ABD Mısır askerî yardımı kapsamında 320 milyon dolarlık finansmanın önünü açan yeni bir karar aldı. ABD yönetimi, Mısır’a sağlanması planlanan askerî finansmana bağlı insan hakları şartından ulusal güvenlik gerekçesiyle feragat etti. Kararla birlikte daha önce söz konusu koşula bağlı tutulan kaynağın Kahire’nin Amerikan yapımı savunma sistemleri ve hizmetlerini finanse edebilmesi için kullanılmasının önü açıldı.
ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio’nun 2025 mali yılına ait 320 milyon dolarlık Dış Askerî Finansman (Foreign Military Financing – FMF) için gerekli sertifikasyon şartından feragat ettiği bildirildi.
Reuters’ın ABD Kongresine gönderilen 21 Eylül tarihli yazışmaya dayandırdığı habere göre Washington kararında Mısır’ın ABD’nin ulusal güvenlik çıkarları açısından taşıdığı önemi ve son dönemde sağladığı güvenlik iş birliğini gerekçe gösterdi.
ABD Dışişleri Bakanlığı da kararın Mısır ile güvenlik iş birliğinin önemli bölgesel güvenlik sorunlarının yaşandığı bir dönemde sürdürülmesinin önemini yansıttığını açıkladı.
Karar, Mısır’a yönelik bütün askerî yardım kısıtlamalarının kaldırıldığı anlamına gelmiyor. Washington, belirli bir askerî finansman dilimi için Kongre tarafından öngörülen insan hakları şartına ulusal güvenlik gerekçesiyle istisna uyguluyor.
320 Milyon Dolar Ne İçin Kullanılacak?
Söz konusu 320 milyon dolar, ABD’nin Foreign Military Financing programı kapsamında Mısır’a sağladığı askerî finansmanın bir parçasını oluşturuyor.
FMF mekanizması, ABD’nin müttefik ve ortak ülkelerinin Amerikan yapımı savunma ürünleri ve hizmetleri satın almasını finanse etmek amacıyla kullanılıyor.
Dolayısıyla karar Kahire’ye doğrudan 320 milyon dolarlık nakit ödeme yapılmasından ziyade, Mısır’ın ABD savunma sistemleri ve hizmetleri için kullanabileceği finansmanın serbest bırakılması anlamına geliyor.
Mısır, İsrail ile 1979’da imzaladığı barış anlaşmasının ardından Washington’ın Orta Doğu’daki en büyük askerî yardım ortaklarından biri hâline geldi.
Ülke 1980’lerin sonlarından bu yana ABD’den yılda yaklaşık 1,3 milyar dolar askerî yardım alıyor.
Ancak bu finansmanın bir bölümü Mısır’ın insan hakları ve demokratik yönetişim alanındaki performansına ilişkin şartlara bağlanıyor.
ABD Kongresi tarafından oluşturulan mekanizma, belirlenen koşulların karşılanmaması durumunda yardımın bir bölümünün bekletilmesine imkân tanırken ABD yönetimine ulusal güvenlik gerekçesiyle bu şartlardan feragat etme yetkisi de veriyor.
Rubio bu yetkiyi 320 milyon dolarlık 2025 mali yılı finansmanı için kullandı.
İran Savaşı Kararda Etkili Oldu
Kararın zamanlamasında Mısır’ın devam eden İran savaşı sırasında üstlendiği rol dikkat çekiyor.
Reuters’ın ulaştığı Kongre bildiriminde Kahire’nin savaşın başlamasından bu yana oynadığı “yardımcı rol” kararın gerekçeleri arasında gösterildi.
Associated Press’e göre Washington, Mısır’ın özellikle İran ile devam eden çatışmanın sona erdirilmesine yönelik diplomatik girişimlerdeki arabuluculuk rolünü önemli görüyor.
ABD Dışişleri Bakanlığı da Mısır’ın Amerikan ulusal güvenliği açısından önemini ve Washington’a sağladığı somut güvenlik iş birliğini vurguladı.
Rubio’nun kararında terörle mücadele, sınır güvenliği ve silahların yayılmasının önlenmesine yönelik iş birliği de öne çıkan başlıklar arasında bulunuyor.
Bu durum 320 milyon dolarlık finansmanın serbest bırakılmasını yalnızca ABD-Mısır ikili ilişkileri kapsamında değil, Washington’ın İran savaşı sırasında Orta Doğu’daki ortaklarıyla kurduğu daha geniş güvenlik mimarisinin bir parçası hâline getiriyor.
Mısır’ın Stratejik Konumu Öne Çıkıyor
Mısır’ın ABD açısından önemi yalnızca askerî kapasitesinden kaynaklanmıyor.
Kahire; Kuzey Afrika, Doğu Akdeniz, Kızıldeniz ve Orta Doğu’nun kesişiminde yer alırken Süveyş Kanalı üzerinden küresel ticaret ve askerî lojistik açısından kritik bir coğrafi konuma sahip.
İsrail ile barış anlaşması, Gazze konusundaki arabuluculuk rolü, Refah Sınır Kapısı üzerindeki etkisi ve bölgesel güvenlik konularındaki diplomatik ağı da Mısır’ı Washington açısından önemli bir ortak hâline getiriyor.
İran savaşıyla birlikte bu konuma yeni bir boyut eklendi.
Kızıldeniz ve çevresindeki deniz yollarının güvenliği, bölgedeki Amerikan askerî varlığının lojistiği ve İran kaynaklı güvenlik risklerinin yönetilmesi Washington’ın bölgesel stratejisinde daha fazla önem kazandı.
Mısır’ın bu ortamda Washington ile güvenlik iş birliğini sürdürmesi, ABD yönetiminin insan hakları şartından feragat ederken kullandığı ulusal güvenlik gerekçesinin temelini oluşturuyor.
