GELİŞMELER
ABD Merkez Komutanlığı, Amerikan kuvvetlerinin İran limanlarına ve kıyı bölgelerine giriş çıkış yapan gemilere karşı deniz ablukasına yeniden başladığını ve 20’den fazla ABD Donanması savaş gemisi ile yüzlerce askerî uçağın Orta Doğu genelinde faaliyet gösterdiğini bildirdi.
ABD’nin geçtiğimiz gün 7 saatlik hava harekâtı yaparak İran’daki hedefleri ateş altına aldığı belirtildi.
ABD Başkanı Donald Trump, Tahran müzakerelere geri dönmediği takdirde İran’a yönelik askerî saldırıları enerji santralleri ve köprüleri de kapsayacak şekilde genişleteceğini söyledi ve saldırıların önümüzdeki hafta yoğunlaşacağı uyarısında bulundu.
İran Dışişleri Bakanlığı, İngiltere’nin İslam Devrim Muhafızları Ordusu’nu yeni devlet tehditleri yasası kapsamında hedef almasını kınayarak, bu adımı sorumsuz ve uluslararası hukukun ihlali olarak nitelendirdi.
İran, son 24 saat içinde Hürmüz Boğazı’nda en az üç ticari gemiye saldırdı. Bu da İran’ın, ABD’nin İran’a yönelik son saldırılarına rağmen ticari gemilere saldırma yeteneğini ve isteğini koruduğunu gösteriyor.
ABD Merkez Komutanlığı (CENTCOM), İran’ın boğazdaki gemi trafiğini tehdit etmek için kullandığı askerî hedeflere karşı bir dizi saldırı daha gerçekleştirdiğini duyurdu. İran, ABD saldırılarına Kuveyt, Bahreyn ve Ürdün’deki ABD askerî üslerine saldırarak karşılık verdi.
Hizbullah, Lübnan hükûmetinin silahsızlanma çabalarını geciktirmek için bir bilgilendirme kampanyası yürütüyor gibi görünüyor. Hizbullah, Lübnan Silahlı Kuvvetleri (LAF) ile iş birliği yapacağına ve Lübnan hükûmetinin silahsızlanma çabalarına başlamadan önce İsrail’in Lübnan’dan tamamen çekilmesini önceliklendirmesi gerektiğine dair Lübnan hükûmetini ikna etmeye çalışıyor.
14 Temmuz’da iki ABD yetkilisi, ABD’nin Suudi Arabistan’ın Yemen’deki Husi kontrolündeki Sana Uluslararası Havalimanı’na 13 Temmuz’da düzenlediği hava saldırılarını desteklediğini açıkladı. Husiler de 14 Temmuz’da ticari hava yollarını Suudi hava sahasını kullanmamaları konusunda uyardı.
İran Parlamentosu, ABD-İsrail-İran Savaşı’nın başlamasından bu yana ilk açık oturumunu gerçekleştirdi ve Hürmüz Boğazı’nın İran tarafından yönetimine ilişkin önerilen mevzuatı görüştü. Parlamenterler, parlamentonun nisan ayında önerdiği “Hürmüz Boğazı ve Basra Körfezi’nin Güvenliğinin ve Sürdürülebilir Kalkınmasının Sağlanmasına Yönelik Stratejik Eylem Planı”nı gözden geçirdi. Parlamento tasarıyı onaylamadı veya metnini yayımlamadı.
Tasarının, İran’ın Hürmüz Boğazı üzerindeki kontrolünü resmileştirmeyi amaçladığı ve İran’ın boğaz üzerindeki kontrolünü güvence altına almak için şu anda attığı adımları temelden değiştirmeyeceği muhtemeldir. Ayrıca 180 parlamenter, hükûmetin tasarıyı uygulamasını sağlamak için bir denetim komitesi kurulmasını talep eden mektubu 14 Temmuz’da imzaladı.
İran, ABD ile yaşanan gerginliğin artmasıyla birlikte Kürt muhalif grupların rejim karşıtı faaliyetlerde bulunmasından duyduğu endişe nedeniyle İran-Irak sınırına asker konuşlandırmaktadır. Kuzey Irak topraklarında bulunan rejim karşıtı Kürt gruplar, Irak medyasına, İslam Devrim Muhafızları Ordusu’nun (İDMO) son haftalarda 3.000 “özel kuvvet” ile birlikte insansız hava araçları, topçu birlikleri ve tankları İran-Irak sınırına konuşlandırdığını bildirdi.
İran destekli Irak milislerinin, silahlarını bırakmadan önce Irak federal hükûmetinin gelecekteki ABD veya İsrail saldırılarına karşı koruma sağlaması ve Irak’taki ABD askerî varlığının sona ermesi de dâhil olmak üzere bazı güvenceler talep ettiği bildirilmektedir.
İran destekli Irak milis grubu Kataib Hizbullah, İran destekli Irak milislerinin İran ile ABD ve İsrail arasında yeniden başlayabilecek bir savaşa katılacağı tehdidinde bulundu.
Irak Başbakanı Ali ez Zeydi, ABD’de görüşmelerde bulunmaktadır. ABD ile Irak arasında güvenlik ve iş birliği anlaşmaları yapılacaktır. Irak Silahlı Kuvvetleri Sözcüsü Tümgeneral Sabah el Numan, ABD liderliğindeki koalisyonun Eylül 2026’da Irak’tan çekilmesinin ardından Irak’ın ABD ile yeni bir güvenlik iş birliği çerçevesi kuracağını duyurdu.
