Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Ankara’da düzenlenen 36. NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi’nin ardından gerçekleştirdiği basın toplantısında, ittifakın geleceğinden savunma sanayiine, F-35 programından Çelik Kubbe Projesi’ne, Rusya-Ukrayna Savaşı’ndan Orta Doğu’daki gelişmelere kadar birçok başlıkta dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu.
Zirvenin Türkiye açısından önemli bir diplomatik başarı olduğunu belirten Erdoğan, 22 yıl aradan sonra Türkiye’de, başkent Ankara’da ise ilk kez düzenlenen NATO Zirvesi’nin Avrupa-Atlantik güvenliği açısından kritik bir dönemde gerçekleştirildiğini söyledi. Zirveye tüm müttefiklerin lider düzeyinde katılım göstermesinin Türkiye’ye duyulan güvenin ve Türk diplomasisinin ulaştığı seviyenin göstergesi olduğunu ifade etti.
Ankara’da düzenlenen zirvede NATO’nun geleceğine yönelik önemli kararların alındığını belirten Erdoğan, Avrupa ülkelerinin daha fazla sorumluluk üstlendiği ve adil külfet paylaşımına dayalı yeni bir dönemin temellerinin atıldığını söyledi.
Türkiye’nin NATO içindeki konumuna da değinen Erdoğan, ittifakın ikinci büyük kara ordusuna sahip olduklarını hatırlatarak, NATO’nun güneydoğu kanadının güvenliğinin uzun yıllardır büyük ölçüde Türkiye tarafından sağlandığını ifade etti. Türkiye’nin kendi savaş uçağını, tankını, gemilerini ve hava savunma sistemlerini geliştirebilen sayılı müttefiklerden biri olduğunu vurgulayan Erdoğan, “NATO’ya yalnızca jeostratejik konumumuzu değil, iki bin yıllık savaş sanatımızı da kazandırdık.” dedi.
NATO’nun yeni güvenlik yaklaşımına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Erdoğan, ittifakın birbirine bağımlı ülkelerin değil, birbirine güç katan müttefiklerin oluşturduğu bir yapı olması gerektiğini söyledi. Savunma sanayii alanındaki ticari kısıtlamaların ortak güvenlik anlayışıyla bağdaşmadığını belirten Erdoğan, müttefikler arasındaki savunma sanayii ürünlerine yönelik engellerin kaldırılması çağrısını yineledi.

Avrupa Birliği’nin savunma girişimlerine de değinen Erdoğan, bu çalışmaların NATO’yu tamamlayıcı nitelikte olması gerektiğini, ittifak içinde mükerrer yapılardan kaçınılmasının önem taşıdığını ifade etti.
Basın toplantısında Türkiye’nin hava savunma projeleri de gündeme geldi. Erdoğan, Çelik Kubbe Projesi’nin yalnızca Türkiye için değil, NATO’nun bölgedeki caydırıcılığı açısından da önemli bir kabiliyet olduğunu belirterek, “Birilerinin elinde farklı kubbeler varsa bizde Çelik Kubbe var.” ifadelerini kullandı.
F-35 savaş uçağı programına ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Erdoğan, ABD Başkanı Donald Trump’ın Türkiye’ye olumlu yaklaştığını belirterek, teslimat sürecinin tamamlanması hâlinde bunun ABD’nin verdiği sözü yerine getirdiğinin göstergesi olacağını söyledi.
Türkiye’nin millî muharip uçağı KAAN’da kullanılacak F110 motorlarının tedarik sürecine ilişkin de bilgi veren Erdoğan, bu konuyu daha önce Trump ile görüştüğünü ve ABD tarafından olumlu yaklaşım gördüklerini belirterek süreçte önemli bir sorun beklemediklerini ifade etti.
Savunma sanayiinde son dönemde elde edilen başarıların da altını çizen Erdoğan, BAYKAR’ın uluslararası pazarda önemli siparişler almaya devam ettiğini belirterek, Türk insansız hava araçlarının dünya genelinde güçlü karşılık bulduğunu söyledi.
ABD ile savunma sanayii alanındaki temasların sürdüğünü belirten Erdoğan, özellikle gemi inşa sanayiinde yeni iş birliği fırsatlarının Trump ile yapılan görüşmede ele alındığını ve bu alandaki çalışmaların hızlandırılması konusunda mutabık kalındığını açıkladı.
Rusya-Ukrayna Savaşı’na ilişkin değerlendirmesinde Erdoğan, adil bir barışın kaybedeninin olmayacağını belirterek tarafları yeniden Türkiye’de bir araya getirmeye hazır olduklarını yineledi.
Orta Doğu’daki gelişmelere de değinen Erdoğan, Gazze’deki insani durumun zirvenin gündeminde önemli yer tuttuğunu belirterek bölgenin yeni çatışmaları kaldırabilecek durumda olmadığını, kalıcı barış ve istikrar için diplomatik çabaların artırılması gerektiğini söyledi.
Hürmüz Boğazı’nda yaşanan gerilim konusunda da Türkiye’nin diplomatik girişimlerini sürdürdüğünü ifade eden Erdoğan, boğazın yeni bir çatışma alanına dönüşmesini istemediklerini belirtti.
Mavi Vatan yaklaşımının Türkiye açısından stratejik önemini koruduğunu vurgulayan Erdoğan, bu kavramın hem denizlerde hem de ulusal güvenlik anlayışında kullanılmaya devam edeceğini söyledi.
Avrupa Birliği üyelik sürecine de değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin uzun yıllardır bekletildiğini belirterek, AB’nin artık Türkiye’ye yönelik yaklaşımını değiştirmesi gerektiğini ifade etti.
NATO Zirvesi sonrasında yaptığı kapsamlı değerlendirmede Erdoğan’ın verdiği mesajlar, Türkiye’nin önümüzdeki dönemde NATO içindeki rolünü, savunma sanayiindeki hedeflerini ve bölgesel güvenlik politikalarındaki önceliklerini ortaya koyan önemli açıklamalar olarak öne çıktı.


