ChatGPT Gorseli 29 Eyl 2026 11 28 38
ABD öncülüğündeki uluslararası koalisyonun Irak’taki askerî misyonu 30 Eylül 2026’da sona ererken Bağdat, güvenlik sorumluluğunu daha fazla kendi kurumları altında toplamaya hazırlanıyor.

ABD Irak’tan Çekiliyor, Güvenlik Dengesi Yeniden Kuruluyor

Bu makaleyi sesli dinleyin:

ABD’nin Irak’tan çekilmesi, 30 Eylül 2026 itibarıyla ülkenin güvenlik mimarisinde yeni bir dönemin kapısını açıyor. ABD öncülüğündeki uluslararası koalisyonun askerî misyonunun sona ermesiyle Bağdat, IŞİD tehdidinden devlet dışı silahlı yapılara kadar uzanan güvenlik sorunlarında daha fazla sorumluluk üstlenmeye hazırlanıyor.

Bağdat yönetimi 30 Eylül’ü ülkenin egemenliği açısından önemli bir dönüm noktası olarak tanımlıyor. Iraklı yetkililer ülke topraklarının tamamının güvenlik güçlerinin kontrolünde olduğunu, yabancı askerî üs kalmayacağını ve IŞİD tehdidiyle mücadele edebilecek kapasiteye ulaşıldığını belirtiyor.

Washington’ın yaklaşımı ise biraz daha farklı. ABD Savunma Bakanlığı, sürecin hazırlıkları sırasında bunun Irak’la askerî ilişkilerin sona ermesi değil, IŞİD’e karşı oluşturulan uluslararası koalisyon modelinden uzun vadeli ikili güvenlik ortaklığına geçiş olduğunu vurgulamıştı.

Bu nedenle 30 Eylül, ABD’nin Irak üzerindeki bütün askerî ve güvenlik etkisinin sona erdiği tarihten çok, Irak’ın güvenlik mimarisinin yeniden düzenlendiği tarih olarak görülebilir.

2003’ten IŞİD’le Mücadeleye

ABD’nin Irak’taki askerî varlığının bugünkü biçimi, 2003’te başlayan işgal döneminden önemli ölçüde farklı.

Amerikan kuvvetlerinin büyük bölümü 2011’de Irak’tan ayrılmış ancak IŞİD’in 2014’te Irak ve Suriye’de geniş alanları ele geçirmesi üzerine Bağdat yönetiminin talebiyle ABD öncülüğünde uluslararası koalisyon oluşturulmuştu.

Irak, IŞİD’in ülkedeki toprak hâkimiyetinin sona erdiğini 2017’de ilan etti. Buna rağmen örgütün yeniden güç kazanmasını önlemek amacıyla koalisyon Irak’taki faaliyetlerini sürdürdü. ABD askerlerinin rolü de zamanla doğrudan muharebeden Irak güvenlik güçlerine eğitim, danışmanlık, istihbarat ve operasyonel destek sağlamaya dönüştü.

Washington ve Bağdat, Eylül 2024’te bu yapının aşamalı olarak sona erdirilmesi konusunda anlaşmaya vardı. Planın son aşaması, Irak’taki üslerden Suriye’deki IŞİD karşıtı operasyonlara verilen desteğin Eylül 2026’ya kadar sürdürülmesini öngörüyordu.

30 Eylül’de tamamlanan süreç bu takvimin son aşamasını oluşturuyor.

IŞİD Tehdidi Tamamen Ortadan Kalkmış Değil

Çekilmenin ardından ortaya çıkan temel sorulardan biri Irak güvenlik güçlerinin IŞİD tehdidini dış askerî desteğe ihtiyaç duymadan ne ölçüde kontrol altında tutabileceği.

IŞİD bugün 2014’te olduğu gibi Irak’ta geniş toprak parçalarını kontrol eden konvansiyonel bir askerî güç değil. Ancak örgütün hücre yapılanmaları ve saldırı gerçekleştirme kapasitesi tamamen ortadan kalkmış değil.

