R4 ve R4+E3 toplantıları, Türkiye’nin girişimiyle 23 Ekim 2026 tarihinde İstanbul’da gerçekleştiriliyor. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın ev sahipliğinde Türkiye, Mısır, Pakistan ve Suudi Arabistan’dan oluşan R4 grubu, İngiltere, Almanya ve Fransa’nın yer aldığı E3 ülkeleriyle ilk kez ortak bir diplomatik platformda buluşuyor. Görüşmelerde Filistin, İran, Yemen ve Suriye’deki gelişmelerin yanı sıra Karadeniz güvenliği, Rusya-Ukrayna savaşı ve stratejik deniz ticaret yollarının güvenliğinin ele alınması bekleniyor.
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, 23 Ekim 2026 tarihinde İstanbul’da R4 ve R4+E3 Dışişleri Bakanları Toplantılarına ev sahipliği yapacak. Türkiye’nin inisiyatifiyle gerçekleştirilecek buluşma, iki ayrı diplomatik mekanizmayı yedi ülkenin katılımıyla ortak bir platformda bir araya getirecek.
Toplantılara Almanya Dışişleri Bakanı Johann David Wadephul, İngiltere Dışişleri Bakanı Ed Miliband, Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Noël Barrot, Mısır Dışişleri Bakanı Bedir Abdulati, Pakistan Dışişleri Bakanı Muhammed İshak Dar ve Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Faysal bin Ferhan’ın katılması bekleniyor.
Dışişleri kaynaklarına göre görüşmelerde bölgesel krizlerin yanı sıra R4 ve E3 ülkeleri arasında geliştirilebilecek diplomatik iş birliği ve koordinasyon mekanizmaları değerlendirilecek.
İki Diplomatik Mekanizma İlk Kez Buluşuyor
İstanbul toplantılarının ayırt edici özelliği, bölgesel güvenlik gündemine odaklanan R4 mekanizması ile Avrupa’nın üç önemli diplomatik aktörünü bir araya getiren E3 formatının ilk kez ortak bir toplantıda buluşması olacak.
Türkiye, Mısır, Pakistan ve Suudi Arabistan tarafından oluşturulan R4, bölgesel sorunların çözümünde ilgili ülkelerin daha fazla sorumluluk üstlenmesini ve diplomatik koordinasyonun güçlendirilmesini amaçlıyor.
R4 dışişleri bakanları ilk toplantılarını 18 Mart 2026’da Riyad’da gerçekleştirdi. Bugüne kadar altı kez bir araya gelen grup, son toplantısını 21 Eylül’de Birleşmiş Milletler Genel Kurulu Yüksek Düzeyli Haftası kapsamında New York’ta düzenledi.
Almanya, İngiltere ve Fransa’dan oluşan E3 ise 2003 yılında İran’ın nükleer programına ilişkin diplomatik girişimler çerçevesinde ortaya çıktı. Üç ülke, zaman içerisinde farklı uluslararası güvenlik meselelerinde de ortak diplomatik temaslar yürüttü.
İstanbul’daki R4+E3 buluşması, bu iki mekanizmanın farklı diplomatik deneyimlerini ortak bir gündemde değerlendirmesine imkân sağlayacak.
Ancak toplantının düzenlenmesi, R4+E3’ün kalıcı bir uluslararası örgüte dönüştüğü veya ortak karar alma mekanizmasının oluşturulduğu anlamına gelmiyor. Böyle bir kurumsal yapılanmaya ilişkin henüz resmî bir açıklama bulunmuyor.
Bölgesel Güvenlikte Sorumluluk Paylaşımı
Türkiye’nin toplantılarda öne çıkarması beklenen temel yaklaşım, bölgesel güvenliğin sağlanmasında bölge ülkelerinin daha fazla sorumluluk üstlenmesi olacak.