İnsan Hakları Tartışması Devam Ediyor
ABD-Mısır askerî ilişkilerinin en tartışmalı başlıklarından biri uzun süredir insan hakları.
ABD Dışişleri Bakanlığının geçmiş raporlarında Mısır’da keyfî gözaltılar, ifade özgürlüğüne yönelik kısıtlamalar ve kötü muamele iddiaları gibi konulara yer verildi.
Bu nedenle Kongre, Mısır’a sağlanan askerî finansmanın belirli bir bölümünü insan hakları alanındaki koşullara bağladı.
Ancak Amerikan yönetimleri geçmişte de ulusal güvenlik gerekçesiyle bu şartlardan feragat etti.
Joe Biden yönetimi de Eylül 2024’te Mısır’ın Gazze savaşındaki arabuluculuk rolü ve bölgesel güvenlik açısından taşıdığı önem nedeniyle benzer bir istisna uygulamıştı.
Dolayısıyla Rubio’nun kararı ABD-Mısır ilişkilerinde tamamen yeni bir mekanizma oluşturmuyor.
Değişen unsur, istisnanın uygulandığı bölgesel güvenlik ortamı.
Washington bu kez İran ile devam eden savaşın yarattığı güvenlik koşullarını ve Mısır’ın bu süreçteki iş birliğini kararın temel gerekçeleri arasında gösteriyor.
ABD Yapımı Sistemler Mısır Envanterinin Omurgasında
Mısır Silahlı Kuvvetleri uzun süredir ABD menşeli sistemlerin önemli kullanıcılarından biri.
Mısır Hava Kuvvetlerinin F-16 savaş uçakları, AH-64 Apache taarruz helikopterleri ve çeşitli Amerikan yapımı hava ve kara sistemleri iki ülke arasındaki askerî ilişkinin temel unsurlarını oluşturuyor.
FMF programı da bu ilişkinin sürdürülmesinde kritik rol oynuyor.
Program yalnızca yeni platformların tedarikini değil, mevcut Amerikan sistemlerinin bakım, modernizasyon, mühimmat ve lojistik ihtiyaçlarının karşılanmasını da destekleyebiliyor.
Bu nedenle yıllık 1,3 milyar dolarlık finansman, Mısır’ın Amerikan savunma ekosistemiyle uzun vadeli bağlantısının devam etmesini sağlayan araçlardan biri.
320 milyon dolarlık kaynağın serbest bırakılması da bu ilişkinin finansman ayağında yaşanan bir gelişme niteliğinde.
Türkiye-Mısır Savunma İlişkileri de Gelişiyor
Washington ile Kahire arasındaki askerî ilişkinin güçlenmesi, Mısır’ın savunma tedarikinde yalnızca ABD’ye yöneldiği anlamına gelmiyor.
Mısır son yıllarda savunma tedarik kaynaklarını çeşitlendirmeye devam ederken Türkiye ile ilişkilerdeki normalleşme savunma sanayii alanına da yansıdı.
Ankara ile Kahire arasındaki siyasi ve diplomatik ilişkilerin yeniden güçlenmesi, iki ülkenin savunma ve güvenlik konularındaki temaslarının da genişlemesine zemin hazırlıyor.
Türkiye açısından Mısır; Doğu Akdeniz, Libya, Kuzey Afrika ve Kızıldeniz güvenlik denklemlerinin tamamıyla bağlantılı önemli bir bölgesel aktör.
İki ülkenin Libya’nın toprak bütünlüğü ve bölgesel istikrar gibi başlıklarda temaslarını artırması da güvenlik ilişkilerinin gelişebileceği alanları genişletiyor.
Bu nedenle ABD’nin Mısır’a sağladığı askerî finansmanın devam etmesi ile Türkiye-Mısır savunma ilişkilerinin gelişmesi birbirini dışlayan süreçler değil.
Mısır’ın farklı tedarikçilerle ilişkilerini sürdürmesi, Kahire’nin savunma politikasında kaynak çeşitlendirmesine verdiği önemin devam ettiğini gösteriyor.
Washington Kahire’yi Güvenlik Ortağı Olarak Tutuyor
320 milyon dolarlık kararın ortaya koyduğu temel tablo, ABD’nin Mısır politikasında güvenlik çıkarlarının ağırlığını koruduğunu gösteriyor.
Washington insan hakları konusundaki eleştirilerinden resmî olarak vazgeçmiş değil. ABD Dışişleri Bakanlığı da bu meselelerin ikili ilişkiler kapsamında gündemde kalacağını belirtiyor.
Buna karşılık İran savaşı, bölgesel istikrarsızlık, sınır güvenliği, terörle mücadele ve diplomatik arabuluculuk ihtiyacı Mısır’ın stratejik değerini artırıyor.
Rubio’nun kullandığı feragat yetkisi de Washington’ın bu iki politika alanı arasında yaptığı tercihin somut sonuçlarından biri.
Dolayısıyla gelişmeyi “ABD Mısır’a yönelik askerî yardım kısıtlamalarını kaldırdı” şeklinde geniş bir politika değişikliği olarak değerlendirmek yerine, 320 milyon dolarlık belirli bir askerî finansman diliminin insan hakları koşulundan ulusal güvenlik gerekçesiyle muaf tutulması olarak okumak daha doğru.
Ancak kararın verildiği bölgesel ortam, gelişmeye daha geniş bir stratejik anlam kazandırıyor.
ABD, İran ile çatışmanın devam ettiği ve Orta Doğu güvenlik mimarisinin yeniden şekillendiği bir dönemde Mısır’ı askerî, diplomatik ve güvenlik alanlarında kritik ortaklarından biri olarak tutmaya devam ediyor.


