Afrika’daki asimetrik çatışmalarda yetersiz hava gücünün bedeli; kaybedilen sivil hayatlar, yerinden edilen toplumlar ve aşırılıkçı gruplara bırakılan topraklarla ölçülüyor.
Eski bir askeri doktrin vardır: Gökyüzünü kontrol eden taraf savaşı da kontrol eder. Klasik anlamda hava üstünlüğü; düşmanın uçuş kabiliyetini ortadan kaldırmak, hava sahasını kontrol etmek, hava araçlarını imha etmek ve hava savunma sistemlerini etkisiz hale getirmek anlamına geliyordu. Ancak bugün Afrika’da, en tehlikeli tehditlerin motosikletlerle ortaya çıktığı, sivil pazarların içinde saklandığı ve saldırı sonrası yoğun ormanlık alanlara karıştığı bir güvenlik ortamında, hava üstünlüğü doktrininin yeniden tanımlanması gerekiyor.
Afrika hava kuvvetleri artık rakip savaş uçaklarına karşı değil; el yapımı patlayıcılara, gerilla saldırılarına ve sınır tanımayan silahlı isyan hareketlerine karşı mücadele ediyor. Sahel’in kavrulmuş düzlüklerinden Kongo Havzası’nın yoğun coğrafyasına, Mozambik kıyılarından Doğu Afrika’ya kadar uzanan tehdit yapısı asimetrik karakter taşıyor ve buna verilecek hava yanıtının da aynı şekilde dönüşmesi gerekiyor.
Asimetrik Tehdit
Sahel’de faaliyet gösteren JNIM ve ISGS, Doğu Afrika’daki Eş-Şebab ve Mozambik’teki Ensar el-Sünne gibi örgütler görünmezliğin savaş sanatını ustalıkla uyguluyor. Bu yapılar klasik askeri hedefler sunmuyor. Yerel toplulukların içine karışıyor, vur-kaç saldırıları düzenliyor ve koordineli bir karşılık verilmeden önce bölgeden çekiliyorlar. Konvansiyonel hava muharebesi için tasarlanmış sabit kanatlı savaş uçaklarına dayalı hava kuvvetleri açısından bu durum ciddi bir doktrin krizine işaret ediyor.
Sorunu daha da büyüten unsur ise Afrika’daki geniş kontrolsüz alanlar. Sadece Sahra-Sahel hattı milyonlarca kilometrekarelik bir coğrafyayı kapsıyor. Kara unsurlarının etkin şekilde devriye gezemediği bu alanlar, hava platformları tarafından sürekli gözetlenebiliyor. Asimetrik savaşta hava gücünün gerçek değeri de burada ortaya çıkıyor: it dalaşlarında değil; sürekli gözetleme, hızlı hareket kabiliyeti ve sivilleri korurken silahlı grupların güvenli alan oluşturmasını engelleyen hassas vuruş kapasitesinde.
Afrika İçin Hava Üstünlüğünü Yeniden Tanımlamak
Afrika hava kuvvetlerinin asimetrik mücadelede başarı sağlayabilmesi için üç temel alanda dönüşüm gerekiyor.
İlk olarak; istihbarat, gözetleme ve keşif (ISR) görevlerinin ana öncelik haline gelmesi gerekiyor. Çatışma bölgeleri üzerinde uzun süre havada kalabilen insansız hava araçları ve keşif platformları, günümüz Afrika güvenlik senaryolarında çoğu zaman hızlı savaş uçaklarından daha stratejik değer taşıyor. Nijerya, Etiyopya ve Fas, İHA kabiliyetlerini operasyonel sahada etkili şekilde kullanmaya başladı. Kıtanın geri kalanının da bu dönüşümü takip etmesi ve ham hava verisini kullanılabilir istihbarata dönüştürecek analiz altyapısına yatırım yapması gerekiyor.
İkinci olarak; yakın hava desteği ve hızlı reaksiyon kapasitesinin sürat odaklı optimize edilmesi gerekiyor. İsyancı saldırısıyla başarılı bir hava müdahalesi arasındaki zaman aralığı son derece kısa. Bu nedenle Afrika hava kuvvetlerinin; önceden konuşlandırılmış platformlar, sadeleştirilmiş komuta zinciri ve gerçek zamanlı kara-hava iletişimine dayanan hızlı reaksiyon protokolleri geliştirmesi gerekiyor. Amaç, tehdit unsuru ortadan kaybolmadan müdahale edebilmek.
Üçüncü olarak ise hava ve kara unsurları arasındaki müşterek operasyon anlayışının kurumsallaştırılması gerekiyor. Asimetrik savaşta hava üstünlüğü tek başına kazanılmıyor. Başarı; pilotların ve kara birliklerinin aynı operasyonel resmi görmesi, aynı taktik dili konuşması ve hızlı değişen koşullarda birbirlerinin kararlarına güvenmesiyle mümkün oluyor. Bu seviyede müştereklik ise yalnızca ekipman yatırımıyla değil; sürekli eğitim ve doktrin geliştirme süreçleriyle sağlanabiliyor.
Kritik Eşik
Afrika’daki asimetrik çatışmalarda yetersiz hava gücünün bedeli; kaybedilen sivil hayatlar, yerinden edilen toplumlar ve aşırılıkçı gruplara bırakılan topraklarla ölçülüyor. Buna karşılık doğru yatırımların getirisi; zayıflatılan isyan hareketleri, korunan topluluklar ve istikrara kavuşan devlet yapılarıyla ortaya çıkıyor.
Bugünün Afrika’sında hava üstünlüğü artık rakip ülkelerin hava kuvvetlerini tamamen etkisiz hale getirmek anlamına gelmiyor. Asıl mesele; savaş alanı üzerinde en hızlı, en çevik ve en doğru bilgiye sahip güç olabilmek. Bu, Afrika hava kuvvetlerinin kazanabileceği ve kazanmak zorunda olduğu bir mücadele olarak öne çıkıyor.
Bu haberin orijinali www.military.africa sitesinde yayınlanmıştır.


