Yaya ilerleyen mangalar cephesinde ortalama 1 makineli tüfek, 9-10 piyade tüfeği; takımda düzene göre 3 makineli tüfek, 20-30 piyade tüfeği ve 1-2 tanksavar silahı; bölükte ise düzene göre asgari 6 makineli tüfek, 40-60 civarında piyade tüfeği ve 2-4 tanksavar silahı bulunabileceği değerlendirilmektedir. Tabur seviyesinde ise 12 makineli tüfek, 80-120 civarında piyade tüfeği ile 4-8 tanksavar silahının bulunabileceği; bu unsurlarla ateş muharebesine girileceği ve bunları destekleyen başka unsurların da olabileceği kabul edilmelidir.
Bir manevra bölüğü örnek alındığında; 6 makineli tüfek, 40-60 piyade tüfeği ve 2-4 tanksavar silahına karşılık insansız kara sistemlerinin kullanılmasında, aynı ateş gücünü hatta daha fazlasını sağlayacak sayı ve şiddette kara insansız sistemine ihtiyaç duyulabileceği öngörülmelidir.
Taarruz harekâtında hedefini ele geçirecek piyade birliği yerine insansız kara sistemleri kullanıldığında, personel zayiatından kaçınılması, aynı ateş ve manevra gücünün oluşturulması, hatta insansız kara sistem aracındaki 12,7 mm’lik uçaksavar ile daha fazla ateş gücü sağlanarak mevzideki düşmanın daha kolay baskı altına alınması mümkün olabilir. Bu ateş gücü sayesinde, ateş ve hareket tekniğiyle düşmana rahatlıkla yaklaşılabileceği söylenebilir.
Peki Ne Kadar İnsansız Silahlı Kara Sistemi Kullanacağız?
Mangadaki personel ve silah sayısına göre manga seviyesinde 4-5 adet 12,7 mm’lik uçaksavar monteli silahlı insansız sistem aracı kullanılabilecektir.
Takım seviyesinde hedef genişliğinin 300 metre civarında olduğu düşünüldüğünde, bu bölgede mevzilenmiş düşmanı imha etmek için 10-15 adet insansız silahlı kara aracının —her biri 12,7 mm silah monteli— gerekebileceği öngörülmektedir. Elbette bu taarruzu icra eden insansız kara araçları üzerinde dron desteği de olacaktır.
Bu hesaplama bölük seviyesinde yapıldığında, 300-800 metrelik taarruz hedefini ele geçirmek ve orada mevzilenmiş düşmanı imha etmek için yaklaşık 20-30 adet insansız silahlı kara aracının —her biri 12,7 mm silah monteli— gerekebileceği öngörülmektedir. Bölük taarruzunu destekleyen dronlar ve diğer ateş destek unsurları da elbette olacaktır.
Bu şekilde yapılacak taarruzlar; özellikle ciddi personel sıkıntısı çeken, personel zayiatını karşılamakta büyük sorunlar yaşayan ve askerlik çağındaki personelinin asgari üçte birinin firar ettiği Ukrayna’da kritik önem arz etmektedir. Bu insansız silahlı kara araçlarının elbette her durumda, her arazide ve her düşmana karşı kullanılamayacağı açıktır.
Ancak uygun bölgelerde ve kritik yerlerde kullanılabileceklerdir. Ukrayna bu konuda artan bir başarı ivmesi yakalamıştır.
Birinci şahıs görüşlü dronların kullanımındaki en büyük kısıtlama, bir operatörün genellikle aynı anda yalnızca birini uçurabilmesidir. Ancak dron, ara noktalara kendi kendine uçabilir, havada bekleyebilir ve kısa iletişim kesintilerinden sonra yeniden bağlantı kurabilir. Buna karşılık kara robotları sürekli dikkat gerektirir. Çünkü navigasyon, teknik bir zorluk olmaya devam etmektedir.
Ayrıca insansız kara aracı operatörlerinin, yukarıdaki hava dronlarının operatörleriyle sık sık iletişim hâlinde kalmaları gerekir. Askerî analizciler, “Anladığımız kadarıyla otonom navigasyonla denemeler yaptılar ancak bunun özellikle insansız kara araçlarında güvenilir olması zor. Bu yüzden henüz o noktaya ulaşmadıklarını düşünüyoruz.” değerlendirmesinde bulunmuştur.
