Gazze’de Barış Planının İkinci Aşaması

Yazar:
2 Ağustos 2026
51178504642 96d2c844be c
Gazze'de önerilen barış planının ikinci aşaması, Hamas'ın şartları ve İsrail'in itirazlarıyla yeni bir diplomatik sürece işaret ediyor.
Bu makaleyi sesli dinleyin:

Trump’ın Gazze barış planında ikinci aşamaya geçilmesini sağlayacak şekilde Hamas’ın silah bırakması yönünde önemli bir gelişme yaşandı. Hamas yetkilileri, grubun silahlarını yeni oluşturulacak Gazze yönetimine devretmeye hazır olduğunu açıkladı.

Reuters’a konuşan Hamas yetkilisi Gazi Hamad, Hamas’ın silahlarını, Filistin topraklarındaki günlük işleri denetlemek amacıyla Barış Kurulu tarafından kurulacak yeni organ olan Gazze Ulusal Yönetim Komitesi’ne (NCAG) teslim edeceğini söyledi.

Hamad, silahların bırakılmasının İsrail birliklerinin Gazze’den çekilmesine bağlı olduğunu belirterek, NCAG ile uluslararası güçlerin Gazze’ye girerek İsrail destekli milisleri dağıtması gerektiğini ifade etti.

Post gazetesinin haberine göre, iki haftalık ateşkesin amacı Hamas’ın silahsızlanma sürecini başlatmak ve barış planının ikinci aşamasına geçişi sağlamak. Sürecin ayrıntılarının netleştirilmesi amacıyla 1 Ağustos 2026 itibarıyla iki haftalık ateşkes ilan edildi. Ancak anlaşmaya göre Hamas’ın süreci başlatmaması durumunda ateşkes ihlal edilmiş sayılacak ve uygulama sona erecek.

İsrailli yetkililer ise Hamas tamamen silahsızlandırılmadan İsrail Savunma Kuvvetleri’nin (IDF) Gazze Şeridi’ndeki mevcut Sarı Hat’tan çekilmeyeceğini yineledi.

Bu gelişmeler, ABD Başkanı Donald Trump’ın barış planının uygulanmasına yönelik Barış Kurulu çerçevesinin açıklanmasının ardından gündeme geldi. Konuya ilişkin bilgi sahibi kaynaklar, planın Hamas’ın tüm silahlarının depolanmasını ve imha edilmesini öngördüğünü belirtiyor.

Depolama tesislerinin, güvenlik soruşturmasından geçirilecek NCAG polis memurları tarafından kontrol edilmesi, uluslararası gücün ise süreci gözetlemesi planlanıyor.

Filistin yasalarına göre Gazze sakinleri bireysel silah ruhsatı almaya devam edebilecek. Kaynaklara göre, sürecin başlamasıyla birlikte İsrail de ateşkes uygulamasını sürdürecek. Ancak Hamas’ın yükümlülüklerini yerine getirmemesi hâlinde ateşkes sona erecek.

Hamas ise sürece ilişkin şartlarını şu şekilde sıralıyor:

  • İsrail’in Gazze’den tamamen çekilmesi,
  • Filistin Devleti’nin kurulmasına yönelik sürecin başlatılması,
  • İşgal döneminde oluşturulan silahlı grupların ve milislerin dağıtılması.

Ayrıca Hamas, Filistin halkının Gazze Şeridi’nde bağımsız bir devlet kurma hakkının güvence altına alınması gerektiğini vurguluyor. Şimdi gözler, 15 maddelik anlaşma çerçevesinde İsrail’in bu taleplere nasıl karşılık vereceğine çevrilmiş durumda. ABD’nin ise mevcut sürece olumlu yaklaştığı değerlendiriliyor.

Bu kapsamda hazırlanan yol haritasının ilk maddesi şu şekilde özetleniyor:

1. Tüm taraflar, BM Güvenlik Konseyi’nin 2803 (2025) sayılı kararı doğrultusunda üzerinde uzlaşılan çerçeveye bağlılıklarını yeniden teyit edecek. Yol haritasının temel amacı; çatışmaları sona erdirmek, Gazze’de normal yaşamı yeniden tesis etmek, Filistin yönetimini yeniden yapılandırmak, ekonomik toparlanmayı sağlamak ve bağımsız Filistin Devleti’nin kurulmasına uzanan siyasi sürecin önünü açmak.

