Türk Hava Kuvvetleri, NATO’nun Romanya hava sahasında gerçekleştirdiği Entegre Hava ve Füze Savunması faaliyetinde F-16 savaş uçaklarının yanı sıra havadan erken ihbar ve kontrol ile havada yakıt ikmal unsurlarıyla görev aldı. Faaliyet kapsamında Türk Hava Kuvvetleri tarafından ilk kez düşük süratli önleme eğitimi de gerçekleştirildi.
Milli Savunma Bakanlığının (MSB) açıklamasına göre, 13 Ağustos 2026’da Romanya hava sahasında gerçekleştirilen NATO Entegre Hava ve Füze Savunması (Integrated Air and Missile Defence – IAMD) faaliyetine Türkiye üç farklı ana jet üs komutanlığından hava unsurlarıyla katıldı.
Bandırma’daki 6’ncı Ana Jet Üs Komutanlığından iki F-16 savaş uçağı, Konya’daki 3’üncü Ana Jet Üs Komutanlığından bir E-7T Havadan İhbar Kontrol uçağı ve Adana’daki 10’uncu Ana Jet Üs Komutanlığından bir KC-135R tanker uçağı faaliyette görev yaptı.
Böylece Türkiye faaliyete yalnızca savaş uçaklarıyla değil, hava harekâtının komuta-kontrol, erken ihbar ve havada yakıt ikmali gibi farklı unsurlarıyla birlikte katılmış oldu.
NATO unsurlarıyla müşterek gerçekleştirilen faaliyet sırasında ilk kez düşük süratli önleme eğitiminin başarıyla icra edildiği de MSB tarafından açıklandı. Bu tür eğitimler, özellikle klasik savaş uçaklarından farklı uçuş karakteristiklerine sahip düşük süratli hava hedeflerinin tespit, takip ve önlenmesine yönelik hazırlık açısından önem taşıyor.
Türkiye’nin Romanya’daki faaliyete katılımı, NATO’nun Karadeniz ve doğu kanadındaki hava savunma mimarisinin uzun süredir devam eden dönüşümünün de bir parçası.
NATO Entegre Hava ve Füze Savunması’nın kökleri Soğuk Savaş dönemine uzanıyor. İttifakın entegre hava savunma sistemi 1961’de oluşturuldu ve hava sahasının sürekli gözetlenmesi, hava araçlarının tanımlanması ve gerektiğinde önleme uçaklarının harekete geçirilmesi üzerine kuruldu. Türkiye de Soğuk Savaş döneminde NATO Air Defence Ground Environment (NADGE) programına katılarak ittifakın birbirine bağlı radar ve hava savunma ağının parçalarından biri oldu.
Sistem zaman içerisinde yalnızca uçak tehdidine karşı hava savunmasından çok daha geniş bir yapıya dönüştü. NATO’nun 2010 Lizbon Zirvesi’nde hava ve füze savunmasının bütüncül şekilde ele alınması kararlaştırılırken balistik füze savunması da gelişen IAMD mimarisinin temel bileşenlerinden biri hâline geldi. Bugünkü sistem savaş uçaklarının yanı sıra hava gözetleme radarlarını, kara konuşlu hava savunma sistemlerini ve balistik füze savunma unsurlarını aynı mimari içerisinde bir araya getiriyor.
Romanya’nın önemi 2014’ten sonra arttı
Romanya’nın NATO hava savunma mimarisindeki konumu özellikle Rusya’nın 2014’te Kırım’ı ilhak etmesinin ardından daha fazla önem kazandı.
Romanya 2004’te NATO’ya katıldığında kendi hava savunma ve hava polisliği kapasitesine sahip ülkeler arasında bulunuyordu. Ancak 2014’ten itibaren NATO’nun doğu kanadındaki güvence tedbirleri kapsamında müttefik ülkeler Romanya’nın ulusal hava polisliği kapasitesini ilave savaş uçaklarıyla desteklemeye başladı.
2016 Varşova Zirvesi’nin ardından Karadeniz bölgesindeki NATO varlığının artırılmasıyla bu yapı daha da güçlendirildi. 2017’de İngiliz Kraliyet Hava Kuvvetlerine ait Typhoon savaş uçakları Mihail Kogălniceanu Hava Üssü’ne konuşlandırılarak Romanya üzerinde NATO’nun geliştirilmiş hava polisliği faaliyetlerine katıldı.

