BAYKAR Yönetim Kurulu Başkanı Selçuk Bayraktar, SAHA 2026’da yaptığı konuşmada teknoloji, yapay zekâ, dijital egemenlik ve Milli Teknoloji Hamlesi ekseninde dikkat çeken mesajlar verdi. Bayraktar, konuşmasında modern çağın en büyük meydan okumasının yalnızca askeri tehditler olmadığını, veri, yapay zekâ, tedarik zincirleri ve dijital altyapılar üzerinden kurulan küresel teknoloji tahakkümü olduğunu vurguladı.
Konuşmasına Dede Korkut anlatılarından Tepegöz hikâyesiyle başlayan Bayraktar, bu kadim anlatıyı günümüz teknoloji düzeniyle ilişkilendirdi. Tepegöz’ün yenilmez görünen gücüne karşı Basat’ın akıl, strateji ve doğru zayıf noktayı hedef alarak başarıya ulaşmasını, Türkiye’nin teknoloji alanındaki bağımsızlık mücadelesi için sembolik bir çerçeve olarak kullandı.
Bayraktar, günümüzde insanlığı kuşatan en büyük risklerden birinin “teknokapitalist küresel tahakküm” olduğunu belirterek, sosyal medya algoritmalarından veri merkezlerine, akıllı cihazlardan yapay zekâ sistemlerine kadar birçok sivil teknolojinin insan iradesini ve dijital egemenliği tehdit eden araçlara dönüşebildiğini ifade etti.
Yapay zekâ alanında yalnızca devasa işlem gücüne ve büyük veri tekellerine dayalı modellerin takip edilmesinin Türkiye gibi ülkeleri başkalarının belirlediği kulvarda tutacağını söyleyen Bayraktar, bunun yerine açık kaynaklı, şeffaf, denetlenebilir ve milli teknoloji ekosistemlerinin kurulması gerektiğini dile getirdi.
Bayraktar’a göre yapay zekâda asıl kırılım, yalnızca daha fazla veri ve işlem gücüyle değil; insan düşüncesine benzer semantik yaklaşımlar, uç bilişim, federe öğrenme, kuantum dirençli şifreleme ve veri mahremiyetini merkeze alan mimarilerle mümkün olacak. Bu yaklaşımın, dost ve kardeş ülkelerle kurulacak bir “teknolojik dayanışma ittifakı” üzerinden daha güçlü hale getirilebileceğini belirtti.
Konuşmada TEKNOFEST kuşağına da özel vurgu yapıldı. Bayraktar, son sekiz yılda TEKNOFEST’lerle Anadolu’nun dört bir yanında ekilen tohumların artık güçlü bir teknoloji kuşağına dönüştüğünü ifade ederek, bu genç neslin yalnızca teknoloji geliştiren değil, aynı zamanda zihinsel bağımsızlık iddiası taşıyan bir kuşak olduğunu söyledi.
Bayraktar, Milli Teknoloji Hamlesi’ni yalnızca mühendislik veya sanayi hamlesi olarak değil, insanın makineleşmesine karşı ahlaki, fikri ve teknolojik bir ayağa kalkış olarak tanımladı. Konuşmasını, Türkiye’nin geleceğini başkalarının yazdığı teknoloji senaryolarında değil, kendi iradesi, kendi insan kaynağı ve kendi değerleriyle inşa etmesi gerektiği mesajıyla tamamladı.