Bu süreç aracılığıyla taraflar; yıkım döngüsünü sona erdirmeyi, İsrail’in Gazze Şeridi’nden tamamen çekilmesini güvence altına almayı, normal yaşamı yeniden tesis etmeyi, Filistin yönetimini, yeniden inşayı, güvenliği, ekonomik toparlanmayı ve hasar gören sektörlerin rehabilitasyonunu sağlamayı; ayrıca kendi kaderini tayin etme (self-determinasyon) hakkı doğrultusunda bağımsız devlet olma amacına ulaşacak güvenilir bir siyasi süreç başlatmayı hedeflemektedir.

2. İsrail, Şarm el-Şeyh Protokolü kapsamında üstlendiği tüm taahhütlerini, özellikle de Ek (1)’de ayrıntıları belirtilen askerî operasyonların durdurulmasına ilişkin yükümlülüklerini gecikmeksizin ve eksiksiz olarak yerine getirecektir.

Hamas ve Filistinli gruplar da Şarm el-Şeyh Protokolü ve Barış Planı uyarınca tüm askerî operasyonlarını durduracaktır.

Eş zamanlı olarak, bu Yol Haritası’nın (Trump Barış Anlaşması Aşama 2’nin uygulanması) zaman çizelgesi ve uygulama mekanizmaları, tüm tarafların Yol Haritası’nı onaylamasından itibaren 14 gün içinde hazırlanacak; bu süre Uluslararası Doğrulama Komitesi’nin (IVC) kararıyla uzatılabilecektir.

Zaman çizelgesi ve uygulama mekanizmaları tamamlandığında, Gazze Yönetimi Ulusal Komitesi (NCAG) Gazze Şeridi’nde görev almaya başlayacak ve sorumluluklarını üstlenecektir. Barış Kurulu (BoP) tarafından oluşturulan garantörler ile BoP ve Uluslararası İstikrar Gücü (ISF) temsilcilerinden oluşan Uluslararası Doğrulama Komitesi (IVC), Aşama 2’nin uygulanmasına geçilmeden önce her iki tarafın da Yol Haritası kapsamındaki yükümlülüklerini yerine getirdiğini onaylayacaktır.

3. Bir aşamadan sonraki aşamaya geçiş, önceki aşamadaki taahhütlerin tamamlandığının doğrulanmasına bağlı olacaktır. Bu doğrulama işlemi, geliştirilmiş bir izleme mekanizması aracılığıyla taraflardan herhangi birinin ihlalini de gözlemleyecek olan Uluslararası Doğrulama Komitesi (IVC) tarafından gerçekleştirilecektir.

4. Hamas ve diğer gruplar, Başkan Trump’ın Gazze Kapsamlı Barış Planı uyarınca Gazze’deki tüm sivil yönetim ve güvenlik işlevlerinin NCAG’ye devredilmesini kabul eder. Ayrıca, BM Güvenlik Konseyi’nin 2803 (2025) sayılı kararına uygun olarak NCAG’nin görevlerini yerine getirirken tam bağımsızlığa sahip olacağını ve grupların geçiş döneminde NCAG’nin çalışmalarına müdahale etmeyeceğini beyan ederler.

5. Gazze’de tüm sorumluluğu üstlenmesinin ardından NCAG, sivil kurumların ve kamu hizmetlerinin sürekliliğini sağlayacaktır.

Tüm kamu görevlilerine hakları konusunda hukuka uygun, adil ve onurlu bir şekilde muamele edilecektir. Geçiş döneminde görevine son verilen veya emekliye ayrılan personel, Filistin yasalarına uygun olarak haklarını alacaktır.

Uluslararası destekle NCAG, Gazze’deki mali ve idari işlerin kapsamlı denetimini yürütecek; kamu varlıklarını ve kaynaklarını koruyacak, geri kazanacak ve yönetecektir.

NCAG; tedarikçilere, yüklenicilere ve diğer taraflara yönelik meşru taahhütleri, toplam tutarı 400 milyon ABD dolarını geçmeyecek şekilde değerlendirmeye ve karşılamaya çalışacaktır. Bu tedbirlerin uygulanması, NCAG tarafından belirlenecek önceliklere göre üç yıl içerisinde kademeli olarak gerçekleştirilecektir.

