NUSRET-2026 Tatbikatı kapsamında düzenlenen Seçkin Gözlemci Günü, 13 Ekim 2026 tarihinde İzmir’in Foça ilçesi açıklarında gerçekleştirildi. Türk Deniz Kuvvetlerinin ev sahipliğindeki faaliyetlerde MALAMAN akıllı dip mayını, uzaktan kumandalı su altı araçları ve Türkiye tarafından geliştirilen Taktik Pençe Harekâtı öne çıktı. NATO Daimî Mayın Karşı Tedbirleri Görev Grubu-2 ve Karadeniz Mayın Karşı Tedbirleri Görev Grubu unsurlarının da katıldığı tatbikatta, mayın harbi kabiliyetleri ve çok uluslu birlikte çalışabilirlik sınandı.
Deniz Kuvvetleri Komutanlığı Mayın Filosu Komutanlığınca yürütülen tatbikat, İzmir Körfezi ve Karadeniz Ereğli’deki faaliyetlerle devam ediyor. Foça Deniz Üs Komutanlığında gerçekleştirilen Seçkin Gözlemci Günü’ne Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Ercüment Tatlıoğlu, Donanma Komutanı Oramiral Kadir Yıldız ve Suriye Deniz Kuvvetleri Komutanı Tuğgeneral Muhammed Es-Suud katıldı.
Tatbikatın sancak gemisi TCG Salihreis’ten sevk ve idare edilen faaliyetlerde, mayınların tespit edilmesi ve etkisiz hâle getirilmesine yönelik farklı yöntemler uygulandı.
MALAMAN ile Mayın Harbi Senaryosu
Seçkin Gözlemci Günü’nün dikkat çeken faaliyetlerinden biri, Türkiye tarafından geliştirilen MALAMAN akıllı dip mayınının kullanıldığı senaryo oldu.
Tatbikat kapsamında TCG Karabiga karakol gemisi tarafından denize bırakılan MALAMAN, TCG Anamur mayın avlama gemisinin uzaktan kumandalı su altı aracıyla tespit edildi. Mayının imhası ise TCG Amasra’da görevli mayın harbi dalgıçları tarafından gerçekleştirildi.
Bu senaryoda mayının denize bırakılması, tespit edilmesi ve imhası birbirini takip eden aşamalar hâlinde uygulandı. Böylece mayın dökme kabiliyeti ile mayın karşı tedbirleri aynı faaliyet içerisinde değerlendirildi.
MALAMAN’ın tatbikatta kullanılması, Türkiye’nin mayın harbi alanındaki yerli mühimmat geliştirme çalışmalarını da gündeme taşıdı.
Akıllı algoritmalarla donatılan MALAMAN, hedef geminin özelliklerini sınıflandırarak uygun koşullarda infilak etmek üzere geliştirildi. Deniz tabanındaki farklı zemin koşullarına uyum sağlayabilen dış yapısı ve tespit edilmesini güçleştirmeye yönelik özellikleri, mühimmatın öne çıkan teknik unsurları arasında bulunuyor.
Makine ve Kimya Endüstrisi tarafından üretilen yüksek patlayıcılı harp başlığına sahip mayın, su altında oluşturduğu basınç ve şok etkisiyle hedefini etkisiz hâle getirmeyi amaçlıyor.
MALAMAN’ın su üstü platformları, denizaltılar, hava araçları ve insansız sistemlerden bırakılabilecek şekilde tasarlanması, farklı harekât ihtiyaçlarına uyarlanabilmesi açısından önem taşıyor.
Bununla birlikte tatbikatta gerçekleştirilen faaliyet, MALAMAN’ın gerçek bir düşman gemisine karşı kullanımı değil, eğitim ve değerlendirme amacıyla oluşturulan kontrollü bir mayın harbi senaryosuydu.
Taktik Pençe Harekâtı Uygulandı
Tatbikatta Türkiye tarafından millî taktik olarak geliştirilen Taktik Pençe Harekâtı da icra edildi.
Senaryo kapsamında ağırlığından kurtularak deniz yüzeyinde kontrolsüz biçimde sürüklenen bir mayına müdahale edildi.
Su altı savunma (SAS) komandoları, helikopterle bölgeye intikal ederek söz konusu mayını imha etti.
Bu faaliyet, mayın tehdidinin yalnızca deniz tabanında veya önceden belirlenen bir bölgede ortaya çıkmadığını göstermesi bakımından önem taşıyor.
Deniz yüzeyinde sürüklenen mayınlar, akıntı ve hava koşullarının etkisiyle bulundukları konumu değiştirebiliyor. Bu durum, ticari gemiler, askerî unsurlar ve kıyı bölgeleri açısından hareketli bir güvenlik riski oluşturabiliyor.
