HIYtAi2XoAAygQI scaled
Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotakis, Türkiye ile Libya arasında 2019 yılında imzalanan deniz yetki alanları anlaşmasına yönelik itirazlarını yineleyerek Libya ile doğrudan müzakere çağrısında bulundu.

Miçotakis’ten Türkiye-Libya Deniz Yetki Anlaşmasına İtiraz

Bu makaleyi sesli dinleyin:

Türkiye Libya deniz yetki anlaşması, Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotakis’in 29 Ekim 2026 tarihli açıklamalarıyla yeniden gündeme geldi. Miçotakis, Libya’nın doğusundaki Temsilciler Meclisinin 2019 yılında imzalanan mutabakat muhtırasını onaylamasının ardından anlaşmanın uluslararası hukuka aykırı ve geçersiz olduğu yönündeki Atina’nın görüşünü yineledi. Libya ile doğrudan müzakere çağrısında bulunan Yunanistan Başbakanı, Karadeniz’de ticari gemilere yönelik saldırıların ardından seyrüsefer güvenliği için uluslararası ateşkes çağrısı da yaptı.

Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotakis, 29 Ekim 2026 tarihinde New York’taki Birleşmiş Milletler (BM) Genel Merkezi’nde yaptığı açıklamalarda Doğu Akdeniz’deki deniz yetki alanları anlaşmazlıklarını ve uluslararası deniz taşımacılığının güvenliğini değerlendirdi.

Yunanistan’ın BM Güvenlik Konseyi dönem başkanlığının sona ermesi dolayısıyla New York’ta bulunan Miçotakis, Türkiye ile Libya arasında 2019 yılında imzalanan Deniz Yetki Alanlarının Sınırlandırılmasına İlişkin Mutabakat Muhtırası’nın Libya’nın doğusundaki Temsilciler Meclisi tarafından onaylanmasına tepki gösterdi.

Miçotakis, anlaşmanın Yunan adalarının deniz yetki alanları üzerindeki etkisini dikkate almadığını öne sürerek düzenlemenin hukuken geçersiz olduğu görüşünü savundu.

Doğu Akdeniz’de Deniz Yetki Alanları Anlaşmazlığı

Türkiye ile Libya arasında 27 Kasım 2019 tarihinde imzalanan mutabakat muhtırası, iki ülkenin Doğu Akdeniz’deki deniz yetki alanlarının sınırlandırılmasını düzenliyor.

Anlaşma, Türkiye ile Libya arasında belirlenen deniz sınırını esas alırken Yunanistan, özellikle Girit ve çevresindeki adaların deniz yetki alanlarının dikkate alınmadığını savunuyor.

Miçotakis, anlaşmanın coğrafi gerçekleri göz ardı ettiğini ileri sürerek Yunan adalarının deniz yetki alanlarına ilişkin haklarının yok sayılamayacağını belirtti.

Yunanistan Başbakanı, Türkiye ve Libya’nın fiilî bir durum oluşturmaya çalıştığını iddia etti.

Atina yönetimi, söz konusu mutabakat muhtırasının Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi’ne aykırı olduğunu savunuyor.

Türkiye ise anlaşmanın uluslararası hukuka uygun olduğunu, Doğu Akdeniz’deki kıta sahanlığı haklarını esas aldığını ve deniz yetki alanlarının sınırlandırılmasında hakkaniyet ilkesinin gözetilmesi gerektiğini belirtiyor.

Ankara, Yunanistan’ın adalara ilişkin deniz yetki alanı taleplerinin Türkiye’nin kıta sahanlığı haklarını sınırlandırdığını savunuyor.

Türkiye, Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi’ne taraf ülkeler arasında bulunmuyor. Bununla birlikte Doğu Akdeniz’deki deniz yetki alanlarının sınırlandırılması konusunda uluslararası hukukun ilgili ilkelerine dayandığını ifade ediyor.

Libya’nın Onay Kararı Tartışmaları Yeniden Gündeme Taşıdı

Türkiye ile Libya arasında 2019’da imzalanan mutabakat muhtırasının Libya’nın doğusundaki Temsilciler Meclisi tarafından onaylanması, Doğu Akdeniz’deki deniz yetki alanları tartışmalarını yeniden gündeme taşıdı.

Onay kararına Yunanistan’ın yanı sıra Mısır, Bahreyn ve Birleşik Arap Emirlikleri de itiraz etti.

Bu ülkeler, anlaşmanın bölgesel güvenlik ve uluslararası hukuk açısından sorun oluşturduğunu savundu.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ise Türkiye-Libya mutabakat muhtırasının onaylanmasına yönelik Avrupa Birliği ve diğer taraflardan gelen tepkilerin meşru bir dayanağı bulunmadığını belirtti.

Ankara, Doğu Akdeniz’deki deniz yetki alanlarına ilişkin politikasını ve Libya ile yaptığı anlaşmayı savunmayı sürdürüyor.

