyor.

Genişleme Gündeminde Türkiye’nin Konumu

Zirvede AB’nin gelecekteki genişleme süreci ve yeni üyelerin kabulüne yönelik kurumsal hazırlıkları da görüşülecek.

Liderler, aday ülkelerin kademeli entegrasyonu, gelecekteki katılım anlaşmalarında uygulanabilecek geçiş düzenlemeleri ve koruyucu hükümler üzerinde duracak.

Karadağ, Arnavutluk, Ukrayna ve Moldova’nın katılım süreçlerinde kaydedilen ilerleme değerlendirilecek.

Özellikle Karadağ’la müzakerelerin yıl sonuna kadar tamamlanması hedefi doğrultusunda siyasi mesaj verilmesi bekleniyor.

Türkiye ise AB ile uzun süredir devam eden üyelik sürecine rağmen zirve öncesinde açıklanan genişleme gündeminde öne çıkarılan ülkeler arasında bulunmuyor.

Bu durum, Türkiye’nin AB ile ilişkilerinin yalnızca üyelik müzakereleri üzerinden değil, ticaret, enerji, göç ve güvenlik gibi farklı alanlar üzerinden de değerlendirilmesini önemli hâle getiriyor.

Türkiye’nin NATO üyesi olması, Avrupa savunma mimarisi açısından sahip olduğu askerî kabiliyetler ve gelişen savunma sanayii, AB’nin güvenlik ve savunma hazırlığı tartışmalarıyla doğrudan ilişkili.

Özellikle hava savunma, insansız sistemler, mühimmat üretimi ve askerî lojistik alanlarında Türkiye’nin sahip olduğu kabiliyetler, Avrupa’nın savunma kapasitesini güçlendirme hedefleri açısından potansiyel iş birliği alanları oluşturuyor.

Ancak bu potansiyel, Türkiye’nin AB savunma programlarına otomatik olarak katılacağı veya zirvede Türkiye’ye yönelik yeni bir savunma ortaklığı kararı alınacağı anlamına gelmiyor.

Bu tür iş birlikleri, ilgili programların katılım koşullarına, üye ülkelerin siyasi tutumlarına ve Türkiye ile AB arasındaki mevcut anlaşmalara bağlı.

Enerji ve ticaret alanlarında da Türkiye’nin Avrupa ile ekonomik ilişkileri, AB’nin rekabet gücü ve tedarik zinciri güvenliği politikaları açısından önem taşıyor.

Dolayısıyla zirvenin doğrudan Türkiye’ye odaklanmaması, alınabilecek ekonomik ve güvenlik kararlarının Türkiye açısından sonuç doğurmayacağı anlamına gelmiyor.

Avrupa’nın Ekonomik Gücü Savunma Hazırlığıyla Bağlantılı

15-16 Ekim’de gerçekleştirilecek AB Liderler Zirvesi, Avrupa’nın karşı karşıya bulunduğu ekonomik ve güvenlik sorunlarının giderek daha fazla iç içe geçtiğini gösteriyor.

Yüksek enerji fiyatları sanayi üretimini etkilerken Çin’le ticarette yaşanan dengesizlikler, Avrupa’nın rekabet gücü ve stratejik bağımlılıkları konusunda yeni tartışmalar doğuruyor.

Rusya kaynaklı hibrit tehditler, kritik altyapıların korunmasını ve sivil-askerî koordinasyonun güçlendirilmesini gerektiriyor.

Ukrayna’nın hava savunma ihtiyaçları ise Avrupa’nın mühimmat üretim kapasitesini ve uzun vadeli askerî desteğinin sürdürülebilirliğini gündemde tutuyor.

Orta Doğu’daki gelişmeler de enerji piyasaları, deniz güvenliği ve Avrupa’nın dış politika öncelikleri üzerinde etkili olmaya devam ediyor.

Bu başlıkların ortak noktası, ekonomik kaynakların güvenlik politikalarından bağımsız değerlendirilememesi.

Avrupa’nın savunma hazırlığını artırabilmesi için yalnızca yeni askerî sistemler geliştirmesi yeterli değil. Bu sistemlerin üretimini destekleyecek sanayi altyapısının, enerji arzının, kritik hammaddelerin ve finansman kaynaklarının da sürdürülebilir olması gerekiyor.

Aynı şekilde ekonomik rekabet gücünün korunması da enerji altyapılarının, ulaştırma hatlarının ve tedarik zincirlerinin güvenliğine bağlı.

Bu nedenle Brüksel’deki zirvenin önemi, gündemindeki başlıkların sayısından çok, ekonomik dayanıklılık ile güvenlik ihtiyaçlarının aynı karar alma sürecinde ele alınmasında yatıyor.

Zirvede alınacak kararların kapsamı henüz kesinleşmiş değil. Ancak görüşmeler, AB’nin önümüzdeki dönemde ekonomik rekabet gücü, savunma hazırlığı ve dış politika hedefleri arasında nasıl bir denge kurmaya çalışacağını ortaya koyacak.

Sayı 6

En Çok Okunanlar

Kaçırmayın

49b9b5cb 63d6 40a9 ab81 494df4188961

AB Liderleri Brüksel’de Toplandı

Bu makaleyi sesli dinleyin: Tarayıcınız ses…
49535524027 d2a17549a4 c

Avrupa Savunmada Üretim Egemenliğini Güçlendiriyor

Bu makaleyi sesli dinleyin: Tarayıcınız ses…