Rusya’nın Şubat 2022’de Ukrayna’ya yönelik geniş çaplı saldırısını başlatması ise Romanya’nın önemini yeni bir seviyeye taşıdı. NATO, Romanya’da Fransa liderliğinde çok uluslu bir muharebe grubu oluştururken savaş uçakları ve kara konuşlu hava savunma sistemleri de ülkenin hava sahasının korunmasına katkı sağlamaya başladı. NATO bugün Romanya’daki bu unsurları Karadeniz bölgesindeki caydırıcılık ve savunma yapılanmasının temel parçalarından biri olarak değerlendiriyor.
Türkiye de bu süreçte Romanya hava sahasının korunmasına doğrudan katkıda bulundu.
Aralık 2023’te dört Türk F-16’sı Romanya’ya konuşlandırılarak NATO’nun geliştirilmiş hava polisliği görevine katıldı. Türk uçakları Romanya Hava Kuvvetlerinin yanı sıra Alman Eurofighter uçaklarıyla birlikte görev yaparken Fransa tarafından konuşlandırılan MAMBA kara konuşlu hava savunma sistemi de NATO’nun bölgedeki entegre savunma yapısını destekledi.
Türk Hava Kuvvetleri Temmuz 2024’te Romanya üzerinde gerçekleştirilen daha kapsamlı bir NATO hava harekâtı eğitiminde de yer aldı. Söz konusu faaliyette dört Türk F-16’sı farklı NATO ülkelerinin savaş uçaklarıyla birlikte görev yaparken Türk KC-135 tanker uçağı da havada yakıt ikmal desteği sağladı. Fransız MAMBA sistemi ise kara konuşlu hava savunma unsuru olarak senaryoya entegre edildi.
Karadeniz hava sahasında tehdit ortamı değişiyor
13 Ağustos’taki faaliyetin zamanlaması da dikkat çekiyor. Romanya, Ukrayna ile yaklaşık 614 kilometrelik sınırı nedeniyle savaşın başlamasından bu yana Rusya-Ukrayna çatışmasının NATO hava sahasına taşma riskinin en yüksek olduğu ülkelerden biri hâline geldi.
Özellikle Ukrayna’nın Tuna Nehri üzerindeki limanlarına yönelik Rus saldırıları sırasında kullanılan insansız hava araçlarının Romanya hava sahasına girmesi veya parçalarının Romanya topraklarına düşmesi, NATO’nun bölgedeki hava gözetleme ve önleme ihtiyacını artırdı.
Bu tehdit 2026’da da devam ediyor. 16 Ağustos’ta NATO kapsamında Romanya’da konuşlu İspanyol F/A-18 savaş uçağı, Romanya hava sahasına Moldova yönünden giren ve Rusya’ya ait olduğundan şüphelenilen bir İHA’yı düşürdü. Reuters’ın aktardığına göre bu olay, 2026 içerisinde Romanya hava sahasında gerçekleştirilen dördüncü İHA önlemesi oldu.
NATO da değişen tehdit ortamına karşı Eylül 2025’te Eastern Sentry faaliyetini başlattı. İttifakın doğu kanadının tamamında hava, kara ve deniz unsurlarını daha güçlü biçimde birbirine bağlamayı amaçlayan faaliyet, özellikle İHA gibi yeni nesil tehditlere karşı gözetleme ve savunma kapasitesinin geliştirilmesine odaklanıyor. NATO’nun mevcut hava polisliği görevleri de Eastern Sentry’nin caydırıcılık ve savunma yapısına katkı sağlıyor.
Bu çerçevede Türk Hava Kuvvetlerinin son Romanya faaliyetine iki F-16’nın yanı sıra E-7T ve KC-135R ile katılması, faaliyeti yalnızca bir savaş uçağı eğitiminin ötesine taşıyor. Erken ihbar ve komuta-kontrol sağlayan E-7T ile savaş uçaklarının havada kalış süresini ve harekât yarıçapını artırabilen KC-135R’nin aynı görev paketinde kullanılması, Türkiye’nin NATO’nun entegre hava harekâtlarına farklı kabiliyetleri birlikte sunabilme kapasitesini ortaya koyuyor.
Romanya ise bu açıdan NATO’nun Karadeniz’deki hava savunma mimarisinin önemli merkezlerinden biri olmayı sürdürüyor. 2014 sonrasında başlayan geliştirilmiş hava polisliği, 2022 sonrasında artan müttefik konuşlandırmaları ve son dönemde giderek daha görünür hâle gelen İHA tehdidi birlikte değerlendirildiğinde, bölgede gerçekleştirilen IAMD faaliyetleri rutin bir eğitim olmanın ötesinde NATO’nun doğu kanadındaki değişen tehdit ortamına yönelik sürekli hazırlık sürecinin bir parçası hâline gelmiş durumda.