Dışişleri kaynaklarına göre Bakan Fidan, mevcut çatışmaların birbirini beslemesinin ve yeni coğrafyalara yayılmasının önlenmesi gerektiğini vurgulayacak.
Ankara, bölgesel krizlerin yalnızca dış aktörlerin girişimlerine bırakılmaması, doğrudan etkilenen ülkelerin de çözüm süreçlerinde belirleyici rol üstlenmesi gerektiği görüşünü savunuyor.
Bu çerçevede R4 mekanizması, bölgesel sahiplenme anlayışının diplomatik bir uygulaması olarak öne çıkıyor.
E3 ülkelerinin sürece dâhil edilmesi ise Avrupa’nın diplomatik ve güvenlik gündemiyle Orta Doğu merkezli bölgesel girişimler arasında daha düzenli koordinasyon kurulması ihtimalini gündeme getiriyor.
İstanbul toplantılarında bu koordinasyonun hangi alanlarda geliştirilebileceği değerlendirilecek. Ancak yeni bir ortak eylem planı veya bağlayıcı güvenlik düzenlemesi üzerinde anlaşmaya varıldığına ilişkin henüz bir açıklama yapılmadı.
Filistin ve İsrail’in Politikaları Gündemde
Toplantıların önemli başlıklarından birini Filistin meselesi oluşturacak.
Dışişleri kaynaklarına göre Fidan’ın, İsrail’in Filistin topraklarındaki işgaline ve yerleşim politikalarına ilişkin Türkiye’nin eleştirilerini yinelemesi bekleniyor.
Ankara, Kudüs’ün tarihî ve hukuki statüsünün korunması ile iki devletli çözüm çabalarının sürdürülmesini öncelikli diplomatik hedefler arasında değerlendiriyor.
Fidan’ın, yasa dışı yerleşimlerin genişletilmesine ve yerleşimci şiddetine karşı uluslararası toplumun daha kararlı bir tutum benimsemesi gerektiğini ifade etmesi öngörülüyor.
Türkiye ayrıca İsrail’in bölgedeki askerî faaliyetlerinin mevcut gerilimleri derinleştirdiği görüşünü toplantılarda gündeme taşıyacak.
Filistin meselesinin hem R4 hem de E3 ülkelerinin katılımıyla ele alınması, tarafların diplomatik yaklaşımlarının karşılaştırılması ve olası ortak girişimlerin değerlendirilmesi bakımından önem taşıyor.
Bununla birlikte ülkelerin Filistin konusunda bütün başlıklarda ortak tutum benimsediği veya toplantı sonunda ortak bir karar açıklayacağı henüz kesinleşmiş değil.
Hürmüz ve Babulmendeb’de Deniz Güvenliği
İstanbul’daki görüşmelerin güvenlik boyutunda Hürmüz Boğazı ve Babulmendeb Boğazı’ndaki gelişmeler öne çıkacak.
Her iki deniz geçidi de enerji sevkiyatı ve uluslararası ticaret açısından stratejik öneme sahip.
Hürmüz Boğazı, Basra Körfezi’ndeki enerji üreticilerinin küresel pazarlara erişiminde kritik bir güzergâh oluştururken Babulmendeb Boğazı, Kızıldeniz ile Aden Körfezi arasındaki deniz trafiğini birbirine bağlıyor.
Bölgedeki askerî gerilimler ve deniz taşımacılığına yönelik tehditler, bu güzergâhların güvenliğini uluslararası gündemin öncelikli konuları arasında tutuyor.
Fidan’ın, her iki boğazda seyrüsefer serbestisinin kalıcı biçimde sağlanmasının bölgesel ve küresel istikrar açısından önemini vurgulaması bekleniyor.
Bu yaklaşım, deniz ticaretinin güvenliği ile bölgesel çatışmalar arasındaki doğrudan ilişkiye dikkat çekiyor.