ABD Savunma Bakanlığı da koalisyonun dönüşüm sürecini açıklarken IŞİD’in toprak hâkimiyetinin sona ermesine rağmen örgütün bölgesel tehdit oluşturmaya devam ettiğini vurgulamıştı.

Bu nedenle koalisyonun askerî misyonunun sona ermesi, IŞİD’e karşı uluslararası iş birliğinin sona ermesi anlamına gelmiyor. Iraklı yetkililer de 30 Eylül sonrasında koalisyon ülkeleriyle istihbarat paylaşımı, bilgi değişimi ve silah programları dahil çeşitli alanlarda iş birliğinin devam edeceğini açıklıyor.

Dolayısıyla Irak’ın önündeki sınav, IŞİD’le mücadeleyi artık daha fazla kendi askerî ve istihbarat kapasitesi üzerinden sürdürebilmek olacak.

İran Etkisi Yeni Dönemin En Büyük Sorularından Biri

ABD kuvvetlerinin ayrılmasıyla birlikte tartışılan bir diğer konu İran’ın Irak üzerindeki etkisinin nasıl değişeceği.

Irak’ta İran’la yakın ilişkilere sahip çok sayıda silahlı grup bulunuyor. Bunların bir bölümü Haşdi Şabi çatısı altında Irak’ın resmî güvenlik yapısının parçası durumunda olsa da bazı grupların bağımsız askerî ve siyasi hareket alanlarını koruması Bağdat açısından uzun süredir tartışma konusu.

Associated Press’in aktardığına göre ABD askerlerinin çekilmesine rağmen Kataib Hizbullah ve Harakat el-Nuceba gibi İran’a yakın güçlü gruplar silah bırakmaya hazır olduklarına ilişkin bir işaret vermiyor. Irak hükümeti ise silahlı yapıların devlet otoritesi altında toplanması ve silah kullanma kararının merkezîleştirilmesi için görüşmeler yürütüyor.

Bu nedenle ABD’nin çekilmesinin otomatik olarak İran’ın Irak’ı kontrol edeceği anlamına geldiğini söylemek mümkün değil. Ancak Amerikan askerî varlığının ortadan kalkması, Bağdat’ın hem İran’la ilişkilerini hem de ülke içindeki silahlı gruplar üzerindeki otoritesini daha fazla kendi imkânlarıyla yönetmesini gerektirecek.

Irak açısından yeni dönemin temel meselelerinden biri de burada ortaya çıkıyor: Yabancı askerî varlığın sona ermesi devlet egemenliğini güçlendirebilir ancak bunun kalıcı olabilmesi, silahlı güç kullanma yetkisinin de merkezi hükümetin kontrolünde bulunmasına bağlı.

Türkiye İçin Değişen Irak

ABD öncülüğündeki koalisyonun çekilmesi Türkiye açısından da doğrudan önem taşıyor.

Ankara ve Bağdat son yıllarda özellikle PKK’yla mücadele, sınır güvenliği, Sincar’ın durumu ve askerî iş birliği konusunda ilişkilerini yoğunlaştırdı. ABD öncülüğündeki koalisyonun Irak’taki misyonunu tamamladığı günlerde Türkiye ile Irak arasında Başika-Zelikan kampına ilişkin yeni bir anlaşmaya varılması bu açıdan dikkat çekici.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Irak Başbakanı Ali ez-Zeydi’nin New York’taki görüşmesinin ardından açıklanan anlaşmaya göre Türkiye, Musul yakınlarındaki Başika-Zelikan askerî kampının kontrolünü belirlenen takvim çerçevesinde kademeli olarak Irak federal hükümetine devredecek.