Çözüme kavuşturulmamış her türlü mali hak, yükümlülük veya talep, daha sonra daha geniş kapsamlı bir ulusal süreç çerçevesinde ve ilgili Filistin yasalarına uygun olarak ele alınacaktır.

6. Gazze, “Tek Otorite, Tek Kanun, Tek Silah” ilkesine göre yönetilecektir. NCAG, Filistin yasalarına, ilgili uluslararası standartlara ve iyi yönetişim ilkelerine uygun olarak faaliyet gösterecektir.

7. Yeni eğitilmiş polis personeli mevcut polis yapılarına dâhil edilecektir. Tüm polis personeli kapsamlı bir güvenlik taramasından geçirilecektir.

Gerekli güvenlik taraması standartlarını karşılamayanlara, önceki deneyimleriyle uyumlu alternatif sivil roller teklif edilecek veya Filistin yasalarına göre emekli edileceklerdir.

Bu kişilerin hiçbiri, özellikle siyasi aidiyetleri nedeniyle mali haklarından mahrum bırakılmayacaktır.

Tüm polis silahları, Gazze’ye giriş ve göreve başlamasıyla birlikte NCAG’nin sorumluluğuna ve yetkisine devredilecektir.

8. Ağır silahların, askerî üretim tesislerinin, silah depolarının ve tünellerin yok edilmesi ve depolanması süreci; Şarm el-Şeyh Protokolü kapsamındaki taahhütlerin tamamlanması, NCAG’nin göreve başlaması ve ISF’nin konuşlandırılmasının ardından başlayacaktır.

Bu süreç, tüm tarafların Yol Haritası’nı onaylamasından itibaren 14 gün içinde tamamlanacak (IVC kararıyla uzatılabilecek) uygulama takvimine göre, kademeli, sıralı ve zamana bağlı şekilde NCAG tarafından yönetilecek ve uygulanacaktır. Süreç, İsrail’in Gazze’de kontrol ettiği alanlardan aşamalı olarak çekilmesine ve Yol Haritası’nın 10. maddesi uyarınca silahlı milislerin silahsızlandırılmasına bağlı olacaktır. Süreç, ISF tarafından desteklenecek, IVC tarafından ise izlenerek doğrulanacaktır.

Filistinli gruplar bu süreçte yer alacak; hiçbir silah İsrail’e veya Filistinli olmayan taraflara transfer edilmeyecek ya da teslim edilmeyecektir. Yol Haritası’nın 7 ila 10. maddelerinde belirtilen sürecin sonunda Gazze’deki silahları yalnızca NCAG elinde tutacak, depolayacak veya kontrol edecektir.

Silahlar konusu ve kapsamlı barış planının diğer maddeleri de dâhil olmak üzere, Yol Haritası’nın uygulanması Filistin halkının kendi kaderini tayin etmesi ve devletleşme hedefine ulaşması yönünde güvenilir bir sürecin oluşmasına uygun koşulları sağlayacaktır.

9. Gazze’deki kişisel silahlar, ilgili Filistin yasalarının düzenlemelerine tabi olacaktır. Şeritteki geçici otorite olarak NCAG; silahları tescil etme, ruhsat verme ve iptal etme ile toplumsal entegrasyon ve sosyal destek de dâhil olmak üzere yasaların uygulanması konusunda tek yetkili merci olacaktır. Gazze’deki tüm gruplar, aşiretler ve Filistin toplumunun tüm bileşenleri bu süreçte NCAG ile iş birliği yapacaktır.

10. Milislerin silahları tasfiye edilecek ve kararlaştırılan zaman çizelgesine göre NCAG’nin yetkisi altında depolanacaktır. Bu milislerin mensupları güvenlik ve polis teşkilatlarına entegre edilmeyecektir. IVC, bu hususun uygulanmasını doğrulamakla sorumlu olacaktır.

11. Filistin geleneklerine ve yasalarına uygun bir Toplumsal Barış Anlaşması imzalanacaktır. Bu anlaşma;

  • İç şiddetin derhâl sona erdirilmesini,
  • İntikam eylemlerinden,
  • Güç gösterilerinden,
  • Askerî geçit törenlerinden ve silahlı gösterilerden kaçınılmasına yönelik taahhütleri içerecektir.

12. Geçici Uluslararası İstikrar Gücü (ISF), İsrail kuvvetlerini NCAG kontrolündeki alanlardan ayırmak üzere Gazze Şeridi’ne konuşlandırılacaktır. ISF, herhangi bir polis görevi veya Filistin toplumuyla ilgili bir görev yürütmeyecektir.

