2022 yılından itibaren Ukrayna, Gazze ve İran’daki savaşlar, muharebe alanında çok büyük değişikliklere yol açtı. Öğrenciliğimde, harekât alanında kesin sonucun ancak kara harekâtı ile alınacağını kurmay eğitiminde bana öğreten hocam da sanırım bu dönüşümü tahmin edemezdi. Dolayısıyla ben de bu kültürden geldiğim için son dönemdeki savaşların beni çok şaşırttığını söyleyebilirim. Ancak terörle mücadele alanında yedi yıl geçiren biri olarak, bu dönemde silahlı İHA’larla tanışmamın beni daha önce değiştirdiğini de itiraf etmeliyim.
Günümüz muharebelerinde; örneğin Ukrayna’da, Gazze’de ve diğer çatışma bölgelerinde dronların etkin olarak kullanıldığını gördük. Bu sahalarda düşük yoğunlukta füzeler de kullanılsa da ana aktör hep dronlar oldu. Ancak İran’daki savaşta bu kez balistik füzelerin öne çıktığını gördük. Füzeler yeniden manşetlerde yer alabiliyor. Bununla birlikte füzeler, kendi başlarına da ciddi bir tehdit oluşturuyor.
Şunu düşünün: Ukrayna’da insansız hava araçları düşük yoğunluklu bir tehdit olarak kabul ediliyor. Bunun nedeni sadece Ukraynalıların bu araçların etkilerini sınırlama konusunda önemli bir kapasiteye sahip olmaları değil; aynı zamanda özellikle daha ucuz olan insansız hava araçlarının sınırlı etkinliğe sahip olmalarıdır.
Ukrayna’dan Lübnan’a
Ukrayna savaş alanlarındaki ölümlerin yüzde 70 ila yüzde 80’ine insansız sistemlerin neden olması, bu sistemlerin örneğin tahkim edilmiş yapıları hedef alma konusundaki zayıflığını telafi etmiyor. Çoğu zaman altyapının etrafına çekilen ağlar, bazı birinci şahıs görüşlü (FPV) insansız hava aracı saldırılarını etkisiz hâle getirmek için yeterli oluyor. Yine dronsavarların da bu insansız sistemlere karşı etkili olduğunu söylemek gerekir. Aynı zamanda bu insansız hava araçlarının belirli zırhlı araçları imha etme konusunda yetersiz kaldığı görülüyor.
Güney Lübnan’da Hizbullah’ın bu tür insansız hava araçlarıyla İsrail yapımı Merkava tanklarını hedef almaya başladığına şahit olundu; ancak sonuçlar belirsiz. Bu durum, Ukrayna’daki durumun aksine, Hizbullah’ın yeterli sayıda insansız hava aracına sahip olmamasından kaynaklanıyor olabilir. Ukrayna’da ilk insansız hava araçları tankları hedef alırken, havadan patlamayı filme alan insansız hava araçları da bulunuyor. Bununla birlikte Merkava tanklarının içindeki askerlerin hayatta kalma olasılığı yüksektir. Çünkü bu tanklar, özellikle yaygın olarak kullanılan T-72 gibi Rus zırhlı araçlarından daha sağlamdır ve mühimmat depoları T-72’lere göre daha az hassastır.
İsrail’den bahsetmişken, geçmiş ve mevcut savaşlardaki kayıplarının büyük çoğunluğu hâlâ İran insansız hava araçlarından değil, füzelerden kaynaklanıyor. En azından On İki Gün Savaşı’nda İsrail, insansız hava araçlarının çoğunu hava sahasına girmeden önce engellemeyi başardı.
1 Mart 2026 günü İran ile savaş devam ederken Hizbullah, Lübnan’dan insansız sistemler ve düşük kapasiteli füzelerle İsrail’e tekrar saldırdı. 10 Mart 2026 günü ise Hizbullah, İsrail’e 30 füze attı. Hizbullah’ın 41 gündür devam eden çatışmalarda IDF ile yakın temasa girmeyip füze ve dronları kullanması, sayıca daha az olan kuvvetlerin muharebe sahasında kullanacağı ana taktiklerden biri hâline gelmektedir.
Füzeler ve İnsansız Hava Araçları
Savunma amaçlı insansız hava aracı endüstrisi o kadar hızlı gelişiyor ki maliyet dengesi savunma amaçlı insansız hava araçları lehine değişiyor. Ukrayna yapımı Sting insansız hava aracı yaklaşık 2.100 dolara mal olurken, İran yapımı Shahed-136’nın fiyatı en az 30.000 dolar seviyesindedir. Bu durum, pahalı ve yavaş üretimli savunma füzesi endüstrisi için geçerli değildir.