İstanbul toplantılarında deniz güvenliği konusunda diplomatik koordinasyon imkânlarının değerlendirilmesi öngörülse de ortak bir deniz görev gücü kurulması veya yeni bir askerî operasyon başlatılması yönünde açıklanmış bir karar bulunmuyor.
İran ile ABD Arasındaki Gerilim
R4+E3 görüşmelerinin bir diğer başlığı, İran ile ABD arasındaki anlaşmazlıklar olacak.
Türkiye, iki ülke arasındaki sorunların askerî yöntemler yerine diplomasi ve diyalog yoluyla çözülmesini savunuyor.
Dışişleri kaynaklarına göre Fidan, askerî yöntemlerin kalıcı çözüm sağlamadığı gibi bölgesel kırılganlıkları artırdığını ve daha geniş çaplı çatışma riskini beraberinde getirdiğini ifade edecek.
E3 ülkelerinin İran’ın nükleer programına ilişkin diplomatik süreçlerde uzun yıllardır rol üstlenmesi, İstanbul toplantılarında bu başlığın ayrıca önem kazanmasına neden oluyor.
R4 ülkeleri açısından ise İran çevresindeki gelişmeler, Körfez güvenliği, enerji taşımacılığı ve bölgesel istikrar üzerinde doğrudan etkiler yaratıyor.
Böylece İstanbul’daki toplantı, İran meselesini hem Avrupa’nın diplomatik yaklaşımı hem de bölge ülkelerinin güvenlik öncelikleri çerçevesinde ele alma fırsatı sunacak.
Ancak görüşmelerin İran ile ABD arasında doğrudan müzakere niteliği taşıdığına veya yeni bir nükleer anlaşma sürecinin başlatıldığına ilişkin bilgi bulunmuyor.
Yemen ve Suudi Arabistan’ın Güvenliği
Yemen’deki gelişmeler ve Husilerin bölgesel güvenliğe yönelik oluşturduğu tehditler de toplantı gündeminde yer alacak.
Dışişleri kaynaklarına göre Fidan’ın, Husilerin Suudi Arabistan’da sivilleri ve sivil altyapıyı hedef alan saldırıları karşısında Türkiye’nin Riyad yönetiminin güvenliğine verdiği desteği yinelemesi bekleniyor.
Türkiye’nin bu çerçevede Mekke Savunma İttifakı’nın ortaya koyduğu dayanışma ve ortak güvenlik anlayışının önemine dikkat çekmesi öngörülüyor.
Yemen bağlantılı güvenlik sorunları, yalnızca Suudi Arabistan’ın sınır güvenliğiyle sınırlı kalmıyor. Kızıldeniz ve Babulmendeb çevresindeki gelişmeler, uluslararası deniz taşımacılığı ve bölgesel ticaret üzerinde de etkili oluyor.
Bu nedenle Yemen gündemi, İstanbul toplantılarında kara, hava ve deniz güvenliği boyutlarıyla ele alınabilecek konular arasında bulunuyor.
Bununla birlikte toplantı öncesinde Yemen’e yönelik yeni bir ortak askerî girişim veya savunma düzenlemesi açıklanmadı.
Suriye’de İstikrar Arayışları
İstanbul’da ele alınması beklenen bölgesel konular arasında Suriye’deki gelişmeler de bulunuyor.
Türkiye, Suriye’de istikrarın sağlanması ve ekonomik toparlanmanın desteklenmesi amacıyla bölgesel ve uluslararası iş birliğinin geliştirilmesini savunuyor.
Fidan’ın, R4 ve E3 ülkelerinin Suriye’nin istikrarına yönelik katkılarına dikkat çekmesi bekleniyor.
Ankara’nın ayrıca İsrail’in Suriye’deki askerî faaliyetlerinin ülkenin istikrarını olumsuz etkilediği yönündeki değerlendirmelerini paylaşması öngörülüyor.
Suriye meselesi, bölgesel güvenlik, sınır istikrarı ve uluslararası diplomatik koordinasyon bakımından Türkiye’nin öncelikli dış politika başlıkları arasında bulunuyor.