Ayrıca ISF, tüm tarafların ateşkese uyumunu izleyecek, Filistin polisini eğitecek, insani yardımların ve temel malzemelerin Gazze Şeridi’ne güvenli bir şekilde ulaştırılmasını sağlayacak ve talep edilmesi hâlinde polislik dışındaki her türlü görevde NCAG’yi destekleyecektir.

13. İsrail kuvvetleri, Yol Haritası’nın 8. maddesiyle uyumlu olarak ve Başkan Trump’ın Kapsamlı Barış Planı doğrultusunda, hiç kimseyi Şerit’i terk etmeye zorlamama taahhüdü de dâhil olmak üzere, kararlaştırılan zaman çizelgesine göre Gazze Şeridi’nden aşamalı çekilmesini tamamlayacaktır.

14. İç güvenlik olaylarıyla ilgilenme sorumluluğu NCAG’de olacaktır.

15. Gazze Şeridi’nin yeniden inşasının gerçekleştirilmesi ile gerekli kaynak ve finansmanın sağlanması; BoP (Barış Kurulu) ve NCAG tarafından ilgili yasalar ile uluslararası standartlara uygun olarak hazırlanacak ve denetlenecek bir plan ve zaman çizelgesine göre yürütülecektir.

Şimdi Hamas’ın silah bırakmayı kabul etme kararına İsrail’in yanıtı bekleniyor. İsrail tarafında bugüne kadar, Gazze’nin %65’ini kontrol eden (Trump anlaşmasında Sarı Hat, Gazze’nin %52’sini içeriyordu) ve en ilerideki hattı sarı işaretlerle belirleyen IDF’nin, önce Hamas’ın silah bırakması, ardından geri çekilmenin başlaması yönünde bir anlayışı mevcuttu. Hamas ise önce IDF’nin çekilmesi gerektiğini savunuyor.

İsrailli medya kuruluşu Haaretz’e konuşan ve konuyla ilgili bilgi sahibi iki kaynağa göre, İsrail 30 Temmuz 2026 tarihinde Hamas ile varılan anlaşmada kabul edilemez bulduğu üç noktaya ilişkin itirazlarını Barış Konseyi’ne iletti.

İsrail’in kabul edilemez bulduğu üç nokta şunlar:

  • Hamas’tan toplanacak silahların imha edilmemesi,
  • Katar ve Türkiye’nin doğrulama sürecine dâhil olması,
  • Uluslararası İstikrar Gücü’nün sorumluluğuna devredilecek bölgelerde İsrail Savunma Kuvvetleri’nin (IDF) hareket özgürlüğünün bulunmaması.

Bu 15 maddelik anlaşma metninin hazırlanmasında, İsrail’in dâhil olup olmadığı veya katılımı olmadan kendilerine dayatılıp dayatılmadığı konusunda şimdilik net bir bilgi bulunmaktadır.

Hamas, dün yaptığı basın açıklamasında ağır silahlar konusunun anlaşmalara dâhil edilmesinin ayrı veya koşulsuz bir anlaşma olmadığını; aksine her türlü saldırganlığın tamamen sona ermesi, İsrail güçlerinin Gazze Şeridi’nden çekilmesi ve erken toparlanma ile yeniden yapılanmanın başlatılmasıyla bağlantılı olduğunu belirtti.

Bu açıklama, İsrail’in Hamas’ın bütün silahlarının ortadan kaldırılacağı yönündeki yaklaşımıyla örtüşmüyor. Kısacası, barış konusunda çok umutlu olmamak gerekiyor.

Gazze’de 7 Ekim 2023’ten bu yana Gazzeli Filistinli toplam 73.349 kişi öldü, toplam 174.162 kişi yaralandı. Ateşkesin sağlandığı 11 Ekim 2025’ten bu yana ise toplam 1.222 Gazzeli öldü, 4.053 Gazzeli yaralandı. Kayıpların sayısı ise tam olarak bilinmiyor. Kısacası Gazze’de acılar bitmiyor. Umarım 15 maddelik anlaşmada uzlaşılır, Gazze gün yüzü görür ve barış güneşi Gazze için doğar.