Dolayısıyla bu tür tehditlere müdahalede yalnızca mayın avlama gemilerinin değil, helikopterlerin ve özel eğitimli personelin de kullanılabilmesi önem taşıyor.
Taktik Pençe Harekâtı kapsamında gerçekleştirilen uygulama, hareketli mayın tehditlerine karşı süratli intikal ve yerinde müdahale kabiliyetinin sınanmasına yönelik bir faaliyet olarak öne çıktı.
Çok Sığ Sularda Çok Uluslu Mayın Karşı Tedbirleri
NUSRET-2026’nın bir diğer önemli bölümü, Foça’daki Ilıksu Plajı’nda gerçekleştirilen çok sığ suda mayın karşı tedbirleri harekâtı oldu.
Faaliyete Türkiye, ABD, Belçika, Hollanda, Kuveyt, Romanya ve Umman’dan toplam 59 personel katıldı.
Çok sığ sular, mayın harbi bakımından açık denizlerden farklı güçlükler barındırıyor.
Su derinliğinin sınırlı olması, kıyı yapısı ve deniz tabanının özellikleri, mayınların tespit edilmesini ve güvenli biçimde etkisiz hâle getirilmesini zorlaştırabiliyor.
Özellikle liman girişleri, çıkarma bölgeleri ve kıyıya yakın ulaşım hatları, bu tür tehditlerin askerî ve sivil deniz trafiğini etkileyebileceği alanlar arasında bulunuyor.
Bu nedenle çok sığ sularda yürütülen mayın karşı tedbirleri, deniz harekâtının yalnızca açık deniz safhasıyla sınırlı olmadığını ortaya koyuyor.
Farklı ülkelerden personelin aynı senaryo kapsamında görev yapması ise müşterek usullerin uygulanması, görev koordinasyonu ve birlikte çalışabilirlik açısından önem taşıyor.
NATO ve Karadeniz Görev Grupları Bir Arada
NUSRET-2026’nın çok uluslu yapısı, tatbikatın en belirgin özelliklerinden biri oldu.
Türkiye’nin katkıları arasında dört mayın avlama gemisi, bir komuta-kontrol gemisi, bir fırkateyn, bir çıkarma gemisi, bir korvet ve bir karakol gemisi yer aldı.
Deniz Kuvvetleri ayrıca iki helikopter, bir SAS timi, bir hafif otonom su altı aracı timi ve bir insansız hava aracıyla faaliyetlere katıldı.
Hava Kuvvetleri Komutanlığı iki F-16 savaş uçağıyla, Sahil Güvenlik Komutanlığı ise üç botla tatbikata destek verdi.
NATO Daimî Mayın Karşı Tedbirleri Görev Grubu-2 (SNMCMG2) kapsamında Almanya, İtalya, İspanya, Yunanistan ve Türkiye’den birer mayın avlama gemisi görev aldı.
Karadeniz Mayın Karşı Tedbirleri Görev Grubu kapsamında ise Bulgaristan’dan bir komuta-kontrol gemisi ve bir mayın avlama gemisi, Romanya’dan bir mayın tarama gemisi ve Türkiye’den bir mayın avlama gemisi faaliyetlere katıldı.
Tatbikatta ayrıca çeşitli ülkelerden 89 yabancı katılımcı, 32 gözlemci ve 46 patlayıcı madde keşif ve imha personeli yer aldı.
Bu katılım, mayın harbinin farklı deniz kuvvetleri arasında ortak usuller ve koordinasyon gerektiren bir görev alanı olduğunu ortaya koyuyor.
Özellikle NATO görev grupları ile Karadeniz’deki mayın karşı tedbirleri unsurlarının aynı tatbikatta yer alması, farklı görev alanlarında edinilen tecrübelerin ortak senaryolar üzerinden değerlendirilmesine imkân sağlıyor.
Karadeniz’de Mayın Tehdidi Önemini Koruyor
Karadeniz’deki mayın tehdidi, Rusya-Ukrayna Savaşı’nın başlamasından bu yana bölgesel deniz güvenliğinin önemli başlıklarından biri hâline geldi.
Savaş koşullarında denize bırakılan mayınların yerlerinden koparak sürüklenmesi, yalnızca askerî gemiler için değil, ticari deniz taşımacılığı açısından da risk oluşturuyor.
Bu nedenle mayınların tespiti, izlenmesi ve etkisiz hâle getirilmesi, Karadeniz’e kıyısı bulunan ülkelerin güvenlik faaliyetlerinde önem taşıyor.
