Tayland–Kamboçya sınır hattında yeniden alevlenen çatışmalar, doğrudan bir “ABD–Çin vekâlet savaşı” mı; yoksa kökleri sömürge dönemi sınır çizimlerine dayanan, iç siyasetle beslenen gerçek bir ihtilaf mı? Küresel kamuoyu süregelen çatışmalarda o kadar “öküz altında buzağı aramaya” alıştı ki, artık en ücra köşede biri birine sataşsa büyük oyun arayışı devreye giriyor. Haklılık payı da yok değil kuşkusuz… Çünkü uluslararası adalet sisteminin gerçek anlamda dejenere olduğu bir dönemdeyiz. ABD Başkanı Donald Trump’ın “barış” söylemleriyle başka bir evreye geçen Tayland-Kamboçya çatışmalarında neler oluyor peki?
ABD–Çin stratejik rekabeti, Güneydoğu Asya’da ülkeleri “taraf seçmeye” zorlamaktan çok, risk algısını yükselten bir çerçeve yaratıyor: Savunma tedariki, liman erişimi, teknoloji/istihbarat iş birlikleri ve yaptırım/teşvik paketleri aynı anda savunma diplomasisinde bir pazarlık unsuruna dönüşüyor. Bu nedenle Tayland–Kamboçya hattındaki çatışmaları, rekabetin uzantısı olarak okumak cazip bir komplo teorisi.
Ancak sahadaki çatışmanın ana tetikleyicileri, pek çok analizde vurgulandığı üzere, öncelikle sınırın belirsizliği, ihtilaflı tapınak alanları, mayın iddiaları ve karşılıklı “ilk ateş” tartışması gibi yerel dinamiklerden ibaret. Tayland tarafına göre gerilimin temel fitili ise Kamboçya’nın mayınlı alanları artırması olayı ve ateşkes bu nedenle askıya alındı. Kamboçya bu konuda bir gerekçe verdi ise de Tayland karşısındaki güç dengesinde geri kalması veya potansiyel bir işgal beklemesi durumu anlaşılır hale getirebilir. Bu noktada kritik ayrım şudur: Çatışma “ABD–Çin rekabetinin ürünü” olmak zorunda değil; fakat rekabet, çatışmanın diplomatik yönetim tarzını ve tarafların dış destek algısını etkileyen bir “çarpan” işlevi görebilir.
Hizalanma: Tayland nereye, Kamboçya nereye?
Tayland, “Batı’ya dönük” ama tek eksenli olmayan bir duruş sergiliyor. ABD ekseninde durum biraz daha derin. Amerika Birleşik Devletleri ile Tayland, eski Güneydoğu Asya Antlaşması Örgütü’nün (SEATO) 1954 tarihli Manila Paktı’nın tarafları olmayı sürdürüyor. Bu pakt; 1962 tarihli Thanat–Rusk Muhtırası, 2020 Tayland–ABD Savunma İttifakı Ortak Vizyon Bildirisi ve 2022 ABD–Tayland Stratejik İttifak ve Ortaklık Bildirisi ile birlikte, ABD–Tayland savunma ittifakının temelini oluşturuyor. ABD, 2003 yılında Tayland’ı NATO dışı başlıca müttefik (Major Non-NATO Ally) olarak tanımlamıştır. Kuşkusuz Tayland’ın” büyük abisinin” kim olduğuyla ilgili soru işareti yok. Ancak… Tayland’ın neredeyse10 yıl önce Çin’den ve Rusya’dan aldığı ana muharebe tanklarını da unutmamak lazım. Denge politikası Güney Doğu Asya ülkelerinin her zaman güvenlik manevralarından biri olmuştur. Dolayısıyla Tayland için doğru çerçeve, ABD ile ittifak mimarisi ve Çin ile pragmatik tedarik/ekonomik bağlar şeklinde çok-vektörlü bir denge sistemi olacaktır.
Kamboçya için durum tam tersi, zira Çin etkisi ülkede söylem ve altyapı düzeyinde daha belirgin görünüyor. Zira daha yakın geçmişte Pekin, Xi Jinping ve Hun Manet görüşmeleri sonrasında toplumların her koşulda dayanışması ve kalkınmasını öngören çerçeveyi resmî metinlerle öne çıkardı. Çin’in Kamboçya’daki altyapı yatırımlarını fonlayarak ülkeyi kendine ekonomik olarak bağlaması bir yana, ülkede donanma üsleri kurması ve bazı üslerin modernizasyonunu bizzat gerçekleştirmesi de Kamboçya’nın istese de müttefik seçimi konusunda çok seçeneğinin olmadığını gösteriyor. Bu tablo, Phnom Penh’in Çin merkezli stratejik yakınlığının daha yüksek olduğunu gösteriyor. Yine de bu, Kamboçya’nın otomatik olarak “Çin’in vekili” olduğu anlamına gelmese de bazı denklemleri açıklar.
Askeri birlik yapısı ve envanter açısından basit bir analiz yapıldığında dahi Tayland’ın Kamboçya üzerinde bir baskı unsuru oluşturması kaçınılmaz.
- En basitinden, Kamboçya’da askerlik tamamen gönüllülük esasına dayalıyken, Tayland’da 21 yaşından itibaren zorunlu askerlik bulunuyor.
- Askeri birlik yapısı ve dağılımına bakıldığında Tayland teşkilatlanmasını tamamlamış düzenli bir ordu görüntüsü içindeyken, Kamboçya daha çok hafif bir silahlı kuvvet barındırdığı görüntüsü veriyor.
- Gripen ve F-16 gibi savaş uçaklarıyla modern bir hava kuvveti görüntüsü içinde olan Tayland’a karşı Kamboçya, Mig-21 ve L-39 gibi etkili olabilecek ancak hasım karşısında pek de şansı olmayan bir görüntü sergiliyor.
- Donanma alanında sırtını tamamen Çin ve Sovyet inşası platformlara dayayan bir Kamboçya görüntüsü var. Denizaltı bir yana firkateyni dahi olmayan bir donanmadan müteşekkil. Buna karşın Tayland, su üstü ve su-altı platform düzeyinde ezici üstünlüğe sahip bir donanma barındırıyor.
Sonuç olarak…
- Askeri güç orantısızlığı dikkate alınarak Kamboçya, mayın tedbirlerini artırmış olabilir.
- Tayland ise proaktif bir tepkiyle gelecekteki olası bir senaryoya karşı hazırlık içinde olabilir.
- Vekil olarak Kamboçya, Çin’in teşvikiyle Tayland’ın hazırlık kapasitesini test ediyor olabilir.
- Vekil olarak Tayland, ABD’in müttefiki pozisyonundaki Kamboçya’yı test ediyor ya da yıpratıyor olabilir.
ABD ve Çin’in olaylara yaklaşımını yakından takip etmek, sürecin lokal bir kriz mi yoksa küresel bir güç bir oyunu mu olduğunu gösterecektir. Burada denge Kamboçya aleyhine olduğu için Çin’in yaklaşımı süreçle ilgili daha çok ipucu verecektir.