Buna karşılık taraflar Sincar’da Irak devlet otoritesinin tam olarak tesis edilmesi ve Türkiye’nin güvenlik tehdidi olarak gördüğü yasa dışı silahlı unsurların bölgedeki varlığının sona erdirilmesi konusunda mutabakata vardı.

Bu gelişmeler birlikte değerlendirildiğinde Irak’taki güvenlik düzeninde daha geniş bir dönüşüm görülüyor. Bağdat bir taraftan ABD öncülüğündeki uluslararası koalisyonun askerî misyonunu sona erdirirken diğer taraftan Türkiye ile yaşadığı askerî varlık sorununu ikili güvenlik iş birliği üzerinden çözmeye çalışıyor.

Türkiye açısından bu durum Irak politikasında askerî varlıktan çok Bağdat’la kurumsal güvenlik iş birliğinin ağırlığının artabileceği yeni bir döneme işaret ediyor.

Üstelik güvenlik ilişkisi yalnız PKK meselesinden oluşmuyor. Türkiye ve Irak aynı zamanda Kalkınma Yolu Projesi, ticaret, enerji ve altyapı alanlarında ilişkilerini derinleştirmeye çalışıyor. Dolayısıyla Irak’ın güvenliği, Türkiye açısından sınır ötesi terörle mücadelenin yanında bölgesel ekonomik bağlantıların güvenliği açısından da önem taşıyor.

Boşluk mu, Sorumluluk Devri mi?

ABD öncülüğündeki koalisyonun Irak’taki askerî misyonunun sona ermesi ilk bakışta bir “güç boşluğu” tartışmasını beraberinde getiriyor. İran’a yakın grupların konumu ve IŞİD’in tamamen ortadan kalkmamış olması bu endişenin temelini oluşturuyor.

Ancak süreci yalnızca Washington’ın bıraktığı boşluğun kim tarafından doldurulacağı üzerinden okumak eksik kalabilir.

Bağdat’ın hedefi, yabancı askerî kuvvetlerin doğrudan varlığı yerine farklı ülkelerle ikili güvenlik ilişkileri kurmak ve ülke güvenliğinin temel sorumluluğunu Irak kurumlarına devretmek. ABD ile eğitim, istihbarat ve savunma iş birliğinin devam etmesinin planlanması da Washington’ın Irak’tan tamamen kopmadığını gösteriyor.

Türkiye ile Başika konusunda varılan anlaşma ise aynı dönüşümün bölgesel başka bir boyutunu oluşturuyor.

Bu nedenle 30 Eylül 2026 sonrasında Irak için asıl soru yalnızca “ABD’nin yerini kim alacak?” olmayabilir.

Daha önemli soru, Irak devletinin yabancı askerî varlığın azalmasıyla ortaya çıkan güvenlik sorumluluğunu ne ölçüde kendi kurumları altında toplayabileceği.

Bunu başarabilirse ABD öncülüğündeki koalisyonun çekilmesi Irak için bir güvenlik boşluğundan çok egemenlik ve sorumluluk devri anlamına gelebilir. Ancak IŞİD hücrelerinin yeniden güç kazanması veya devlet dışı silahlı yapıların hareket alanının genişlemesi durumunda aynı süreç Irak’ın güvenlik mimarisindeki kırılganlıkları daha görünür hâle getirebilir.

Dolayısıyla ABD’nin Irak’taki askerî misyonunun sona ermesi bir hikâyenin sonundan çok, Irak’ın kendi güvenliğinin sorumluluğunu ne ölçüde taşıyabileceğinin sınanacağı yeni bir dönemin başlangıcı.

Sayı 6

En Çok Okunanlar

Kaçırmayın

asdasdas

Kuzey Kore’nin Ukrayna Savaşı Hesabı

Bu makaleyi sesli dinleyin: Tarayıcınız ses…
2026 08 07 SuudiArabistan 24

Türkosfer Perspektifinden Mekke Antlaşması

Bu makaleyi sesli dinleyin: Tarayıcınız ses…