Türkiye, Romanya ve Bulgaristan’ın Karadeniz’de mayın karşı tedbirleri alanında yürüttüğü iş birliği de bu ihtiyacın bir sonucu.
NUSRET-2026 kapsamında Karadeniz Mayın Karşı Tedbirleri Görev Grubu unsurlarının yer alması, bölgesel mayın tehdidine karşı geliştirilen kabiliyetlerin ortak eğitim faaliyetleriyle desteklenmesine imkân sağlıyor.
Tatbikatta uygulanan sürüklenen mayına müdahale senaryosu, Karadeniz’deki güvenlik ihtiyaçlarıyla doğrudan ilişkili bir eğitim alanı oluşturuyor.
Bununla birlikte NUSRET-2026’nın Karadeniz Ereğli’deki faaliyetleri ile Foça’da gerçekleştirilen Seçkin Gözlemci Günü kapsamındaki uygulamaların birbirinden ayrılması gerekiyor. Foça’daki faaliyetler, tatbikatın bütün senaryolarının yalnızca İzmir’de gerçekleştirildiği anlamına gelmiyor.
Mayın Harbinde İnsansız Sistemlerin Rolü
NUSRET-2026’da uzaktan kumandalı su altı araçlarının ve hafif otonom su altı aracı timinin yer alması, mayın harbindeki teknolojik dönüşüm açısından da önem taşıyor.
Geleneksel mayın karşı tedbirleri faaliyetlerinde mayın avlama gemileri ve dalgıçlar önemli görevler üstlenirken insansız su altı sistemleri, tehlikeli bölgelerdeki bazı faaliyetlerin personel doğrudan riske maruz bırakılmadan yürütülmesine yardımcı olabiliyor.
Bu sistemler, deniz tabanının taranması, şüpheli nesnelerin incelenmesi ve mayınların konumlarının belirlenmesi gibi görevlerde kullanılabiliyor.
NUSRET-2026 kapsamında TCG Anamur’un uzaktan kumandalı su altı aracıyla MALAMAN mayınını tespit etmesi, bu kabiliyetlerin tatbikat senaryosundaki kullanımını gösterdi.
Ancak mayının tespit edilmesi ile imha edilmesi farklı aşamalar olarak gerçekleştirildi. Tespit görevi uzaktan kumandalı su altı aracıyla yürütülürken imha faaliyeti mayın harbi dalgıçları tarafından icra edildi.
Bu ayrım, insansız sistemlerin mevcut personel ve platformların yerini tamamen alması yerine farklı kabiliyetlerin birbirini tamamlayacak biçimde kullanılmasının önemini ortaya koyuyor.
Mayın harbinde insansız sistemlerin yaygınlaşması, gelecekte mayın avlama gemilerinin görev yapısı ve personelin riskli bölgelere doğrudan müdahale ihtiyacı üzerinde de etkili olabilir.
Türkiye’nin Mayın Harbi Kabiliyetleri
NUSRET-2026, Türkiye’nin mayın harbi alanındaki faaliyetlerini yalnızca geleneksel mayın avlama ve imha görevleri üzerinden değil, yerli mühimmat geliştirme ve insansız sistemlerin kullanımı üzerinden de değerlendirme imkânı sundu.
MALAMAN’ın tatbikatta kullanılması, mayın dökme kabiliyetine yönelik yerli teknoloji çalışmalarını öne çıkarırken uzaktan kumandalı su altı araçları ve SAS komandolarının görevleri, mayın karşı tedbirleri alanındaki farklı yöntemleri ortaya koydu.
Tatbikatın çok uluslu yapısı ise Türk Deniz Kuvvetlerinin NATO ve Karadeniz’deki ortak güvenlik faaliyetlerinde üstlendiği rolü yansıttı.
Deniz ticaret yollarının güvenliği, limanlara erişim ve askerî deniz harekâtının sürdürülebilirliği açısından mayın harbi kabiliyetleri önemini koruyor.
Bu çerçevede NUSRET-2026, yalnızca mevcut sistemlerin kullanımına yönelik bir eğitim faaliyeti değil, farklı kuvvetlerin ve ülkelerin mayın tehdidine karşı ortak hareket edebilme kabiliyetlerinin değerlendirilmesine yönelik bir tatbikat niteliği taşıyor.
13 Ekim’de gerçekleştirilen Seçkin Gözlemci Günü’nün ardından faaliyetleri devam eden NUSRET-2026 Davet Tatbikatı’nın 16 Ekim’de sona ermesi planlanıyor.