Ukrayna ayrıca, sinyal bozucuya maruz kalabilen GPS’e alternatifler aramaktadır. Hardie’nin belirttiğine göre Ukrayna, 2023’ten beri uzun menzilli navigasyon için görsel ve arazi eşleştirme sistemleri ile diğer yapay zekâ destekli fikirler üzerinde denemeler yapmaktadır.
Rusya da büyük hacimli robotik operasyonlar gerçekleştirmiştir. Ancak bunlar, Şahed gibi tek yönlü saldırı dronlarıyla yapılan saldırılarla ve zaman zaman yaralıların tahliyesiyle sınırlı olup mevzi alma operasyonlarını içermemektedir.
İnsansız sistemlerin kullanımının askerlerin hayatını kurtarmaya yardımcı olduğu vurgulanmaktadır. Kara robot sistemleri, çok çeşitli muharebe görevlerinde personelin yerini alabilir. Taktik cephede doğrudan görev yapan asker sayısı ne kadar az olursa, kayıplar da o kadar düşük olur. Ayrıca tahliye platformları, geleneksel araçların çalışamadığı zorlu arazilerde ilerleyebilme kapasitesine sahiptir.
Ukraynalı bir bölük komutanı, insansız kara sistemlerinin nispeten yeni ve hızla gelişen bir alan olduğunu belirtmektedir. Ona göre bunlar, I. Dünya Savaşı’ndaki makineli tüfeklerin ilk günlerine benzemektedir. O dönemde de birçok kişi makineli tüfeklerin etkinliğini sorgulamış ve yüksek mühimmat tüketimini eleştirmişti. Benzer bir şüpheciliğin, günümüzde kara robot sistemlerine yönelik tutumlarda da zaman zaman görülebileceğini ifade etmektedir.
Yetkili, “Ancak aynı zamanda, kara robotik sistemlerinin bir yandan uzmanlık gerektiren karmaşık teknolojik araçlar, diğer yandan ise FPV dronları gibi bilindik saldırı İHA’larına kıyasla bile evrimin yeni bir aşaması olduğu yönünde artan bir anlayış var. Bununla birlikte, bu sistemlerin nasıl çalıştırıldığı konusunda birçok benzerlik de mevcut. Birimimizin çekirdeğini, FPV dronlarıyla muharebe deneyimi kazanmış ve ikisini karşılaştırabilen personel oluşturuyor.” açıklamasında bulunmuştur.
Yer robotik sistemlerinin kullanımının kendine özgü operasyonel özelliklere sahip olduğunu da eklemektedir. Tahliye ve lojistik platformları bağımsız olarak çalışabilirken, taarruz sistemleri diğer insansız unsurlar ve piyade birlikleriyle entegre edildiğinde en etkili sonucu vermektedir. İyi koordine edilmiş bir etkileşimle tüm unsurların etkinliği, özellikle taarruz operasyonlarında önemli ölçüde artmaktadır.
Zinkevych, Rusya’nın çok daha büyük askerî gücüne dikkat çekerek, “Anlamamız gereken şey şu ki hiçbir zaman daha fazla personelimiz olmayacak ve düşmana karşı sayısal üstünlüğümüz de asla olmayacak. Bu nedenle bu üstünlüğü teknoloji yoluyla elde etmeliyiz.” demiştir.
Ona göre mevcut hedef, bu yıl piyade birliklerinin üçte birini insansız hava araçları ve robotlarla değiştirmektir.
Teknolojik gelişmeler ile personel temin ve bütünleme sıkıntısı, orduları askerlerin yerine yeni sistemler kullanmaya mecbur bırakmaktadır. Ancak henüz başlangıç safhasında olduğu söylenebilecek insansız kara sistemlerinin, harekât esnasında piyade birlikleri yerine tamamen kullanılmasının düşünülmemesi gerekir. Bu sistemlerin ancak bölgesel olarak ve bazı kesimlerde kullanılabileceği belirtilmelidir.
Kısacası, düşmanı imha etme ve hedefleri ele geçirme görevini piyade birlikleri yerine getirmeye devam edecektir. Ancak piyade birlikleri bu görevi, insansız sistemlerle karma bir yapı içinde icra edebilecektir.