Miçotakis, Libya ile Yunanistan’ın doğal komşular olduğunu belirterek Trablus ve diğer Libyalı siyasi aktörlerin Atina ile doğrudan görüşmeler yürütmesi gerektiğini ifade etti.

Yunanistan Başbakanı, Libya’nın deniz yetki alanlarının sınırlandırılması konusundaki müzakereleri ciddiyetle ele almasını istedi.

Girit Açıklarındaki Enerji Arama Faaliyetleri

Türkiye-Libya anlaşmasına yönelik tartışmalar, Doğu Akdeniz’deki enerji arama faaliyetleriyle de bağlantılı olarak devam ediyor.

Yunanistan, Girit Adası’nın açıklarında doğal gaz arama faaliyetlerini geliştirmek amacıyla uluslararası enerji şirketleriyle iş birliği yürütüyor.

Bu kapsamda ABD merkezli Chevron’un liderliğindeki bir konsorsiyuma Girit açıklarında doğal gaz arama ruhsatı verildi.

Atina yönetimi, söz konusu faaliyetlerin Yunanistan’ın deniz yetki alanları içerisinde gerçekleştirildiğini savunuyor.

Miçotakis, enerji arama çalışmalarının herhangi bir şekilde engellenmesi riskinin bulunmadığını belirtti.

Türkiye ile Libya arasında imzalanan mutabakat muhtırasının kapsadığı deniz alanlarına ilişkin farklı hukuki yaklaşımlar ise Doğu Akdeniz’deki enerji faaliyetleri ve deniz yetki alanlarının sınırlandırılması konularındaki anlaşmazlıkların devam etmesine neden oluyor.

Karadeniz’de Ticari Gemilere Yönelik Saldırılar

Miçotakis’in açıklamalarında öne çıkan diğer başlık, Karadeniz’de ticari gemilere yönelik saldırılar oldu.

Yunanistan Başbakanı, Bulgaristan açıklarında deniz insansız araçlarının saldırısına uğradıktan sonra batan Yunanistan bağlantılı bir konteyner gemisinin ardından uluslararası toplumun harekete geçmesi gerektiğini belirtti.

28 Ekim’de meydana gelen saldırının sorumluluğunu üstlenen bir taraf bulunmazken saldırıyı kimin gerçekleştirdiği henüz kesin olarak belirlenemedi.

Olay, Karadeniz’in batısında son dönemde ticari gemilere yönelik gerçekleştirilen saldırıların ardından deniz taşımacılığının güvenliğine ilişkin endişeleri artırdı.

Rusya ile Ukrayna arasındaki savaşın devam ettiği Karadeniz, bölge ülkelerinin enerji, tarım ve sanayi ürünlerinin uluslararası pazarlara ulaştırılmasında önemli bir deniz yolu oluşturuyor.

Türkiye, Bulgaristan, Romanya, Ukrayna, Rusya ve Gürcistan’ın kıyıdaş olduğu Karadeniz’deki güvenlik gelişmeleri, ticari deniz taşımacılığını ve uluslararası tedarik zincirlerini doğrudan etkiliyor.

Seyrüsefer Güvenliği İçin Uluslararası Ateşkes Çağrısı

Yunanistan Başbakanı, Karadeniz’deki ticari gemi hareketlerinin güvence altına alınması amacıyla uluslararası düzeyde bir ateşkes düzenlemesine ihtiyaç duyulduğunu ifade etti.

Miçotakis, özellikle bölgeden gerçekleştirilen tahıl ihracatının kesintisiz sürdürülebilmesinin önemini vurguladı.

Ukrayna’nın tarım ürünleri ihracatına ekonomik açıdan bağımlı olduğunu belirten Yunanistan Başbakanı, savaş nedeniyle depolarda bekleyen tahılın uluslararası pazarlara ulaştırılmasının güçleştiğine dikkat çekti.

Miçotakis, güvenli geçişin sağlanması durumunda Yunan armatörlerin Karadeniz’deki ticari faaliyetlerini yeniden artırmaya hazır olduklarını söyledi.

Yunanistan, dünyanın en büyük ticari denizcilik filolarından birine sahip ülkeler arasında bulunuyor.

Bu nedenle Karadeniz’deki saldırılar ve seyrüsefer güvenliğine ilişkin belirsizlikler, Yunan denizcilik sektörü açısından da önem taşıyor.

Miçotakis, artan riskler nedeniyle gemi kiralama ve sigorta maliyetlerinin önemli ölçüde yükseldiğini belirtti.

Karadeniz’de güvenli deniz taşımacılığının yeniden tesis edilmesine yönelik uluslararası bir düzenlemenin oluşturulması ise çatışan tarafların tutumuna ve diplomatik görüşmelerin sonucuna bağlı bulunuyor.

