NATO Zirvesi öncesinde Türkiye ile ABD arasındaki savunma sanayii ilişkilerine yönelik gelişmeler uluslararası basında farklı açılardan ele alınmaya devam ediyor. ABD yönetiminin, Türkiye’ye 700 milyon doları aşan değerde savaş uçağı motoru satışına ilişkin resmî bildirimi Kongreye iletmesi, Ankara-Washington hattında savunma sanayii iş birliğinin yeniden gündeme taşındığını gösteriyor. Söz konusu motorların, Türkiye’nin millî muharip uçağı KAAN’da kullanılması öngörülüyor.
ABD yönetiminin bu adımı, Türkiye’de düzenlenecek NATO Zirvesi öncesinde Ankara’ya yönelik önemli bir destek mesajı olarak değerlendiriliyor. Kongrenin satışı engellemek için 15 gün içinde ortak ret kararı sunma hakkı bulunuyor. Ancak böyle bir kararın hem Temsilciler Meclisi hem de Senatodan geçmesi ve başkanlık makamının olası vetosunu aşması gerekiyor.
Bu gelişme, Türkiye-ABD savunma sanayii ilişkilerinde son yıllarda yaşanan kırılmaların ardından dikkat çekici bir aşama olarak öne çıkıyor. Ankara’nın 2019’da Rusya’dan S-400 hava savunma sistemi tedarik etmesi sonrasında Türkiye F-35 programından çıkarılmış, Washington da CAATSA yaptırımlarını devreye sokmuştu. Bu süreç, iki ülke arasındaki savunma ilişkilerinde önemli bir güven bunalımına yol açmıştı.
Ancak motor satışına ilişkin resmî bildirimin Kongreye iletilmesi, Washington yönetiminin Türkiye ile savunma sanayii alanındaki bazı kanalları yeniden işletmeye istekli olduğunu gösteriyor. Özellikle KAAN projesinin Türkiye’nin savunma sanayii ve hava gücü modernizasyonu açısından taşıdığı stratejik önem dikkate alındığında, bu karar yalnızca ticari bir ihracat dosyası olarak görülmemeli.
Bununla birlikte ABD iç siyasetinde Türkiye’ye yönelik itirazların tamamen ortadan kalktığı da söylenemez. Bazı Kongre üyelerinin motor satışına karşı çıktığı ve Türkiye’ye herhangi bir F-35 satışına ilişkin uyarılarda bulunduğu görülüyor. Temsilciler Meclisi Dış İlişkiler Komitesinin kıdemli Demokrat üyesi Gregory Meeks’in de satış paketine ilişkin çekincelerini yönetime ilettiği belirtiliyor.
Bu tartışmaya Yunan basını da dâhil oldu. Yunanistan merkezli Ekathimerini gazetesi, ABD Kongresi’ndeki dört Yunan-Amerikalı Cumhuriyetçi üyenin Türkiye’ye yönelik planlanan askerî satışlara karşı çıktığını yazdı. Haberde, Gus Bilirakis, Nicole Malliotakis, Mike Haridopolos ve Jimmy Patronis’in Türkiye’ye yönelik olası savunma ihracatlarına ilişkin eleştirilerde bulunduğu aktarıldı.
Ekathimerini’de yer alan haberde, söz konusu üyelerin Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki politikaları, Kıbrıs meselesi, İsrail’e yönelik söylemleri, Hamas ile ilişkileri ve Rusya’ya yaptırım uygulamayan tek NATO üyesi olması gibi başlıklar üzerinden Ankara’ya itirazlarını dile getirdiği belirtildi. Ayrıca Türkiye’nin F-35 programına yeniden dâhil edilmesine de karşı çıktıkları ifade edildi.
Ancak burada dikkat edilmesi gereken nokta, Yunan basınında yer alan haberin Türkiye-ABD savunma ilişkilerine dair daha geniş ve çok katmanlı bir sürecin yalnızca belirli bir boyutunu yansıtmasıdır. ABD yönetiminin motor satışını Kongre sürecine taşıması, Washington’ın Ankara ile savunma sanayii alanında yeni bir adım atmaya hazırlandığını gösterirken, Ekathimerini haberinde yer alan değerlendirmeler daha çok Kongre içindeki belirli isimlerin ve Yunan-Amerikan siyasi çevrelerinin itirazlarına odaklanıyor.
Bu nedenle gelişmeyi, Türkiye’ye yönelik satış sürecinin tamamen durduğu veya Washington’da tek yönlü bir karşıtlık oluştuğu şeklinde okumak isabetli olmayacaktır. Aksine mevcut tablo, ABD yönetimi ile Kongre içindeki farklı gruplar arasında Türkiye politikasına ilişkin görüş ayrılıklarının sürdüğünü gösteriyor.
NATO Zirvesi öncesinde bu tartışmanın yeniden görünür hâle gelmesi tesadüf değildir. ABD’nin Avrupa ve Orta Doğu güvenliği bağlamında Türkiye’ye duyduğu ihtiyaç artarken, Kongre içindeki bazı çevrelerin S-400, F-35, Doğu Akdeniz ve İsrail politikaları üzerinden Ankara’ya yönelik çekincelerini koruduğu görülüyor.
Sonuç olarak Türkiye-ABD savunma sanayii ilişkileri yeni bir kırılma değil, yeni bir müzakere eşiğinden geçiyor. Motor satışına ilişkin resmî bildirim, Washington yönetiminin Ankara ile savunma iş birliğini belirli alanlarda ilerletme iradesini ortaya koyarken, Yunan basınında ve Kongrede yer alan itirazlar bu sürecin siyasi direnç noktalarını gösteriyor.
Sürecin nasıl sonuçlanacağı, Kongredeki 15 günlük değerlendirme döneminin ardından daha net görülecek. Ancak şimdiden açık olan nokta şu: Türkiye’nin KAAN projesi, NATO içindeki rolü ve ABD ile savunma sanayii ilişkileri, yalnızca ikili ilişkilerin değil, Doğu Akdeniz’den NATO’nun gelecekteki hava gücü mimarisine uzanan daha geniş bir stratejik tartışmanın merkezinde yer alıyor.