İsrail’in, Türkiye’nin bu barış anlaşmasına Gazze’ye girecek şekilde dâhil olmasını kabul etmemesi; İsrail ile Türkiye arasındaki uzlaşmazlıkları ve giderek artacak Suriye nüfuz alanı mücadelesini göstermektedir.

İsrail artık Suriye’deki nüfuz mücadelesinde, Suriye’ye yardım eden Türkiye ile olan rekabeti; askerî ve güvenlik boyutlarının ötesine geçen, ekonomik ve stratejik yönleri de kapsayan bir çatışma olarak görüyor.

Rapora göre İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu, ABD Başkanı Donald Trump ile Washington’da yaptığı son görüşmede bu konuyu gündeme getirerek;

  • Suriye’deki nüfuz alanlarının haritasını sunduğu,
  • Türkiye’nin İsrail için oluşturduğu zorluğun büyüklüğünü vurgulamak amacıyla Türkiye’nin Suriye’deki nüfuzunun İsrail’inkinden yaklaşık 50 kat fazla olduğunu ifade ettiği,
  • Raporda İran ve Lübnan dosyalarının da görüşüldüğü,
  • İsrail’in, Ortadoğu’daki daha geniş nüfuz mücadelesi kapsamında Türkiye ile olan rekabete özel önem verdiği,
  • Trump’ın F-35 savaş uçağı anlaşması ve Suriye geçiş yönetiminin Lübnan’da rol alması olasılığı hakkındaki açıklamalarından sonra, ABD’nin Türkiye’nin nüfuzuyla ilgili olarak İsrail tarafının çıkarlarını yeterince dikkate almadığından endişe duyduğu,
  • Bu adımların Türkiye’nin bölgedeki nüfuzunu güçlendirebileceğine inandığını açıkladığı belirtilmektedir.

Aynı doğrultuda Maariv gazetesi, İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz’ın Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı İsrail ile “uğraşmamaya” çağırdığını ve İsrail’in, Suriye’nin güvenliğini tehdit edecek şekilde güçlenmesine izin vermeyeceğini vurguladığını aktardı. Gazete ayrıca, İçişleri Bakanı Amichai Shekli’nin, Türkiye’nin bölgede İran’ın bıraktığı boşluğu doldurmak için acele ettiğini söylediğini ve ABD’nin Ankara Büyükelçisi Tom Barrack’ı eleştirdiğini da belirtti.

Haberde;

  • İsrail’in son aylarda Suriye’nin güvenlik yönlerine odaklandığı,
  • Ancak ABD desteğiyle Irak ve Suriye’yi birbirine bağlayan bir kara koridoru kurma çabaları göz önüne alındığında, ekonomik ve stratejik boyutları da değerlendirdiği,
  • Buna karşılık İsrail’in, Kızıldeniz üzerinden İsrail’e ve oradan Akdeniz’e uzanacak alternatif bir enerji yolu önermeye çalıştığı belirtildi.

Haberde, İsrail ile Türkiye arasındaki rekabetin artık güvenlik ve askerî konularla sınırlı kalmadığı; bölgesel nüfuz, altyapı projeleri ve enerji alanlarına da uzandığı sonucuna varıldı. Raporda, iki taraf arasında doğrudan bir askerî çatışmanın şu an için olası olmadığı ve bu rekabetin yönetilmesinde en etkili aktörün Amerika Birleşik Devletleri olduğu belirtildi.

Suriye, Lübnan, İran, Hizbullah ve Hamas gibi ülke ve unsurlarla yaşanan çatışmaların ardından İsrail’in, Türkiye gibi güçlü bir ülkeden gerçekten çekindiğini, hatta korktuğunu da söyleyebiliriz. Bu nedenle sık sık ABD’ye giderek bu konuda destek talep etmektedir.

Evet, konu Gazze. Ancak Gazze’de barışın sağlanabilmesi için konuşulacak aktör de, ele alınacak konu da çok. İran-ABD savaşıyla gündemden düşen Gazze, yeniden uluslararası gündemde hareketlenmeye başladı.

En Çok Okunanlar

Kaçırmayın

image 3

Almanya Hibrit Savaş Dönemine Güvenlik Mimarisini Değiştirerek Hazırlanıyor

Bu makaleyi sesli dinleyin: Tarayıcınız ses…
image 11.53.12

Mekke Antlaşması ve NATO

Bu makaleyi sesli dinleyin: Tarayıcınız ses…