Kızıldeniz’deki Avrupa Birliği Misyonuna Takviye Talebi

Miçotakis, Karadeniz’deki gelişmelerin yanı sıra Kızıldeniz’deki deniz güvenliği sorunlarına da değindi.

Yunanistan Başbakanı, Avrupa Birliği’nin Kızıldeniz’deki ticari gemileri korumak amacıyla yürüttüğü ASPIDES deniz harekâtının güçlendirilmesi gerektiğini söyledi.

2024 yılında başlatılan ASPIDES Harekâtı, Yemen’deki Husilerin ticari gemilere yönelik saldırıları karşısında seyrüsefer güvenliğini desteklemeyi amaçlıyor.

Miçotakis, Avrupa Birliği’nin bölgedeki güvenlik faaliyetlerine daha fazla savaş gemisi ve askerî unsurla katkı sağlaması gerektiğini savundu.

Yunanistan, İtalya ve Fransa’nın harekâta askerî unsurlarla katıldığını belirten Miçotakis, mevcut katkıların yeterli olmadığını ifade etti.

Kızıldeniz ve Babülmendep Boğazı, Avrupa ile Asya arasındaki ticari deniz taşımacılığının başlıca güzergâhları arasında bulunuyor.

Bölgedeki güvenlik riskleri, ticari gemilerin daha uzun alternatif rotalara yönelmesine, taşıma sürelerinin uzamasına ve lojistik maliyetlerinin artmasına neden olabiliyor.

Miçotakis, Avrupa ülkelerinin hem Körfez bölgesinin güvenliğine yönelik taahhütlerini desteklemek hem de uluslararası ticaret yollarını korumak amacıyla ASPIDES Harekâtı’na daha fazla katkı sunması gerektiğini belirtti.

Rusya’ya Yönelik Yaptırımlara Destek

Yunanistan Başbakanı, Ukrayna’daki savaş ve Rusya’ya yönelik ekonomik yaptırımlar konusunda da değerlendirmelerde bulundu.

ABD Başkanı Donald Trump yönetiminin Rusya kaynaklı dizel ihracatına yönelik bazı yaptırımları kaldırmasının ardından Atina’nın tutumuna ilişkin soruları yanıtlayan Miçotakis, Yunanistan’ın Rusya’ya yönelik yaptırımları desteklemeyi sürdürdüğünü açıkladı.

Miçotakis, Moskova üzerindeki ekonomik baskının korunması gerektiğini savundu.

Yunanistan Başbakanı, Rusya’nın savaşı sürdürmesi durumunda ekonomik sonuçlarla karşılaşması gerektiğini belirterek yaptırımların bu yönde bir araç olduğunu ifade etti.

Atina yönetiminin açıklamaları, Yunanistan’ın Ukrayna savaşına ilişkin Avrupa Birliği yaptırım politikalarına desteğini sürdürdüğünü ortaya koydu.

Doğu Akdeniz ve Deniz Güvenliği Gündemde

Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotakis’in açıklamaları, Doğu Akdeniz’deki deniz yetki alanları anlaşmazlıkları ile Karadeniz ve Kızıldeniz’deki seyrüsefer güvenliği sorunlarını aynı diplomatik gündemde bir araya getirdi.

Türkiye-Libya deniz yetki alanları anlaşmasına yönelik itirazlarını yineleyen Atina, Libya ile doğrudan müzakere yürütülmesini isterken Ankara anlaşmanın hukuki ve siyasi geçerliliğini savunmayı sürdürüyor.

Karadeniz’de ticari gemilere yönelik saldırılar ve Kızıldeniz’deki güvenlik riskleri ise bölgesel anlaşmazlıkların uluslararası ticaret üzerindeki etkilerini gündemde tutuyor.

Miçotakis’in açıklamalarında yer alan uluslararası ateşkes çağrısı ve ASPIDES Harekâtı’nın güçlendirilmesi talebi, Yunanistan’ın deniz güvenliğini dış politika öncelikleri arasında değerlendirmeye devam ettiğini gösteriyor.

Bununla birlikte Türkiye ile Libya arasındaki deniz yetki alanları anlaşmazlığında yeni bir uzlaşma açıklanmazken Karadeniz’de ticari gemilerin güvenli geçişine ilişkin yeni bir uluslararası ateşkes düzenlemesi de henüz duyurulmadı.

Sayı 6

En Çok Okunanlar

Kaçırmayın

HV2 dMPa0AANcLt

ABD ve Japonya’dan Ortak Füze Üretiminde Yeni Adım

Bu makaleyi sesli dinleyin: Tarayıcınız ses…
DJIaAeaBB9SWBd5bJI9oG7RalnnfPLiP

Finlandiya ve Norveç’ten Putin’le Doğrudan Diplomasi Teması

Bu makaleyi sesli dinleyin: Tarayıcınız ses…