R4 ve E3 ülkelerinin aynı toplantıda bu konuyu değerlendirmesi, Suriye’nin geleceğine ilişkin farklı diplomatik yaklaşımların ortak bir zeminde ele alınmasını sağlayabilir.
Ancak toplantı sonucunda Suriye’ye yönelik yeni bir ortak mekanizma kurulacağına ilişkin kesinleşmiş bilgi bulunmuyor.
Karadeniz Güvenliği ve Ukrayna Savaşı
Rusya-Ukrayna savaşının sona erdirilmesine yönelik diplomatik girişimler de İstanbul toplantılarının gündeminde yer alacak.
Türkiye, savaşın Karadeniz’e yayılmasının önlenmesini ve denizde sivil can kayıplarının sona erdirilmesini bölgesel güvenlik açısından öncelikli konular arasında değerlendiriyor.
Dışişleri kaynaklarına göre Fidan’ın, çatışmaların yoğunlaşmasının Karadeniz güvenliği üzerindeki risklerine dikkat çekmesi ve Türkiye’nin diplomatik çözüm çabalarına desteğini yinelemesi bekleniyor.
Ankara, Rusya ve Ukrayna ile temaslarını sürdürürken savaşın sona erdirilmesine yönelik müzakere girişimlerine katkı sunmaya hazır olduğunu belirtiyor.
İstanbul’daki R4+E3 toplantısı, Ukrayna savaşının yalnızca Avrupa güvenliği bakımından değil, Karadeniz’e kıyıdaş ülkelerin güvenliği ve uluslararası istikrar açısından da değerlendirilmesine imkân sağlayacak.
Özellikle Türkiye’nin Karadeniz’e kıyıdaş NATO müttefiki konumu, bölgesel güvenlik gündeminin Avrupa ülkeleriyle birlikte ele alınmasında önem taşıyor.
Bununla birlikte İstanbul’daki toplantılar, Rusya ve Ukrayna’nın doğrudan katıldığı bir barış müzakeresi niteliği taşımıyor. Görüşmelerde savaşın çözümüne yönelik diplomatik yaklaşımların değerlendirilmesi öngörülüyor.
Türkiye’nin Diplomatik Girişimi Öne Çıkıyor
Türkiye’nin R4 ve E3 ülkelerini ilk kez ortak toplantıda buluşturması, Ankara’nın bölgesel güvenlik meselelerinde çok taraflı diplomatik koordinasyonu geliştirme yaklaşımının yeni bir örneğini oluşturuyor.
İstanbul’daki görüşmeler, Orta Doğu’daki çatışmalar, deniz ticaret yollarının güvenliği, İran ile ABD arasındaki gerilim ve Rusya-Ukrayna savaşı gibi birbirinden farklı ancak bölgesel istikrar üzerinde etkili başlıkları aynı diplomatik gündemde bir araya getiriyor.
R4 ülkelerinin bölgesel güvenlik öncelikleri ile E3 ülkelerinin Avrupa merkezli diplomatik deneyimlerinin ortak bir platformda değerlendirilmesi, gelecekteki iş birliği mekanizmaları bakımından yeni fırsatlar oluşturabilir.
Bununla birlikte toplantının diplomatik etkisi, katılımcı ülkelerin hangi konularda ortak yaklaşım geliştirebileceğine ve görüşmelerin ardından somut koordinasyon adımları atılıp atılmayacağına bağlı olacak.
23 Ekim’de gerçekleştirilecek toplantılar öncesinde ortak bildiri, yeni güvenlik mekanizması veya bağlayıcı karar açıklanmış değil.
İstanbul buluşmasının sonuçları, Türkiye’nin girişimiyle oluşturulan R4+E3 formatının ilerleyen dönemde düzenli bir diplomatik iş birliği platformuna dönüşüp dönüşmeyeceği açısından belirleyici olacak.