İsrail ordusuna göre, geçen haziran ayındaki savaştan sonra İran ayda onlarca füze üretmeye devam etti. İran savunma sanayisinin önemli ölçüde zarar görmesinin ardından bu durumun gerçekleştiğini belirtmekte fayda var. Daha önce Lockheed Martin yılda yaklaşık 96 THAAD füze savunma sistemi üretiyordu. Şirket, yakın zamanda üretimi dört katına çıkarma sözü verdi.
İran’la yaşanan savaş, mobil fırlatma rampalarının stokunu tamamen yok etmenin, hele ki füze cephaneliğinin tamamını ortadan kaldırmanın ne kadar zor olduğunu gösterdi. Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail, İran’ın füze fırlatma kapasitesini önemli ölçüde kısıtladı. Ancak yaklaşık bir ay boyunca İran’ın kullandığı balistik füze sayısı düşse de fırlatmalar devam etti.
Benzer şekilde, füzelerin engellendikten sonra düşen parçaları da bazen insansız hava araçlarının hedefe vurmasına benzer düzeyde hasar verme potansiyeline sahiptir.
İran, savaş boyunca 1.241 adet balistik füze ve 3.956 adet insansız hava sistemi kullandı. Yaklaşık olarak her bir balistik füzeye karşılık üç insansız sistem kullanılmıştır. Seyir füzeleri de şu anda önemlerini kanıtlamaktadır. Trump’ın bu füzeleri teslim etme konusundaki isteksizliği göz önüne alındığında, Ukrayna’nın Amerikan Tomahawk füzelerini edinme konusundaki ısrarının geçerli bir nedeni vardı. Ukrayna bu füzeleri elde etmiş olsaydı, Rusya’nın sınırlarından uzaktaki fabrikalarda hem insansız hava araçları hem de füzeler üretme yeteneğinin tehlikeye girmesi ve bunun Rusya’nın genel askerî yetenekleri üzerinde önemli sonuçlar doğurması son derece muhtemel olurdu.
Üstelik İran, bu balistik füzelerde çoklu misket bombaları da kullanarak füzelerin etki alanını artırdı. Bu savaş süresince Hizbullah’ın Lübnan’dan İsrail’e karşı daha küçük füzeler kullanması karşısında İsrail’in ciddi sıkıntı yaşadığını da gördük.
Bu füzeler, özellikle savaşın başlarında İran savunmasını ve fabrikalarını yok etmede rol oynadı. Hindistan ve Pakistan arasındaki kısa süreli savaş sırasında da Hindistan, sınır ötesindeki askerî üsleri balistik füzelerle bombaladı.
İsrail de 7 Ekim’den sonra aynı dersi aldı. İsrailli yetkililer, “Uzun bir savaşın içinde olduğumuzu, bunun bir aylık bir operasyon olmadığını anladık. Birdenbire her şey sadece yüksek teknolojiyle değil, envanterle de ilgili hâle geldi.” dedi. Aynı yetkililer, “En önemli derslerden biri de ‘yeterince iyi’ sistemler geliştirmektir. Her şeyin mükemmel olması gerekmiyor; erişilebilir, uygun fiyatlı ve hızlı olması gerekiyor.” değerlendirmesinde bulundu.
Ancak “iç üretim kapasitenizin de olması gerekiyor.” ifadesi de önemlidir. Başkalarına bağımlıysanız bir yedek planınızın veya uygun maliyetle büyük ölçekte üretim yapabileceğiniz şirket içi bir alternatifinizin bulunması gerekir. Aksi takdirde uzayan savaşta kullanılan füzelerin yerine yenilerini koyma yeteneğiniz olmayabilir.
İşte İran ve Ukrayna, daha küçük bir ülkenin ticari teknolojiyi kullanarak balistik füzeler ve dronlarla daha büyük bir devlete nasıl karşı koyabileceğini gösteriyor. Tayvan örneği de teknolojik olarak gelişmiş bir güç olan Çin karşısında dayanıklılığın ve asimetrik yeteneklerin önemini vurguluyor.
Dünya, birbirinden bağımsız krizlere değil, savaşın doğasında tek ve birbirine bağlı bir değişime tanık oluyor. Savunma teknolojisi artık barış zamanında geliştirilip savaş zamanında konuşlandırılmıyor; savaş alanının kendisinde icat ediliyor, test ediliyor ve geliştiriliyor.
28 Şubat 2026’da başlayan İran-ABD-İsrail savaşı boyunca İran’ın teslim olmamasında ve ayakta kalmasında en büyük etkenlerden biri balistik füzeler olmuştur. Dolayısıyla insansız hava araçlarıyla ilgili tüm gösterişli manşetlere rağmen füzeler hâlâ önemli bir faktördür. İsrail, Amerika ve Körfez ülkelerinin savunmalarının başarısı nedeniyle haberlerde ön plana çıkmasalar da Doğu Asya’da barut fıçısı patlarsa füzeler hızla yeniden ön plana çıkacaktır.