Hizbullah, Lübnan hükûmetinin silahsızlanma çabalarını geciktirmek için bir bilgilendirme kampanyası yürütüyor ve bu kampanyada Hizbullah, Lübnan Silahlı Kuvvetleri (LAF) ile iş birliği yapacağına ve Lübnan hükûmetinin silahsızlanma çabalarına başlamadan önce İsrail’in Lübnan’dan tamamen çekilmesi gerektiğine hükûmeti ikna etmeye çalışıyor.
DEĞERLENDİRME
ABD’nin İran’a yönelik saldırılarının gelecek günlerde artarak devam edeceği, İran yönetiminin direnişi sonunda rejim değişikliğine doğru gidilmekte olduğu görülmektedir.
Ateşkes, taraflara yeniden toparlanma ve güçlerini takviye etme imkânı verdiği gibi ABD’ye hedeflerini daha net analiz etme imkânı da vermiştir.
ABD, İran’ın Rusya ve Çin’den yardım almasını önlemek için tedbirler almaktadır.
İran halkının Mart 2026 ayına göre hükûmeti desteklemek yerine daha temkinli davranmaya başladığı, ekonomik durumun daha da kötüleştiği ve hükûmet karşıtı gösterilerin başlayabileceği beklenmektedir.
ORTA DOĞU BÖLGESİNDEKİ İRAN GELİŞMELERİ
İran, bölgesel gücünü Şii Hilali içinde kontrol ettiği Bağdat, Şam, Beyrut ve Sana gibi dört başkent ile ölçmeye başladı. Bu başkentlerden ilk kaybedilen, Esad rejiminin Aralık 2024 tarihinde sona ermesiyle Şam oldu. Suriye topraklarının kontrolünün kaybı, İran’ın Lübnan ve Akdeniz ile kara yolu bağlantısını da kopardı.
İsrail’in Hizbullah ile savaşı sırasında Genel Sekreter Hasan Nasrallah’ı öldürmesi ve Hizbullah’ın Suriye üzerinden uzanan ikmal hattını kesmesiyle başlayan gerileme süreci pekişti. Lübnan, İsrail ve ABD’nin 26 Haziran 2026 günü Washington’da imzaladıkları anlaşma ile Lübnan Silahlı Kuvvetleri, Hizbullah’ın silahlardan arındırılması için görevlendirilecek. 1989 yılındaki Taif Anlaşması ile yapılmak istenen husus, bu anlaşma ile sağlanmaya çalışılacaktır. Hizbullah, ABD’de imzalanan anlaşmayı tanımadığını açıklamış olsa da bu durum, Hizbullah’ın 1989 yılında silahlarını iade etmeyi reddettiği dönemde Lübnan adına savaştığını iddia etmesiyle aynı değildir. Bu defa Hizbullah’ın karşısında Lübnan Devleti’nin resmî güvenlik güçleri bulunacaktır.
Bağdat’ta Ali ez Zeydi Hükûmeti, devlet otoritesi dışında faaliyet gösteren tüm grupların silahlarını teslim etmelerini emretti. İran’ın Irak topraklarındaki unsurları, ileri savunma doktrininin bir parçası olarak İran tarafından finanse edilen, Suriye üzerinden diğer unsurlarla (Hizbullah-HAMAS) iletişim ve ikmal sağlayan yapıya sahiptir. Bahse konu gruplar gerek Irak’ta gerekse Lübnan’da devlet içinde devlet denilebilecek yapılar olup, bu hükûmetlerin dağıtmaya cesaret edemeyecekleri unsurlardır. Irak’ta Mukteda es-Sadr, mayıs ayı sonlarında birliklerini devlet otoritesi altına soktu ve cephaneliğini orduya teslim etti; bunu yapan ilk kişi oldu. Tahran’a yakın en büyük iki gruptan da benzer bir yolu izleyeceklerine dair işaretler geldi. Yalnızca Kudüs Gücü’ne en yakın katı çekirdek, yabancı güçlerin önce ülkeyi terk etmesi gerektiği gerekçesiyle direnmeyi sürdürüyor. Bağdat ise artık bu bahaneye bir bitiş tarihi koymuş durumdadır.
Yemen’de ABD ve İsrail hava saldırılarıyla yıpranan Husiler, savaşlarını Yemen’in içine yönlendirdi. Husiler, hem ABD ve İsrail’e hem de iç cephede hayatta kalma pahasına kendi varlığını sürdürmeyi tercih etmesiyle parça parça dağılıyor. Rejim içinde ise İran destekli örgütlerin liderleri, örgütün kendisinin feshedilmesini açıkça tartışmaya başladı. Şii Hilali, savaşı İran’ın uzağında tutmak için tasarlanmıştır. Ancak hilal içindeki en yakın iki başkent, milisler yerine devleti tercih etti ve doktrinin ihraç etmek üzere kurulduğu savaş şimdi içe dönmeye başladı. ABD, ateşkes sürecinde biriktirdiği güç ile İran’da Hürmüz Boğazı’nı açık tutmak, ablukayı devam ettirmek ve savaşın başlangıcındaki hedefi olan rejim değişikliğine yönelik hedeflerine ulaşabilmek amacıyla saldırılarını sürdürmektedir. Rusya ve Çin’in desteğiyle yıpratma savaşına dönüşen Hürmüz Boğazı ve Körfez’deki çatışmalar, savaşta yeni bir evrenin içinde olduğumuzu göstermektedir.


